KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/1012
- Karar no
- 2025/1330
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/05/2025
- Numarası
- 2025/103 D.İş Esas 2025/122 D.İş Karar
- Davanın konusu
- Tevdi Mahalinin Belirlenmesi (TBK M.107
- Bam karar tarihi
- 10/07/2025
- Karar yazım tarihi
- 10/07/2025
Karar Metni
1.613 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .......Anonim Şirketi'nin ürettiği ve satışa sunduğu yarı otomatik paketleme makinesi için 25.06.2024 tarihli teklif formuna istinaden Davalı Şirket’ten 31.75mm çelik paletli konveyör satın aldığını ve konveyör bedeli EFA2024000000179 numaralı faturaya istinaden 03.10.2024 tarihinde davalıya ödendiğini, müvekkilinin siparişi üzerine davalı tarafından üretilen konveyörün sipariş aşamasında özellikle belirtilen teknik şartları sağlamadığını, 200 mm boyundaki vidaların konveyör üzerindeki paletlerin yan duvarlarına sıkıştığının gözlemlendiğini,
kayıt altına alındığını ve yapılan testler sonucunda bu durumun konveyörün çalışamaz hale gelmesine yol açtığını ve konveyörün ayıplı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin konveyörün ayıplı olduğunu bildirmesine ve tüm çabalarına rağmen davalının bu sorunu gidermeye yönelik yapıcı hiçbir adım atmadığını ve nihai bir çözüm sunmadığını, Beyoğlu 31. Noterliğince keşide edilen 27.02.2025 tarih ve 08070 yevmiye numaralı ihtarname ile müvekkilinin davalı tarafından üretilen konveyörün ayıplı olması ve tüm bildirimlere rağmen ayıbın giderilmemesi sebebiyle sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullandığını,
bu doğrultuda müvekkilinin ayıplı konveyörü iadeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen davalının konveyörü iade almaktan kaçındığını ve bu sebeple ek depolama maliyeti oluşabileceğini hatırlatarak konveyörün iade alınması gerektiğinin bildirildiğini, İhtarname 27.02.2025 tarihinde e-tebligat olarak Davalı Şirket’e tebliğ edilmesine rağmen davalının ayıplı konveyörü iade almadığını, müvekkili ile de iletişime geçmediğini, ayıplı konveyör güncel olarak müvekkilinin merkezi olan “..... izmir – türkiye” adresinde muhafaza edildiğini, açıkladığı sebeplerle;
davanın kabulü ile dava konusu ayıplı konveyörün tevdi edileceği mahallin tayinini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine arar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Karşı taraf davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında 25.06.2024 tarihli teklif formuna istinaden çelik paletli konveyör satın alınmasına ilişkin sözleşme kurulduğunu ve davacı şirketin özel siparişi üzerine müvekkili tarafından konveyör siparişi hazırlanarak davacıya teslimi sağlandığını, davacı tarafından uyuşmazlık konusu konveyör üzerindeki paletlerde sorun olduğu müvekkiline bildirildiğini ve yerinde bakım ve onarım işlemleri talep edildiğini, müvekkili tarafından üretilen ve teslimi gerçekleştirilen uyuşmazlık konusu konveyörün,
müvekkilinih fabrikasında bakım ve onarım işlemleri gerçekleştirilmek suretiyle davacıya teslimi sağlandığını, davacı tarafından 12.02.2025 tarihli FPA2025000000001 numaralı sayısıyla iade faturası düzenlendiğini, davacı tarafından her ne kadar alacaklının temerrüdü hükümlerine dayalı olarak talep konusu konveyörün tevdii mahallinin belirlenmesi davası ikame edilmişse de, somut olayda 6098 sayılı tbk'nun 106. maddesinde hüküm altına alınan alacaklının temerrüdü hükümlerine başvurulma imkanının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
müvekkilinin ayıptan kaynaklı kusurunun mevcut bulunup bulunmadığının kusur bulunsa dahi somut olayda davacı tarafından sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının haklı olup olmadığının tespiti ve tayini ayrıca bir yargılama konusu olduğundan, bu yön itibariyle de huzurda ikame edilen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, açıkladığı sebeplerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
MAHKEMECE
"..., 6098 Sayılı TBK'nun 106.maddesinde ''Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.'' hükmü düzenlenmiştir.
TBK'nın 107.maddesinde tevdi hakkı düzenlenmiştir. Bu maddede ''alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini ifa yerindeki hakim belirler'' düzenlemesi bulunmaktadır. Tevdi mahallini tayinini istemek, temerrüde düşen alacaklıya karşı borçluyu koruyan ve onu borcundan kurtulmasını sağlayan bir haktır. Borçlunun hakimden tediye mahalli tayini isteyebilmesinin ön koşulu alacaklının temerrüde düşmüş bulunmasıdır. Temerrüt şartları oluşmadığı takdirde borçlunun, TBK'nun 107.maddesine istinaden hakimden tevdi mahalli tayinini talep hakkı yoktur.
Yine aynı kanunun 187.maddesinde ise; '' Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hakim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur. Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Tevdi mahalli tayini talep edilen mahkeme, tevdi mahalli şartlarının bulunup bulunmadığını araştıracak, ancak çekişme konusu mal hakkında bir karar vermeyecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Somut olayda, talep eden vekilinin 25/04/2025 tarihli dilekçesi ile davalının ürettiği 31.75mm çelik paletli konveyörün teslimi için tevdi mahalli tayini talep ettiği, Beyoğlu 31. Noterliğinin 27/02/2025 tarih 08070 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep eden şirket nezdinde bulunan ilgili konveyörün teslim alınması amacıyla karşı tarafa ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin karşı tarafa 27/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ihtara rağmen teslim almayarak temerrüde düştüğü, TBK 'nın 107.
Maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği anlaşıldığından talebin kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile. "Tevdi mahalli tayini talebinin kabulü ile davacı şirket nezdinde bulunan 31.75mm çelik paletli konveyörün muhafazası için dava dışı ..... Ltd.
Şti.'nin .... adresinin tevdi mahalli olarak belirlenmesine, ilgili konveyörün aylık muhafaza bedeli 6.000,00-TL'nin ileride dava ve talep hakları saklı olmak üzere talep eden şirket tarafından KARŞILANMASINA,"
şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece tevdi mahalli tayini şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda yanılgıya düşülerek davacı yanın taleplerinin kabulüne karar verildiğini, davacı tarafından müvekkilinin sorumluluğunu doğuracak herhangi bir ayıp söz konusu olamamasına rağmen halihazırda sözleşmeden dönme hakkının kullanılması ve uyuşmazlık konusu eşyanın tevdi edilmesi için mahal tayini talep edilmesinin hukuka aykırı mahiyette olmakla aynı zamanda basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,
taraflarınca cevap dilekçelerinde de yer verildiği suretiyle müvekkili şirketin ayıptan kaynaklı kusurunun mevcut bulunup bulunmadığı; kusur bulunsa dahi somut olayda davacı tarafından sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının haklı olup olmadığının tespiti ve tayini ayrıca bir yargılama konusu olduğundan, yerel mahkemece bu hususta dolaylı olarak yargılama yapılmadan erken karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı mahiyette olduğunu, nitekim mahkemece verilen kararın sonucunda müvekkili şirketin hak kaybına uğrayacak, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince gerekli tüm hak ve yükümlülüklerini yerine getiren müvekkili şirketin,
fazladan borç altına gireceğini, somut olayda şartları mevcut olmamasına rağmen yerel mahkemece TBK 107 ve 187 hükümlerine dayalı olarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı mahiyette olduğunu, yerel mahkemece her ne kadar çekişme konusu mal hakkında bir karar verilmeyeceği ifade edilmişse de, kararın mahiyeti gereğince davacı yanın sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında hukuki yararının olduğunu dolaylı olarak kabul edilerek tevdi mahallinin tayinine karar verildiğini,
davacı tarafından huzurda ikame edilen dava sonucunda her ne kadar alacaklının temerrüdü hükümleri kapsamında tevdii mahallinin belirlenmesi talep olunmuşsa da müvekkilin ayıptan kaynaklı sorumluluğunu hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı müvekkilinin ayıptan kaynaklı kusurun mevcut bulunup bulunmadığı, kusur bulunsa dahi somut olayda davacı tarafından sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının haklı olup olmadığının tespiti ve tayininin ayrıca bir yargılama konusu olduğundan; yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, satım sözleşmesine konu mal için ayıplı olduğu iddiasına dayalı tevdi mahalli belirlenmesi istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Tevdi mahallinin belirlenmesi, 6100 sayılı HMK'nın 382.maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin (3.) alt bendinde sayılan hallerden olup; bu kararlara karşı 387.madde uyarınca ilgililerin istinaf kanun yoluna başvurabilmeleri öngörülmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 106. Maddesi " Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur."
6098 sayılı TBK'nın 107. maddesi; "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir." şeklindedir.
TBK'nın 111. maddesinde "Borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir." hükmü bulunmakta olup, 187.maddesinde "Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur.
Borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir." hükümleri yer almaktadır.
Hakimin tevdi yerini tayin ederken, borçlunun tevdi hakkı bulunup bulunmadığını araştırması gerekmeyip borcun muaccel olduğu, karşı tarafında ediminin ifasından kaçındığının anlaşılması halinde tevdii mahallinin tayin edilmesi gerekli ve yeterlidir. Zira borçlunun tevdi hakkı yoksa hakimin tevdi yerini tayin etmiş olması, borçlunun haklı kılınması anlamını taşımayacak olup, uyuşmazlık bulunan tarafların haklı olup olmadığı ileride ihtilafı inceleyecek mahkeme tarafından belirlenecektir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, somut olayda tevdi mahalli belirlenmesi şartlarının oluştuğu görülmekle kararın sonuç olarak isabetli olduğunun anlaşılmasına göre talep eden karşı taraf vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/1012, K. 2025/1330, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama