KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/285
- Karar no
- 2024/1354
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/08/2019 (Dava) - 12/02/2021 (Karar
- Numarası
- 2019/448 Esas - 2021/155 Karar
- Dava
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
- Bam karar tarihi
- 26/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 26/09/2024
Karar Metni
2.062 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2021 tarih ve 2019/448 Esas - 2021/155 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait yine müvekkili sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı araçların 15/02/2019 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştıklarını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı aracın sürücünün asli kusurlu olduğunu, ... plakalı aracın davalı ... nezdinde kzmm sigortası ile sigortalı olduğunu, hasar bedelini tespiti için İzmir 5 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/81 Değişik iş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, müvekkiline ait araçta 13.288 TL tutarında hasar meydana geldiğini, davalı ... şirketin başvuru yapıldığını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek,
araçta oluşan hasar bedeline mahsuben 5.000 TL ile değer kaybı alacağına mahsuben 10 TL olmak üzere toplam 5.010 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluğunun sigortalısının kusuru oranında olmaz üzere maddi zararlarda araç başına poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, aracın gerçek değer kaybının, zararının ve kusur durumunun tespiti gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; "...davacının maliki olduğu ... plakalı araç ile davalı ... nezdinde zmms poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araçların 15/02/2019 tarihinde trafik kazasına karıştığı, bu kaza neticesinde çift taraflı, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, taraflarca trafik kazasına ilişkin olarak maddi hasarlı trafik kaza tespit tutanağı düzenlendiği, bu kazada ... plakalı aracın hasar gördüğü iddiası ile iş bu davada hasar bedeli ve değer kaybı talebinde bulunduğu,
İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün 18/11/2019 tarihli cevabı yazısına göre iddia olunan kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, söz konusu aracın iddia olunan kaza tarihinden sonra 10/04/2019 tarihinde davacı adına tescilinin yapıldığı, davacının dava dilekçesinde mülkiyet hakkı kapsamında tazminat talebinde bulunduğu, mahkememizce trafik tescil kayıtları gözetilerek davacı vekiline bu hususta açıklama yapmak ve kaza tutanağının aslı veya okunaklı örneğini sunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 11/03/2020 tarihli dilekçesinde kaza tarihinin 15/04/2019 olduğu,
kaza tutanağındaki yer alan tarihin de 15/04/2019 olduğu, davacının bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, aksi kanaat halinde kaza anında sürücü olan davacının zilyet sıfatı ile dava açma hakkının bulunduğunu ileri sürdüğü, yine davacı vekilinin 29/12/2020 tarihli dilekçesinde kaza tespit tutanağının aslının aradan geçen süre nazara alındığında bulunamadığını, kaza tarihine ilişkin olarak araç sürücülerinden ek beyan alındığını, alınan bu ek beyana göre kaza tarihinin tutanakta sehven 15/02/2019 tarihi olarak gösterildiğini beyan ettiği, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan kaza tespit tutanağının okunaklı olmadığı,
bu tutanakta okunabildiği kadarıyla kaza tarihinin 15/02/2019, kazaya karışan araçlardan birinin ... sevk ve idaresindeki ..., diğerinin ise adı okunamayan ... soy isimli sürücünün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç olduğu, kaza tarihi olan 15/02/2019 itibariyle kayıt maliki olmayan davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak araca ilişkin tazminat talebinde bulunamayacağı, her ne kadar davacı vekili tarafından davacının kaza anında sürücü olduğu ve zilyet sıfatı ile dava açabileceği ileri sürülmüş ise de dava konusu uyuşmazlığın basit yargılama usulüne tabi olduğu,
dava dilekçesinin kaydedilmesi ile birlikte davacı için iddianın değiştirilmesi, genişletilmesi yasağının başladığı, bu nedenle davacının yargılama aşamasında davalının açık muvafakatı veya ıslah olmadan iddiasını değiştirip genişletemeyeceği, davacı tarafından sunulan herhangi bir ıslah dilekçesi ve davalının açık muvafakatı bulunmadığından davacının dava dilekçesindeki iddiasına göre uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği, dosya kapsamı itibariyle davacının kaza tarihi olan 15/02/2019 tarihi itibariyle aktif husumet ehliyeti bulunmadığı,
bu nedenle davanın reddi gerektiği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu bir an için kabul edilse bile 6102 Sayılı TTK'nın 1409. Maddesine göre taraflar arasında sözleşme kurulduktan sonra sigorta poliçesi kapsamında oluşan rizikoları sigorta şirketinin karşılamak durumunda olduğu, rizikonun teminat dışı olduğunu davalı sigortacının ispat etmesi gerektiği,
ancak sigortalının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmemesi veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiğinin somut delillerle kanıtlanması durumunda ispat külfetinin yer değiştirip sigortalıya geçeceği (Bu yöndeki kararlar için bkz. YHGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043. YHGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905.
YHGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 Karar sayılı ilâmları.), dosya kapsamına göre davacının meydana gelen zararın sigorta kapsamında olduğunu denetime olanak sağlayacak bilgi ve belgelerle ispat edemediği, herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı..." gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tarihi olarak sehven 15/02/2019 tarihinin yazıldığını, esasın kazanın 15/04/2019 tarihinde meydana geldiğini, keza davaya dayanak kaza tespit tutanağında da bu tarihin yer aldığını, ruhsat incelendiğinde aracın tescil tarihinin 10/04/2019 tarihi olduğunun görüldüğünü, yani müvekkilinin bu tarihte aracı aldığını, kazanın aldıktan sonra 15/04/2019 tarihinde araç müvekkilinin mülkiyetinde iken meydana geldiğini, müvekkilinin araç mülkiyetinden önce kazaya karışmış olmasının mümkün olmadığını,
aksi durumda dahi kazada sürücü olarak bulunan müvekkilinin de bu davayı sürücü sıfatı ile açmaya ehil olduğunu, kaza sonrası tutanak aslı temin edilemediğinde kazaya karışan sürücülerin aralarında yeniden ek bir tutanak düzenleyerek kazanın meydana geldiği tarihin 15/04/2019 olduğunu beyan ederek tutanak düzenlediklerin ve bu tutanağı mahkemeye sunduklarını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle araçtaki hasar bedeli ve değer kaybının zorunlu mali mesuliyet sigortacısından tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacının maliki olduğu ... plakalı araç ile davalı ... nezdinde zmms poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araçların15/02/2019 tarihinde trafik kazasına karıştığı, bu kaza neticesinde çift taraflı, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, taraflarca trafik kazasına ilişkin olarak maddi hasarlı trafik kaza tespit tutanağı düzenlendiği, bu kazada ... plakalı aracın hasar gördüğü iddiası ile iş bu davada hasar bedeli ve değer kaybı talebinde bulunduğu, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü'nün 18/11/2019 tarihli cevabı yazısına göre iddia olunan kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın dava dışı ... adına kayıtlı olduğu,
söz konusu aracın iddia olunan kaza tarihinden sonra 10/04/2019 tarihinde davacı adına tescilinin yapıldığı, davacının dava dilekçesinde mülkiyet hakkı kapsamında tazminat talebinde bulunduğu, mahkemece trafik tescil kayıtları gözetilerek davacı vekiline bu hususta açıklama yapmak ve kaza tutanağının aslı veya okunaklı örneğini sunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 11/03/2020 tarihli dilekçesinde kaza tarihinin aslında 15/04/2019 olduğu, kaza tutanağındaki yer alan tarihin sehven 15/02/2019 olarak yazıldığı,
davacının mülkiyetinde iken söz konusu kazanın gerçekleştiğini, mahkeme aksi kanaatte ise kaza anında sürücü olan davacının zilyet sıfatı ile dava açma hakkının bulunduğunu ileri sürdüğü, yine davacı vekilinin 29/12/2020 tarihli dilekçesinde kaza tespit tutanağının aslının aradan geçen süre nazara alındığında bulunamadığı, kaza tarihine ilişkin olarak araç sürücülerinden ek beyan alındığı, alınan bu ek beyana göre kaza tarihinin tutanakta sehven 15/02/2019 tarihi olarak gösterildiğinin beyan edildiği, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan kaza tespit tutanağının okunaklı olmadığı,
bu tutanakta okunabildiği kadarıyla kaza tarihinin 15/02/2019, kazaya karışan araçlardan birinin... sevk ve idaresindeki ..., diğerinin ise adı okunamayan ... soy isimli sürücünün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç olduğu, kaza tarihi olan 15/02/2019 itibariyle kayıt maliki olmayan davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak araca ilişkin tazminat talebinde bulunamayacağı, her ne kadar davacı vekili tarafından davacının kaza anında sürücü olduğu ve zilyet sıfatı ile dava açabileceği ileri sürülmüş ise de dava konusu uyuşmazlığın basit yargılama usulüne tabi olduğu,
dava dilekçesinin kaydedilmesi ile birlikte davacı için iddianın değiştirilmesi, genişletilmesi yasağının başladığı, bu nedenle davacının yargılama aşamasında davalının açık muvafakatı veya ıslah olmadan iddiasını değiştirip genişletemeyeceği, davacı tarafından sunulan herhangi bir ıslah dilekçesi ve davalının açık muvafakatı bulunmadığından davacının dava dilekçesindeki iddiasına göre uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği, bunun yanı sıra dosya kapsamına göre davacının meydana gelen zararın sigorta kapsamında olduğunu denetime olanak sağlayacak bilgi ve belgelerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, davanın iki temel unsurunu teşkil eden dava sebebi ve dava konusuyla ilişkili bir yasak konumundadır. Burada sözü edilen dava sebebinden maksat, davanın temelini oluşturan, yani talep sonucunu haklı kılmaya yarayan maddi vakıalardır. O halde, hukuki sebeplerin genişletilip değiştirilmesi, yasağın kapsamı dışında kalır; yani hukuki sebepler serbestçe genişletilip değiştirilebilir.
Çünkü, davada uygulanacak olan hukuk kurallarını re'sen araştırıp bulup somut olaya uygulamakla, hakim kanun tarafından zaten ödevli kılınmış durumdadır (HMK m.33; m.266; m.279, IV; MÖHUK m.2. AY m.138, 1). Hakimin re'sen görevli kılındığı bir alan olan hukuki sebepler bağlamında, davacı tarafın yapacağı genişletme ve değiştirmeler iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi kapsamında değerlendirilemez. ( Tanrıver, Süha, Medeni Usul Hukuku, C.1, 2018, Ankara )
Tüm bu açıklamalara göre, davacı maddi vakıayı değiştirmemekte, mahkeme maliklik sıfatını kabul etmese dahi zilyet olarak bu davayı açma hakkına sahip bulunduğunu belirterek hukuki sebebi değiştirmektedir. Bu ise iddianın genişletilmesi veye değiştirilmesi yasağı kapsamında değerlendirilemez. Bu sebeple mahkemenin bu yöndeki kabulü doğru değildir.
Bunun yanı sıra ayrıca mahkemece, davacının doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirmediği, dosya kapsamına göre zararın sigorta kapsamında olduğunu denetime olanak sağlayacak bilgi ve belgelerle ispat edemediği belirtilse de, dosyadaki belgelere göre, davacının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyeti kasten yerine getirmediği veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususun teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiğine yönelik somut delillerin bulunmadığı, gerekli evraklarla davalıya başvuruda bulunulduğu,
kaldı ki davalı tarafından verilen cevapta dahi bu şekilde bir savunmada bulunulmadığı anlaşılmakla ispat yükünün davacıda kaldığı yönündeki kabul de doğru olmamış, davacının bu yöndeki istinaf başvurusu haklı görülmüştür.
Yerel mahkeme kararının anılan sebeple bozulması gerekse de, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı, yargılamadan önce alınan değişik iş bilirkişi raporu ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu birbiri ile uyumlu olup söz konusu kazada davalı sigortalısı sürücüsünün şeritte hızını ayarlayamayıp davacıya çarpmak suretiyle tam ve asli kusurlu olduğu olayda, davacı aracında meydana gelen onarım masraflarının talep edilebileceği, araçta değer kaybı oluşmaması sebebiyle bu talebin de reddi gerektiği anlaşıldığından yerel mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasına ve Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/285, K. 2024/1354, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama