KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Birleşen Karşıyaka Atm'nin 2018/258 E. 2019/143 K. Sayılı Dosyasında
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/484
- Karar no
- 2024/1983
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2023
- Numarası
- 2023/98 Esas - 2023/814 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 21/11/2024
Karar Metni
2.421 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/12/2023 tarih 2023/98 Esas 2023/814 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı ile davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA
Davacı vekili, davacının ... Ltd.Şti'nin % 60 hissedarı olduğunu, şirket ortaklığının yanında uzun yıllar boyunca şirketin mali müşavirlik görevini de ifa ettiğini, şirketin % 40 hissedarı olan davalı ile aralarında düzenlenen sözleşme ile hissesinin tamamını davalıya devredilmesi hususunda anlaşamaya varıldığını, hisse devrini gerçekleştirilmesine rağmen davalının kararlaştırılan aracın mülkiyetini devretme yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek; belirsiz alacak davası olarak, protokol tarihi itibariyle aracın piyasa değerinin ve kredi borcunun tespit ile bakiye kısmının davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, aracın davalının bilgisi dışında davacının şirketteki mevcut görev ve yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle alındığını, bu konuda suç duyurusunda bulunduklarını, davalının hisselerini devretmek istediğini, taraflar arasında hisse devir protokolü imzalandığını, davacının dürüstlük kuralına uygun davranmadığını, şirketi zarara uğrattığını, davalının iradesi fesata uğratılmak suretiyle ibraname imzalatıldığını, protokol gereğince teslim edilmesi gereken şirkete ait tüm defter ve evrakların teslim edilmediğini, aracın borcunun ödenmediğini, ödenen taksitlerinde de şirket tarafından ödendiğini, davacının protokoldeki yükümlülüklerine uymadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili, davalı şirketin kullandığı krediye kefil olduğunu, borcun süresinde ödemesi üzerine toplam 3.218,40-TL borcun kefil sıfatı ile davacı tarafından ödendiğini, ödenen miktarın davalıdan tahsili istemi ile yapılan takibe davalının haksız yere itiraz ettiğini, belirterek; itirazın iptaline takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP
davalı vekili, davacının şirketin % 60 hissedarı ve mali müşaviri olduğunu, şirket müdürünün tüm yetkilerini vekaleten kullandığını, diğer şirket ortaklarının bilgi ve onayı dışında dava konusu kredi sözleşmesini şirket yetkilisi ve kefil olarak imzalayarak dava konusu aracın satın aldığını, aracın davacının eşinin özel kullanımına tahsis edildiğini, kefil sıfatı ile yapılan ödeme iddiasının doğru olmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşik davacının davalı ... Ltd.
Şti'nde hissedar ve ortak olduğu, hisse devir protokolü yapıldığı, hisse devir protokolü uyarınca ...'in % 60 hissesini ...'a vermeyi kabul ve taahhüt ettiği, karşılığında ...'ın 16.500,00-TL ödeme yapacağı ve şirket adına kayıtlı olan ... plakalı aracın da ...'e tesliminin kararlaştırıldığı, protokol uyarınca 16.500,00-TL'nin davacı ...'e nakit olarak verildiği, davaya konu araç devrinin ise yapılmadığı, aracın şirket tarafından dava dışı şahsa satıldığı, araç kredisi için yapılan kredi geri ödemelerinin davacı tarafından ödendiği konusu ispatlanamadığından,
aracın 26/01/2016 tarihi itibariyle rayiç değerinin 71.000,00-TL olduğunun ve güncel kredi borcunun 58.886,57-TL olduğunun tespitine, kalan bakiyesinin davalıdan tahsili isteminin reddine, birleşen davada; davacının kredi borcuna kefil olduğu, bilirkişi tarafından yapılan incelemede, kefil olarak yapmış olduğu ödemenin 3.167,30-TL olduğu, bu miktarı icra takibine koymakta haklı olduğundan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı asıl ve birleşen davada davacı ile davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN 20/01/2023 TARİH VE 2020/639 E. 2023/104 K. SAYILI KALDIRMA KARARI ÖZETİ : Birleşen dava dosyası yönünden dava değeri itibariyle kararın istinafı kabil olmadığı, asıl davada uyuşmazlık, şirket adına kayıtlı aracın devri noktasında toplandığı, tarafların rapora itirazları hakkında bir değerlendirme yapılmadığı, ibraname ile davacının şirket müdürü ve mali müşavir olarak yaptığı işlemlerden dolayı davalı tarafından ibra edildiği, davalı tarafın, davacının şirket defter ve kayıtlarının ibraz etmediğini ileri sürerek kendi ediminini yerine getirmekten kaçınması mümkün olmadığı,
sözleşme gereğince aracın mevcut kredi borçlarından davacı sorumlu tutulduğu, aracın davacıya devri için borçlarının ödenmiş olması gerektiği, davacının talebi aracın devrinden ziyade aracın protokol tarihindeki piyasa değeri ve kredi borcunundan arta kalan bakiye miktarın tahsiline ilişkin olduğu, aracın piyasa değeri ile kredi borcunundan arta kalan bakiye miktarı talep edebilmesi için aracın ödenmiş olması gerekmeyeceği, protokol kapsamında davalının aracın piyasa değeri ile kredi borcunundan arta kalan bakiye miktar yönünden davacıya karşı sorumluğu olduğunu, belirtilerek,
İDM tarafından dava dilekçesindeki davacının tespit talepleri yönünden ayrı bir davası bulunup bulunmadığı usulüce sorulup davacının talebi netleştirildikten sonra, tarafların bilirkişi raporuna itirazları hususunda bir değerlendirme yapılarak,
rapora itirazlar yerinde görülmez ise belirsiz alacak davası şekilde açılan asıl davada eda istemi yönünden alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin sağlanmasını müteakip usulüne uygun şekilde tahkikatın tamamlanması suretiyle, tespit ve eda istemleri yönünden oluşacak sonuca göre tarafların usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada; taraflar arasında düzenlenen hisse devri sözleşmesi ile davalının şirket nezdindeki % 60 hissesinin 16.500,00-TL nakit para ile şirket adına kayıtlı araç karşılığında davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığı, protokol gereğince şirket hisselerinin tamamının davalıya devredildiği, davalı tarafından da davacıya 16.500,00-TL ödeme yapıldığının uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın şirket adına kayıtlı aracın devri noktasında toplandığı,
protokol ile hisse devri karşılığında şirket adına kayıtlı dava konusu aracın da davalı tarafından davacıya bila bedel devredileceği ve aracın mevcut kredi borçlarından da davacının sorumlu olduğunun hüküm altına alındığı, davacının edimini yerine getirdiği, davalının ise davacının edimini yerine getirmediği ve şirketi zarar uğrattığı iddiası ile ilgili olarak 27/01/2016 tarihinde ibraname ile davacıyı şirket müdürü ve mali müşavir olarak ibra etiği anlaşılmakla edimini yerine getirmekten kaçınmasının mümkün olmadığı,
sözleşme gereğince aracın mevcut kredi borçlarından davacının sorumlu tutulduğu ,davacının talebinin ise aracın devri olmayıp aracın protokol tarihindeki piyasa değeri ile kredi borcundan kalan bakiye miktarın tespiti ile bakiye miktarın tahsiline ilişkin olduğu,
davacının aracın piyasa değeri ile kredi borcundan arta kalan bedel kadar davacı aleyhine zenginleştiği, arta kalan bakiye miktar kadar davacıya sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, bilirkişi raporu ile aracın devir tarihindeki değerinin 71.000,00-TL, ödenmemiş kredi borcunun ise 55.788,57-TL olduğu ve davacının hisse devir tarihinden sonra yapmış olduğu 1.549,00 TL lik iki adet ödeme de eklendiğinde davacının talep edebileceği miktarın 71.000,00-TL-58.8866,57-TL = 12.113 43-TL olduğu, davacının tespit talepleri yönünden hukuki yararının bulunmadığı, belirtilerek;
davanın kenmen kabulü ile tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, 12.113,43-TL alacağın davalıdan tahsiline, birleşen dosya istinaf kesinlik sınırı altında olup kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı asıl ve birleşen davada davacı ile davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, dosya içerisinde bulunan 214013029 sözleşme numaralı geri ödeme planına göre devir tarihi olan 27.01.2016 tarihinde kalan borcun 46.441,17-TL olduğu, ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen bedelin, ödeme planında belirtilen bedelden farklı olduğu, davacının alacağının ilk derece mahkemesince hatalı bedel esas alınarak tespit edildiği, belirtilerek; kararın kaldırılmasını talep edilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili, tarafların dört ortaklı ... Şirketi'nin iki ortağı olarak eğitim faaliyeti göstermekte iken davacı şirket tek yetkilisi ve temsilcisi olan ortak ...'in şirket diğer ortaklarının rızası hilafına ve muvafakatleri olmadan ...
A.Ş.'den kredi tesis etmek suretiyle şirketi borçlandırarak husumete konu aracı aldığını, aracın şirket amacına özgülemek amacıyla satın almadığını, davacının eşinin şahsi kullanımına özgülediği için ortaklar arasında uyuşmazlık çıktığını, davacının şirket yetkilisi ve şirket mali müşaviri olarak elinde bulundurduğu yetkileri şirket ortakları ve şirket aleyhine kullandığını, eğitim kurumunun faaliyetlerinin kesintiye uğramaması adına tarafların uzlaşmak için bir araya geldiğini, taraflar arasında dava konusu 26.01.2016 tarihli hisse devir protokolü düzenlendiğini,
protokol uyarınca davalının davacı ...'e 16.500-TL nakit para ve ... plakalı aracı tüm kredi borçlarıyla devredeceğini, davacının da karşı edim olarak şirkete ait vergi şifresi, ticari belge ve defterleri, bilançoları eksiksiz teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, 16.500-TL nakit paranın davacıya elden belge karşılığı teslim edildiğini, araç devrinin bir sonraki güne kaldığını, karşılıklı olarak ibralaşılarak belgelerin imzalandığını,
ancak davacı beyanları ile protokol öncesi ilgili kurumlar nezdindeki sorgulama ve araştırmaları da boşa çıkaracak şekilde yapılandırmaya konu vergi ve sgk fahiş miktardaki şirket borçlarının bulunduğunun sistem üzerinden öğrenildiğini, ihtarname ile davacının sözleşme öncesi görüşmelerde dürüstlük kuralına riayet etmediğini, davacının protokol akdedilirken her ne kadar şirket güncel vergi ve sgk borçlarının olmadığını bildirmiş ise de yapılandırmaya konu fahiş miktardaki sgk ve vergi borçlarının davacı tarafından açık surette gizlendiği ,
şirkete ait vergi dairesi şifrelerinin de bildirilmemesi ve bu husustaki kontrolünün sağlanmasına engel olunarak davalının iradesinin sakatlandığı ayrıca şirkete ait ticari defterlerin de tesliminin de yapılmadığı dolayısıyla protokol hükümlerine aykırı davranıldığı bu nedenlerle aracın devrinin bu aşamada gerçekleştirilemeyeceğinin bildirildiğini, davacının davalı ve şirkete karşı gerçekleştirmiş olduğu hukuka aykırı eylem ve işlemler dolayısıyla şikayetçi olunduğunu, davalıya görevi kötüye kullanmaktan dolayı ceza verildiğini, serbest mali müşavirler odası tarafından disiplin cezası verildiğini,
Davalı 16.500-TL nakit parayı elden peşin surette ödemiş olduğu için nakdi edim dava dışı olduğunu, Davalının hisse devir işlemleri öncesi, esnasında ve sonrasında davacının usul ve yasalara, meslek kurallarına ve hatta Türk Ceza Kanunu'nda tanımlı suça konu eylemlerini protokol imza tarihinden sonra fark etmesi ve Hisse Devir Protokolünde yer alan şirkete ait ticari defterler, vergi dairesi şifresi, şirkete ilişkin tüm evrak ve dökümanları iade ve ibraz etmemiş olması yani edime uygun ifa gerçekleştirmemiş olması nedeniyle davalının aracın mülkiyet devir işlemlerinden imtina ettiğini,
birleşen davada davacının kredi sözleşmesine davalı şirkete kefaleten yaptığı ödemelerin tahsili kararı kesinleşmiş olduğundan ek rapordaki gibi davacı alacağının 15.211,43-TL olduğunun kabulü tahsilde tekerrüre sebebiyet vereceğini,davacının davadaki talep edebileceği değerin 12.113,43-TL olarak belirlenebileceğini, ancak sözleşmeyle bağlılık ilkesi ve ahde vefa ilkesinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığını, protokolde protokol süresinden de istisna edilen ticari evrak ve müsbitelerin teslimi ile araç devri yükümlülüklerinin karşılıklı olarak yerine getirileceğini,
davacının hem mali müşavirlik hem de şirket eski yetkilisi olması nedeniyle elinde bulundurduğu vergi dairesi şifrelerini vermemesi ve defterleri ibraz etmemesi açıkça protokole aykırılık teşkil ettiğini, kendi borcunu ifa etmeyen, karşı taraftan ifa talebinde bulunamayacağını, sirkete ait vergi dairesi şifresini vermeyerek ve şirketin alacak ve borçlarının tespiti ve ispatında en önemli delil niteliğine haiz ticari defter ve evrakları teslim etmeyerek ahde vefa etmeyen davacının kendisi olduğunu, davacının hileli davranışlarla hissesini devralacak olan davalının şirketin mali durumu ve kayıtlarını incelemesine engel olduğunu,
ibranamede yalnızca davacının ibrasının söz konusu olmadığını, davalı ... ve dava dışı şirket ortağı ...'ın da ibra edildiğini, ibranamenin hisse devir protokolünden kaynaklanan edimlere yönelik olmadığını, dava ticari nitelikte bir dava olup şirket yönetim organı ibrasının tüzel kişinin yetkili organının kararıyla, hesap veren organın üyelerine karşı, bu üyelerce yapılan işlemlerin hukuka ve ortaklığın amacına uygun bulunduğunun bir karar ile beyan edilmesi gerektiğini, tespit taleplerinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği belirterek;
kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava hisse devri sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, tespit talebin reddine karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; kaldırma kararında belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3. Medenî yargılama hukukuna hâkim temel ilklerden olan, tasarruf ilkesinin de bir görünümünü oluşturan taleple bağlılık ilkesi, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği anlamına gelmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 26. Maddesinde düzenlene bu ilke gereğince, Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Taleple bağlılık ilkesi uyarınca, dava konusunu (müddeabihi) davacı belirler. Mahkeme ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Mahkemece talepten daha azına karar verilebilir ise de dava sonucunda kurulacak hükmün sınırını, tarafların karara bağlanmasını istediği talep sonucu belirler, (Yargıtay HGK, 16/09/202 tarih ve 2017/(19)11-1644 E. - 2021/1017K. ).
Esasen istem sonucu, dava konusunu belirleyen tek ve asıl ögedir. İstem sonucu mahkemeden istenilen şey olup davanın mevzuunu teşkil eder ve mahkemenin davayı kabul etmesi halinde kararında neyi hüküm altına alacağı hususunun açıkça beyan edilmesi keyfiyeti olarak anlaşılmaktadır. Dava konusunun ne olduğu istem sonucu ile belirlenir. (Yargıtay HGK, 15/02/2017 tarih ve 2015/7-917 E. - 2017/265K.).
4. Hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında kaldırma kararında belirtildiği üzere davacı tarafa asıl davada tespit talebi yönünden ayrı bir davası bulunup bulunmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ve davacı vekili tarafından sunulan 14.03.2023 tarihli dilekçe ile ayrıca bir tespit davası bulunmadığı, talebin alacak istemine ilişkin olduğu belirtilmiştir. O halde, az yukarıda açıklanan talep ile bağlılık ilkesi gereğice eldeki dava yönünden davacının bir tespit talebi bulunmadığı gözetilerek ayrıca tespit talebi hakkında bir karar verilmemesi gerekirken aksi yönde talep aşımına neden olacak şekilde varılan hukuki kabulde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden davalının istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davalının yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/484, K. 2024/1983, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama