KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Esas no
- 2024/1448
- Karar no
- 2025/1094
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 14/11/2023
- Numarası
- 2023/345 Esas - 2023/909 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.046 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Sürücü ve araç sahibi ..., 27/02/2015 günü saat 07.30 sıralarında Esenler ilçesi Yeni hal yolu-TEM istikametinde seyir halindeyken ... plaka sayılı aracıyla Hal yolundan Tem istikametine giderken yoldan çıkarak yolun dışında bekleme yapan müvekkili ...'a çarparak hayati tehlike geçirecek biçimde yaralanmasına sebep olduğunu, fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla tahkikat sonucunda zarar miktarının tam ve kesin belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere (HUMK 107 maddesi uyarınca) şimdilik 5000 TL maddi tazminatın sürücü/araç sahibinden olay tarihinden,
diğer davalılar yönünden dava tarihinden itibaren olmak üzere yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, kaza sebebiyle oluşan acı ve elem nedeniyle 10.000TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle araç sahibi/sürücüden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davayı kabul anlamında olmamak üzere söz konusu poliçeden doğan sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde açıkça belirtilmiş olmamakla birlikte tedavi süresi boyunca geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş olup davacı tarafın bu talebinden 6111 Sayılı yasanın 59.maddesi ile değiştirilen KTK 98 düzenlenmesi gereği, müvekkili sigorta şirketi değil Sosyal Güvenlik Kurumu sorumlu olduğunu,
davacının sürekli iş göremezlik talebi konusunda maluliyet oranının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı 27.02.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu açtığı maddi ve manevi tazminatın tahsiline ilişkin davada kurumun taraf olmasını kabul etmemekte olduklarını, dava da maddi (gelir kaybı ve iş göremezlik tazminat) ve manevi tazminat talebinden kurumun sorumluluğu bulunmadığından bu talebin husumet nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne, 1-Davalı SGK yönünden açılan davanın reddine, 2-22.749,0 TL tedavi gideri alacağının davalı ...
Sigorta A.Ş den, dava tarihi olan 22/06/2015 tarihinden itibaren, davalı ...dan kaza tarihi olan 27/02/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, 3-Geçici iş göremezlik alacağı ve manevi tazminat yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi' nin 2021/570 esas 2023/308 karar sayılı ilamı ile kesinleşmiş sayıldığından geçici iş göremezlik alacağı ve manevi tazminat yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafların sorumluluklarının kapsamı hususunda düzenlenen bilirkişi raporunda SGK’nın tedavi giderlerinin acil olmayan elektif (planlı) tedaviler ile ilgili olduğundan, sağlık kurumlarındaki tedavi giderlerini SUT fiyatları ile karşılandığından dolayı dava konusu tedavi giderlerinden sorumlu olmadığı mütala edilmiş ve mahkemenin de bu yönde karar verdiğini fakat aksine mevzuat ve Yargıtay kararları bulunduğunu,
Mahkemece SGK’nın tedavi giderleri acil olmayan elektif (planlı) tedaviler ile ilgili olduğu' gerekçesiyle verilen kararın esasen hatalı olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası devlet hastanesinin aciline kaldırıldıktan ve ilk tedavisi yapıldıktan sonra daha iyi tedavi edilebilmesi ve zorunluluk nedeniyle başka bir özel hastaneye kaldırılmış ve taburcu edildikten sonra bizzat bu hastaneye 19.749 TL ödemek durumunda kaldığını, Mahkemece bilirkişi raporundan sonraki ilk duruşmada belirsiz alacak olarak açmış oldukları bu davada, dava değerini artırabilmeleri için süre dahi vermeden direkt karar verdiğini, bu hususun usul hukukuna aykırı olduğunu,
bilirkişi raporunda çelişkilerin olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 27/02/2023 tarih, 2021/570 Esas ve 2023/308 Karar sayılı kararı ile " ... davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına, TRH 2010 ve teknik faize ilişkin hesaplama yapılmasına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş,
bilirkişi raporunda SGK'nın sorumlu olduğu miktara ilişkin hesaplama yapılmadığı, bilirkişinin uzmanlık alanı dışında olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece bu yönde gerekçeli karada herhangi bir değerlendirme yapmadan yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak SGK yönünden kabul kararı verilmesi yerinde olmamıştır. ...O halde mahkemece yapılması gereken davacının yaralanma bölgesine göre seçilecek doktor bilirkişilerden oluşacak bir bilirkişi heyetinden, davacı tarafından faturalandırılan belgeli tedavi giderlerinin ve tedavi süresince yapılması zorunlu diğer giderlerin (fizik tedavi, rehabilitasyon, tıbbi cihaz) 6111 sayılı Yasa kapsamında kalıp kalmadığı,
iyileşme ve tedavi için gerekli ve zorunlu olup olmadığı konusunda denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli bir rapor alınarak SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin saptanması. 6111 sayılı Kanun gereği SGK'nın sorumluluğunda olmayan tedavi giderleri ile belgesiz tedavi giderlerinden trafik sigortacısı da dahil olmak üzere tüm davalıların sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Kabule göre de davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulduğu miktar üzerinden yargılama giderinden sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi de doğru olmamıştır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince. Dairemiz kararı doğrultusunda doktor bilirkişiden rapor aldırılmış ancak Daire kararımızda açıkça belirtilmesine rağmen tedavi giderlerinin KTK'nın 98. maddesi yerine SUT hükümlerine göre değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
Dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı vekili tarafından 14/10/2019 tarihli dilekçesi ile davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre arttırmıştır. Bu aşamadan sonra davacı vekilinin bedel arttırım için ıslah hakkı kullanabilecektir. Bu doğrultuda davacı zaten talep hakkını kullandığından mahkemece davacı vekiline HMK'nın 107/2 maddesine göre süre verilmemiş olmasında isabetsizlik yoktur.
O halde mahkemece yapılması gereken Daire kararımızda da açıkça belirtildiği üzere davacının tahsilini talep ettiği tedavisine ilişkin giderlerinin, iyileşme ve tedavi için gerekli ve zorunlu olup olmadığı, 6111 sayılı Yasa kapsamında kalıp kalmadığı hususunda SUT hükümleri uygulanmaksızın denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/1448, K. 2025/1094, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama