KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2026
- Dosya no
- 2024/1707
- Karar no
- 2026/378
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/07/2024
- Numarası
- 2023/709 E. 2024/555 K.
- Davanın konusu
- Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 04.03.2026
Karar Metni
1.772 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.07.2024 tarih 2023/709 E. 2024/555 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ....- ....vekili ile davalı .... A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirket adına tescilli .... plakalı aracın 10/04/2023 tarihinde devrildiğini ve maddi hasar aldığını, alınan teknik raporda kaza sebebiyle oluşan hasarın 405.000,00 TL + KDV olarak tespit edildiğini, sigorta şirketine 31/05/2023 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, herhangi bir ödeme yapılmadığını, sigorta şirketi araç ruhsatında yer alan "Tip:..." olan aracın kasko poliçesinde "açık kasa" olarak gözüktüğünü, farklılık olduğunu iddia ederek ödeme yapılmadığını, ruhsatta yer alan bilgilerin hatalı veya eksik işlenmesinden sigorta acentesinin sorumlu olduğunu, bu nedenle hem sigorta şirketi hem de acenteden hasar bedelinin tahsilini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, aracın tamamıyla eksiksiz bir şekilde onarıldığını ve teslim aldığını kabul ettiğini, onarım servis bedeli olarak servislere 84.204,02 TL onarım bedeli ödendiğini, davacının taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 10/04/2023 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davacıya ait araçta oluşan hasardan vinç kısmını kapsamayan kısmın tamir bedelinin ödendiğini, ancak vinçli kısım yönünden herhangi bir ödemenin yapılmadığı, davalı tarafça bu kısımda meydana gelen zararın teminat kapsamında olmadığının iddia edildiği, davalı sigorta şirketi ve poliçeyi düzenleyen acente tarafından araç ruhsatında gösterilen bilgi haricinde hangi gerekçe ile açık kasa kamyon olarak poliçenin düzenlendiğine dair davacının bilgilendirildiğini gösterir kaydın mevcut olmadığı,
davacının hatalı beyanda bulunduğuna ilişkin delil bulunmadığından araç üzerinde mevcut vinç ve buna bağlı aksamda oluşan hasar yönünden de poliçe teminatı bulunduğu ve bu kısımda oluşan hasardan da davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerektiği, poliçeyi düzenleyen acentenin ise poliçeyi düzenlemekle sorumluluğunun doğduğunun kabulü gerektiği, düzenlenen bilirkişi raporu ile, araçta ve vinç ile bağlı aksamda oluşan hasara ilişkin incelemenin yapıldığı, ayrıca davalı tarafça rapora karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu haliyle hasar yönünden davalıları bağlar nitelikte olduğu,
buna göre davacıya ait aracın vinç ve buna bağlı aksamda meydana gelen 405.000,00 TL + KDV olmak üzere toplam 477.900,00 TL gerçek zarardan davalıların sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketine başvuru tarihi gözetilerek temerrüt tarihi olan 31/08/2023 tarihiden itibaren ticari avans faizi davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... - ....vekili ile davalı ... A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı ...- ... vekili, hangi gerekçe ile davalı sigorta şirketi ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu tutulduklarının anlaşılamadığını, bilirkişi raporunda da müvekkili acentenin sorumluluğundan bahsedilmediğini, TTK madde 105/2 gereğince acentenin akdettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acenteye doğrudan dava açılamayacağını, eş söyleyiş ile,
bu tür davalarda esas sigorta şirketine izafeten acente aleyhine dava açılabileceği ve asıl şirkete izafeten acente aleyhine karar verilebileceği, zira acentelerin aracılık yaptıkları sözleşmeleri kendi nam ve hesaplarına değil, acentesi bulundukları kişi adına düzenlediklerini, poliçeyi düzenleyen acentenin tazminattan sorumlu tutulabilmesi için poliçenin düzenlenmesinde, primin tahsilinde ya da sigorta şirketinin sigorta tazminatını ödememesinde şahsi kusurunun bulunduğunun ispatlanması gerektiğini,
davacı tarafından müvekkili acentenin şahsi kusuru olduğu iddiasında bulunulmadığı gibi bu iddiasını destekler yazılı bir delil de sunulmadığını, bilirkişi raporunda yalnızca davalı sigorta şirketinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedildiği,
acentenin kusuru bulunup bulunmadığından bahsedilmediğini, poliçenin düzenlenmesinin ardından poliçeye itiraz edilmediğini, dolayısıyla davacının açtığı işbu davada müvekkili acentenin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilince yapılan eksik ya da yanlış bir işlem bulunmadığını, sigorta ettiren davacının basiretli bir tacir olarak poliçenin yapılmasının ardından itiraz etme hakkı bulunduğunu, itiraz etmemesi nedeniyle poliçe içeriğini kabul etmiş sayılacağını belirtmiştir.
Davalı ....
A.Ş vekili, sigortalının eski poliçelerinden de görüleceği üzere sigortalının işbu kazadan önceki poliçeleri de aynı nitelikte davalı şirket tarafından yapıldığını, bu kasko poliçelerine ilişkin de herhangi bir zeyil talebi olmadığını, kesintisiz bir şekilde 3 sene üst üste yapılan kasko poliçelerine ilişkin sigortalının bilgisinin olmadığının ve acentenin kusurunun olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, sigortalının itirazının kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesinin her iki tarafı tacir olduğundan davacının basiretli hareket etmesi gerektiği,
sigorta sözleşmesinde yer almayan vinç hasarının TBK kapsamında genel işlem koşullarından sayılamayacağını, kamyonun eklenen vinç eklentisinin sözleşmeye kurulum aşamasında ve devamında dahil edilmediğini, davacının sözleşmenin mevcut şartlarda kurulmasına rıza gösterdiğini, sigorta poliçesinin her iki tarafı da tacir olup TTK'nın 18/2 maddesi uyarınca da her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir şekilde hareket etmesi gerektiğinden, tacirler arasında akdedilen bu sigorta sözleşmesine dayalı davada poliçede yer alan şartların genel işlem şartı olarak değerlendirilemeyeceğini,
davacının aracında meydana gelen hasarın anlaşmalı servislerde aynen tazmin yoluyla giderilmiş olup, tüm tutar ödendiğinden davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporundaki tespitlerin fahiş olduğunu, hasar anında, sigortalının poliçe tanzimi aşamasında beyan ettiği aktif mesleğin mensubu olduğunu gösterir belgenin temin edilememesi durumunda beyana aykırılık klozu gereği hasar tutarı üzerinden 15 oranında tenzili muafiyet uygulanacağını,
poliçe şartları kapsamında süreli kullanım gerektiren parçaların değişmesi halinde kullanım süresine göre %30'a kadar kıymet kazanma tenzili ve davacı sigortalıdan ilgili meslek belgesinin ibrazının talep edilmesi, söz konusu belgenin ibraz edilmemesi halinde poliçede mevcut klozda belirlenen oranda indirimin uygulanması gerektiğini, aracın hususi araç olmasına göre dava tarihinden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklı bakiye hasar bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, 10/04/2023 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davacıya ait kamyonun vinç kısmında oluşan hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu olup, davacı tarafça, davalı sigorta şirketinin acentesi olan diğer davalı tarafından düzenlenen poliçede, davacıya ait aracın ruhsat bilgilerinin tam olarak gösterilmemesi nedeniyle, teminat dışında kaldığı gerekçesiyle ödenmeyen vinç hasarının davalılardan tahsili istenmiştir.
Davalı sigorta şirketine ait kasko poliçesinin diğer davalı acente tarafından düzenlendiği, söz konusu poliçede, aracın açık kasa kamyon olarak gösterilmesine karşın, davacıya ait .... plakalı aracın cins ve tipinin kaza tarihi itibariyle trafik kaydında ve araç ruhsatında açıkça ....Marka, .... vinçli açık kasa kamyon olarak kayıtlı olduğu, bu şekilde aracın trafik kaydında aracın vinçli olduğu hususunun açıkça yazılı olduğu, ancak bu hususun poliçenin düzenlenmesi sırasında poliçeye dercedilmediği,
mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı sigorta şirketi ve poliçeyi düzenleyen acente tarafından araç ruhsatında gösterilen bilgi haricinde hangi gerekçe ile açık kasa kamyon olarak poliçenin düzenlendiğine dair davacının bilgilendirildiğinin ve davacının hatalı beyanda bulunduğuna ilişkin iddianın kanıtlanamadığı, bu durumda araç üzerinde mevcut vinç ve buna bağlı aksamda oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığının ve davalı acentenin ise poliçeyi düzenlemekle sorumluluğu doğduğu, diğer taraftan mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna karşı davalı taraflarca herhangi bir itirazda bulunulmadığı,
bu haliyle raporun hasar yönünden davalı tarafları bağlayıcı hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, davalı sigorta şirketinin acentesi olan diğer davalı tarafından düzenlenen poliçede davacıya ait aracın ruhsat bilgilerinin tam ve eksiksiz gösterildiğinin ve hasarın teminat dışında kaldığı hususunun kanıtlanamamış olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına,
bilirkişi raporuna karşı davalılarca herhangi bir itirazda bulunulmamış olması nedeniyle raporun davalılar yönünden bağlayıcı hale geldiği yönündeki mahkeme gerekçesinde isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek,
yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1707, K. 2026/378, 4 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama