KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/689
- Karar no
- 2025/1116
- İncelenen ara kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/04/2025
- Numarası
- 2024/1096 Esas
- Dava
- ÇEK İPTALİ
- Karar yazım tarihi
- 02/06/2025
Karar Metni
1.549 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Taraflar arasında görülen çek iptali davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sırasında verilen davacının istinaf başvurusunun reddine dair ara karara karşı yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Mahkemece yapılan açık yargılama sırasında 19.03.2025 tarihli ara kararda "...Müdahale talep eden ... vekili 04.03.2025 tarihli dilekçesiyle;...Şubesi, H1 -0791065 seri numaralı, keşidecisi.... Şti, keşide yeri ..., 25.02.2025 keşide tarihli, Lehtarı .... Tic. A.Ş olan 350.000,00 TL bedelli çekin müvekkili ... tarafından ... A.Ş ....Şubesine ibraz edildiğini ancak çek üzerine 18.02.2025 tarihli ödeme yasağı konulduğunun öğrenildiğini, çekin lehtar tarafından ciro edilerek müvekkiline verildiğini, çek iptali talep eden tarafın çekin hamili değil lehtarı olduğunu, meşru hamilin müvekkili olduğunu belirterek ödemeden men yasağının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkememizce çek iptali talep eden tarafa tebligat çıkarılarak TTK m. 665, 758 ve 763 gereğince tebliğden itibaren 5 günlük kesin sürede istirdat davası açması, aksi takdirde kesin sürenin sonunda ödeme yasağının kaldırılacağının ihtar edildiği, ihtaratlı tebligatın talep eden vekiline 12.03.2025 tarihinde tebliğ edildiği talep eden tarafından mahkememize herhangi bir beyanda bulunulmadığı belirlenmiştir.
Talep eden tarafa çıkarılan ihtaratlı tebligata talep edenin süresi içerisinde beyanda bulunmadığı..." gerekçesi ile ..... Şubesi, H1 -0791065 seri numaralı, keşidecisi.... Şti, keşide yeri ..., 25.02.2025 keşide tarihli, Lehtarı .... Tic. A.Ş olan 350.000,00 TL bedelli çek üzerine konulan ödeme yasağının kaldırılmasına, ara karar verildiği;
Yine mahkemece 21.03.2025 tarihli ara kararda "...Çek iptali talep eden ... Şirketi vekilinin 21.03.2025 tarihli dilekçesiyle; ödeme yasağının kaldırılmasını talep eden ...'nin ibraz etmiş olduğu çek karşılığı ödeme yasağının kaldırılmaması, müvekkili şirket ile çeki ibraz eden ... arasında ticari ilişki bulunmadığı, beyanın gerçeği yansıtmadığını belirterek istirdat davası açılması için kendilerine 12.03.2025 tarihinde tebliğ edilen istirdat davası açılması, aksi halde ödeme yasağının kaldırılacağına ilişkin ihtarın geçerli olmadığından bahisle ödeme yasağının kaldırılmasına ilişkin 19.03.2025 tarihli ara karardan dönülmesini talep etmiştir.
Talep eden vekilinin dilekçesi ve mahkememiz dosyası incelenmekle; çek iptali talep eden tarafın ara karara ilişkin itirazında belirttiği üzere müvekkili şirket ile ... arasında herhangi bir ticari ilişkinin olup olmadığı, bu kişinin (...) gerçek hamil olup, olmadığı, çekin ticari ilişki olmaksızın çeki ibraz eden kimsenin eline geçtiği itirazlarının mahkememizce çıkarılan 12.03.2025 tarihli ihtaratta yer aldığı üzere istirdat davasının konusunu teşkil ettiği, ancak çek iptali talep eden tarafından süresi içerisinde istirdat davası açılmadığı,
ileri sürdüğü hususların / taleplerin istirdat davasında değerlendirileceği halde, itirazlarının çekişmeli yargı konusuna girmeyen çek iptali davasında ileri sürülmesinde hukuki yararının bulunmadığı, mevcut durumda bu itirazların mahkememizce değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı..." gerekçesiyle Talep edenin ödeme yasağının kaldırılmasına ilişkin 19.03.2025 tarihli ara karardan dönülmesine ilişkin talebinin şartları oluşmadığından reddine, ara karar verildiği; bu ara kararlara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine
Mahkemece 07/04/2025 tarihli ara kararda; ''... Mahkememizin yukarıda numarası yazılı dosyasından verilen 21.03.2025 tarihli ve aynı sayılı ara kararıyla "Talep edenin ödeme yasağının kaldırılmasına ilişkin 19.03.2025 tarihli ara karardan dönülmesine ilişkin talebinin şartları oluşmadığından reddine" karar verildiği ve ara karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu görülmüş ise de;
Söz konusu ara kararın istinaf yolu açık kararlardan olmadığı ve ancak hükümle birlikte kanun yolu incelemesine tabi tutulabileceğinin anlaşıldığı..." gerekçesi ile; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunun reddine ilişkin ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ara karara karşı istinaf kanun yolunun açık olduğunu, istinaf kanun yolu başvurusu ile ilgili olarak dosyanın istinaf mahkemesine gönderilmesi ve yeniden ödeme yasağı kararı alınması gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Talep, çek iptali davas sırasında verilen ödeme yasağı kararının kaldırılması ara kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddi ara kararının istinafı istemine ilişkindir. HMK'nın 341/1. maddesinde "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denilerek ilk derece mahkemelerince verilen kararlardan hangilerine karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıklanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2013 tarih ve 2013/444 Esas 2013/4848 Karar sayılı, 04.06.2013 tarih ve 2013/8345 Esas 2013/11632 Karar sayılı, 24.09.2013 tarih ve 2013/13228 Esas 2013/16450 Karar sayılı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2013 tarih ve 2013/25812 Esas 2013/20072 Karar sayılı kararları ile yerleşik diğer içtihatlarda da belirtildiği üzere; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararlar ile yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir.
Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda istinaf yoluna başvurulabilecektir.
HMK'nın 394. maddesinde "(1)Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir.
Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.
(3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır.
Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. (5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." denilmek suretiyle ihtiyati tedbir kararına itirazın usulü ve itiraz uyarınca yapılacak yargılama ve verilecek kararlar açıklanmıştır.
Aynı Kanun'un 396. maddesinde "(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.
(2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına karar verilmesi halinde itiraza ilişkin usulün kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Maddede, kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir. HMK'nin 396. maddenin gerekçesi ise.
"İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya ya da yeniden verilen tedbir kararına atıf yapılmamıştır.
Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir.
Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir." şeklindedir.
Dolayısıyla, durum ve koşulların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan, bu kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması ön görülmüştür.
Nitekim, yargılama süresince her yeni durumda talebin yinelenerek karar verilmesi halinde sürekli kanun yoluna başvuru imkanı tanınması, kanun yolundan beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır. Şüphesiz, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olayda, davacının talebi üzerine 18.02.2025 tarihinde verilen ödeme yasağı ara kararı ile ilgili olarak yargılama sırasında ... Şubesi, H1 -0791065 seri numaralı, keşidecisi.... Şti, keşide yeri ..., 25.02.2025 keşide tarihli, Lehtarı .... Tic.
A.Ş olan 350.000,00 TL bedelli çek üzerine konulan ödeme yasağı kararının kaldırılmasına ilişkin 19.03.2025 tarihli ara karar ile davacı vekilinin bu ara karardan dönülmesi talebinin reddine ilişkin 21.03.2025 tarihli ara karar, HMK'nın 396. ve 341. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilmiş ilk ara karar mahiyetinde olmayıp,
değişen durumdan dolayı ihtiyati tedbir kararının sınırlandırılması/kaldırılmasına yönelik sonraki ara karar mahiyetinde olduğundan bu ara karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulamayacağından davacı vekilinin bu ara kararlara karşı istinaf kanun yolu başvurusunun yerel mahkeme tarafından reddedilmesinin doğru olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,
inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/689, K. 2025/1116, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama