KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2025
- Dosya no
- 2022/1130
- Karar no
- 2025/153
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/05/2022
- Numarası
- 2020/671 Esas - 2022/406 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 31/01/2025
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/05/2022 tarih 2020/671 Esas 2022/406 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... Şti arasında 30/06/2011, 28/02/2013 ve 07/08/2012 tarihli genel kredi sözleşmelerini imzalandığını, davalının sözleşmelerde müteselsil sıfatıyla yer aldığını, borçlu tarafça ödeme planına uyulmadığını ve ödemelerin yapılmadığını, bunun üzerine hesabın kat edilerek icra takibine başlandığını belirterek toplam takibin 2.2608.221,33 TL üzerinden devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, asıl borçlu ...
Şirketinin temerrüde düştüğünün bildirilmemesi nedeniyle kefil görünen müvekkiline kat ihtarnamesi gönderilmesi ve doğrudan icra takibi açılmasının TBK'nun 586.maddesine aykırı olduğunu, davacının İzmir 14.İcra Müdürlüğünün 2020/8320 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu icra takibine konu ipotek miktarının mahsup edilmeden müvekkili hakkında takip yapmasının yasaya aykırı olduğunu, TTK'nun 7. maddesi uyarınca kefil olan müvekkiline taahhüt veya ödemenin yapılmadığının ihbar edilmemesi nedeniyle davalının temerrüt faizinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,
usulüne uygun tebliğ edilmiş bir ihtarname bulunmağından müvekkilinin temerrüdünün gerçekleşmediğini, faiz oranının fahiş olup, işlemiş faizin yanlış hesaplanması nedeniyle sözleşmeye ve yasaya aykırı olduğunu, KGF kredisi kullanılmışsa fondan yapılan tahsilatların dosya borcundan mahsup edilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar ile dava dışı asıl borçlu ... Şirketi arasında davaya konu 30/06/2011, 07/08/2012 ve 28/02/2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinin düzenlendiği, davalının sözleşmelerde müteselsil borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğu, sözleşmelerin düzenlendiği tarihlerde aranan eş rızasının alındığı,
kredilerin ödeme takvimine uygun şekilde süresinde ödememesi nedeniyle kat ihtarnamesi ile ödeme talep edilmesine rağmen ve davalı ile dava dışı asıl borçluya ihtarname tebliğ edilemese de asıl borçlu yönünden yasa ve sözleşme hükümleri gereği yeni adres bildirilmemesi nedeniyle sözleşmede bildirilen adrese ulaşan tebligatın tebliğ edilmiş sayılmasına göre ödeme yapılmaması nedeniyle asıl borçlu şirketin 25/09/2020 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davalıya kat ihtarnamesinin tebliğ edilememesi nedeniyle davalının icra takip tarihi itibariyle temerrüdünün oluştuğu,
buna bağlı olarak takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizinden sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, sözleşmelerin 2.7.1 maddesinde temerrüt halinde davacı banka tarafından uygulanan en yüksek faiz oranının iki katı oranında temerrüt faizi uygulanacağına ilişkin hükmün geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu, aynı alacakla ilgili davacı bankanın İzmir 14.İcra Müdürlüğünün 2020/8320 sayılı dosyada yaptığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte, takip ve dava tarihi itibariyle bir tahsilat yapılmadığından mahsup işlemine gerek bulunmadığı,
bilirkişi kök raporunda davalıyı işlemiş temerrüt faizinden sorumlu tutarak hesaplama yapmışsa da ek raporda işlemiş temerrüt faizinden davalının sorumlu tutulmadan davaya konu alacağın hesaplandığı,
ancak bilirkişi tarafından yapılan hata ile BSMV'nin asıl borçlunun sorumlu olduğu temerrüt faizi de göz önünde tutularak hesaplanması suretiyle hata yapılmış ise de ek raporda davalının sorumlu olduğu akdi faizin hesaplanmış olması nedeniyle buna bağlı olarak BSMV'nin hesaplanmasının mümkün bulunması karşısında dosyanın sürüncemede kalmaması için ek rapor alınması yoluna gidilmeden mahkemece akdi faizin %5'i oranında olan BSMV'nin hesaplanarak bilirkişi ek raporundaki hatanın düzeltildiği,
buna göre bilirkişinin ek raporunda 90,43 TL uygulanmış akdi faiz için 0,08 TL olarak hesapladığı BSMV'nin 4,52 TL, 54.736,63 TL uygulanmış akdi faiz için 14.213,32 TL olarak hesapladığı BSMV'nin 2.736,83 TL, 67.469,32 TL uygulanmış akdi faiz için 32.186,04 TL olarak hesapladığı BSMV'nin 3.373,46 TL olup diğer alacak miktarları ile birlikte davacı tarafın, davalıdan takip tarihi itibariyle talep edebileceği toplam alacak miktarının 1.422.069,51 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ve davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 5,19 TL asıl alacak (ticari krediler %57,8), 90,43-TL uygulanmış akdi faiz, 4,52 TL uygulanmış BSMV,
469.372,86 TL asıl alacak (ticari krediler %42), 54.736,63 TL uygulanmış akdi faiz, 2.736,83 TL uygulanmış BSMV, 823.373,47 TL asıl alacak (ticari krediler %63,8), 67.469,32 TL uygulanmış akdi faiz, 3.373,46 TL uygulanmış BSMV, 151,80 TL ihtiyati haciz gideri, 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.422.069,51-TL alacak ile işleyecek faiz yönünden;
takip tarihinden itibaren asıl alacağın 5,19 TL'lik bölümü için yıllık %57,8 asıl alacağın 469.372,86 TL'lik bölümü için %42 ve asıl alacağın 823.373,47 TL'lik bölümü için %63,8 oranında ve TCMB faiz oranları genelgesi doğrultusunda değişen oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, alacağın likit olduğu ve davalının kabul edilen alacak miktarına haksız olarak itiraz ettiği dikkate alınarak; davalının hükmedilen toplam alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına,
reddedilen alacaklar yönünden davacının kötü niyetle hareket ettiğine dair dosyada bir delil toplanmamakla ve davalı tarafın bu yöndeki iddiasını kanıtlayamaması nedeni ile kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, Kredi kartı riskinden kaynaklanan asıl alacak ve ferilerinden müteselsil kefil davalı ....'ın sorumlu olmadığı takip talebinde ve ödeme emrinde belirtildiği halde mahkemece o kısmın reddi ile karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı, Mahkemece taksitli ticari kredilerin işlemiş temerrüt faizleri olan 229.529,96-TL ve 892.801,45-TL'lik kısımları ve bunlara bağlı oluşan BSMV'ler reddedilmiş ise de ticari İşlerde uygulanacak faizin taraflar arasında serbestçe belirleneceğini, bu nedenlerle usulüne uygun olarak temerrüde düşen borçluya ve muacceliyet şartlarının tamamının gerçekleştiği bir dosyada temerrüt faizlerinin tamamının reddedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava, dava dışı asıl borçlu şirketle imzalanan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı alacağın tahsili hususunda davalı kefil aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptale istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, davalıya hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edilemediği dikkate alındığında mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmiş olmasına,
hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1130, K. 2025/153, 31 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama