KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2024
- Esas no
- 2022/787
- Karar no
- 2024/693
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 24/12/2021
- Numarası
- 2018/893 Esas - 2021/924 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.607 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ....-....
Viyadüğünde 17.04.2018 tarihinde meydana gelen kazada müvekkili ...'nın eşi ve diğer müvekkillerinin oğlu ...'nın hayatını kaybettiğini, ... plakalı kamyonun yola ya da yol kenarına aracını park etmesi ve destek ...'ın idaresindeki ... plakalı motorsikletle bu kamyona çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini, müvekkillerinin duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, haksız eylemle meydana gelen sonucun ağırlığı ve geri döndürülemezliğinin manevi tazminat takdirinde esas alınması gerektiğini belirterek,
araç sahibi ... ve şoför ...'ten 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu 17.04.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilleri için şimdilik toplam 120.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının haksız fiilin vuku bulduğu 17.04.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle. İstanbul Anadolu mahkemeleri yetkili olduğundan davanın yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğini, 2918 sayılı Yasada yapılan değişiklik ile 92. maddeye eklenen bende göre hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışında bırakıldığını, dolayısıyla hak sahibinin kazanın meydana gelmesinde asli, tam kusurlu olduğu hallerde tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını,
Trafik Sigortası Genel Şartları A.1 maddesi uyarınca sigortacının ancak poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine göre temin edeceğini, ayrıca A.3/m bendi gereğince dolaylı zararlar nedeniyle yönetilecek tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında kaldığını, SGK'dan yapılan ödemelerin tenzili gerektiğini, herhangi bir kabul beyanı olmamak kayıt ve şartıyla,
müvekkili şirkete ait poliçenin ölüm tazminat talepleri sorumluluğunun poliçe teminatı dahilinde ve sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacıların maddi tazminat davalarının kabulüyle, davacı .... için 36.953,02 TL tazminatın, davacı ... için 27.388,08 TL tazminatın, davacı ... için 85.355,87 TL tazminatın 07/04/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faiziyle birlikte (taleple bağlılık ilkesi gereği bankaların 1 yıl vadeli TL mevduatına ödediği azami faiz oranını geçmemek şartıyla) davalılardan (davalı sigorta şirketi bu tazminatlardan 06/06/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle sınırlı olarak sorumlu tutulmak ve poliçe teminat limitini aşmamak kaydıyla sorumlu tutulmak şartıyla) müştereken ve
müteselsilen tahsiliyle davacılara ayrı ayrı verilmesine, Davacıların manevi tazminat davalarının kabulüyle, davacı ... için 20.000,00 TL tazminatın, davacı ... için 20.000,00 TL tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL tazminatın 07/04/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faiziyle birlikte (taleple bağlılık ilkesi gereği bankaların 1 yıl vadeli TL mevduatına ödediği azami faiz oranını geçmemek şartıyla) davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara ayrı ayrı verilmesine " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ...
Sigorta A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete başvurusu sırasında ibrazı zorunlu olan belgeleri ibraz etmediğini, geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğinden, davanın usulden reddi gerektiğini, hak sahibinin, kazanın meydana gelmesinde asli, tam kusurlu olduğu hallerde tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, BK'nun 44. maddesi hükmüne göre zarar gören tarafın, zararın doğmasına veya zararın artmasına sebep olmuş ise hakimin zarar ve ziyan miktarını indirebileceği veya zarar ve ziyan konusunda hüküm kurmaktan sarfınazar edebileceğini,
Anayasa'nın 135/5. maddesinin “İptal Kararları Geriye Yürümez.” hükmü gereğince 09.10.2020 tarihli Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önceki uyuşmazlıklarda, kanunun iptal edilmemiş şeklinin uygulanması gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilirken avans faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ıslaha konu edilen rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz isteyebileceğini, müvekkili sigorta şirketinin ancak başvuranın gerçek zararını gidermekle yükümlü olduğunu, zira itiraza konu kararda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılmışsa da,
prograsif rant yöntemiyle hesaplama yapıldığını, hesaplamada teknik faiz kullanılmaması, prograsif rant yöntemi kullanılmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, enflasyonun yüksek olduğu ülkemiz ekonomisinde 0 faiz uygulanmasının hakkaniyete de uygun olmadığını, 1,8 teknik faiz uygulaması gerçek zarar kavramına yakın sonuç verdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı belirtilmektedir. Eksik belge ile başvuru yapılmış olsa dahi başvuru koşulu yerine getirildiğinden KTK 97. maddesi koşuluna ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.
6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. HMK'nın 357/1. maddesinde de Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur, aktüerya raporlarının istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde raporlara itiraz etmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur değerlendirilmesi, oranları ile aktüerya raporunda ki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusur, aktüerya raporunda ki hesaplama yöntemine (hesaplamanın TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması) ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı sigorta şirketi vekilinin ıslah tarihinden faiz başlatılmasına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.
Dosya kapsamına göre ... plakalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç, ticari olmadığından İlk Derece Mahkemesince kabul edilen tazminata temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmamıştır.
Bu nedenle istinaf talebinin kabulü ile davalı Sigorta şirketi bakımından yasal faize hükmedilmiş, diğer davalılar için karar kesinleştiğinden İlk Derece Mahkemesi hükmünde değişiklik yapılmamıştır. Bu nedenle; davalı ...
Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı istinafa konu maddi tazminattaki faizin türü yönünden düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/787, K. 2024/693, 25 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama