KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2025
- Esas no
- 2022/2551
- Karar no
- 2025/1845
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 08/09/2022
- Numarası
- 2021/878 Esas - 2022/778 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.324 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde de özetle: 15.07.2019 tarihinde Sürücü ...' ın idaresindeki, davalının maliki olduğu ve müvekkil şirket nezdinde KZMS Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu ... plakalı araçta hasar meydana geldiği, davacı müvekkil tarafından ... plakalı araç için 26.10.2019 tarihinde 9.947,00 TL tazminat ödendiği, kazada sigortalı araç sürücüsü ...'ın aracın 0,64 promil alkollü olduğunun tespit edildiği,
davacı müvekkilin ödediği tazminatla ilgili olarak Sigorta Genel Şartları uyarınca, sigortalı aracın maliki olan davalıya karşı rücu hakkı olduğundan davalı aleyhinde Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesi ile % 20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın davaya dahil edilmesini talep ettiği, dava konusu kazanın oluşmasında müvekkili şirket adına kayıtlı olan aracı kullanın sürücünün kusurunun olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, trafik kazası sonucunda uğranılan zararın parasal karşılığının bilirkişi vasıtası ile tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Yerel Mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının ve kusur durumuna yönelik Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması talebinin değerlendirmeyerek eksik inceleme ile hatalı bir karar verildiğini, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda Adli Tıp Kurumu ve yahut üniversitelerin ilgili bölümlerinden oluşturulacak heyetten rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan raporda nöroloji uzmanı bilirkişi de hatalı tespitlerde bulunmuş olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, alkol,
düşük dozlardan başlayarak özellikle motor davranışların da koordinasyon bozukluğuna ve algısal süreçlerde bozulmalara neden olduğunu ayrıca kişinin duygu durumunu ve psikolojik süreçlerini de etkilediğini, kişideki uyku hali ve gevşeklik, direksiyon, fren ve vitesi doğru kullanmayı engellediğini, hız tahmini ve kıyaslaması zayıflarken mesafe algısı da tümüyle bozulduğunu, kişi alkol etkisi altında öndeki ya da arkasındaki araç ile arasında olan mesafeyi fazla, altındaki aracın süratini ise çok az olarak tahmin edebildiğini,
somut olayda da 0,64 promil alkollü olan sigortalı kamyonet sürücüsünün alkolün olumsuz etkisi altında güvenli sürüş kabiliyetini kaybettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunu tanzim eden heyet, yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı şekilde oluşturulduğunu, heyette sigorta uzmanı dahi bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava; maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, rücuen sigortalısından tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 15.07.2019 tarihinde sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki, davalının maliki olduğu ve davacı nezdinde ZMMS Poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu ... plakalı araçta hasar meydana geldiği,
davacının ZMMS poliçesi kapsamında ... plakalı araç için 26.10.2019 tarihinde 9.947,00 TL tazminat ödendiği, sigortalı araç sürücüsü ...'ın yasal sınırın üzerinde alkollü olduğundan yapılan ödemenin teminat dışı olduğu iddiasıyla rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline dayandığı anlaşılmıştır.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur.
ZMSS Poliçe Genel Şartları'nın 4. maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.
Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması,
sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.Yargıtay HGK'nun 11.05.2011 tarih, 2011/17-182 Esas ve 2011/294 Karar sayılı kararında "... taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez.
Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. ...Yerel Mahkemece nörolog, hukukçu ve trafik uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda davacının salt alkolün etkisi altında kalması dolayısıyla kazanın ortaya çıktığı belirtilmiş ise de bu tespit olayın yukarıda özetlenen oluşumu ve dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır.
Alkollü olmayan bir sürücü de kavşakta geçiş önceliğine uymama nedeniyle kazaya sebep olabilir. Kaldı ki, davacının sigortalısı olayda %75 oranında kusurlu olup, ... plaka sayılı araç sürücüsünün de olayın meydana gelmesinde %25 oranında kusuru bulunmaktadır. Açıkça görüleceği üzere ve yukarıda değinildiği gibi kaza, tek başına davacı şirket sigortalısı araç sürücüsünün alkollü olmasının etkisiyle meydana gelmemiştir.
Olayda bu etmen yanında sigortalı araç sürücüsünün kavşakta geçiş önceliğine uymaması ve diğer araç sürücüsünün kavşağa aracın hızını azaltmadan girmesi şeklindeki davranışlar da rol oynamıştır.
Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken; olayın oluş şekline, dosya içeriğine ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına aykırı bulunan bilirkişi raporundaki görüşlere itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. ..." yönünde karar verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan emekli emniyet müdürü adli trafik uzmanı bilirkişi ve nörolog bilirkişiden alınan raporda: ... plakalı otomobil sürücüsü dava dışı ...'nın %75 oranında asli, sigortalı ... plakalı ticari kamyonet sürücüsü dava dışı ...'ın %25 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilerek bildirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun iki kişiden oluştuğu görülmektedir.
HMK'nın 267. maddesine göre "Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmü getirilerek birden fazla bilirkişi atanması halinde heyetin tek sayıda olması gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda bilirkişi kurulu oluşturulması halinde en az üç kişiden oluşturulması gerekirken Mahkemece iki kişilik bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.O halde İlk Derece Mahkemesince, tüm bu hususlar göz önünde tutularak dosyada bulunan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu anlaşıldığından İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek iki trafik uzmanı ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle, kazanın oluşumunda kusur durumu ayrıca kazanın oluş şekli, yol,
hava vs. koşullar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeni bir rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre davacının işlemiş faiz talebi de bulunduğundan kabul edilen alacak için temerrüt tarihi ile icra takip tarihi arasında işlemiş faiz miktarı bakımında da bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840.
YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212. YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18. YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713. YHGK 10.12.2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları).Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/2551, K. 2025/1845, 3 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama