İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2021/450 K.2023/1986

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2021 tarihli 2014/872 Esas ve 2021/66 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın…

Esas2021/450Karar2023/1986Tarih14 Aralık 2023Okuma11 dk · 2.105 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
14 Aralık 2023
Dosya no
2021/450
Karar no
2023/1986
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
30/11/2010 (Dava) - 29/01/2021 (Karar
Numarası
2014/872 Esas - 2021/66 Karar
Dava
Tazminat
Bam karar tarihi
14/12/2023
Karar yazım tarihi
14/12/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.105 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2021 tarihli 2014/872 Esas ve 2021/66 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalıların karı-koca olduklarını, davalı ...'nun ise davacı şirketin sahiplerinin yakın akrabası olduğunu, davalı ...'nun davacı şirket yönetim kurulunda yer aldığı dönemde diğer davalı eşiyle anlaşmalı şekilde 3.kişilerin hesaplarına usulsüz şekilde havaleler gönderdiğini, davalı ...'in havale gönderilen kişilerden bu paraları toplayıp, kendi hesabına geçirdiğini, davacı şirketin bu şekilde zarara uğradığını,

olay nedeniyle İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan 2009/970 Esas sayılı davada alınan bilirkişi raporuna göre davacı şirketin uğradığı zararın 121.576,00TL ve 8.500,00Euro tutarında olduğunu, davalıların bu şekilde haksız elde ettikleri paralarla ... Şirketi'ni kurduklarını, şirketin daha sonra ünvan değiştirdiğini, ...

Şirketi ünvanını aldığını, buna göre, davalıların eylemleri nedeniyle uğranılan 137.000,00TL zararın haksız havale tarihlerinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun olay tarihinde davacı şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, yönetim kurulu üyesine karşı açılacak her nevi davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, bu nedenle iş bölümü itirazında bulunduklarını, ayrıca ...'nın şirket hissedarı olmakla birlikte aynı zamanda şirketin SGK'lı çalışanı olduğunu,bu sıfatı itibariyle aleyhine açılacak her nevi davanın iş mahkemesinde açılması gerektiğini, öncelikle görev itirazlarının kabulünü talep ettiklerini, davanın haksız fiile dayalı tazminat davası olup zaman aşımı süresinin 1 yıl olduğunu,

zaman aşımı yönünden de davanın reddi gerektiğini, T.T.K.'nun 341.maddesine göre yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılabilmesi için genel kuruldan dava açılması yönünde karar alınması gerektiğini, genel kurulun dava açılması yönünde karar almasından itibaren de davanın 1 aylık süre içerisinde açılmasının zorunlu olduğunu, şirket adına dava açma yetkisinin denetçilere ait olup, denetçi dışında şirketin iş bu davayı ikame etmesinin yasal olmadığını, açılan iş bu davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin 2006-2008 yıllarını kapsadığını,

davacı şirketin 2007-2008-2009 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarında müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu ve şirkette çalıştığı tüm dönemlerin ibra edildiğini, ibra kararından sonra ibrayı kapsayan dönemler için ortaklık tarafından sorumluluk davası açılamayacağını, bu nedenle reddi gerektiğini, davanın esası yönünden de davalı ...'nın davacı şirketin büyük ortağı ...'in öz kızı diğer şirket ortaklarının yeğeni yada kuzeni olduğunu, davacı şirketin bir aile şirketi olup tüm yönetimin babası ... tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 2006 yılından itibaren hissedar ve şirketin SGK'lı çalışanı olduğunu,

2006-2008 yılları boyunca müvekkiline kar payı ve maaş ödemesi yapılmadığını, müvekkili gibi diğer hissedarlara da kar payı ödemesinin hiçbir dönem yapılmadığını, talep halinde şirket kasasından hissedarlara para transferleri yapıldığını bu hesapların kontrolünün büyük ortak ... de olduğunu onun bilgisi dışında şirket hesaplarından işlem yapılamadığını, şirket hesabından yapıldığı iddia edilen havalelerin tamamında şirket yetkilisi ...'in imzasının bulunduğunu, müvekkiline de ...'in bilgisi ve talimatı ile açacağı anaokulu için kar payı dahi denemeyecek miktarda ...'in bilgisi ve talimatı ile havale yapıldığını,

ancak davaya konu havalelerin çoğunun müvekkili ile ilgisinin olmadığını, ...'in imzasıyla ve bilgisi dahilinde 3.kişilere yapılan havalelerden müvekkilinin de bilgisi olmadığını, davalı ...'nın babasının bilgisi dışında ... ile evlenmiş olduğunun öğrenilmesi üzerine ...'in kızına savaş açtığını, ...'in önce davalı ...'nun şirketteki 500 payının sahte imza ile kendi adına devrettiğini, bu konuda İzmir CBS'de soruşturmanın sürdüğünü, bu aşamada ...'in müvekkili hakkında İzmir 5. ASCM'nin 2009/970 esas sayılı davasının açılmasını sağladığını, bu davada hiçbir delil toplanmadan karar verildiğini kararın temyiz edildiğini,

davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, ''... davalı ...'nın 22/05/2006-24/10/2008 tarihleri arasında davalı şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, bu dönemde 11/01/2008-30/04/2008 tarihleri arasında şirketten 3.kişilere havale, eft işlemleri yaptığı daha sonra 3.kişilerden davalı eşi ...'nın da katılımı ve yardımıyla bu paraları geri alarak kendilerine mal edindikleri, böylelikle şirketi 42.900,00-TL zarara uğrattıkları, davalıların bu eylemleri nedeniyle İzmir 5.ASCM'sinin kesinleşen kararı ile 2009/970 esas 2010/921 karar sayılı kararı ile mahkumiyetlerine karar verildiği,

ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının eylemin sübutu bakımından mahkememizi bağlayıcı nitelikte olduğu, mahkememizce şirket zarar tutarının 42.900,00-TL olarak belirlendiği, bu zarardan her iki davalının müteselsilen sorumlu oldukları...'' gerekçesiyle; ''...Davanın kısmen kabulüne, 42.900,00-TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...'in davacı şirketin 14.10.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında denetçi olarak seçildiğini, gerekçeli kararda da görüleceği üzere ...'in iş bu davada, denetçi olarak vekaletname ibraz eden, muvafakatname sunan kişi olduğunu, ancak İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1348 E. sayılı kararı ile ...'in denetçi seçildiği genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiğini,

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini ve bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2019 tarih ve E:2019/1269, K:2019/8039 sayılı kararı ile onandığını, Mahkeme kararı uyarınca genel kurul yok hükmünde sayıldığından ... denetçi olmadığından iş bu davada denetçi olarak vekaletname veremeyeceğini, davaya muvafakat edemeyeceğini, davayı yürütme yetkisinin şirket avukatına değil şirket denetçisine verilmesi gerektiğini,

davacı şirketin denetçi seçtiği ...,'in seçildiği genel kurul Mahkeme kararı ile yok hükmünde kabul edildiğinden huzurdaki davada ETTK m.341 uyarınca dava açılması kapsamında verilmiş bir yetki bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, ...'in davacı şirketi ibra yetkisine dair vekaletnameyi Yargıtay 23. Ceza Dairesi'ne sunamadıklarını, 23. Ceza Dairesi kararından sonra ...'in vekaletnamesini Türkiye Noterler Birliği aracığıyla tespit edebildiklerini, ...’in şirket adına başka birini ibra etme hak ve yetkisi bulunduğunu,

şirketin büyük hissedarı olan ...’e bu hakkın İzmir 25. Noterliğinin 01.09.2005 tarih ve 26066 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile verildiğini, müvekkili ...’nun babası ...'in, vekaletnamenin 1.sayfasının son paragrafında “dilediği zaman dilediği miktarda paralar çekmeye, talep ve tahsile, ahzu kabza, sulh ve ibraya” yetkili kılındığını, yine vekaletnamenin 5.sayfasının son paragrafıyla ...'in “her türlü iş ve işlemler karşılığında senetli veya senetsiz alacaklarını ilgili kurum ve kuruluşlar veznelerinden nakit veya çek olarak talep ve tahsile,

ahzu kabza, sulh ve ibraya” yetkili olduğunu, yine vekaletnamenin 6.sayfasının ilk paragrafıyla ...'in “ mal beyanında bulunmaya, sulh ve ibraya, ahzu kabza” yetkili olduğunu, raporda müvekkillerinin 42.900 TL'den sorumlu olduklarının mütalaa edildiğini, müvekkilinin 42.900 TL'yi nakit olarak şirketi vekaletname ile temsil eden ...'e verip ibranamesini aldığını, olayda uygulanması gereken hukuk olarak 818 sayılı BK'nın 53.maddesinde kural olarak hukuk hâkiminin ceza yasasındaki hükümler ile ceza hâkiminin kararı ile bağlı tutulmadığını,

bu durumda ceza mahkemesi kararının kusurun varlığı ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda hukuk hâkimini bağlamayacağının kuşkusuz olduğunu, sadece ceza mahkemesinde belirlenen olguların hukuk hâkimini bağlayacağını, Mahkemece verilen, ...'e ödenen bedelin şirket kasasında olmadığından bahisle davayı kısmen kabul gerekçesinin yerinde olmadığını, İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin son celsesinde anılı ibranamenin sunulduğunu ancak vekaletname o tarihte taraflarınca tespit edilemediğinden ibraname belgesine itibar edilmediğini, ibraname aslının Mahkemeye sunulduğunu, kargodan zarf içerisinde gelmiş olup,

zarfın içindeki belge alındığı sanılarak zarfın yırtılması nedeniyle asıl belgenin de yırtıldığını, yırtık belgenin birleştirilerek Mahkemeye sunulduğunu, yırtık kargo zarfının da hala taraflarınca saklandığını, İzmir 13. Noterliğinin 22 Haziran 2015 tarih ve 8772 yevmiye numarasıyla aslı gibidir yapılan ibraname üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiğini, bu imzanın ...e ait olduğunun sabit olduğunu, müvekkili ...'nın yaptığı havalelerden sonra parayı şirkete iade ettiği için yönetim kurulu üyesi olarak ...

A.Ş.nin 24.10.2008 tarihinde ve 20.07.2009 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda ibra edildiğini, görüleceği üzere 5.madde ile bilanço da oy birliği ile onaylandığını, ...in davacı şirketin vekili ve %85 hissedarı olduğunu, denetçi ...'nin okul için ve müvekkilinin bilgisi dışındaki şirketin borçları karşılığında ödenen miktarları toplayıp sanki şirket içi boşaltılmış gibi gösterip şikayetçi olduğunu, Mahkeme nezdinde yapılan bilirkişi incelemesinde, müvekkillerine dair suçlamaların mestnetsiz olduğu,

paraların kasada ve bankada bulunduğunun tespit edildiğini, sadece okul için yapılan müvekkilinin de daha ilk soruşturma ifadesinde de beyan ettiği rakamın netleştiğini, müvekkilleri 42000 liradan sorumlu olup bu miktarın da işten ayrılmadan şirketi vekaleten yöneten ibra yetkisine sahip baba ...'in imzaladığı belge karşılığı kendisine nakden iade edildiğini, bu sebeple şirketin yönetim kurulunda ...'yı ibra ettiğini, eğer söz konusu miktar da açık olsaydı şirket denetçisi ...'nin bunu yönetim kuruluna sunması gerektiğini, kaldı ki böyle bir açık asla olmadığı için akıllarına dahi gelmeyip gündem maddesi olarak geçmediğini,

davacı şirket genel kurulunun müvekkili ...yı ibra ettiğini, şirket adına İzmir 25. Noterliğinin 01.09.2005 tarih ve 26066 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile ... tarafından ibra edilen müvekkillerinin sorumlu olması mümkün olmadığından davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğu ve haksız fiil sonucu uğranılan zarar nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına.

İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/970 esas 2010/921 karar sayılı, 21/12/2010 tarihli kararı ile,"... sanık ...'nun şirketteki görevini kötüye kullanarak ticari bağlantısı olmayan kişilere şirket hesabından para havalesine izin verdiği bu paralarında aracı kişiler vasıtasıyla sanıklar tarafından alındığı kabul edilerek sanık ...'nın TCK 155/2 maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve sonuç olarak 6.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

sanık ...'nın ve ... 'nun 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle 155/2 maddesi uyarınca 1'er yıl 6 ay hapis ve sonuç olarak 6.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına..." karar verildiği, kararın Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 28/05/2015 tarihli 2015/947 esas 2015/1991 karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; kesinleşen kararının içeriği ile mahkemece hükme esas alınan 21/01/2019 tarihli bilirkişi heyetine ait rapor ile davalıların davacı şirketi zarara uğrattıklarının usulüne uygun olarak tespit edildiği, raporun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu;

davalılar vekilince ödünç olarak alınmış olunduğu iddia edilerek paranın, yani davaya konu zarar tutarının ...'e ödendiği ve karşılığında 11/07/2008 tarihli belgedir başlıklı ibra belgesinin alındığını, şirketin%85 hisseli ortağı ...'in şirketin alacaklarına ilişkin geniş yetkiler içeren vekaletname uyarınca ibra yetkisine sahip olduğu savunulmuş ise de, davacı tarafça söz konusu belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddia edilerek belgeye itiraz edildiği, dosya kapsamına göre belirtilen tutarın nakden ödendiği yönünde kayda rastlanmadığı,

ödenen tutar belirtilmeksizin soyut ibra beyanı içeren söz konusu belgenin dava konusu zararın dava öncesinde davacı şirkete ödendiğini ispatlamadığı; kaldı ki, ...'e geniş yetkiler içeren vekaletname verilmiş olsa bile bunun şirket yararına olan iş ve işlemlerinin yürütülmesi amacı ile verileceği, haksız olarak şirketi zarara uğratan hususlara ilişkin diğer ortakların aleyhine olacak şekilde keyfi ibra hakkı tanımayacağı, şirketin zarar uğratıldığının anlaşılması üzerine tüm dosya kapsamına göre ve taraflar arasındaki hukuki ihtilaflar ile açılmış olan davalar nazara alındığında,

mahkemenin söz konusu belgeye itibar etmeme gerekçelerinin yerinde olduğu görülmektedir.

Davalılar vekili, davalı ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak ... A.Ş.'nin 24/10/2008 tarihinde ve 20/07/2009 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda ibra edildiğini savunmuş ise de, 24/10/2008 tarihinde yapılan genel kurulun 2007 faaliyet dönemini kapsadığı dava konusu zararın ise büyük kısmının 2008 yılı içerisinde oluştuğu;

diğer taraftan davacı adına yapılan şikayet üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/44112 esas sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığı ve İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/970 esas dava açılmış olduğundan davalı ...'nun 20/07/2009 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda ibra edilmiş sayılmayacağı, ayrıca yapılan genel kurullarda davalı ...'nun ibrasının toplantı gündemi olarak yer almadığı;davalı ...’nın davacı şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde, eşi olan diğer davalı ... ile birlikte, davacı şirket ile iş ilişkisi bulunmayan,

şirketten alacaklı olmayan kişiler adına şirket hesabından para havalesi yaptıktan sonra havale edilen paraların bu kişilerden geri aldıkları, bu şekilde şirket hesabından havale ettikleri paralar ile davacı şirketi zarara uğrattıkları dosya kapsamından anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalılar vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/01/2021 tarihli 2014/872 Esas ve 2021/66 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 2.930,49 TL istinaf karar harcından peşin alınan 732,63 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.197,86 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,

4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/12/2023

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/450, K. 2023/1986, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/450
Karar No
2023/1986
Tarih
14 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2021/454 K.2023/1242
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/456 K.2023/1117
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/456 K.2023/886
  • Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/456 K.2023/913
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/456 K.2023/967
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/459 K.2023/909

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.