KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/481
- Karar no
- 2024/1568
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12/10/2021
- Numarası
- 2018/458 Esas - 2021/722 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Dava tarihi
- 08/02/2018
Karar Metni
1.394 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkillerinin murisi ...'in 04/10/2016 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ve diğer davalı .... A.Ş.'nin maliki olduğu ... plakalı çöp kamyonunun çarpması sonucu vefat ettiğini, ceza mahkemesinde yapılan yargılamanın halen devam ettiğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılarak 38.000,00 TL tazminat bedelinin dava dışı ... A.Ş.'den, 19.000,00TL tazminat bedelinin ise ...
A.Ş.'den tahsiline karar verilmesinin istendiğini, taleplerinin reddine karar verildiğini, olayın meydana gelmesinde davalı ...'ın asli kusurlu olduğunu, murisin davacılara her ay muntazaman maddi yardımda bulunduğunu, olay nedeni ile müvekkilerinin bu maddi destekten yoksun kaldıklarını, ayrıca cenaze masraflarının da davacılar tarafından ödendiğini, öz kardeşlerini kaybettiklerinden dolayı derin elem ve keder duyduklarını ruhsal bakımdan sıkıntıya düştüklerini belirterek toplam 3.000,00 TL maddi, her bir davacı için ayrı ayrı 19.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Üsküdar Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle: hizmet kusurundan kaynaklanan uyuşmazlıkların İdari Yargıda görülmesi gerektiğini, davacıların taraf ehliyetine sahip olduklarına yönelik mirasçılık belgesinin ibrazı gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hangi sebeplere dayanıldığının somut olarak ortaya konması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ....
Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: Sigorta Tahkim Komisyonunun 2017.E.43917. K-2018/1192 sayılı 09/01/2018 tarihli kararı ile müvekkili şirket aleyhine yapılan başvurunun, başvuranın tazminat hakkı olmadığından reddine karar verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., .... A.Ş. ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacıların ...
A.Ş. aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017.E.43918 K-2018/1193 sayılı dosyası üzerinden manevi tazminat tahsili talepli başvuruda bulunduklarını, aynı zamanda ...Şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017.E.43917, K-2018/1192 sayılı dosyası üzerinden de maddi tazminat (destekten yoksun kalma ve cenaze giderleri) talepli başvuruda bulunduklarını, davacıların yapmış olduğu başvuruların yargılama neticesinde reddedilerek,
verilen kararın kesinleştiğini, davanın öncelikle kesin hüküm sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacıların tüm taleplerinin dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın aktif husumet bulunmadığından reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın açılış şekline istinaden davacılar yönünden soybağının ispat edildiğini, müteveffanın destekleri olduğunu, davacıların bu durumu dikkate alınarak mahkemenin karar vermesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik incelemeye ve araştırmaya dayalı karar verildiğini, mahkemenin maddi tazminat, destekten yoksun kalma,
cenaze masrafları ile maddi tazminat yönünden davanın reddine karar vermesinin hak ihlali doğurduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda:Somut uyuşmazlıkta davacılar, trafik kazası sonucu vefat eden müteveffa ...'in mirasçıları olduklarını ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir.
Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur.
İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir.İstanbul Anadolu 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 09/02/2021 tarih, 2016/865 Esas ve 2021/155 Karar sayılı kararı ile davacılar ile müteveffa ... arasında mirasçılık yönünden soy bağı bulunmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre.
Davacılar müteveffa ...'in destekleri olduğunu, öldüğü tarihe kadar kendilerine maddi ve manevi yardımlarda bulunduğunu, her ay muntazaman para verdiğini, ölümü ile desteğin yardımından yoksun kaldıklarını, desteğin ölümü ile ruhsal sıkıntıya düştüklerini, manevi yönden zarara uğradıklarını iddia etmiş iseler de müteveffa ... ile davacılar arasında soy bağı bulunduğunun ayrıca müteveffa ...'in öldüğü tarihe kadar davacılara maddi ve manevi destekte bulunduğunun ispat edilemediği,
müteveffa ...'in farazi destek sayılacak kişilerden de olmadığı anlaşıldığından davacıların müteveffa ...'in trafik kazası neticesinde ölümüne bağlı olarak destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası açma konusunda aktif husumetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni gereği resen yapılan incelemeye göre.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır ( HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir (6100 sayılı HMK m.115/2).HMK'nın 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Konuya ilişkin Yargıtay HGK'nun 2019/(7)9-759 Esas ve 2021/1663 Karar sayılı kararında " Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir def’i değil itirazdır.
Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir.
Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararı).
Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukukî istikrar ve güvenliği tesis etmektir." açıklamasına yer verilmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonunun 12/05/2017 başvuru tarih -2017.E.43918 sayılı uyuşmazlık hakem kararının incelenmesinde; destek ...'in 01/04/2016 tarihli kazada vefatı nedeniyle ...'nun kazaya sebebiyet veren aracın kasko sigortacısından maddi ve manevi tazminat talebinde bulundukları, vefat eden ... ile başvuru sahipleri arasında desteklik ilişkisinin kurulamadığı gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu kararına karşı, itiraz yoluna başvurulmadığından kararın kesinleştiği görülmüştür.
Somut olayda davalı ... A.Ş. bakımından Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 12/05/2017 başvuru tarih -2017.E.43917 Esas sayılı 09/01/2018 tarih ve 2018/1192 karar sayılı kararı, kesin hüküm teşkil ettiğinden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan HMK'nın 355. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/481, K. 2024/1568, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama