KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2024
- Esas no
- 2022/238
- Karar no
- 2024/1009
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 10/11/2021
- Numarası
- 2021/7 Esas - 2021/664 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Karar Metni
878 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı ...
Sigorta A.Ş. nezdinde trafik sigortası yapılan ... plakalı araç ile müvekkiline ait ... plakalı motosiklet 19/12/2019 tarihinde kazaya karıştığını, kaza nedeniyle müvekkiline ait motosiklette hasar meydana geldiğini, meydana gelen hasar neticesinde müvekkiline ait motosiklette değer kaybı da yaşandığını, hasar dosyasında bulunan belgelerden de anlaşılacağı üzere kazaya, davalı şirket nezdinde trafik sigortalı araç sürücüsü neden olduğunu,
fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacakları olan hasar bedeli tazminatının şimdilik 5.000-TL’lik kısmının ve belirsiz alacak olan değer kaybı bedeli tazminatının şimdilik 1.000-TL’lik kısmının muaccel olduğu tarihten bu yana işleyecek yasal faizi ile birlikte ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceğinden davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, davaya konu taleplerin sahte hasara dayalı haksız ve mesnetsiz talepler olduğu,
dosyaya sunulan ekspertiz, araştırma ve teknik raporlarla sabit bulunduğundan haksız davanın reddi gerektiğini, her halükârda ve kabul anlamı içermemek kaydıyla davacının talep ettiği tazminatın miktar bakımından da kabulü mümkün olmadığını, müvekkili sigorta şirketi ancak ZMS sigortası genel şartlarında öngörülen şekilde belirlenecek gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, her halükarda müvekkili sigorta şirketinin değer kaybından sorumlu olup olmadığının, sorumlu ise değer kaybının ne şekilde hesaplanacağının, ZMMS sigortası genel şartları esaslarına göre belirlenmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne, davacının talep ettiği 39.000,00 TL'nin 20/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, değer kaybı yönünden davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı yönündeki dava şartı itirazlarının hiç değerlendirilmediğini, ekspertiz teknik raporu ve araştırma raporu ile bilirkişi raporu arasındaki hasarın kaza ile uyumlu olup olmadığı ve hasarın miktarı konularında çelişki bulunduğundan, çelişkiler giderilmeden kurulan hükmün eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmaması, raporun genel yoruma dayalı hatalı değerlendirmeleri ihtiva etmesi ve somut olayla çelişkili olması,
dosyaya sunulan ekspertiz, araştırma ve teknik raporlarla bilirkişinin görüşlerinin yerinde olmadığının sabit olması nedenleriyle hatalı bilirkişi raporuna dayalı eksik inceleme neticesinde verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana geliş şekli yönünden yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, savcılığın delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair verdiği kararına karşı müvekkili şirketçe kanun yararına bozma talebiyle adalet bakanlığına başvuru yapıldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.11.2020 tarih, 2017/17-1102 E. ve 2020/905 K. sayılı kararında "...Davacıya ait, davalıya kasko sigortalı araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı, aracın onarımının olanaklı olup olmadığı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli değildir. Sonuç, 6100 sayılı HMK’nın 266 vd. maddeleri ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3/3. maddesi uyarınca yapılacak teknik bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacaktır.
Eş söyleyişle davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan hasar bedelinin varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabileceğinden davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir." yönünde karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak belirsiz alacak davası açabilecektir.
Mahkemece hükme esas alınan kusur ve hasar bilirkişi raporlarında, aracın hasar tespitine ilişkin hasar tespiti ve değer kaybına ilişkin değerlendirilme gerekçelerinin yetersiz olduğu, hasara ilişkin fatura kalemlerinin kaza ile uyumu ve gerekliliği ve miktarları yönünden tek tek değerlendirme yapılmadığı, ayrıca kusura ilişkin değerlendirmenin kaza tespit tutanağı ile çelişkili olduğu, hasarlı bölgeler ile uyumlu olup olmadığının çerçevesinde tartışılmadığı, kaza sonrası sürücülerinin beyanları değerlendirilerek tartışılmadığı görülmektedir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamıda değerlendirilmek suretiyle, teknik verileri gösterir, bu verileri yorumlar mahiyette ve bu yorumların nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarını karşılar nitelikte kusur ve hasar raporu alınarak tüm dosya kapsamına göre karar verilmesi olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/238, K. 2024/1009, 11 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama