İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/1030 K.2025/225

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2022 tarih ve 2021/883 Esas 2022/638 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak…

Esas2023/1030Karar2025/225Tarih6 Şubat 2025Okuma10 dk · 2.026 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
6 Şubat 2025
Dosya no
2023/1030
Karar no
2025/225
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
04/10/2022
Numarası
2021/883- 2022/638
Davanın konusu
İtirazın İptali
Dava tarihi
23/11/2021
Daire karar tarihi
06/02/2025
Karar yazım tarihi
06/02/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.026 kelime·10 dk okuma·6 bölüm

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2022 tarih ve 2021/883 Esas 2022/638 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM

Davacı, lojistik alanında hizmet veren ticari bir firma olduğunu, davalı ...'un gerçek kişi tacir olduğunu, davalının firması ile aralarındaki ticari ilişki gereği ... - .... ve .... plakalı araçlar için alım satımı gerçekleşeceği yönünde anlaşıldığını, şirket adına araçlar için bankadan davalıya 50.000,00TL+50.000,00TL olmak üzere toplamda 100.000,00TL olmak üzere ödeme yapıldığı halde araçların devri gerçekleşmediğini, firma tarafından bir dönem fiilen kullanılan araçların devir sağlanmaması sonrası tekrar davalıya teslim edildiğini,

bununla birlikte gönderilen paranın iadesinin de gerçekleşmemesi nedeniyle davalı aleyhine İzmir 1. İcra Dairesinde 2021/5978 Esas sayılı dosya ile yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun alacağın %20’sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı, davacı şirket ile arasında araç alım satımı konusunda hiç bir anlaşma yapılmadığını, davacıya herhangi bir araç teslim edilmediğini, davacı tarafça satılması için anlaşıldığı iddia edilen araçlardan sadece....plaka sayılı aracın üzerine kayıtlı bir kamyonet olduğunu, ...ve .... plaka sayılı araçların ise davacı şirketin İstanbul ilinde lojistik alanda hizmet veren bir kuruluş olduğunu, kendisinin de aynı işi İzmir ilinde yaptığını, aralarındaki anlaşma gereğince şirketin mallarının İzmir'de dağıtımını yaptığını, şirket yetkilisi ile yapılan görüşmede, kendisine ait olan ... plaka sayılı Iveco marka kamyonet,

.... plaka sayılı kamyonet, ... plaka sayılı kamyonet, ... plaka sayılı ... model araç ve bir adet forklift ile davacının İstanbul ilinden topladığı kargo mallarının İzmir ili ilçeleri ve yakın illerde dağıtımının tarafından yapılacağını, bu işlem için yukarıda plakaları yazılı dört araç ve bir forkliftin davacı firmanın kullanımına tahsis edileceğini, bu araçların kullanım bedeli olarak araç başına ücret ödeneceği konusunda anlaşmaya varıldığını,

bu anlaşma sonucunda davacı şirket tarafından araçların kullanım bedeline mahsuben 01.03.2021 tarihinde iki adet 50.000,00TL (Ellibin) den toplam 100.000,00 TL araç bedeli açıklaması ile banka hesabına gönderildiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince davacı şirketin malların üç - dört ay boyunca İzmir'de davacı şirkete tahsis ettiği dört araç ve bir forklift ile dağıttığını, hatta bu araçlar yetersiz kaldığında başka araçlar kiralamak suretiyle üzerine düşen dağıtım görevini layığı ile yaptığını, araçların davacı firma tarafından fiilen kullanıldığının dava dilekçesinde de açıkça ikrar edildiğini, fiilen kullanılan,

kendisine ait araçların akaryakıt bedellerinin davacı firma tarafından ödendiğini, ileriye dönük iş planları yaptıklarını ancak davacı şirket yetkilisi.... tarafından vaat edilen araç kullanım bedelleri ve yine kargo dağıtım sebebiyle ödenmesi gereken, fazladan araç kiralama, navlun ödemeleri vb.alacak kalemlerinin ödemeleri aksamaya başladığını, firmadan araç kullanım ücretleri dışında, kargo dağıtım bedellerine ilişkin alacakları birikmeye başladığını, alacağını talep ettiğinde bu ödemelerin yapılmadığını, araçlara mazot alımlarının durdurulduğunu, davacı firmanın ödemelerinin aksamaya başlamasıyla,

firma yetkilisi ... tarafından araç kullanım ücretleri ve diğer yapılan işlere ilişkin alacaklarının tahsili ve kesilecek faturaların düzenlenmesi hususunda bir mutabakat sağlamaya çalışılırken şirket tarafından nedensiz olarak anlaşmaya son verildiğini, davacı firmadan birçok alacağını tahsil edemediğini, bir de davaya konu icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, davacı firma ile araç alım satımı yönünde hiçbir anlaşması olmadığını, kendisine ait olmayan araçları satmasının mümkün olmadığını,

kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu araçlar kendisine ait olsa dahi satışı yapıldığı söylenen üç adet aracın YüzbinTL gibi bir rakama satılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üç adet aracın toplam alım-satım beldeli düşünüldüğünde bu hususta maddi imkansızlık bulunduğunun açık olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

Mahkemece,"Davacı tarafça 5 adet aracın kiralama ücreti için 100.000,00TL'nin çok yüksek olduğu ve bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacının satış sözleşmesi bulunduğunu ispat edemediği, davalı tanığının araçların kullanımını davalı yanında çalışan işçilerin gerçekleştirdiğinin beyan ettiği hususları birlikte dikkate alındığında, taraflar arasındaki araç kullanımına ilişkin sözleşmenin içeriği ve kapsamının tam olarak bilinmediği, bu nedenle salt araçların rayiç kiralama bedelleri üzerinden sağlıklı bir sonuç elde edilemeyeceği değerlendirildiğinden bu yönde bir araştırmaya gidilmemiştir.

Kaldı ki, bir an için 100.000,00TL miktarın araç kiralaması için fahiş düzeyde yüksek olduğu kabul edilse dahi bu husus dosya kapsamındaki diğer deliller de dikkate alındığından yine de taraflar arasında bir satış sözleşmesi bulunduğu hususunu ispat etmekten uzaktır.

Zira davacı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş, tanık deliline dayanmamış ve taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğuna dair dekont üzerinde yer alan "araç bedeli faturaya istinaden" ibaresi dışında herhangi bir somut delil de göstermemiştir. Davacı taraf ticaret şirketi olup basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Satış sözleşmesine istinaden yapacağı ödemenin muğlak bir ifade ile gönderilmesi ve satış sözleşmesine ilişkin herhangi bir yazılı delil bulunmaması karşısında bu muğlak durumdan lehine sonuç elde etmesi de mahkememizce mümkün görülmemiştir.

Bir diğer taraftan "faturaya istinaden" açıklamasına rağmen davalı tarafça düzenlenen bir fatura bulunmadığı, davacının ticari ilişkinin sürdüğü 3 aylık süre boyunca da araç devrine ilişkin bir talebinin davalıya iletildiğine dair bir delil sunulmadığı hususları da davacı aleyhine değerlendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN

Davacı istinaf talebinde bulunmuştur.

BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Mahkemenin davaya dayanak dekontlarda belirtilen "araç bedeli faturaya istinaden" ibaresini dikkate almadan karar verdiğini, dekontlarda yer alan ibare ile taraflar arasında araç satışı olduğunun sabit olduğunu,

Mahkemece 01/03/2021 tarihindeki araç kiralama bedellerine ilişkin hiç bir araştırma yapılmadan yalnızca davalı şirket bünyesinde halen çalışmakta olan ve ifadesinin tarafsız olması beklenemeyecek tanığın beyanına dayanarak hüküm kurulduğunu, davanın konusu ve davacının iddiaları yönünden davanın esasını etkileyebilecek bir inceleme ve araştırma noksanlığı olduğunu,

Kurulan hükümde yine davalının tanık beyanı esas alınarak 5 araç kiralama bedeli üzerinden karar verilmesine rağmen davanın 3 aracın bedeli için açıldığını, bununla birlikte tanık beyanı ve davalı tarafından sunulan dilekçelerde yapılan işlere ilişkin evraklar olduğu bildirilse de hiçbir yazılı delil sunulmadığını, tanıkla ispat sınırının üzerinde olan dava bedeline rağmen hiçbir yazılı delil sunmamış olan davalının iddialarını ispatladığı kabul edildiğini,

Hükmün gerekçesinden de anlaşılacağı üzere mahkemeye sunulan yazılı delillerin aleyhe yorumlanarak ve davalının tanık ifadeleri esas alınarak karar kurulduğunu, her ne kadar basiretli bir tacir gibi davranmadığı kabul edilse de davalının da bir tacir olduğu yapmış olduğu iş ve işlemlere ilişkin hiç bir yazılı delil sunmamış olduğunu,

Davalı tanığının ifadelerinin gerçek dışı ve çelişkili olduğunu, davalının iddialarına ilişkin tanık ifadeleri dışında hiçbir somut delil bulunmadığını,

Mahkemece araç bedeli ifadesinin muğlak ifade olarak yorumlandığını, ancak yapılan hiçbir ödemede kira bedeli ifadesi geçmediğini, bir lojistik firmasının başka bir lojistik firmasına kendi iş ve işlemlerini para karşılığı yaptırmasının kira sözleşmesinin değil hizmet sözleşmesinin konusu olduğunu, davalı tacir tarafından sözde hiçbir ödeme alınmadan iş yapılması, zarar edildiği halde iş yapılmaya devam edilmesi,

masraf istenmesine ilişkin soyut tanık ifadesi dışında hiçbir somut delil bulunmamasının basiretli tacir sıfatını zedelemediğini, şirketin banka üzerinden "araç bedeli" açıklamasıyla göndermiş olduğu dekontlar basiretsiz tacirlik olarak yorumlanarak açmış oldukları davanın aleyhe sonuçlandığını, davalının iddialarına ilişkin hiçbir protesto, dekont, fatura, ihtarname, sözleşme hatta mesaj kaydı dahi sunulmadığı halde aleyhine yorum yapılarak davanın reddine karar verildiğini,

İddialarını ispatlayamamasının davalının iddialarını ispatlaması olarak yorumlanarak ayrıca %20 kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, kötü niyetli olduğunu yahut davalının iddialarını ispatlar hiçbir somut delil mevcut değilken aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatı da hukuka uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, araç satış bedelinin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında araç satış sözleşmesi olup olmadığı, davacı tarafından "araç bedeli faturaya istinaden" ibaresi taşıyan dekontlarla gönderilen paranın araç satışına ilişkin olup olmadığı, dekontlar ile ödenen bedelin iadesinin istenip istenemeyeceğinin tespitinden kaynaklanmaktadır.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Davacı, davalı ile arasındaki satış ilişkisine dayalı olarak ödediği araç bedelini talep etmektedir. Satış sözleşmesi her iki tarafa edim yükleyen bir sözleşme olmakla, satıcı satılanı teslim etmek alıcı ise bedelini ödemek zorundadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190’ıncı maddesi:

“(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.

Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir.

İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak davacı, davalı arasındaki ilişki satış sözleşmesine dayanmakta olup, satış sözleşmesinin en önemli unsurları arasında tarafların edimlerini eksiksiz olarak yerine getirme borcu gelmektedir.

Davaya dayanak icra dosyasında "araç bedeli faturaya dayalı olarak" ibaresini taşıyan dekontlar ile icra takibi yapılmakla davacı taraf aralarındaki satış sözleşmesi nedeniyle davalıya toplam 100.000,00TL ödeme yaptığını ispat etmiştir.

6100 sayılı Kanun'un 188. maddesinde, taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır.

İkrar, davanın temelini oluşturan bir somut vakıa iddiasının doğru olduğunun, o vakıayı ispat yükünü taşımayan (karşı) tarafça kabul edilmesi olarak tanımlayabiliriz.

İkrar, vakıa iddiasının doğru olduğunun karşı tarafça tamamen kabul edilmesi şeklinde olursa basit ikrar; sadece maddi vakıanın kabul edilip bu vakıanın hukuki sebebinin farklı olduğuna ilişkin ise vasıflı ikrar (veya gerekçeli inkar); vakıa iddiasını tam olarak kabul edilmesine rağmen, bu vakıadan iddiada bulunan taraf lehine hukuki sonuç doğmasını engelleyecek nitelikte yeni bir vakıa iddiasında bulunulması (eklenmesi) şeklinde olursa bileşik ikrar olarak adlandırılır .

Bileşik ikrar; ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.

Bağlantılı bileşik ikrarda; ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı vardır; ikrara eklenen vakıa, ikrar olunan vakıanın doğal bir sonucudur.

Bağlantısız bileşik ikrarda isedavalının ikrarına eklediği vakıanın diğer tarafın iddia ettiği vakıa ile bir ilgisi bulunmamaktadır. (Yargıtay 3. H.D. 2015/13925 Esas, 2016/9082 Karar)

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davacı, davalı ile aralarında yaptıkları sözleşme gereği araç bedeli olarak 100.000,00TL ödediğini ancak araçların mülkiyetinin kendisine teslim edilmediği iddiası ile ödediği bedelin iadesini talep etmektedir.

Davalı, paranın gönderildiği ancak satış bedeli değil kargo işinde kullandığı araçlara ilişkin kira bedeli olduğunu beyanla davacının iddia ettiği vakıayı kabul etmekte, fakat bundan çıkan hukuki neticeyi ortadan kaldıracak diğer olayların varlığını da belirtip ikrarına eklemektedir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bağlantısız bileşik ikrarda ispat yükü yer değiştirerek, davalı tarafa geçmiştir.

Buna göre davalının dekont ile gönderilen paranın araç satış bedeli olmadığını yasal delillerle ispatlaması gerekmektedir.

Mahkemece, taraflara defter ve belgelerin ibrazı için kesin süre verilmiş ise de taraflar ara kararın gereklerini yerine getirmeyerek bu delilden vazgeçmişlerdir.

Yapılan yargılama sonucu mahkemece davacı tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, ispat yükü kendisine düşen davalının cevap dilekçesinde belirttiği yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ile ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün aidiyetinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, esasa ilişkin diğer yönler incelenmeksizin, HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi gereğince İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2022 tarih, 2021/883 Esas, 2022/638 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının yatırana geri verilmesine,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/1030, K. 2025/225, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstem
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı Özeti
  6. İstinaf Talebinde Bulunan
  7. Bildirilen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1030
Karar No
2025/225
Tarih
6 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1030 K.2025/202
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1030 K.2025/200
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1030 K.2025/132
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1031 K.2025/204
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2023/1034 K.2025/108
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1035 K.2025/166

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.