KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2024
- Dosya no
- 2020/1892
- Karar no
- 2024/858
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/09/2020
- Numarası
- 2019/228 Esas 2020/366 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 18/04/2024
- Karar yazım tarihi
- 18/04/2024
Karar Metni
1.428 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirket ile davacı şirket arasında 20/05/2017 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesinin olduğunu, davalı şirketin davacı şirketin bayisi olarak çalıştığını, dava konusu borcun bayilik ilişkisinden kaynaklanan cari alacak borcu olduğunu, alacağın tahsili amacı ile 23.501,00 TL üzerinden İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1199 Esas sayılı Takip dosyası ile takibin başlatıldığını, davalı şirketin borca ve yetkiye itiraz ettiğini, sözleşmenin 29. Maddesinde bu bu sözleşmeden doğacak tüm uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak İzmir Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu,
davalı şirket ile davacı şirket arasında bulunan kar mahrumiyeti tazminatı davası olan İzmir 5 Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/140 Esas sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde sarih bir şekilde şekilde ortaya konduğunu, davalı şirketin zaman kazanmak için kötü niyetli bir şekilde borca itiraz ettiğini, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1199 Esas sayılı Takip dosyasında itirazın iptali ile takip tarihi itibari ile 23.501,00 TL üzerinden devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasını talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapılmadığını, taraflar arasındaki 22/09/2012 tarihli Otogaz bayilik Sözleşmesi bu sözleşmeye ek protokol, 21/09/2010 tarihli ek protokol, 14/06/2017 tarihli ek protokol kapsamında taraflar arasındaki fiyatlandırma dikkate alındığında davacı tarafın davalı şirketten herhangi bir alacağının olmadığını, taraflar arasındaki ek protokoller kapsamında davacı tarafın davalı şirketten alacağının bulunmadığını,
20/09/2010 tarihli ek protokol ve 22/092012 tarihli Bayilik Sözleşmesinin ek protokolünde davalı tarafa verilen ...+158,00 TL'den satış yapılması gerekirken 160,00 TL'den satış yapılarak fatura düzenlendiğini, davalı şirketin itibarinin sarsılmaması için fazla ödemeyi kabul etmemekle beraber davacı tarafın ek protokole aykırı faturalar ödenmek zorunda kalındığını, davacı taraf 14/06/2017 tarihli ek protokole de uymadığı için sözleşmenin feshedildiğini, davacı tarafın herhangi bir alacağı olmadığı gibi davalı tarafın davacı taraftan haksız fazla tahsilattan dolayı alacağının bulunduğunu,
ek protokol ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile gerçek durumun anlaşılacağını, 14/06/2017 tarihli ek protokol gereği görevli Mahkemenin Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, dosyanın gönderilmesi gerektiğini, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep ettikleri görülmüştür.
MAHKEMECE
"... Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre. Davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 20/05/2017 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesinden kaynaklı olarak cari alacağın doğduğu iddiası ile tahsili amacı ile başlatılan İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1199 Esas sayılı Takip dosyasında davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile iş bu davanın açıldığı, taraflar arasında mevcut sözleşme uyarınca Mahkememizin yetkili olduğu,
Mahkememizin 2018/140 Esas sayılı dava dosyasında sözleşmenin feshi nedeni ile kar mahrumiyeti doğduğu iddiası ile açılan davada davacı taraf defterlerinin bilirkişiler aracılığı ile incelenmesi sonucu düzenlenen raporda davalı tarafça cari hesap kayıtlarına göre 23.501,00 TL bedel kadar borcun tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edileceği hususunun davalı tarafından kabul edildiği, davcı kayıtlarında gösterilen bu bedelin tahsili için davacı tarafça başlatılan icra takibine itiraz edildiği,
davacı defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi durumu karşısında davalının bu kayıtlara karşılık borcun doğmadığı veya sona erdiği yönünde iddiasını aynı kuvvette delil ile ispatlaması gerektiği, bu hali ile cari hesap alacağı olarak belirlenen bu bedel kadar davalının borçlu olduğu, başlatılan icra takibine itirazında haksız olduğu, alacağın niteliği itibari ile likit olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile,
davanın kabulüne, İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2018/1199 Esas sayılı Takip dosyasında davalının itirazının İPTALİNE, takibin kaldığı yerden 23.501,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, İcra İnkar Tazminatı isteminin KABULÜNE, Hükmolunan asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemeye sunmuş oldukları 16/09/2020 tarihli mazeret dilekçelerinin değerlendirilmemesi sözlü yargılamanın taraflarına bildirilmemesi suretiyle savunma haklarının kısıtlandığını, taraflar arasındaki tüm bayilik sözleşmeleri ve yazışmalarda Acıpayam Çıkışı Antalya Yolu üzeri 2 Km Akalan Yol Kavşağı Acıpayam/Denizli olmasına rağmen davalı şirketin vergi matrahı nedeniyle Denizli Saray Vergi Dairesinde vergi mükellefi olması nedeniyle şirketin merkez adresinin Denizli gösterilmiş olduğunun davacı tarafça gayet iyi bilmekle kötü niyetli olarak davalıya tebliğ imkanı olmayan adresin dava dilekçesinde gösterildiğini ve TK.nun 35. maddesine göre
usulüne uygun olmayan tebliğ işleminin yapıldığını, davalı tarafın haricen bilgi sahibi olmasından sonra taraflarınca cevap dilekçesi verilmiş olmasına rağmen mahkemece bu konular üzerinde değerlendirme inceleme ve ara kararının oluşturulmadığını, gerekçeli kararda da bu konu ile ilgili her hangi bir değerlendirme yapılmadığını, mahkemece verilen kararın savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olduğunu, cevap dilekçesinde belirttikleri yetki itirazının ilamsız takibe yapılan itirazda da ileri sürülmesine rağmen yetki itirazı konusu değerlendirmeden usul ve kanuna aykırı karar verildiğini, mahkemece HMK.
222. maddesi gereğince davacı tarafın ticari defterlere dayandığı delil ile karar verebilmesi için öncelikle davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmesini istemesi bu yönde davalı tarafa gerekli ihtarın gönderilmesinin şart olduğunu, mahkemece bu konu yerine getirilmeyerek kanunun emredici hükümlerine aykırı karar verildiğini, davalı tarafa gerekli şekilde usulüne uygun ihtar yapılmak suretiyle ticari defterlerinin ibrazının istenmesinden sonra her iki tarafın ticari defterlerinin birlikte değerlendirilmesi suretiyle HMK.
222. maddesi kapsamında inceleme , irdeleme yapılmak suretiyle rapor alınması gerekirken kanunun emredici hükümlerine aykırı şekilde verilen kararın usul , kanun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 22/04/2020 tarihli cevap dilekçesi ve ekteki belgeler ile anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine ek olarak yapılan ek protokol şartları kapsamında değerlendirme yapılması halinde davacının her hangi bir alacağının olmadığının görüleceğini,
ayrıca yine davacı şirket tarafından gönderilen hesap metni ile de davacı tarafın her hangi bir alacağının olmadığının gayet açık ve net olduğunu belirterek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, ticari defterlerin kanuna uygun olarak incelenmesine, dosyaya ibraz etmiş oldukları belge ve kayıtların değerlendirilmesi ile yetki itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, cari hesaptan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda ; Davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 20/05/2017 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesinden kaynaklı olarak cari alacağın doğduğu iddiası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine itirazın iptali istemi ile dava açıldığı, davalının süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, 22/04/2020 tarihli dilekçe ile davanın reddini savunduğu görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dava dilekçesi ve duruşma günü tebligatının davalının Ticaret Sicilinde kayıtlı adresine yapılmasına, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin iptaline ilişkin ek protokolün onay sonrası geçerlilik kazanacağının ve onayın yapılmamış olmasına,
taraflar arasında delil sözleşmesi bulunmakta olup mahkemenin 2018/140 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edilmiş olmasına, davalı vekili tarafından 16/09/2020 tarihli dilekçe ile duruşmanın yokluğunda yapılmasını talep edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1892, K. 2024/858, 18 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama