İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1640 K.2024/2167

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi.…

Esas2024/1640Karar2024/2167Tarih28 Kasım 2024Okuma9 dk · 1.881 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
28 Kasım 2024
Dosya no
2024/1640
Karar no
2024/2167
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
03.09.2024 Tarihli Ara Karar
Numarası
2024/128 Esas
Davanın konusu
İhtiyati Tedbir
Bam karar tarihi
28/11/2024
Karar yazım tarihi
28/11/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.881 kelime·9 dk okuma·5 bölüm

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili 06/08/2024 tarihli dilekçesiyle özetle; davalı adına kayıtlı üç adet taşınmaz kaydının bulunduğunu, anılan taşınmazların değerinin yaklaşık 50.000.000,00 TL civarında olduğunu, davacının pasif taşınmaz kaydının da bulunduğunu, davacının bu taşınmazları muvazaalı olarak devrettiğini ve halen bu taşınmazlardan kira bedeli tahsil ettiğini, davacının harç giderini zora düşmeksizin ödeme gücüne sahip olduğunu ve adli yardımdan yararlandırılamayacağını,

muris muvazaası sebebiyle davacının çocuklarına karşı açılan Torbalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/427 Esas sayılı davasında tarafların anlaştığını ve anlaşma karşılığında 5.900.000,00 TL'lik senedin davacı ile müvekkili arasında imzalandığını, senedin imzalanmasından sonra müvekkilinin de davadan feragat ettiğini, bu hususun senedin arkasında belirtildiğini, davaya konu taşınmazın ... ili ... ilçesi ...

Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz olduğunu ve yaklaşık değerinin 15.000.000,00- 20.000.000,00 TL civarında olduğunu, davacının iddia ettiği gibi 20.000,00 TL'ye tarafların anlaşmasının ve müvekkilinin de davadan feragat etmesinin mümkün olmadığını, zira taşınmaz değerinin yüksek olduğunu, durum böyle olunca da müvekkilinin kendisinden kaçırılan miras payı yaklaşık 7.000.000,00 TL iken ve davayı kazanması yüksek ihtimal iken 20.000,00 TL karşılığında kendisinin davadan feragat etmesinin mantık kurallarıyla bağdaşmadığını,

nitekim mahkemede sunulan belgelerden müvekkilinin yaklaşık ispatı haklı görülerek dava konusu yere tedbir koyulduğunu, mahkeme taşınmaza tedbir koymuşken müvekkilinin teminat parasına davadan feragat etmesinin mantıksız olduğunu, bu dosya celp edilmeden ve incelenmeden icra takibinin tedbiren durdurulmasının hukuka aykırı olduğunu, tedbir kararına itiraz ettiklerini belirterek davacının adli yardım talebinin kabulüne ilişkin kararın ve ihtiyati tedbir kararının geri alınmasını talep etmiştir.

MAHKEMECE

"...,Mahkememizin 29/07/2024 tarihli ara kararı incelendiğinde; "...Eldeki davada; davacı taraf "taraflar arasında davaya konu 9.000,00 TL bedelli senet dışında başka bir senedin bulunmadığını, 9.000,00 TL bedelli senedin dava açılışında henüz icra takibine konu edilmediğini, cevap dilekçesinde sözü edilen 5.900.000,00 TL bedelli senedin davaya konu 9.000,00 TL bedelli senedin başına “5” rakamı, sonuna da “0” rakamı eklenmek suretiyle tahrifat yapılmak suretiyle elde edildiğini ve icra takibine konu yapıldığını" ileri sürmüştür.

Dosyaya delil olarak sunulan 9.000,00 TL tutarındaki ödemeye ilişkin banka dekontu ve bu ödemenin neye ilişkin olduğuna ilişkin açıklama, Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma, soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve sunulan deliller dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun bulunduğu yönünde kanaate ulaşılmış, ileride olası mağduriyetinin önüne geçilebilmesi bakımından davacı tarafın yerinde görülen ihtiyati tedbir isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafın ihtiyati tedbir isteğini ilkin dava dilekçesi ile ileri sürmüş olması, davanın açıldığı tarihte ortada davaya konu senetle ilgili başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması, takibin dava açıldıktan sonra başlatılması karşısında İİK'nın 72/2 maddesi kapsamında takibin durdurulması, davacı tarafın adli yardımdan yararlanıyor olması nedeniyle ise HMK'nın 392/1 maddesi gereğince teminat alınmaması yönünde karar verilmiştir." denilerek "Davacı vekilinin 25/06/2024 tarihli dilekçesindeki ihtiyati tedbir isteğinin KABULÜ ile;

davaya konu senetle ilgili olarak Torbalı İcra Müdürlüğü’nün 2024/2126 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin HMK'nın 389 ve devamı maddeleri ile İİK'nın 72/2 maddesi gereğince DURDURULMASINA, davacının adli yardım isteğinin kabul edilmiş olması nedeniyle HMK'nın 392/1 maddesi gereğince teminat alınmasına yer olmadığına," karar verildiği görülmüştür.

6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği".

390/3. maddesinde de; "tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu" 391. maddesinde; "mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği" düzenlemelerine yer verilmiştir.

İİK'nın 72. maddesinin 2. fıkrasında; "icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin istek üzerine alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği"; 72. maddesinin 3. fıkrasında ise; "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın % 15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebileceği" düzenlenmiştir.

Somut olaya bakıldığında; ihtiyati tedbir, ileride açılacak bir davanın veya açılmış bir davanın sonucunun etkisiz veya anlamsız kalmasını önlemek için başvurulan geçici nitelikte bir hukuki korumadır.

6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş ve meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan durumlar, bu maddede genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir.

Bu şartlardan birisinin varlığı durumunda, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Her ne kadar İİK'nın 72. maddesi ihtiyati tedbiri özel olarak düzenlemiş ise de. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesinde yasal bir engel, aksine bir düzenleme söz konusu değildir.

Dolayısıyla; koşullarda bir değişiklik bulunmadığından dava konusunun niteliği ile ilerideki olası sonuçlarının ağırlığı göz önüne alınmış ve yerinde görülmeyen itirazın reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile. "İhtiyati tedbire itiraz eden (davalı) vekilinin itirazlarının REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, mahkemenin yanlış araştırmasının aksine davacı adına kayıtlı taşınmazların mevcut olduğunu, dolayısıyla ihtiyati tedbir teminatı hususunda davacının adli yardımdan yararlandırılmasının hatalı olduğunu, nitekim dosyaya sunmuş oldukları kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davacı adına kayıtlı 3 adet taşınmazın mevcut olduğunu, ancak mahkemenin davacı adına kayıtlı taşınmaz yok diyerek davacıyı hukuka aykırı olarak adli yardımdan yararlandırdığını,

diğer taraftan yerel mahkemenin ihtiyati tedbir hususunda somut bir gerekçeye dayanmadığını, ihtiyati tedbirin kabul gerekçesinin dekont, soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve sunulan deliller olarak gösterildiğini ve genel ifadeler gösterildiğini, bunların hiçbirisinin somut bir delil olmadığını, davacının iddia ettiği gibi 20.000TL.ye tarafların anlaşması ve müvekkilinin de davadan feragat etmesinin mümkün olmadığını, zira Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davaya konu taşınmazın değerinin 15-20 milyon değerinde olduğunu,

durum böyle olunca da müvekkilinin kendisinden kaçırılan miras payının yaklaşık 7 milyon iken ve davayı kazanması yüksek ihtimal iken 20.000 TL. karşılığında kendisinin davadan feragat etmesinin mantık kurallarıyla bağdaşmayacağını belirterek teminat hususunda haksız olarak adli yardımdan yararlandırılan davacı lehine verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir".

Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir.

Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır.

İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme gereği tedbir talep eden tarafın talebi dışında resen başkaca bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir.

İhtiyati tedbir kararına itiraz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394/2.maddesinde; ''İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.

2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde ise; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, ve özellikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmiş olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.09.2024 tarih, 2024/128 Esas sayılı kararına karşı İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin itirazlarının reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,

4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 28/11/2024

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1640, K. 2024/2167, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Mahkemece
  6. İstinaf Başvuru Sebepleri
  7. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1640
Karar No
2024/2167
Tarih
28 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/1641 K.2024/1448
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1641 K.2024/1570
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1642 K.2024/1666
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/1643 K.2024/3150
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2024/1643 K.2024/1687
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1646 K.2024/1655

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.