KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1723
- Karar no
- 2025/615
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/11/2018
- Numarası
- 2017/694 Esas - 2018/514 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 14/04/2025
Karar Metni
1.651 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2018 tarih 2017/694 Esas 2018/514 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, davacı şirket tarafından davalı şirketin ...
Bankası Tandoğan Şubesindeki hesabına 45.000,00 Euro para transferi yapıldığını, söz konusu ödemenin davacı şirket ile davalı şirket arasında ortak iş yapılması ve davalı şirketteki hisselerin bir kısmının davacı şirkete devri taahhüdü karşılığında yapıldığını, ancak taraflar arasında bir iş birlikteliği olmadığı gibi pay devir sözleşmelerinin de gereğinin davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini, Foça İcra Müdürlüğünün 2017/27 Esas sayılı takip dosyası ile yapılan ödemenin iadesi için ödeme emri gönderildiğini, ancak davalı şirketin kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu,
davacı şirket tarafından davalı şirket hesabına gönderilen para sabit olduğundan ve karşılığında şirket ile ortak bir iş yapılmamış olduğundan, davacı şirket tarafından yapılan bu ödemenin iade edilmesi gerektiğini bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davalı şirket ile davacının ortak iş yapılması ve davalı şirkete hisselerin bir kısmının devri karşılığında söz konusu ödemenin yapılmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, hisse devir sözleşmesinin tarafına gönderilmediğini, taraflar arasında 45.000 Euro bedelli hisse devri yapılacağına ilişkin bir sözleşme olmadığını, ayrıca söz konusu paranın davalı şirket hesabına yatırılırken bu paranın taraflar arasındaki bir anlaşmaya dayanak olduğuna dair de bir açıklama yapılmadığını, bu nedenle ödemenin ancak
mevcut bir borcun ödenmesi olarak kabul edilebileceğini, mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesi halinde İİK 67.madde gereği %20 icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle davacı tarafından talep edilen %40 icra inkar tazminatının kabul edilmesinin mümkün olmadığını bildirerek, haksız ve yersiz davanın reddine, %20 kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesi istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ...-devir eden ve davacı şirket-devir alan (vekaleten ...) arasında ... nezdindeki ... %50 hissesini davacı şirkete devrettiğinin kararlaştırıldığı, adı geçen ...'nun sözleşme konusu davalı şirketin tek ortağı ve şirketi temsil ve ilzam etmeye yetkili kişisi olduğu, hisse devrinin davalı şirkete bildirildiği, ancak şirketin bu hususta yapılmış bir genel kurul kararının bulunmadığı,
davacı şirket tarafından banka havalesi ile 24.04.2015 tarihinde davalı şirkete 45.000 Euro ödeme yapıldığını, tarafların durumuna, sözleşmede imzası bulunan ...'nun tek ortak ve yetkili temsilci sıfatını haiz olmasına, olayın şartlarına ve özelliklerine, devir sözleşmesinin ve pay devir şirkete bildirim belgesi içeriklerine göre, davacı tarafından gerçekleştirilen bu ödemenin sözü edilen pay devir sözleşmesinin karşılığı olduğu ve davacının ilgili şirkete ortaklığının kabul edilmemesi nedeni ile ödemenin hukuki nedensiz kaldığı,
davalı şirketin davacı aleyhine haksız zenginleştiği kanaatine varıldığını, davalı tarafın ödeme dekontunda hiçbir açıklama yapılmaması ve ödemenin mevcut bir borcun ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki savunmasının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, icra takip tarihinden önce davalının TBK.'nun 117.madde hükmü çerçevesinde ihtarname gönderilmesi ve sair şekilde temerrüde düşürülmediği,
mütemerrit olmayan borçludan işlemiş faiz istenemeyeceğini, davacı tarafın işlemiş faize ilişkin talebin yersiz olduğunu, hukuki nedensiz olarak davalı mal varlığında yer alan 45.000 Euronun takip tarihi itibari ile TL karşılığı 163.368,00 TL alacağa yönelik itirazın yersiz olduğu, bu tutardan fazlaya ilişkin asıl alacak ve ayrıca işlemiş faize dair itirazların yerinde olduğu anlaşıldığından,
tespit edilen alacağın likit oluşu da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının Foça İcra Müdürlüğünün 2017/27 E.sayılı dosyası ile yapılan takibin 163.368,00 TL'lik kısmına yönelik haksız itirazının iptaline, takibin bu miktar (163.368,00 TL) üzerinden ve takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülerek devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK’nun 67/2 maddesi gereğince, %20 icra-inkar tazminatı 32.673,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili, davacı tarafın, davalı şirketle iş yapılması ve davalı şirket hisselerinin devri karşılığında, davalı şirketin hesabına 45.000 Euro para transferi yapıldığını, para transferinden sonra taraflar arasında herhangi bir iş birlikteliği olmadığı gibi pay devrinin de yapılmadığını ileri sürdüğünü, Yargıtay kararlarına göre dekonta açıklama yazılmamışsa bunun borç ödemesi olduğunu, davalı şirket ile davacı arasında 45.000 Euro karşılığında hisse devri yapılacağına ilişkin bir sözleşmenin olmadığını,
söz konusu paranın davalı şirket hesabına yatırılırken tarafların aralarındaki anlaşmaya istinaden yatırıldığına dair bir açıklama da yapılmadığını, bu nedenle bu ödemenin ancak mevcut bir borcun ödemesi olarak kabul edilebileceğini, davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir hisse devir sözleşmesi yapılmadığını,
davacı tarafından dosyaya sunulan pay devir sözleşmesinde ...'nun davalı şirketteki sahibi bulunduğu şirket sermayesinin %50'sine tekabül eden 25,00 TL nominal değerdeki paylarının tamamının 25,000 TL bedelle davacı ...'ye ve şirket sermayesinin %25'ine tekabül eden 25,00 TL nominal değerdeki paylarının tamamının 12,500 TL bedelle ... isimli kişiye devir ve temlik ettiğini, şirket ile davacı arasında herhangi bir hisse devir sözleşmesi yapılmadığını, davacı ile ... isimli kişi arasında pay devir sözleşmesi yapıldığını, davacının bu sözleşme gereğince yapması gereken ödemeyi ...'na göndermesi gerektiğini,
pay devir sözleşmesinde adı geçen ...'nun hisselerinin devri karşılığında davalı şirkete ödeme yaptığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'a ilişkin dekontta da davalı şirket hesabına yatırılan paranın davacının iddia ettiği gibi tarafların aralarındaki anlaşmaya dayanak olduğuna ilişkin hiçbir açıklama olmadığını, banka aracılığı ile davalı şirkete ödenen 45.000,00 Euro'nun bir kısım hisselerin devir taahhüdü sözleşmesi karşılığında ödendiği şeklinde bir sonuca varılmasının mümkün olmadığını, ...'a ilişkin dekontta belirtilen miktarın 45.000.00 Euro olduğunu,
hisse devir sözleşmesinde belirtilen davacıya devredilen hisse tutarının 25.000 TL olduğunu, söz konusu miktarlar karşılaştırıldığında miktarların da uyuşmadığının ortada olduğunu, davalı şirketin hesabına yatırılan paranın davacı tarafından sunulan pay devir sözleşmesi ile ilgili olmadığını, davacı tarafından davalı şirkete yapılan ödemenin 24/04/2015 tarihli olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan pay devir sözleşmesinin 13/07/2015 tarihli olduğunu, ortada henüz herhangi bir sözleşme yokken davacı tarafından davalı şirkete ortak iş yapılacağına binaen para ödenmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
davalı şirketin hesabına yatırılan paranın davacı tarafından sunulan pay devir sözleşmesi ile ilgili olmadığının aşikar olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu hususu göz ardı ettiğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı şirket tarafından davalıya yapılan ödemenin tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davaya dayanak teşkil eden Foça İcra Müdürlüğü'nün 2017/27 E.sayılı dosyası ile davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine 12.12.2016 tarihinde, 163.908,00 TL asıl alacak, 26.670,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 190.578,60 TL alacağın değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsili yönünde ilamsız yolla takibe girişildiği, ödeme emrinin davalı borçluya 13.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlunun yetkili temsilcisi aracılığıyla verdiği 17.01.2017 havale tarihli borca itiraz dilekçesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince mali müşavir bilirkişiden alınan 17/07/2018 tarihli raporda davalı tarafından ibraz edilen davalıya ait ticari defterlerin incelendiği, defterlerin yasal süre içerisinde açılış tasdiklerinin yapıldığı, ancak kapanış tasdikinin bulunmadığı,
davalı şirketin yetkilisi ve tek ortağı ... ile davalı şirket ve dava dışı ... arasında yapılan 13/07/2015 tarihli *Pay Devir Sözleşme"sinde devir eden ...'nun davalı şirketteki sermaye payının %50'sine tekabül eden 1000 hisse karşılığı 25.000,00TL nominal bedelli hissesini davalı şirkete 500 hisse karşılığı 12.500,00 TL nominal bedelli hissesini de dava dışı ...'a devir ve temlik etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, bu hisse devrini davalı şirkete bildirildiği, ancak şirketin bu hususta yapılmış bir genel kurul kararına rastlanmadığı, hisse devir sözleşmesinin noterden tasdikli olmadığı,
davacı şirket tarafından banka havalesi ile 24/04/2015 tarihinde davalı şirkete 45.000,00 Euro ödeme yaptığı, bu ödemenin hisse devri karşılığı mı, yoksa birlikte iş yapma amacıyla ödenip ödenmediği konusunda herhangi bir belge yada kayıt bulunmadığı, davalının davacıya borç para verdiğine dair herhangi bir belge yada kayda rastlanmadığı, davalı şirketin defter kayıtlarına göre, taraflar arasında herhangi bir mal ya da hizmet alış verişinin bulunmadığı,
ödenen 45.000,00 Euro'nun takip tarihi itibarıyla TL cinsinden toplam tutarının 163,368,00 TL olduğu yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette bulunduğu görülmüştür.
Davaya konu hisse devir sözleşmesinin davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ... ile yapıldığı, işbu sözleşmede davalı şirketteki hisselerin davalı ve dava dışı ... adlı kişiye devir edileceğinin belirtildiği ancak hisse devir sözleşmesinde noter tasdikinin bulunmayıp bu hisse devrinin davalı şirketin genel kurulunda karara bağlandığına ve tescil ilamının yapıldığına dair dosya kapsamında belge bulunmadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarında borç verildiğine ilişkin herhangi bir kaydın yer almadığı, bu hususa ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin de sunulmadığı,
bu kapsamda İDM'ce devir sözleşmesinin ve pay devrinin şirkete bildirim belgesi içeriklerine göre, davacı tarafından gerçekleştirilen dava konusu ödemenin sözü edilen pay devir sözleşmesinin karşılığı olduğu ve davacının ilgili şirkete ortaklığının kabul edilmemesi nedeni ile ödemenin nedensiz kaldığı, davalı şirketin davacı aleyhine haksız zenginleştiği kanaatine varılarak verilen kısmen kabul kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi geremiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1723, K. 2025/615, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama