KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/1524
- Karar no
- 2024/408
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2020
- Numarası
- 2019/190 Esas 2020/169 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Bam karar tarihi
- 20/02/2024
- Karar yazım tarihi
- 20/02/2024
Karar Metni
1.183 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket aleyhine davalı şirket tarafından, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2018/1207 E.s. dosyası ile başlatılan icra takibinden müvekkilinin, davalı şirket vekilinin telefonla araması üzerine haberdar olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete borcunun bulunmadığını, davalı ile bir sözleşme yapmadığını, sözleşmeye istinaden herhangi bir kullanımının bulunmadığını davalıya ifade ettiğini, davalı şirketten sözleşme aslının istenildiğini ancak davalı tarafça sözleşme örneğinin taraflarına gönderilmediğini ileri sürerek, öncelikle kötü niyetle başlatılan icra takibinin ihtiyaten durdurulmasına, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20 oranından aşağı olmamak üzere tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava arabuluculuk uyuşmazlık çözüm yoluna başvurulmadan açılmakla, dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı şirket yetkilisi ... arasında, 26.04.2013 tarihinde GSM abonelik sözleşmesi ve kurumsal aboneler için numara taşıma talep formu, ardından 30.10.2013 ve 11.03.2014 tarihlerinde ... iş ortağım süper internet kampanya taahhütnamesi, 18.09.2014 tarihinde ...
Tip abonelik sözleşmesi ve ... iş ortağım ... indirim Kampanyası Taahhütnamesi düzenlendiğini, sözleşmelerin ....'nin vergi levhası, ...'ın imza yetkili olduğunu gösterir imza sirküsü, ...'a ait kimlik sureti celp edilmek suretiyle gerçekleştirildiğini, davacı borçluya karşı başlatılan icra takibinin konusunun son ödemesi 07.08.2017 tarihli 2.616,00-TL bedelli, son ödemesi 07.08.2019 tarihli 711,60-TL bedelli, son ödemesi 07.09.2019 tarihli 9,90-TL bedelli faturalar olduğunu, fatura bedellerinin davacı tarafça ödenmediğini, davacının ödeme sürecini ötelemek amacı ile kötü niyetle dava açtığını savunarak,
davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece "...Davacı şirket, menfi tespit talepli dava dilekçesinde davalı şirkete borcunun bulunmadığını, davalı ile bir sözleşme yapmadığını, sözleşmeye istinaden herhangi bir kullanımının bulunmadığını ileri sürmüş ise de, mahkememizde sözleşmelerdeki imzaların kendi eli mahsulü olup olmadığı konusundaki beyanında imzaları açıkca inkar etmemiş, net olarak beyanda bulunamadığını ifade etmiştir. Bu nedenle mahkememizce sözleşmelerdeki imzaların sıhhati yönünden inceleme yapılmamıştır.
Yapılan inceleme sonucu alanında uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile, davacı şirketin davalı şirket ile muhtelif hatların kullanılmasına ilişkin düzenlediği GSM abonelik sözleşmesi ve taahhünameler uyarınca, GSM hatlarını belirli bir süre ile kullanma taahhüdüne aykırı davranması durumunda ödemesi kararlaştırılan 6098 s. TBK.’nun 179/3 md. hükmü anlamında “dönme cezası” mahiyetinde olan, davacı şirketin taahhütnamelerde belirtilen sürelerden önce davalıdan aldığı GSM hatlarını iptal etmek veya başka bir şebekeye taşımak suretiyle,
sözleşmeyi taahhüt süresinden önce tek taraflı olarak ve herhangi bir haklı sebebe dayanmaksızın feshetmesinin, taahhütnamelere aykırılık teşkil ettiği, davacı şirketin belirli bir süre kullanma taahhüdü karşılığında ...
A.Ş.’nin uyguladığı indirimlerden faydalandığı dikkate alındığında, TBK.’nun 25. md. hükmüne göre dürüstlük kurallarına aykırı bir genel işlem şartından söz edilemeyeceği, davacı şirket kendi isteği ile farklı bir şebekeye seçiş yaptığı için taahhütnameye göre davalı şirket ile yapmış olduğu taahhütnamelerin içerdiği 07.08.2017 son ödeme tarihli faturanın 2.616,00-TL bedelini, indirimlerin iptali 1.592,35-TL ve 07.08.2017 son ödeme tarihli faturanın 711,60-TL bedelini ve 431,17-TL indirim cezasını ödemek yükümlülüğünde bulunduğu,
davacı şirketin takip konusu haberleşme ücretleri, diğer hizmetler vs. içeren faturalar nedeniyle davalı şirkete toplam 3.331,50-TL borçlu olduğu, Tip GSM Abonelik Sözleşmesinde temerrüt faiz oranının %23 olarak belirlendiğine dair bir hüküm ve davacı tarafından davalıyı temerrüde düşürüldüğüne ilişkin belge bulunmadığından, temerrüt koşulları oluşmadığı anlaşılmış, davanın 389,91-TL bedel üzerinden kabulüne, 3.331,50-TL asıl alacak bedeli yönünden reddine karar verilmesi uygun görülmüş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile.
"Davanın KISMEN KABULÜNE; davacının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü’nün 2018/1207 E.s. icra takibi nedeniyle, 3.331,50-TL asıl alacak bedeli üzerinden borçlu olduğunun, 389,91-TL borçlu bulunmadığının tespitine, Kabul edilen 389,91-TL bedel üzerinden alınması gereken 54,40-TL harcın, davacı tarafından yatırılan 90,17-TL harçtan, mahsubu ile, fazlaya ilişkin alınan 35,77-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine. " karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Müvekkili olan şirket aleyhine, davalı şirket tarafından Karşıyaka 2. İcra Dairesi'nin 2018/1207 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinden, davalı şirket vekilinin telefon araması ile haberdar olunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, herhangi bir sözleşmede yapmadığını, somut olayda 24.01.2015 tarih 29246 Sayılı Abonelik Sözleşmesi Yönetmeliğinin dikkate alınmadığını, alınan bilirkişi raporunun da irdelenmediğini, delillerin toplanmadığını, ayrıca dava kabul değeri tutarında vekalet ücreti takdiri bir nev'i hak aramayı cezalandırma olduğunu,
bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davaya konu Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1207 Esas sayılı dosyasından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020 tarihinden itibaren ise, bu sınır 5.390,00 Türk Lirasıdır. Davaya konu Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1207 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, faiz ve ferileriyle birlikte takip çıkış tutarının 3.3721,41 TL olduğu, dava dilekçesinde ise dava değerinin 5.280,00 TL olarak gösterildiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen 07/07/2020 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/2829 Esas ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir.
Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352.maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1524, K. 2024/408, 20 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama