KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mart 2026
- Dosya no
- 2026/63
- Karar no
- 2026/508
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/11/2025
- Numarası
- 2025/1046 Esas
- Talep
- İhtiyati tedbir
- Davanın konusu
- Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 30/03/2026
Karar Metni
1.293 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/11/2025 tarih 2025/1046 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili, davacıların davalı kooperatifin üyeleri olduğunu, gerekli ödemeleri yaptıklarını ancak öngörülen sürede inşaatın tamamlanamadığını, kooperatif yönetim kurulu tarafından genel kurul toplantısı sırasında inşaat maliyetinin yaklaşık 800.000.000 TL olduğunun bildirildiğini, ancak davacıların yaptığı araştırmaya göre en fazla 450.000.000 TL civarı olduğunu tespit ettiklerini, ayrıca genel kurul toplantılarında ifade edilen inşaat alanının 35.000 m2 olduğunu, ancak belediyeden inşaat alanının 21.000 m2 olduğunu öğrendiklerini, genel kurul toplantısında ödeme yapmayan ortaklar bulunduğunun açıklandığını,
ancak kimler olduğu ve ne kadar ödemeyi geciktirdikleri konusunda bilgilendirilmediklerini, davalı kooperatifin inşaat yapım işi için dava dışı...A.Ş. ile anlaştığını, dava dışı ...
Şti.'nin de taşeron olarak kullanıldığını, kooperatif yönetiminin sözleşme ve faturaları üyelere sunmadığını, 2025 yılı son genel kurul toplantısında ödenen aidatlara ek olarak üyelerden 237.000.000 TL + KDV toplanacağının, bu da yeterli olmazsa ek aidat istenebileceğinin yönetim kurulunca ifade edildiğini, davacıların 2024 yılı bilançosuna ve yönetim kurulunun ibrasına karşı muhalefetlerini tutanağa geçirdiklerini, davacıların davalı kooperatife 06.08.2025 tarihli ihtarname gönderdiklerini, ancak bu ihtara cevap verilmediğini, inşaatların bitiş tarihlerinin net olmadığını iddia ederek,
24.05.2025 tarihli genel kurulda alınan karar doğrultusunda davacılardan istenen aidat bedellerinin hükümsüz olduğunun ve davacıların aidat borcunun bulunmadığının tespiti ile, dava tarihine kadar ödedikleri haksız aidatların iadesine, ilgili genel kurul kararının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı kooperatifin 24.05.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına ilişkin ... ve toplantının yasa ve sözleşmede belirtilen usullere uygun yapılıp yapılmadığı, üyelere detaylı bilgi verilip verilmediği, alınan kararların kanuna, sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun olup olmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı, davacının kararların iptalini isteyebilecek şahıslardan olup olmadığı noktasında toplandığı, iptali istenen kararların 24.05.2025 tarihinde yapılan toplantıda alındığı,
davanın ise 06.11./2025 tarihinde açıldığı, davacının HMK 390/3 maddesi uyarınca, tedbir talebine ek olarak tedbir sebeplerini ve davanın esasına dair haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delilleri sunması gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta, davacının talebine ek olarak iptali istenen genel kurul toplantı tutanağı ve üyenin toplantıya çağrısına dair üyelere hitaben yazılan belge sureti ile ihtarnameler ve aidat ödemelerine dair belge suretleri dışında belge sunmadığı, sunulan belgelerin tedbir kararı verilmesi için yeterli delil niteliğinde olmadığı,
bu kapsamda tedbir kararı verilmesini gerektirir şartlar oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekili, davacıların üyesi olduğu kooperatifin bilgi ve belge verme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yapılan harcamalara ilişkin müvekkiline herhangi bir raporlama yapmadığını, , faturalandırılmaksızın davacılardan ek ödeme talep edildiğini, bu durumun telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacağını, dosyası kapsamında bulunan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından sunulan belgeler dikkate alındığında, davalı kooperatifçe gösterilen gelirin vaad edilen gelirden bir hayli düşük olduğunu, kooperatif üyelerinin bir çoğu tarafından ödeme yapılmamış gibi gösterilerek pek çok hatalı hesaplamalara sebebiyet verildiğini,
davacıların yüklendikleri paylar için gerekli ödemeleri yaptıklarını, ancak öngörülen süreler içerisinde inşaatın tamamlanmadığını, kooperatif yönetim kurulu tarafından genel kurul toplantısı sırasında ifade edilene göre kooperatif konusu inşaat maliyetinin yaklaşık olarak 800.000.000 TL olduğunu, ancak bu tutarın en fazla 450.000,000 TL civarı tutabileceğini tespit ettiklerini, genel kurul toplantılarında ifade edilen inşaat alanı 35.000 m2 olmasına rağmen belediyeden elde edilen bilgiye göre inşaat alanının 21.000 m2 olduğunu, davalı kooperatif tarafınn inşaatın yapım işi konusunda ...A.Ş. ile yapılan anlaşmanın üyelere sunulmadığını,
2025 yılına ait son genel kurul toplantısında o yıla kadar ödenen aidatlara ek olarak üyelerden 237.000.000 TL + KDV toplanılacağının eğer bu da yeterli olmazsa yine üyelerden ek aidat istenebileceğinin yönetim kurulunca ifade edildiğini, kooperatifin yetkililerinin davacıların bilgi alma hakkının önüne geçtiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde Kooperatifler Kanunu'na muhalefet ve tespit olunacak diğer suç maddeleri uyarınca soruşturma başlatılması amacıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, 2025/133202 E. sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiğini,
kooperatif yönetimince soruşturma dosyasına verilen ifadede bütün evrakların KOOPİS sisteminde kayıtlı olduğunun iddia edildiğini, ancak KOOPİS sistemindeki kayıtlar arasında kooperatif ana sözleşmesi, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, bilanço, gelir-gider farkı hesapları ve denetçilerin 66. ve 69. madde hükümlerine uygun olarak tanzim edecekleri raporların bulunması gerektiğini, bu yükümlülüğün davalı tarafça ihlal edildiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi ve aidatların davacılara yükletilmesi halinde telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir.Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Diğer taraftan HMK'nun 396. Maddesi gerekçesine göre, tedbirin verildiği tarihten sonra, tedbirin verilmesini gerekli kılan şartlarda değişiklik meydana gelmesi halinde, bu değişikliğe uygun olarak tedbirin de değiştirilmesi ya da kaldırılması gerekebilir.
Bu şekilde, hâl ve şartlar değiştiğinde tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılması için talepte bulunulması aranmıştır. Buna göre davada hal ve şartların değişmesi halinde talep üzerine mahkemece her zaman ihtiyati tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verilebilecektir.
İhtiyati tedbirin alacağı güvence altına alma fonksiyonu da bulunmamaktadır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Talebi konu uyuşmazlığın dayandığı hakkın özü hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır.
Somut olayda, davalı kooperatifin 24.05.2025 tarihli genel kurul toplantısında üyelerden ek aidat alınmasına dair alınan kararın iptali ve davacıların aidat borcunun bulunmadığının tespitine, davacıların dava tarihine kadar ödedikleri haksız aidatların iadesine, ilgili genel kurul kararının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesi isteminde bulunulmuş olup, dava dosyasının bulunduğu aşama ve mevcut delil durumu itibariyle talep edenin haklılığına ilişkin kanun ile aranan yaklaşık ispat koşulunun bu aşmada oluşmamasına, davacıların ileri sürüdüğü hususların varlığının yargılamayı gerektirmesine,
uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette neden olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin tabii bulunmasına göre ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/63, K. 2026/508, 30 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama