KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1638
- Karar no
- 2024/2305
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/09/2024
- Numarası
- 2024/645 Esas 2024/577 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 23/12/2024
- Karar yazım tarihi
- 23/12/2024
Karar Metni
1.518 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
İzmir 25. İcra Dairesi'nin 2023/20085 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında, davalı yanca iki adet faturaya dayanılarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak fatura bedellerinin 07/02/2023 tarihinde davalıya ait banka hesabına ödendiğini, ödemeye dair dekontların dosyaya sunulduğunu, arabuluculuk anlaşmasının sağlanamadığını bildirerek, öncelikle icra takibinin durdurulması aksi halde icra dosyasına yatan paraların alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
davacı müvekkilinin İzmir 25. İcra Dairesinin 2023/20085 Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, ancak usul ekonomisi ilkesi uyarınca tebligat parçasının dosya içine dönüşü beklenmemiştir.
MAHKEMECE
"...,Dava; İİK nun 72/3 maddesi uyarınca davacı aleyhine davalı tarafça başlatılan İzmir 25. İcra Dairesinin 2023/20085 esas sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davaya dayanak İzmir 25. İcra Dairesinin 2023/20085 esas sayılı takip dosyası davalı alacaklı ... tarafından, davacı borçlu ... aleyhine, 27.01.2023 tarihli 3.929,00 USD bedelli navlun ve navlun teferruatları ücreti alacağı, 29.01.2024 tarihli 27,00 USD bedelli ihracat ardiye ücreti alacağı olmak üzere toplam 3.956,00 USD alacak için, ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu-davacı ...’ne 15/02/2024 tarihinde TK 35 'e göre tebliğ edildiği, anılan tarafça borca itiraz edilmediği ve 29/02/2024 tarihinde takibin kesinleştirilmesine karar verildiği, davacı -borçlu ...
Limited Şirketi tarafından 07/02/2023 tarihinde davalı -alacaklı ... 'ye 3.929,00 USD ve 27,00 USD tutarında ödeme yapıldığını gösterir iki adet dekont ibraz edildiği görülmüştür.
HMK.nun 114/c.maddesinde mahkemenin görevi dava şartı olarak sayılmıştır.
Yine HMK.nun 115/1. Maddesi uyarınca "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır."
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK.nun 5. Maddesinin 2.fıkrası uyarınca " Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." Hükmünü taşımaktadır.
Bu kapsamda İzmir ilinde 5.Asliye Ticaret Mahkemesi deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık "deniz taşımacılığı" işinden kaynaklanmakta olup TTK'nın 5. kitabı kapsamında kalmaktadır.
TTK'nın 5/2. maddesi gereğince deniz taşımacılığından kaynaklanan uyuşmazlığın HSYK tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 2 nci bendi gereğince İzmir 5 inci Asliye Ticaret Mahkemesinin Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan deniz Ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere münhasıran görevlendirilmesi nedeniyle anılan mahkemede davanın görülmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine ve dava dosyasının İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile.
"Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi (Deniz İhtisas Mahkemesi Sıfatı ile) olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere münhasıran görevlendirilmesi nedeniyle deniz taşımacılığından kaynaklanan işbu uyuşmazlığın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği ve bu sebeple Mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerektiği yönündeki yerel Mahkemenin gerekçesi ve bu yöndeki görevsizlik kararının esasen hukuka uygun olduğunu, bu hususta yerel Mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararına herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, ne var ki, işbu davada, dava dilekçesinin müvekkili şirkete 13.09.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olmakla,
ilk derece mahkemesince görevsizlik kararının verildiği 09.09.2024 tarihi itibariyle dava dilekçesinin davalı müvekkilin tebliğ edilmediğini ve Mahkemece davaya karşı savunmaları alınmaksızın davanın Mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine karar verildiğini, bu haliyle, dava dilekçesinin davalı müvekkiline tebliğ edilmeksizin ve davaya cevap sürelerinin dolması beklenmeksizin Mahkemece dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığını beyanla, dava dilekçesinin taraflara tebliğ edilmeksizin ve davaya cevap sürelerinin dolması beklenmeksizin dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi,
akabinde görevsizlik kararı verilmiş dosyada usuli işlemlerin devam ettirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08/07/2021 tarih, 2021/378 esas ve 2023/ 2021/1418 karar sayılı dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden dava şartları hakkında karar verilip verilemeyeceği konusunda Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine" ilişkin ilamında "..Konuyla ilgili yukarıda belirtilen kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşılmaktadır.
1-Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracaktır. Bilindiği üzere dava aşamaları, dava dilekçesinin esasa kaydı ile başlamaktadır.
2-Mahkeme öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vermelidir. Bu kanunun emredici düzenlemesidir. Mahkeme gerek görürse bu hususta tarafları dinleyecektir. Bu konuda hakime takdir hakkı verilmemiştir.
3-Söz konusu dava şartı noksanlığının sonradan tamamlanması mümkün olmamalıdır. Eğer bir dava şartı noksanlığı taraflarca sonradan giderilebilecek ise, bu durumda hakim acele etmemeli, bu hususta gerekirse duruşma açarak tarafları dinlemeli, sonucuna göre karar vermelidir.
4-Dava şartı noksanlığı açık olmalı ve tebligatlar yapılmış, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmış, hatta ön inceleme duruşması yapılmış olsa bile sonuç değişmemelidir.
Bu şartların mevcut olması halinde mahkeme usul ekenomisi ilkesini de esas almak suretiyle, dilekçeleri tebliğ etmeden dahi dava şartı noksanlığı nedeniyle, davanın usulden reddine karar verebilecektir.
Dilekçe tebliğ edilmeden, davanın usulden reddi kararı verilmesi halinde, tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmeyeceği hususuna gelince; davanın usulden reddi kararında davalı aleyhine bir hüküm kurulmamaktadır. Ayrıca görevsizlik veya yetkisizlik kararında, davaya görevli veya yetkili mahkemede devam edilmesi halinde yine dilekçeler usulünce tebliğ edilecek, davalı hukuki dinlenilme hakkına uluşacaktır.Konuya örnek vermek gerekirse;
Davacı boşanma davasını aile mahkemesinden yada bu sıfatla bakan asliye hukuk mahkemesinden başka bir mahkemede açmışsa, davanın hangi aşamasında olursa olsun verilmesi gereken karar görevsizlik kararı olacaktır. Bu nedenle, dilekçeleri tebliğ etmek veya daha ileri aşamaya giderek duruşma açmak yargılama sürecini uzattığı gibi, yargılama giderlerinin lüzumsuz artmasına sebep olacaktır.
Yine tapu iptali-tescil bir talepli bir dava, en azından taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinden başka bir yerde açılmışsa, yine dilekçeler tebliğ edilmeden, kesin yetki kuralı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilecektir.
Ancak, vekil tarafından dava açıldığında dilekçe ekinde vekaletname yoksa, bu eksikliğin giderilmesi mümkün bulunduğundan gerekli işlemler yapılmadan davanın usulden reddine karar vermek doğru olmayacaktır.
Gider avansının eksik veya hiç yatırılmamış olması da aynı şekilde sonradan giderilmesi mümkün olan bir eksiklik olduğundan hemen davanın usulden reddine karar verilemeyecektir.
Uyuşmazlığın hangi mahkemede çözümlenmesi gerektiği noktasında tereddüt bulunuyorsa, yine görevsizlik kararı verilmesinde acele edilmemeli, dilekçelerin teatisi aşaması bitirilmeli, gerekirse duruşma açılarak görevli mahkeme belirlenmelidir.
Şu halde; dava şartı noksanlığı halinde, takdir hakkı kendisinde olan hakim, davanın usulden reddi kararı vermeden önce noksan olan dava şartının niteliğini iyi incelemeli, bir tereddüt varsa veya noksanlık sonradan tamamlanabilecekse davanın usulden reddine yönelik kararı vermekte acele etmemelidir.
Açıklanan nedenlerle; Dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesinin, tamamlanmasının mümkün olmadığı hallerde, hakimin bir tereddütü yoksa dilekçe tebliğ edilmeden dahi usulden ret kararı verilebileceğine, aksi halde dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanması ve gerekirse duruşma açılıp taraflar dinlendikten sonra gerekli kararın verilmesine.." karar verilmiştir.
Somut olayda davaya dayanak İzmir 25. İcra Dairesinin 2023/20085 esas sayılı takip dosyasında davalı alacaklı ... tarafından, davacı borçlu ... aleyhine, navlun ve navlun teferruatları ücreti alacağı, ihracat ardiye ücreti alacağı olmak üzere toplam 3.956,00 USD alacak için ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasındaki uyuşmazlığa bakma görevinin deniz taşımacılığı işinden kaynaklanması nedeniyle İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunun açık olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1638, K. 2024/2305, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama