KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/1363
- Karar no
- 2024/1917
- İncelenen kararın mahkemesi
- MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/07/2024
- Numarası
- 2024/675 Esas
- Davanın konusu
- Yöneticinin Azli (6102 sayılı TKK'nın 630/2-3 maddesi Gereğince Açılan ve Limited Şirket Ortaklığına ve Haklı Sebebe Dayanan
- Karar yazım tarihi
- 07/11/2024
Karar Metni
1.285 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/07/2024 tarih 2024/675 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin aralarında davalının da bulunduğu ortaklarla birlikte Muğla ili Menteşe ilçesinde özel okul işletmek üzere 31.03.2017 tarihinde ...
Şti.'ni kurduklarını, müvekkilinin halen şirket ortağı olduğunu, şirketin kuruluşundan beri tek imza ile şirket müdürünün davalı olduğunu, davalının şirketteki hissesi %16,5 iken, müvekkilinin hissesinin %16 olduğunu, davalının başlangıçta kendisine güvenilerek verilen müdürlük görevini kötüye kullandığını, keyfi uygulamalarda bulunduğunu, müvekkilinin bilgi alma taleplerini reddettiğini, müdür olarak 7 yıl boyunca olağan genel kurul çağrılarını yapmadığını, şirkete ait okulun kantinin kendi şahsına ait olduğunu iddia ederek kantin gelirlerini sahiplendiğini, bu eyleminin şirket müdürünün bağlılık yükümlülüğünün ihlalini teşkil ettiğini,
davalının kendisine ve okulda anaokulu müdürü olarak görev yapan eşi dava dışı ...'a geriye dönük olarak ücret tahakkuk ettirdiğini ve tahsil ettiğini, şirkete ait ... plakalı aracı satıp bedelini şirketin aktifine kazandırmadığını, şirkete ait okulda çalışan öğretmenlerin ücretlerinin bir kısmını elden iade aldığını, şirkete ait alacakları, şirket çalışanlarının banka hesaplarına ödettirip, bu yolla tahsil edilen tutarları şirket çalışanlarından kendi şahsi hesabına gönderttiğini iddia ederek, haklı sebeplerin varlığı ve güvenin sarsılması nedeniyle, ...
Ltd. Şti.'nin müdürü davalı ...'ın müdürlükten azledilmesine ve yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, ayrıca ihtiyati tedbir kararı ile davalının yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, TMK'nın 426 ve 427/(4) maddesi gereği şirketin yönetimi ve temsili konusunda yetkili olmak üzere mahkemece belirlenecek tarafsız bir kişinin kayyım olarak görevlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ : Mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen 12.07.2024 tarihli ara karar ile; tüm dosya kapsamından, davacının 6100 sayılı HMK'nın 390/3 maddesi gereğince davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delil ibraz etmediği anlaşıldığından davalının temsil yetkisinin kaldırılması ve şirket yönetiminin kayyım marifetiyle yürütülmesi yönünde ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde dayandıkları deliller, dava dosyasına davalının sunduğu birçok ikrar içeren cevap dilekçesi ve Türkiye Noterler Birliğinden gelen yazı cevabında şirketin otomobilini eşi dava dışı ...'a devrettiğinin tespit edildiğini, TTK'nın 617. maddesi uyarınca davalı müdürün en temel yasal görevlerinden birisinin her yıl olağan genel kurulu çağrılarını yapıp genel kurulları gerçekleştirmek olduğunu, ancak davalının şirketin kurulduğu 2017 yılından bu yana 7 yıllık sürede olağan genel kurul çağrılarını yapmadığını,
HMK'nın 188. maddesi gereği yaklaşık ispatı da aşan tam ispat durumunun mevcut olduğunu, davalıya dava açtığı için müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması gündemli olağanüstü genel kurul toplayan davalının, bu yöntemle huzurdaki davada ileri sürülen bir kısmı suç teşkil eden usulsüzlüklerini örtbas etmeye çalıştığını, TTK’nın 614. maddesi kapsamında şirket müdüründen bilgi alma hakkını kullanma talebini müvekkilinin Muğla 1. Noterliğinin 25.07.2024 tarihli ve 10480 yevmiye sayılı ihbarnamesi ile bildirmiş olmasına rağmen davalı şirket müdürünün müvekkiline bilgi vermediğini,
davalı vekilinin cevap dilekçesinde olağan genel kurulların yapılmadığını ikrar ettiğini, ayrıca davalının 2018 yılında maaş almadığını, 2019-2021 yılları arasında ise geçimini idame edecek kadar ve olabildiğince çalışanlar öncelikli olarak kısmi maaş aldığını ve anaokulu müdürü olarak görev yapan eşi ...’ın kuruluş yılları ve pandemi dönemi boyunca birçok ay maaş almadığını, bu durumu kanıtlayan banka hesap hareketlerinin dava dosyasına eklendiğini, maaşları kendileri açısından ancak 2022 sonları ve 2023 yıllarında düzenli şekilde alabildiklerini ikrar ettiğini,
TTK'nın 616/(1) -(f) maddesi gereği "Müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları" genel kurulun devredilemez yetkisi durumunda olduğunu, usulüne uygun olarak toplanmış hiçbir genel kurul kararı olmaksızın davalının şirketten ücret tahsil ettiğini davaya cevap dilekçesinde ikrar ettiğini, davalının bizzat "okulun kantini diye bir yeri yok kantin benim" dediği yazışmaların 24.10.2023 tarihli olduğunu, cevap dilekçesinde bu yazışmaların inkar edilmediğini, davalının iddia ettiği usulsüz sözde genel kurulun tarihinin ise 06.03.2024 olduğunu,
davalının usulsüz sözde genel kurulda karar alındığını iddia ettiği 06.03.2024 tarihinden 4 aydan fazla süre önce şirket kantinini kendiliğinden geçmişten itibaren sahiplendiği ve kantinle ilgili hesap vermeyi reddettiğini, cevap dilekçesinde ... plakalı aracın şirket aktifinde kayıtlı olmakla beraber aslında söz konusu aracın davalıya ait olduğunun ve "...
Bankası limitlerinden araç ödemesi için kalan 250.000,00 TL taşıt kredisi kullanarak" şirketin kredi limitinden araç aldığının iddia edildiğini, ancak bu aracın şirkete ait olduğunu, davalının şirketin, müvekkilinin şahsi fedakarlığı ile elde ettiği kredi limitlerini kullanarak kendisine araç aldığı yönündeki kabulü, davalının şirketten haksız menfaat elde ettiğini de kabulü anlamına geldiğini, davalının şirket çalışanı ... ile arasındaki para transferleri ile ilgili olarak cevap dilekçesinde yer alan iddiaların mantıksız olduğunu,
davalının şirket muhasebe çalışanından 110 adet asgari ücret tutarında 35.000 USD civarında alacaklı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, anlatılan nedenlerle, HMK'nın 389 vd. hükümlerinin aradığı ihtiyati tedbirin şartları huzurdaki dosyada mevcut olduğunu iddia ederek, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak; tedbiren davalı ...'ın yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını, TMK'nın 426 ve 427/(4) maddesi gereği şirketin yönetimi ve temsili konusunda yetkili olmak üzere mahkemece belirlenecek bir kişinin kayyım olarak görevlendirilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, şirket yönetiminin feshi talebiyle açılan davada, davacının da ortağı olduğu şirkette davalının müdürlük yetkisinin tedbiren kısıtlanması ve dava sonuçlanıncaya kadar şirketin kayyım tarafından yönetilmesine ilişkin ihtiyati tedbir isteminin reddinin istinafı talebine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimâl de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimâlini de gözardı edemez.
Dava açılmış olması tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirmez. Karar tarihi itibariyle davacının ileri sürdüğü deliller tam olarak toplanmamış ve incelenmemiş ise yargılama aşamasında delillerin toplanıp incelenmesinden itibaren tedbir istemleri konusunda tekrar mahkemenin yaklaşık ispat şartları çerçevesinde talep üzerine değerlendirme yapabileceği açıktır.
Somut olayda, talep ve karar tarihi itibariyle tüm deliller henüz toplanıp irdelenememiş olup, dosya içeriğindeki toplanan somut deliller ile anılan yasal düzenlemelere göre, davalının temsil yetkisinin kaldırılması ve şirkete yönetim kayyımı atanması talepleri yönünden dosyadaki mevcut deliller ile davanın mahiyeti, davalı şirkette organ boşluğunun bulunmaması, yaklaşık ispat kuralıyla birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığının belirlenmesine göre, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1363, K. 2024/1917, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama