KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Esas no
- 2023/1042
- Karar no
- 2024/396
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12/05/2022
- Numarası
- 2021/39 Esas - 2022/434 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.317 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 19/04/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalılardan ...'nın maliki ve işleteni bulunduğu, yine davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motorsikletin direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve müvekkiline çarparak, müvekkilinin motosiklet ile park halindeki araç arasında sıkışmasına sebebiyet verdiğini belirterek,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19/04/2014 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle.
Söz konusu tazminat talebi nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet için bilirkişi raporu alınması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçelerinde özetle; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacının emekli olduğundan dolayı herhangi bir hak kaybına uğramadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararında her ne kadar feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği,
karar gerekçesinde ise 20/09/2017 tarihli dilekçe ile maddi tazminat yönünden açılan davadan feragat edildiğinden bahsedilmiş ise de, 20/09/2017 tarihli beyan dilekçesinde maddi tazminat bakımından davadan feragat edildiğine dair hiçbir açıklama bulunmadığını, davanın açılmasına sebebiyet veren ve kusurlu olan tarafın davalılar olduğunu, hem kusurlu olup hem de davanın açılmasına sebebiyet veren taraf lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, davanın konusuz kalması nedeniyle ve feragat beyanı bulunmadığından mahkemenin 1 nolu hükmü ile davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu,
gerekçeli kararın 7 nolu hükmünün kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Yerel Mahkemenin bozulan kararında davacı yararına 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, kararın davalılar lehine bozulduğunu, ancak bu defa manevi tazminatın 30.000,00TL'ye çıkarıldığını, mahkemenin eski kararında direnebileceğini, önceki hüküm ile verilen manevi tazminatı tamamen kaldırabileceğini veya daha düşük bir tazminata hükmedebileceğini, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Mahkemece ilk verilen hükmün davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11/11/2020 tarih, 2018/4012 Esas, 2020/3916 Karar sayılı kararı ile "....TBK'nın 53. maddesi hükmü de gözetilerek meydana gelen trafik kazasında tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için kusur raporu alınması ayrıca aynı kaza sonucu yaralandığı iddia edilen davacının yaralanmasının mahiyeti, maluliyet oluşmuş ise geçici ya da kalıcı mı olduğu,
kalıcı maluliyet oluşmuş ise maluliyet oranı ve iyileşme süresi konusunda ATK 'dan yada üniversitelerin Adli Tıp ana bilim dalı başkanlıklarından olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre bilirkişi rapor alınması ile tarafların mali ve sosyal durumları ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirilerek somut olaya uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10. maddeye göre manevi tazminat açısından da, kabul ve redde göre vekalet ücreti düzenlenmiş olup, "reddedilen miktar üzerinden davalılar ... ve ... vekili için takdir olunan 2.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde, vekalet ücretinin maddi tazminatın reddine mi manevi tazminatın reddine mi yönelik olduğu tam olarak anlaşılamayacak şekilde hüküm kurulması,
maddi tazminat ve manevi tazminat açısından vekalet ücretine yönelik olarak ayrı ayrı değerlendirme yapılmamış olması da doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince Dairemiz kararı doğrultusunda kusur ve maluliyet raporu alınmış ve davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacı vekili yerel mahkemece verilen ilk kararı manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek istinaf etmediğinden davalılar yararına hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminat miktarı bakımından usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Mahkemenin ilk kararında davacı lehine hükmolunan 20.000,00 TL manevi tazminat kesinleşmiş olduğundan, ikinci kararda 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi davalı yararına oluşan usulü kazanılmış hakkın ihlali sonucunu doğuracağından usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülerek ilk derece mahkemesinin manevi tazminat miktarı bakımından kesinleşen ilk kararında olduğu gibi 20.000,00 TL manevi tazminat ve vekalet ücreti miktarları yazılarak hüküm düzeltilmiştir. Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı maddi tazminata ilişkin istinaf talebi bulunmadığından hüküm maddi tazminat bakımından kesinleştiğinden istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Ancak mahkemece verilen ilk kararda açıkça maddi tazminat yönünden davalılar vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmediği halde bu konuda davalı istinaf talebi olmamasına karşın mahkemenin ikinci kararındaki hüküm fıkrasının 7 nolu bendinde maddi tazminat bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi davacı yararına usulü kazanılmış hakkın ihlali sonucunu doğuracağından usul ve yasaya aykırı olmuş, istinaf talebi yerinde görülerek hüküm düzeltilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/1042, K. 2024/396, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama