KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/1507
- Karar no
- 2024/569
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/10/2017
- Numarası
- 2015/610 Esas 2017/913 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Bam karar tarihi
- 13/03/2024
- Karar yazım tarihi
- 13/03/2024
Karar Metni
1.506 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı borçlu şirketten olan 18/12/2014 tarihli ve 20.739,09-TL bedelli cari hesap ve avukat mektubunun davalı yana tebliğinden sonraki üç günlük ödeme süresinin sonrasından itibaren işlemiş faiz olan 196,88-TL olmak üzere toplam 20.935,97-TL alacağının tahsili amacıyla İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2724 takip sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, borçlu yana ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığını ve 24/02/2015 tarihinde şirket çalışanına tebliğ edildiğini, davalı şirketin borca, faize ve diğer fer'ilerine itirazları haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek,
davanın kabulüne, icra takibine yapmış olunan itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalı borçlu yana %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı yüklenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı borçlu yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafça esasa cevap verme süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece "...Taraflar arasında 01.06.2013 tarihinde yurtdışı taşıma ve cari hesap sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin altındaki imza ile ilgili davalıya çıkarılan isticvap davetiyesinin tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya katılmadığı görülmüştür.
Davacının defter ve kayıtları üzerinde Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişinin sunmuş olduğu 21.03.2016 tarihli raporda özetle; davacının 2014 yılına ait ticari defterlerinde yevmiye defterinin noter kapanış tastiğini yaptırmadığı, mevcut hali ile davacının 2014 yılı ticari defterlerinin lehine delil vasfında olmadığının ayrıca takip ve dava tarihi itibari ile davacı defterlerinde alacak- borç rakamının tespit edilemediğinin belirlendiği görülmüştür.
Davacının itirazı üzerine aynı bilirkişiden alınan 24.10.2016 tarihli ek raporda da özetle; davacının usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerinin sahibi lehine delil olamayacağı, bu konuda takdirin sayın mahkemeye ait olduğunu belirlendiği, faturalara davalı tarafın süresinde itiraz etmediğinin belirlendiği görülmüştür.
Davacı vekilinin itirazı ve sunmuş olduğu belgeler mahkememizce yeniden talimat ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişinin sunmuş olduğu 19.06.2017 tarihli raporda özetle: davacı şirketin 2014 yılına ait yevmiye defterinin kayda girilmesi gereken işlemleri tarih halinde materyal halinde bilgisayar ortamında tutulduğu, ancak bilgisayara kayıt edilen işlemlerin noter tarafından tasdik edilmiş ticari defterlere dökülmediğinin tespit edildiğinin belirlendiği görülmüştür.
Davacının öncelikli olarak hizmetin yapıldığının yasal delillerle kanıtlaması gerekir.
Davacının kesmiş olduğu ve davaya dayanak faturalar davalıya tebliğ edilmiş ise de, faturaların dayanağını oluşturan hizmetin kanıtlanması gerekir.Somut olayda; hizmetin kanıtlandığına dair herhangi bir yasal delil sunulamamıştır.
Alınan her üç bilirkişi raporunda da davacının 2014 yılına ait ticari defterlerinin lehine delil olamayacağının belirlendiği görülmüştür.
Davacı taraf yemin deliline dayanmamıştır.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. ( HMK.'nun 222/2)
Davacı tarafın, davalının taşıma hizmetini yaptığına dair yasa delil sunamadığı, defterlerinin de usulüne uygun tutulmamış olması nedeniyle lehine delil olamayacağı, yemin deliline de dayanmadığı, dolayısıyla kanıtlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile; "Açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usule, yasaya aykırı olmakla haklı davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin yurt içi ve yurt dışı kargo hizmeti veren bir taşımacılık şirketi olup davalı ...
A.Ş ile müvekkili şirket arasında 06.11.2013 Tarihli Yurt Dışı ve 18.11.2013 Tarihli Yurt İçi Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmeleri akdedildiğini, her iki sözleşmenin dilekçe ekinde dosyaya sunulduğunu, yerel mahkeme gerekçeli kararında delillerin, icra dosyasının, faturalar, davacı ticari defterleri ve dosya kapsamından ibaret olarak belirtilmiş dosya kapsamında sunulan belgelerin dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin yerine getirdiği taşıma hizmetini de belgeleyen konşimento ve waybilller dava dosyasına sunulduğunu, söz konusu belgelerin taşıma hizmetinin ifa edildiğini ispata yönelik olup mahkeme tarafından dikkate alınmadığını,
taşıma hizmetinin ifa edildiğini ilişkin 66 adet konşimento ve waybill dava dosyasında mevcut olduğunu, taraflar arasında akdedilen Yurt İçi - Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmeleri uyarınca taşıma hizmetini ifa eden müvekkili şirket tarafından davalı adına tanzim edilen 45 adet muhtelif tarihli faturanın dosyada mevcut olduğunu, işbu faturaları ihtiva eden ve icra takibine dayanak teşkil eden "cari hesap ekstresi" de dosyada mevcut olup işbu hesap özetinin incelenmesi halinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin mevcudiyetinin saptanacağını,
zira cari hesap ekstresinde davalı yanın yapmış olduğu bir kısım ödemelerin varlığının davalı yanın gerek faturalara ve gerekse taraflar arasındaki hukuki ilişkiye herhangi bir itirazının olmadığına delalet ettiğini, "cari hesap ekstresinde" yer alan 20.191,89 TL tutarındaki borç bakiyesinin davalı yanca müvekkili şirkete ödenmediğinden, davacı müvekkili tarafından davalı şirkete 24.12.2014 tarihinde bakiye borcun ödenmesi hususunda uyarı yazısı gönderildiğini, tüm bu nedenlerle İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.10.2017 tarih ve 2015/610 Esas, 2017/913 Karar sayılı hükmünün kaldırılmasına,
tüm yasal sonuçları ile birlikte haklı davanın kabulüne, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili; davacı tarafça davalıya verilen yurt içi ve yurt dışı taşıma hizmetinden kaynaklı olarak düzenlenen faturalar nedeniyle davacının davalıdan takibe konu edilen tutar olan 20.739,09 TL bedelli bakiye alacağının bulunduğu, bu tutarın davalı taraftan talep edilmesine rağmen ödenmediğinden bahisle tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2015/2724 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki davalının itirazının iptaliyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça esasa cevap verme süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış olmakla birlikte icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde, takibe konu borca, faize ve bütün fer'ileri ile birlikte dosya borcuna itiraz ettiklerini bildirdiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davaya konu İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2724 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı hakkında 20.739,09 TL asıl alacak, 196,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.935,97 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 24/02/2015 tarihinde tebliği üzerine davalı borçlu tarafından süresi içerisinde dosyaya sunulan 26/02/2015 tarihli itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222.maddesine göre "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir."
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde talimatla iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak iki ayrı rapor alındığı görülmüştür. Ancak dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde davacı delilleri arasında açıkça taraflara ait ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmış olmasına rağmen davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı görülmüştür.
Bu nedenle davacı tarafça delil listesinde açıkça dayanılmış olmasına rağmen davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalı şirkete ait ticari defterlere ne şekilde yansıdığı, takip ve davaya konu faturaların davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise ne şekilde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususu tespit edilmeksizin esas hakkında karar verilmiş olması yerinde olmamıştır.
Ayrıca davacı tarafça delil listesinde davaya konu faturaların düzenlenmesine esas taşıma sözleşmesi ve taşımaya ilişkin hizmetin verildiğine dair waybill ve konşimento suretlerine delil olarak dayanılmış olup ilk derece mahkemesince davacı tarafça dayanılan bu deliller üzerinde taşıma konusunda uzman bir bilirkişi tarafından inceleme yaptırılmaksızın esas hakkında karar verildiği görülmüştür.
Bu nedenle davaya konu faturaların düzenlenmesine esas taşıma hizmetinin davacı tarafça davalıya verilip verilmediğinin ve bu kapsamda takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu edilen tutar kadar bakiye alacağının bulunup bulunmadığının tespiti açısından dosya kapsamı belgeler,
davacı şirket ticari defter ve kayıtlar üzerinde daha önce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan raporlar da birlikte değerlendirilmek kaydıyla davalıya ait ilgili yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtlar üzerinde bir mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılmak ve yine taşıma konusunda uzman bir bilirkişi de eklemek suretiyle bilirkişi raporu alınarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğinden yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre,
mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355, 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1507, K. 2024/569, 13 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama