KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1700
- Karar no
- 2024/1534
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/06/2021 (Dava) - 02/11/2021 (Karar
- Numarası
- 2021/394 Esas - 2021/851 Karar
- Dava
- Menfi Tespit
- Bam karar tarihi
- 31/10/2024
- Karar yazım tarihi
- 31/10/2024
Karar Metni
1.414 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2021 tarih ve 2021/394 Esas - 2021/851 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Ltd. Şti'nin ...'tan alacağı 1.100.000,00 TL limitli kredi için, dava dışı şirket yetkilisinin şeklen kefil olacağı şeklinde iradesi sakatlanarak 08/10/2014 tarihinde kefil olduğu, GKS'nin teminatı olarak da kendisine ait ..., ..., ..., ... ada, ... parsel ... Blok, ....
Kat, ... nolu BB üzerine 08/10/2014 tarihinde ipotek tesis edildiği, daha sonra 407.438,78 TL borç nedeniyle banka tarafından İzmir 3. Noterliği'nin ... yevmiyesiyle 14/12/2016'da ihtar çekilip ardından İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2392 sayılı dosyasında takip başlatıldığı, kefalet sözleşmesinin BY'nin 583. Maddesine aykırı olarak düzenlendiği, BY 584.
Maddesinde yer alan eş muvafakatinin alınmadığı, GKS'deki kefalet geçersiz olduğundan ipoteğin de geçersiz olduğu ileri sürerek, İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2392 sayılı dosyasındaki takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitiyle ipoteğin fekkine karar verilmesini,
ayrıca geçersizlik kefaletin teminatı olarak verilen ipoteğin de geçersiz olması iddiasıyla davacının taşınmazının icra yoluyla satılma tehdidi altında olduğundan ve satış işlemlerine de başlanmış olduğundan ileride telafisi imkansız zararlara yol açmaması açısından İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2392 E. sayılı takibin iş bu dava neticelendirilip kesinleşinceye kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 08/10/2014 tarihli GKS. nin davacının özgür iradesi ile imzalandığı, GKS imzalanmdan davacının bilgilendirildiğini, kefalet nedeni ile davacı hakkında işleme başlanmadığını, ipoteğin, ... Ltd. Şti.'nin borçlarının teminatı olarak verildiğini, kefilin kefaletinin teminatı olarak verilmediği için geçerli olduğunu, limitin ise 230.000,00 TL olup bu miktar alacak talep edildiğini ileri sürerek, davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminata karar verilmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; "...davacı tarafın dava dışı adı geçen şirket ile davalı arasındaki genel kredi sözleşmesine vermiş olduğu kefaletin yasal unsurları taşıdığı gibi aksi iddia edilmiş ise de davacı tarafça verilen kefaletin geçerli olarak kabul edileceği ve davacı kefaletinin müteselsil kefalet olarak değerlendirilmesi gerektiği ipotek akit tablosuna göre ise davacının yine az yukarıda bahsediliği üzere kefaletinin kendi kefilliğinden dolayı değil genel kredi dosya borçlusu şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak verildiği bu nedenledir ki ipoteğin davacının davalı ile imzaladığı sözleşmeden bağımsız olacağı ve
sözleşmenin geçerliliği yahut geçersizliğinin ipoteğin geçerliliğini etkileyemeyeceği asıl borçlu şirket yahut kefillerden birisi tarafından söz konusu genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun bulunduğu sürece ipoteğin ipotek konusu olan 230.000,00 TL yönünden geçerli olarak devam edeceği,
davalı tarafça az yukarıda bahsedilen icra dosyası aracılığıyla söz konusu 230.000,00 TL yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi talebinde bulunduğu göz önüne alındığında bu takibe yönelik tahsil edilecek tutarın neticede kredi asıl borçlusunun borcundan mahsup edileceği kaldı ki davacının borcun miktarına da bir itirazının bulunmadığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2392 E. Sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yönünde takip başlatılmasında hukuki yararının bulunduğu anlaşılarak davacının kefaletinin geçersizliği ve ipoteğin de geçersizliği yönündeki taleplerinin ayrı ayrı yerinde
olmadığı..." gerekçesiyle davanın REDDİNE, Davalı tarafın şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketin ortağı/işletme sahibi olmadığından ve B.K.
584/son maddesinde belirtilen kredi türlerinden biri söz konusu olmadığından eş rızasının alınmamasının kefaleti geçersiz kaldığını, mahkeme kararının yasaya uygun görülmesi durumunda tüm ticari kredilere kefilliğin istisnasız müşterek-müteselsil kefalet sayılacak ve ticari kredilerde kefalet için eş rızası aranmayacağını, şekil şartlarına uyulmadan sadece imza alınarak kefil alınabileceğini, bu durumda kanun koyucunun BK 584/son maddesini düzenlemesinin hiç bir anlamı kalmayacağını, tesis edilen ipoteğin kefaletin teminatı olarak verildiğinden ve kefalet geçersiz olduğundan söz konusu ipoteğinde geçersiz olduğu hükmünü doğurmadığını,
mahkemece tesis edilen ipoteğin asıl borcun teminatı olarak verildiği ve kefaletin teminatı olmadığı tespitlerinin kabul edilebilir olmadığını, ipoteğe geçerlilik tanınması halinde davacının ipotekli taşınmazın satılması suretiyle yapılacak tahsilatın davacının geçersiz kefaleti nedeniyle borçlu olmadığı kredi sözleşmesinden düşüleceğini, bu durumun hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesindeki kefaletin ve kefalete dayalı olduğu iddia edilen ipoteğin geçersizliğinin tespiti ve ipoteğe dayalı başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
1-) 6098 Sayılı TBK'nın 584. maddesinde "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.
(Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." hükmü mevcuttur.
Davacı, davalı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesini 08.10.2014 tarihinde kefil sıfatı ile imzalamıştır. Davacı dava dışı şirketin ortak veya yöneticisi değildir. Bu durumda kefaletin geçerliliği için eş rızası aranır. Bu durumda davaya konu kefaletin geçersiz olması sebebiyle bu yöndeki davacı talebinin kabulü yerine yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde bu yöndeki talebin reddi doğru olmamıştır.
2-) Davacı, davalı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalamış, mülkiyetinde bulunan taşınmazı da kredi borcunun teminatı olarak davalı banka lehine ipotek vermiştir. 08.12.2014 tarihli ipotek akit tablosu incelendiğinde ipoteğin davacı kefilin kefaletinin teminatı olarak değil, kredi borcunun teminatı olarak verildiği tespit edilmiştir. Hal böyle olunca ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürmek mümkün olmayıp davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davacı hakkında takip yapmasında da hukuken bir engel bulunmamaktadır. Bu sebeplerle davacının bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının davacı lehine kısmen kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1700, K. 2024/1534, 31 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama