KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2025
- Esas no
- 2022/1280
- Karar no
- 2025/43
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 07/02/2022
- Numarası
- 2019/477 Esas - 2022/102 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.142 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
26.09.2016 tarihinde müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın karışmış olduğu, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında dava dışı araç sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın poliçe genel şartlarına ve KTK'na aykırı bir şekilde alkollü şekilde kullandığını, sürücünün kaza sırasında 1.30 promil alkollü olduğunu, kaza nedeniyle dava dışı ... yaralanmış olup, müvekkili şirket tarafından dava dışı ...'a ödenmiş olan 33.095,39 TL maluliyet tazminatının tahsili için araç maliki olan davalı...
Tic. Ltd. Şti'ne rücu hakkı doğduğunu, bu nedenle 29.04.2019 tarihinde...
Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak ödeme emrine davalı borçlu şirket tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluş biçimi ve kaza tutanaklarında detaylı belirtilmediğinden ve kusur oranları yanlış değerlendirildiğinden tarafların gerçek kusur oranları ve sorumluluklarının net bir şekilde ortaya konamadığı,
müvekkiline ait aracı kullanan ...'in alkollü olması ile kazanın oluşumu arasında nedensellik bağının bulunmadığını, kaza sırasında müvekkili şirkete ait aracın kimseye çarpmadığını, zararın diğer iki aracın çarpışması sonucu meydana geldiğini, ...
Komisyonu hakem kararına göre müvekkil için % 35 kusur oranı tespit edildiğini, buna göre müvekkiline ait aracı kullanan şoförün kusurunun diğer sürücülerden daha az olduğunu, illiyet bağının kurulmamış olmasından dolayı sigorta şirketinin böyle bir talepte bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin bu kazada trafikte kural ve limitlere uyan bir sürücü olarak feri olarak zarara uğrayan taraf olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,
"Davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda tayin edilmiş kusur oranlarının eksik inceleme sonucunda hatalı yapıldığını, dolayısıyla mahkemece raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, kazanın münhasır alkol etkisinde meydana gelmemesi davacı müvekkili şirketin alacağını tahsil etmesini engellemeyeceğini, yeni değişiklik kapsamında kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün belirli promil alkollü olmasının yeterli olduğunu, bilirkişilerin uygun illiyet bağını araştırmaksızın;
yüksek promil alkollü, bilinç kaybı yaşayan ve ...'ın yaralanmasına sebep olduğu kaza sonucunda bilirkişiler kendileriyle de çelişip salt alkolün etkisinin olduğunu yazıp alkollü sürücüye tali kusur atfı yapmışlarsa da, yerel mahkemece alkolün salt etkisinin olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, bu husustaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin, ...'in asli ve tam kusuruna denk gelecek şekilde yaralanan ...'a maluliyet tazminatı ödemesi yaptığından yeniden yargılama yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava,
yaralamalı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat bedelinin teminat dışı olması iddiasıyla sigortalısından rücuen tazmini istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 26/09/2016 günü saat saat 03:40 sıralarında,
dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı çekici (... plakalı yarı römork takılı) ile yerleşim yerinde gece vakti aydınlatma bulunan D-100 Karayolunu takiben Zümrütevler istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde fren ile birlikte sol şeride yöneldiği sırada, römorkun sağ yan kısımları ile,
dava dışı sürücü ... yönetimindeki sigortalı ... plaka sayılı aracın arka sol kısımlarına çarpmasını takiben aynı istikamette sol şerit üzerinde seyir halinde olan dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyonetin ön kısımları ile ... plakalı çekiciye takılı ...plakalı yarı römorkun arka sol kısımlarına çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.Dava, trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur.
ZMSS Poliçe Genel Şartları'nın 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.Somut olayda, davalının trafik sigorta poliçesini temin eden davacı sigorta şirketi,
sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle yaralanan ...'a ZMMS poliçesi kapsamında 33.095,39 TL ödeme yapmıştır.Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.
Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, sigorta uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması,
sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında; taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez.
Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir.Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecekse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir.
Bu kapsamda alkollü araç kullanma sebebiyle oluşan bir rizikoda sigorta tazminatı ödeyen sigortacı kendi sigortalısına rücu ederken TTK 1281. madde uyarınca böyle bir durumun varlığını ispat ile yükümlüdür.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması,
sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağının kabulü gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.Somut olayda: İlk Derece Mahkemesince içlerinde nöroloji uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince düzenlenen raporda olayda sigortalı araç sürücüsünün %30 kusurlu olduğu tespit edilmiş olduğundan olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği asli kusurun dava dışı ... plaka sayılı çekici (... plakalı yarı römork takılı) sürücüsü...'da olması nedeni ile mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1280, K. 2025/43, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama