KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Esas no
- 2021/1636
- Karar no
- 2024/303
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 31/05/2021
- Numarası
- 2020/617 Esas - 2021/423 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Karar Metni
1.534 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği arasında 190 adet Araç Kiralama İşi Hizmeti Alımına Ait Sözleşme kapsamında ... plakalı aracın 01/04/2015 tarihli tutanak ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine teslim edildiğini, davalı ... Yönetim tarafından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile akdedilen sözleşme kapsamında davalının temin ettiği şoför davalı ... sevk ve idaresindeyken 27/03/2016 tarihinde ...
Bulvarı Unkapanı Köprüsü girişine çarpması sonucu araçta hasar meydana geldiğini, aracın kasko sigortacısı ...Sigorta A.Ş.ye hasar başvurusu yapıldığını, sigorta şirketi tarafından araçta meydana gelen hasarın yasaklanan miktardan fazla alkollü içki almış kişi tarafından kullanılması sırasında meydana gelmesi nedeniyle teminat dışı olduğundan tazminat talebinin reddedildiğini, kaza tarihinde ...'ın yapılan alkol muayenesinde yasal sınırın 3 katından fazla alkollü olduğunun tespit edildiğini, aracın yetkili servisince yapılan bakım ve onarımının 43.290,67 TL'ye mal olduğunu,
araçta yapılan onarım nedeniyle 3 ay süreyle kullanılamadığını ayrıca aracın değerinin düştüğünü, aracın bedelinin kasko sigortacısından alınmasına engel teşkil eden bir eylemde bulunması sebebiyle diğer davalı ...
Yönetimin ise adam çalıştıran sıfatıyla oluşan zarardan sorumlu olduklarını, bu nedenlerle araçta meydana gelen 43,290,67 TL hasar, 2.000,00 TL kazanç ve araçta oluşan değer kaybının tespiti ile şimdilik 5.000,00 TL olmak üzere toplam 50.290,67 TL'nin davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek MB avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 30.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin ve bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olarak tebliğ edildiğini, davanın davacının araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olması ve bu davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, B.K.66 madde gereğince müvekkilinin zarardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, dava konusu kazanın 27/03/2016 günü gece yarısı 02:00 sıralarında mesai saatleri dışında meydana geldiğini, işverenin işi görülürken gerçekleşmediğini,
zararlandırıcı olay %100 oranında kusurlu işçinin davranışı sonucu oluştuğuna göre nedensellik bağı kesilmiş olacağından istihdam eden davalı şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, personellerin yapacakları işle ilgili tüm talimatların Cumhurbaşkanlığı Ulaştırma Müdürlüğü tarafından verildiğini, davalı ile çalışan arasında çalıştırma ve bağımlılık ilişkisinin bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, davacı tarafça talep edilen hasar bedeli ve değer kaybı miktarlarının fahiş olduğunu,
kazanç kaybı talebi haksız olduğu gibi belirtilmiş olan 3 aylık onarım süresinin makul olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davalı ...yönünden davanın kısmen kabulü ile, 43.290,00 TL hasar bedeli, 30.000,00 TL değer kaybı ve 4.500,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 77.790,00 TL'nin haksız fiil tarihi 27/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kazanç kaybına ilişkin fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... A.Ş. yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davalı ... A.Ş. adam çalıştıranın veya organizasyon sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğunu, dosyada davalı ...
A.Ş. tarafından personel seçilirken, işiyle ilgili talimat verilirken, denetim veya gözetim göreviyle ilgili zararın doğmasını engelleyecek bir tedbir alındığına dair hiçbir delil sunulmadığını, bu yönde hiçbir delil yokken bu tarz bir karar verilmesi hatalı olduğunu, davalı ... A.Ş.
Cumhurbaşkanlığı kurumuna tahsis ettiği üstelik şoför olarak hizmet verecek personeli seçerken ve denetlerken gerekli özeni gösterdiğine dair hiçbir delil olmadığını, savunma da olmadığını, davalı şirket ile huzurdaki dosya ile aynı konuya sahip benzer dosyalar olduğunu, adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulması için soyut ifadelerden fazlasına ihtiyaç olduğunu, değer kaybı yönünden bozma öncesi ilamdaki gibi karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 20/10/2020 tarih, 2020/597 Esas ve 2020/3693 Karar sayılı kararı ile "..Somut olayda, zararı doğuran trafik kazasının 27/03/2016 tarih saat :02:00 'de gerçekleştiği görülmektedir.
Mahkemece davalı ...'nun görevli olduğu tarih ve saatler yönünden bir araştırma yapılmadan kaza saatinde işverenin işinin görüldüğü, işverenin emir ve talimatı dahilinde hareket edildiği sırada kazanın gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmadan davalı işveren Şirketin sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/18133 Esas ve 2019/7766 Karar sayılı ilamı)... dosyadaki fotoğraflar, kaza tespit tutanağı ve tüm belgeler incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine göre değer kaybının tespiti için yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesi kaldırılmasına karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 66. maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu;" Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir. Adam çalıştıranların sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3.
22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tabi tutulmaları doğrultusundadır. İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır.
İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder.
Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararından da anlaşılacağı gibi adam kullananın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, kullandığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir. Bu noktada, Borçlar Kanununun 66. maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur.
Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır.
Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğini bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez.
Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması nazara alınır. Somut uyuşmazlıkta davalı ...'ın ... A.Ş. Tarafından 7/24 saat esasına göre şoför olarak görevlendirildiği, davalı ... A.Ş. tarafından aracın kaza anında görevde olmadığı belirtilmiş ise de aracın davalı ...'ın kullanımında iken kazanın meydana geldiği açıktır.
Davalı ...'ın izin, rapor, hastalık gibi nedenlerle görevde olmadığının da dosya kapsamında ispat edilmediği nedenle davalı ... A.Ş.'nin TBK 'nın 66.maddesi kapsamında adam çalıştıranın sorumluluğu nedeni ile sorumluluğu olduğu gözetilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Dosya kapsamında davacının değer kaybı yönünden ıslah ettiği miktar üzerinden kabul kararı verildiği reddedilen miktar bulunmadığı nedenle bu yöne ilişkin istinafı yerinde değildir.
Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/1636, K. 2024/303, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama