KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1097
- Karar no
- 2024/2194
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 25/11/2021
- Numarası
- 2021/297 Esas - 2021/1118 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili sigorta şirketine ... numaralı zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı olan "..." plaka sayılı sürücüsünün kaza yapması sonucu ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini, sigortalı araç sürücüsünün kaza esnasında alkollü olması sebebiyle müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen hasar tazminatının Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca, takibe ve tüm işlemlere itiraz ederek takibi durdurduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket adına kayıtlı ...' plakalı araç dava dışı ... kullanımında iken kaza yaptığını, kazanın oluşumunda alkolün etkisi olmadığını, bununla beraber taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerektiğini, tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı veremeyeceğini, kazaya neden olan araç karşı taraf aracı ... plakalı araç olup kusurlu olduğunu, bu yönde inceleme yapılmasını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortalı aracın alkollü sürücü tarafından sevk ve idare edildiği esnada kazanın meydana geldiğini, olayda münhasıran alkolün etkisi olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporuna ayrıntılı olarak itiraz edilmiş olmasına rağmen bu itirazları karşılanmaksızın hüküm verildiğini, bu durumun yerleşik yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olup;
kararın bu suretle ile de kaldırılması gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi heyetinin HMK’ya aykırı olarak teşekkül ettiğini, bu şekilde oluşturulan bir heyetçe düzenlenen raporun hükme esa alınmaması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ZMSS poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur.
ZMSS Poliçe Genel Şartları'nın 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.
Somut olayda, trafik kazası sonrası tutulan kaza tespit tutanağında davalıya ait araç sürücüsünün 1,10 promil alkollü olduğunun belirtildiği görülmektedir.Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.
Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporun iki kişiden oluştuğu görülmektedir. HMK'nın 267. maddesine göre "Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmü getirilerek birden fazla bilirkişi atanması halinde heyetin tek sayıda olması gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda bilirkişi kurulu oluşturulması halinde en az üç kişiden oluşturulması gerekirken Mahkemece iki kişilik bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bu durumda mahkemece İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle,kazanın oluşumunda kusur durumu ayrıca kazanın oluş şekli, yol, hava vs. koşullar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeni bir rapor alınması,
ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1097, K. 2024/2194, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama