KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2020
- Esas no
- 2018/2082
- Karar no
- 2020/3514
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15/02/2018
- Numarası
- 2016/396 Esas 2018/170 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Karar Metni
922 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vefat eden ...'ün ... plakalı araçla İzmir-Torbalı yönünde devam ederken, karşı yönden gelen aracın karşı şeride geçerek ... kontrolündeki araca kafa kafaya çarptığını ve kazada ...'ün vefat ettiğini, karşı araç sürücüsü ... 'ın kazada %100 kusurlu olduğunu, bu olay sonrası müvekkilinin büyük elem yaşadığını belirterek müvekkili için fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi itibari ile yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...
Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinden müteveffanın kaza sırasında nerede olduğunun tespit edilemediğini, İhtiyari Mali Mesuliyet Genel Şartları gereği sürücü, işleten ve yakınlarının taleplerinin teminat dışı olduğunu, bu durumda davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kazada kusur oranlarının tespiti gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu ifadeyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur oranlarının doğru tespiti gerektiğini, manevi tazminat talebinin zenginleşemeye yönelik olduğunu ifadeyle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıt kullanma belgelerinin tümüne sahip olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ifadeyle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile kazanın oluş şekli sunulan rapora göre kusur oranı dosyaya yansıyan SED araştırmaları ve tıbbi adli raporlara göre manevi tazminat davasında olayın davacıda yaşamı boyunca oluşturacağı acı ile birlikte, hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde (TMK'nun 4 md) 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayın vehameti göz önüne alındığında Mahkemece verilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olduğunu, daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir.
HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine dayanmaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır.
Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının düşük belirlendiği; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda takdiren davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenle.
HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/2082, K. 2020/3514, 17 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama