KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/243
- Karar no
- 2024/956
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/08/2020 (Dava) - 08/06/2021 (Karar
- Numarası
- 2020/394 Esas - 2021/488 Karar
- Dava
- Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı
- Bam karar tarihi
- 12/06/2024
- Karar yazım tarihi
- 12/06/2024
Karar Metni
1.781 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/394 Esas-2021/488 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ...Ş tarafından zorunlu trafik sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın, maliki müvekkili olan ... plakalı araca 01/08/2019 tarihinde çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, taraflarca tanzim edilen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere kazada tam kusurlu olan aracın ...
A.Ş tarafından trafik sigortalı olduğunu, müvekkilinin aracında oluşan hasarın tespiti için ekspertiz incelemesi yaptırıldığını ve 43.667,90 TL hasar tespit edildiğini, zararın tazmini için KTK'nın 97.maddesi uyarınca davalı ... şirketine başvurduklarını, hasar dosyası açılmasına rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, dosyanın sürüncemede bırakıldığını, işbu davayı açma zorunluluklarının doğduğunu, davalı sigortalı araç sürücüsünün kusurlu eylemiyle müvekkiline ait araçta maddi hasar meydana geldiğinden,
haksız eylemle zarar gören müvekkilinin zararının tazminini isteme hakkına sahip olduğunu, rizikonun teminat dışı kaldığına ilişkin ispat yükünün sigorta şirketine ait olduğunu, kaza tarihi itibariyle maddi kazalarda araç başına teminatın 39.000,00 TL olduğunu, sigorta şirketinin gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin aracında bilirkişi incelemesine göre değer kaybı zararı olduğunun tespiti halinde davalı ... şirketinin bundan da sorumlu olacağını,
kusur dağılımı yargılamayı gerektirdiği ve hasar bedeli likit olarak kabul edilmediği için davanın HMK'nın 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL hasar bedeli ve 50,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere 100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırımı ile de hasar tazminatı isteminin 39.000-TL'ye çıkarıldığı anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalının davaya cevap vermediği, ancak ilerleyen aşamalardaki beyan dilekçesinde davalı vekili özetle; mezkur davadan önce davacı tarafından müvekkili şirkete karşı Sigorta Tahkim Komisyonu 2020.E.106761 sayılı dosyasında aynı kazadan kaynaklı değer kaybı davası açılmış olup, başvurunun kabulüne karar verildiğini, müvekkili şirketçe gerçekleştirilen 5.000,00 TL değer kaybı ödemesinin mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun kaza tarihinde 39.000,00 TL poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafa 5.000,00 TL ödendiğini, 39.000,00 TL – 5.000,00 TL = 34.000,00 TL ek bakiye alacak mevcut olduğunu,
Sigorta Tahkim Komisyonun 2020.E.106761 sayılı dosyasında alınan gerekçeli kararı dilekçe ekinde sunduklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulması durumunda müvekkili şirket tarafından bu 34.000,00 TL ek bakiye tazminatın davacı tarafa ödenebilmesi için genel şartlar uyarınca, başvuru sahibinin araca ait çekme belgesini dosyaya ibraz etmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "....Alınan rapora davacı tarafça itiraz edilmiş ise de dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde araç sürücülerinin kendi aralarında tuttukları 01/08/2019 tarihli kaza tespit tutanağına göre dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın ön kısımları ile önünde ve aynı istikamette seyir halinde olan ve davacı tarafça sevk idare edilen ... plakalı aracın sağ arka köşe kısımlarına çarpmasının etkisi ile davacı aracının dönen kavşaktaki kaldırıma çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği,
davalı tarafa ZMMS ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün seyir halinde iken dikkatini gereği gibi yola ve seyri yönüne verip aracın hızını yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığı gibi görüş mesafesinin açık olduğu durumda öndeki davacı aracı ile takip mesafesini korumaya özen göstermeyerek davacı aracına arkadan çarpması şeklindeki eylemiyle 2918 sayılı yasanın 84. maddesini ihlal ettiğinden bahse konu kazada ...'nın tam kusurlu olduğu, davacının ise söz konusu kazada kazaya önlemek adına önlem alma imkanı bulunmadığından ve herhangi bir kural ihlali yapmadığından kusursuz olduğu,
dosya kapsamında sunulan sigorta bilgi ve gözetim merkezinin cevabi yazısı göz önüne alındığında; yargılama konusu kazadan evvel davacı aracının 13 adet trafik kazasına karıştığı, bunlardan en sonuncusunun 26/07/2019 tarihinde meydana geldiği, ayrıca yine davaya konu kaza tarihinden sonra davacı aracının 3 adet kazaya karıştığı, bunlardan ilkinin 25/08/2019 tarihinde olduğu, davaya konu trafik kazasında davacı aracının arka ve ağırlıklı olarak ön kısımlarından kazaya karıştığı görülmekte ise de bu kazadan 5 gün evvelinde 26/07/2019 tarihinde karışılan trafik kazasında da aracın ön kısımlarından komple hasarlandığı,
bu hasarın dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere ön kısımlara yönelik hasar bedelinin 51.145,29 TL olduğu, bu tutara yönelik hasarlanan parçaların davaya konu kaza tarihi göz önüne alındığında 5 gün içerinde tamamlanarak aracın yürür hale gelmesinin mümkün gözükmediği yönündeki bilirkişi kanaatinin mahkemece de benimsendiği, ayrıca bahse konu 26/07/2019 tarihindeki kazada davacı aracının km'sinin 94.471'de olduğu,
mevcut davaya konu kaza tarihinde ise aracın km'sinin 96.721'de olduğu görülmekle 5 gün içerisinde bu hasarın tamamlanarak aradaki km farkı kadar yol katedilmesinin de mümkün gözükmediği yönündeki bilirkişi kanaatinin mahkemece benimsendiği hususları göz önüne alınarak;
davaya konu trafik kazasına yönelik kaza tespit tutanağında belirtilen şekilde gerçekleştiğinin mümkün olmadığı ve davaya konu araçtaki hasarın başka bir şekilde, başka yer ve zamanda olduğu anlaşılmakla, raporun konunun uzmanı bir bilirkişi tarafından düzenlenmiş olması ve içeriğinin benimsenmiş olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu hususta yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı ve mevcut raporun hükme esas alınmasına karar verildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
her ne kadar 01/08/2019 tarihinde yukarıda oluş şekli belirtilen trafik kazasından kaynaklı davacı tarafça hasar bedeli ve değer kaybından kaynaklı işbu dava açılmış ise de, davaya konu trafik kazası neticesinde davacı aracının uğradığını iddia ettiği zarar tarihinden 5 gün önce yine davacı aracının karışmış olduğu 26/07/2019 tarihli trafik kazası neticesinde davacı aracının komple ön kısımlarından hasarlandığı ve hasar bedelinin 51.145,29 TL olarak belirlendiği ve bu hasarın onarımın yapılarak 26/07/2019 tarihindeki km'den mevcut davaya konu kaza tarihindeki km'ye kadarki fark olan 2.250 km'lik yol yapılmasının teknik olarak mümkün
gözükmediği yönündeki bilirkişi kanaatinin dosya kapsamı ile yerinde olduğu ve dolayısıyla araçtaki iddia edilen hasarın tutanakta belirtildiği şekilde gerçekleşmesinin isabetsiz olduğu, bu hasarın başka bir şekilde başka yer ve zamanda olduğuna kanaat edinildiği anlaşılmakla ve ayrıca ve dolayısıyla davacı tarafça davalıdan gerek hasar bedeli, gerek değer kaybına yönelik talepte bulunulamayacağı kanaati ile açılı DAVANIN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından, "....Mahkemenin somut gerçeklikten uzak, varsayımsal kanaatini hükme esas alarak iddia edilen hasarın tutanakta belirtilen şekilde gerçekleşmediğini kabul ettiğini, ancak bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere hasar değerlendirilmesi yapılırken bilirkişi tarafından yetki sınırları aşılarak teknik incelemeden ziyade varsayımsal yaklaşımla, dava konusu kazadan 5 gün öncesinde başka bir kazaya karıştığı, hasarın tutanakta belirtilen şekilde gerçekleşmesinin mümkün olmayacağı bahse konu hasarın başka bir şekilde, başka yer ve zamanda olduğu kanaatine varıldığının belirtildiğini,
hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, toplam iki kaza arasında aracın 2.250 km yol yaptığının tespit edildiğini, dolayısıyla dava konusu kazadan önce gerçekleşen hasara ilişkin onarımının tamamlandığı,
tamamlanmaması halinde mevcut hasar ile söz konusu aracın iki kaza arasında oluşan kilometreyi yapamayacağının izahtan vareste olduğunu, toplanılan deliller arasında kazanın oluşumunun aksine dair hiç bir delil mevcut değilken dava konusu kazaya ilişkin hasarın bilirkişi tarafından önceki hasarın onarılmasının 5 gün içerisinde mümkün olmamasından bahisle belirtilen şekilde olamayacağına kanaat getirilmesinin yerinde olmadığını, kaza tutanaklarının aksi ispat oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğinde olup aksinin ispat yükünün de davalı ... şirketinde olduğunu,
dolayısıyla bilirkişi tarafından mevcut delil durumuna göre kaza tutanağında belirtilen şekilde kazanın gerçekleştiğinin kabulü ile hasar değerlendirmesi yapılması gerektiğini, teknik raporu kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte rapora göre kazayla hasar uyum göstermese bile bu durumun sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, davalı tarafın kazanın oluşumuna dair bir iddiasının da söz konusu olmadığını, kaza tutanağının aksine dosya kapsamında hiçbir somut delil bulunmadığını, kazanın kaza tutanağında belirtilen şekliyle gerçekleştiği kabul edilerek hesaplanan zarardan davalının sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini,
yeterli somut delil bulunmamasına rağmen varsayım ile hasarın kazada kusurlu olan aracın ZMMS poliçesi kapsamında davalıdan talep edilemeyeceğinin kabulü hukuka aykırı olduğundan kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli ve değer kaybı istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı tarafa ait aracın karıştığı trafik kazası neticesinde tarafların kendi aralarında trafik kaza tespit tutanağı düzenledikleri, davacının davadan önce davalıya başvuruda bulunduğu, ancak ödeme yapılmadığı gerekçesiyle işbu davayı açtığı, davalı ... şirketi tarafından davaya cevap verilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece otomotiv konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alındığı, bu raporda; kaza ile hasarın uyumsuz olduğu, davacı aracının dava konusu kazadan önce 13 adet ve sonrasında 3 adet kazası olduğu, kaza tarihine yakın ve aynı nitelikte hasarlı kazalar olup bu kadar kısa sürede tamir edilip trafiğe çıkma olasılığının bulunmadığı, hasarın önceki kazalara ait olup işbu davada davalıdan tazmininin istendiğine dair kanaat oluştuğu yönünde görüş bildirildiği, ancak mahkemece aksi kanaatte olunması ihtimaline karşı da hasar hesaplaması yapılarak aracın pert olarak kabul edileceği ve buna göre gerçek zararın 40.000-TL olacağının bildirildiği,
davacı tarafça bu rapora itiraz edildiği, davalı tarafça süresinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, davacı vekilinin sunduğu talep arttırım dilekçesi ile sigorta poliçe limiti uyarınca hasar bedeli isteminin 39.000-TL'ye çıkarıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki ilk kanaat doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece tek otomotiv bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kabul eksik incelemeye dayalı olmuştur. Hasarın teminat dışı olduğunun davalı ... şirketi tarafından somut deliller ile ispat edilmesi gerekmekte olup, hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli teknik ve bilimsel değerlendirmeyi içermediği gibi, davacı vekilinin ayrıntılı ve gerekçeli itirazlarını karşılayacak şekilde yeniden rapor da alınmadığı görülmektedir.
Mahkemece yapılması gereken iş.
İTÜ veya Karayolları Fen Heyetinden kaza ve hasarı, önceki kazalara dair dosya kapsamına alınacak olan tüm delilleri hep birlikte değerlendirip, itirazları da karşılayacak şekilde değerlendirecek surette ve yine hasar tutarına dair itirazları da karşılayacak şekilde yeniden rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisinden ibaret olup, ayrıca beyanlarda geçen sigorta tahkim heyeti kararları da araştırılıp dosya arasına alınarak mükerrer ödemeye neden olunmayacak surette hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/394 Esas - 2021/488 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/243, K. 2024/956, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama