KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/599
- Karar no
- 2024/1506
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 29/12/2021
- Numarası
- 2020/893 Esas - 2021/1219 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.867 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çocuğu ... davalı ...' un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu 06.05.2016 tarihinde öldüğünü, trafik kazasının müteveffanın yolda yürürken meydana geldiğini, ceza yargılamasında davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiğini, ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalının %40 kusurunun tespit edildiğini, söz konusu aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS Poliçesiyle sigortalanmış olduğunu, davacının çocuğunun muhtemel maddi desteğinden yoksun kaldığını,
müteveffanın ölümüyle derin üzüntü ve acı yaşadıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı ...'dan olmak üzere olay tarihinden işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve teminat limitiyle sınırlı olduğunu, dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 15.04.2016 / 2017 vadeli ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacıdan başkaca hak sahiplerinin varlığının araştırılması ve varsa paylarının hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'un cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Açılan maddi tazminat davasının kabulü ile, 47.490,21TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 06.05.2016 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 29.07.2016 tarihinden itibaren (sigorta poliçe limitiyle sınırlı kalmak şartıyla) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 70.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.05.2016 tarihinden itibaren, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davalı ...'un sözkonusu kazadan kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı sorumluluğu olmadığını, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınan ... plakalı aracın karıştığı kazada, mahkemenin belirlediği 47.490,21TL'lik kısımdan poliçe düzenleyicisi ...
Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğunu, müteselsil sorumluluk kararı hukuka uygun olmadığını, 18.11.2019 tarihli kusur raporunda vefat edenin %60 oranında asli kusurlu olduğunun, sürücünün %40 oranında tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, Ceza Mahkemesindeki maddi vakıa tespitinin Hukuk Mahkemesini bağlayıcı nitelikte olduğundan bahisle kusurun büyük kısmı müteveffada olduğu tespit edilmesine rağmen davacı tarafından talep edilen rakama yakın bir miktar belirlenmesinin hukuka uygun olmadığını, davalının ekonomik durumu bu miktarda rakamları ödemeye imkan tanımadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Huzurdaki davanın öncelikle başvuru yokluğu sebebiyle dava şartları oluşmadığından usulden reddi gerektiğini, davalı şirketin manevi tazminat sorumluluğu bulunmadığını, tazminat hesaplamasında bilinen verilerin gözetilmesi gerektiğini, anılan gerekçelerle net asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca genel şartlar ile belirlenen TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınması ile müteveffanın vefatı sebebi ile işbu davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler varsa mahkeme tarafından re’sen tespit edilmeli,
hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde, hesap raporundan ilgili pay oranları dikkate alınması gerektiğini müteveffanın oğlu için yapılan hesaplamada yaş sınırı 18 olarak alınması gerektiğini, kusur durumu ve iş kazası hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığını ve aylık bağlanıp bağlanılmadığı tespit edilmesi gerektiğini, müterafik kusur dikkate alınarak tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini, temerrüt faizine hükmedilmesi hatalı olduğunu, davalı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 06/05/2016 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın ... sokak yönünden gelip ... sokağı takiben seyir halinde iken, olay mahalli No:... önüne geldiği esnada, gidiş istikametine göre yolun sağından kaplamaya giren davacının oğlu 2009 doğumlu müteveffa yaya ...'e aracının ön sağ kısmı ile çarpması sonucu meydana gelen kazada çocuğun ölümünden dolayı maddi ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, dava dilekçesine ve davalı sigorta şirketinin dosyaya gönderdiği hasar dosyasındaki evraklardan anlaşılmakla başvuru şartı yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.
Mahkemece olayla ilgili ceza dosyasında hükme esas alınan ATK kusur raporu (destek %60, davalı sürücü %40 oranında kusurlu olduğu tespit edilen) hükme esas alınmış ayrıca kusur raporu alınmamış ve bu kusur raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece kusur raporu alınmamış ise de ceza mahkemesinde kusur raporunun ATK dan alındığı ve taraflara tebliğ edilerek cezadaki kusur için beyan ve itiraz hakkı tanınmış olup, yargılama sırasında itiraz edilmediği anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Müteveffanın 7 yaşında olması nedeniyle SGK'dan bağlanan gelir olamayacağına göre SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığını ve aylık bağlanıp bağlanılmadığı tespit edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı).
Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda; müteveffa kazada 7 yaşında olup gelir getiren bir işte çalışamayacağından 18 yaşından sonra gelir elde edeceğinin kabulü ile asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasına, yine kaza sırasında sağ olan babanın payının da dikkate alınarak hesaplama yapılmış olmasına göre hesaplamaya ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.
Davacı taraf manevi tazminatı yalnızca davalı sürücüden talep etmiş ve mahkemece talep gibi zaten sigorta şirketi için manevi tazminata hükmedilmediğinden aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Yine davadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığından davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğünün kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde aracın ZMSS poliçesi bulunduğunu, bu nedenle zararın sigorta şirketinden tazmin edilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur.
Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalılar zarara sebebiyet veren aracın işleteni ve sürücüsü ile zmms sigortacısı olduğuna göre aleyhlerine dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. Manevi tazminata ilişkin istinaf itirazlarına gelince.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre olayın oluş şekli, davacı desteğinin asli derecede kusurlu olması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, göz önüne alındığında TBK'nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde belirlenmesi gereken manevi tazminat miktarının bir miktar fazla takdir edildiği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin manevi tazminatın yüksek olduğu yönündeki istinaf itirazlarının kabulü ile manevi tazminata ilişkin davada manevi tazminat miktarının 40.000,00 TL olarak kabulü için kararın düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir.
Bu nedenle; davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/599, K. 2024/1506, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama