KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/140
- Karar no
- 2024/356
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 10/11/2023
- Numarası
- 2023/540 Esas
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 13/02/2024
- Karar yazım tarihi
- 13/02/2024
Karar Metni
1.637 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
İhtiyati haciz talep eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;
"Davacı vekilinin ihtiyati haciz talepli talep dilekçesi özetle. Müvekkili, ... Mah. .... Sk. No:... .../... adresinde mukim olduğunu, piyasasında tanınır, dürüst ve orta ölçekli bir tacir olarak 2009 yılından bu yana karton ve mukavva koli, paket, kutu vb. üretmekte ve satmakta olduğunu, davalı "..." ise teraryum, cam fanus, yapay çiçek gibi hediyelik eşya üreten ve satan bir tüzel kişi tacir olduğunu, davalı, huzurdaki dava açıldığı tarihte ... Mah. .... Sk.
No:...-... .../... adresinde faaliyet göstermekte iken merkez adresini .... Mah.... Cad.
No:... .../...'e taşıdığını, müvekkili ile bir süredir ticari ilişki içerisinde olan davalı şirket, yapacağı sevkiyatları için müvekkili şirketten bilimum çeşitlerde koli, paket ve kutu satın almakta olduğunu, satın alınan ürünler, genellikle müvekkili şirket tarafından davalı firmaya taşınarak teslim edilmekte olduğunu, karşılığında fatura keşide edilmekte ve malların teslim edildiğine dair fiziki irsaliye belgesi de düzenlenmekte olduğunu, borç bakiyesi müvekkile ödenmediğini, bu sebeple, müvekkilinin alacaklı olduğu faturalar da dayanak tutularak,
davalı aleyhine Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2022/23472 E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, borçlunun yetki itirazı üzerine dosya, Tire İcra Müdürlüğü'ne gelerek 2022/2850 E. sayılı dosya numarasını aldığını, davalıya, 25.12.2022 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edildiği sayılan ödeme emri ve dayanak belgelere karşı, davalının itiraz etmesi ile icra takibi, 21.12.2022 tarihli Müdürlük tensip tutanağı kararıyla İİK m.62-66'ya göre durdurulmuş olduğunu, müvekkili, davalı şirkete her bir talep üzerine mal satımı ve teslimi yaptığı için taraf arasındaki alacaklılık-borçluluk hesabı,
yazılı ve teknik anlamda bir cari hesap sözleşmesi olmaksızın fiili olarak cari hesap muhasebesi şeklinde tutulmakta olduğunu, müvekkili ile davalı arasında süregelen ticari ilişkisine güvenerek, piyasadaki ticari teamül gereği, peşinen ödeme alamasa da sattığı ve teslim ettiği ürünlere ilişkin 06.11.2021-14.01.2022 tarihleri arasında davalıya 17 adet fatura keşide etmiş ve muhatabına ilettiğini, müvekkilinin, vergi mükellefiyeti durumunun değişmesine göre söz konusu faturalardan bazıları e-arşiv olarak,
bazıları ise e-fatura olarak keşide edildiğini ve faturalar Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sistemiyle entegre olan muhasebe programı üzerinden GİB sistemine ve müvekkilinin ticari defterlerine işlendiğini, ayrıca faturalar, davalının e-mail adresine mail yoluyla da gönderildiğini, teslim edilen mallara ilişkin irsaliye belgeleri de düzenlendiğini, böylelikle davalı, faturalardan haberdar olduğunu, fakat 6102 s. TTK m.21/2'de yer alan "sekiz günlük" süre içerisinde kendisine teslim edilen mallara yönelik keşide edilen faturalara ve irsaliyelerine karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, fatura alacakları davalı tarafından kabul edildiğini,
müvekkilin alacağı talep edilebilir hale geldiğini, müvekkilinin mameleki kaybı düşünüldüğünde, hüküm tarihine dek müvekkilinin hak ve alacaklarının koruma altına alınabilmesi için borçlu aleyhine ihtiyati haciz talep etmeleri zaruriyet gerektirdiğini, borçlunun, borçlarını ifa etmekten kaçması,
taahhütlerini yerine getirmemesi ve mal kaçırmaya dönük işlemlerinden dolayı müvekkilinin alacağının dava sonuna dek güvence altına alınabilmesi için davalının menkul ve gayrimenkul malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının, müddeabih tutarında İİK m.257 uyarınca teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise uygun teminat karşılığında ihtiyaten haczine, karar verilmesini talep etmiştir.
İİK'nun 258/1 maddesine göre ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu düzenlenmiş olup, ihtiyati haciz talebinde bulunan'ın alacağın ispata dair bir kısım fatura sureti sunmuştur.
Tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içerisinde itiraz edilmeyen fatura, içeriğinin doğru olduğu konusunda düzenleyen lehine bir karine meydana getirmekte ise de, salt fatura, tarafalar arasındaki ilişkinin kapsamını ve şartlarını, fatura bedelinin peşin ödenip ödenmediği veya fatura bedellerinin ödenmesinin vadeye bağlanıp bağlanmadığını göstermediği gibi, faturaların geçerli bir sözleşmeye göre düzenlenip düzenlenmediği de ispata muhtaç olduğu, iş bu nedenle, karşı tarafa tebliğ edilip, edilmediği,
edilmiş ise suresinde itiraz edilip edilmediği ve geçerli bir sözleşmeye dayalı olarak düzenlenip düzenlenmediği hususu yargılamayı gerektirir, fatura'nın alacağın varlığı ve muaccel olduğu iddiasını yaklaşık olarak ispata elverişli olmadığı, iş bu nedenle şartları bulunmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilerek aşağıda yazılı karar oluşturulmuştur." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine, dair karar verilmiştir.
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, piyasada birçok çekinin ödenmeden karşılıksız olarak döndüğünü, davalının merkez adresinin de İzmir Tire'den, Torbalı'ya taşındığının tespit edildiğini, dava açılmadan önce müvekkilinin davalı tarafa keşide ettiği 17 adet faturayı kendi ticari defterlerine işlemiş olduğunu, irsaliye belgelerinin bulunduğunu, keşide edilen faturaların bazılarının GİB üzerinden bazılarının da e-mail yoluyla ve diğer yollarla davalı tarafa iletildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını,
müvekkili şirketin alacağının TTK 1530 maddesine göre ticari taşınır mal satımına dayalı faturalardan doğan para borcu alacağı olduğunu, ihtiyati haciz kararı için alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/II maddesinde yer alan koşulların gerçekleşmiş bulunması gerektiğini, ihtiyati haciz kararı verilmesinde temerrüt şartının mevcut olmadığını, müvekkilinin davalıdan herhangi bir suretle rehin almadığını, herhangi bir rehin hakkı sahibi de olmadığını, davalının borçlarından kurtulmak maksadıyla hareket ettiğini,
müvekkilinin alacaklarının dava sonuna dek garanti altına alınabilmesi adına ivedilikle karar verilmesi gerektiğini, icra takibi yaptıklarını ancak hacze kabil mal bulunmadığını, fabrikasını kapatan ve hiç bir suretle kendisine ulaşılamayan borçlunun, borçtan kurtulmak maksadıyla mallarını kaçırma veya hileli işlemlerde bulunuyor olma olasılığının yüksek olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELLİLER VE GEREKÇE
Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalıya satılan mallar karşılığı kesilen faturaların e-arşiv ve e-fatura olarak keşide edildiğini, davalıya da mail yoluyla gönderildiğini teslim edilen mallara ilişkin irsaliye belgelerinin de düzenlendiğini beyanla alacağın temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ödeme emri ekindeki faturaların kendilerine tebliğ edilmediğini, fatura konusu malların teslim edilmediğini, davacıya borçları bulunmadığı beyanı ile davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece talebin reddine karar verilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İİK.'nun 257-(1) maddesi hükmü uyarınca, kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Ancak, aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan koşullardan birinin varlığı halinde henüz vadesi gelmemiş bir para alacağı içinde ihtiyati haciz talebinde bulunmak mümkündür. Bu koşullar ise şu şekilde düzenlenmiştir;
“ 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa,
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa.”
Anılan Yasa'nın 258. maddenin 1. fıkrası uyarınca; “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiğini veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK.’nın 257-(2) hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; talep eden tarafından kesilen fatura içeriği ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediğinin anlaşılamamasına, yaklaşık ispat koşullarının sağlanmamasına göre talep eden vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/140, K. 2024/356, 13 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama