KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2022/393
- Karar no
- 2024/1149
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/05/2021 (Dava) - 16/12/2021 (Karar
- Numarası
- 2021/347 Esas - 2021/995 Karar
- Dava
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı
- Bam karar tarihi
- 11/07/2024
- Karar yazım tarihi
- 11/07/2024
Karar Metni
1.407 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2021 tarihli 2021/347 Esas ve 2021/995 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu trafik sigortası ile sigortalı "..." plakalı aracın maliki müvekkili olan "..." plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sonucu müvekkilinin maliki olduğu araçta yüksek maddi hasar oluştuğunu, kaza tespit tutanağı tutulduğunu, sürücü beyanlarından da anlaşılacağı üzere meydana gelen kazada tam kusurlu olan aracın, kaza tarihi itibariyle ...
Sigorta A.Ş. tarafından 46817824 nolu poliçe ile zorunlu trafik sigortalı araç olduğunu, zararın tazmini için hukuki sebeplerden K.T.K M.97 uyarınca davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ve 816241 numaralı hasar dosyası açıldığını, hasar dosyası kapsamında müvekkili tarafından tüm iyiniyetle kendisinden istenilen belgeler davalı sigorta şirketine sunmuş olmasına rağmen, hasar dosyası kapsamında müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, dosya sürüncemede bırakılarak ödeme yapmaktan imtina edildiğini, davalı sigorta şirketince müvekkilinin aracında oluşan hasar ve değer kaybı bedelinin haksız ve gerekçesiz olarak ödenmediğini,
bu nedenle işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, müvekkilinin aracının onarımı boyunca aracından yararlanamadığından araç mahrumiyet zararı doğduğunu, araç sürücüsünün kusurlu eylemiyle müvekkiline ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, dolayısıyla haksız eylemle zarar gören müvekkilinin zararının tazminini istediklerini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere "..."plakalı araç sürücüsü trafik kazasında asli kusurlu olduğunu, araç işletenin hukuki sorumluluğu da 2918. sayılı Karayollan Trafik Kanunu madde 85 te düzenlendiğini, bu nedenle araç malikinin de bu zarardan sürücü ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu,
kusur dağılımı yargılamayı gerektirdiğini ve hasar bedeli likit alacak olarak kabul edilmediği için davanın HMK m. 107 gereği belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporuyla müvekkilinin aracında meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı zararının belirlenebilir hale geldiği zaman arttırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50-TL hasar bedeli ve 50-TL değer kaybı zararı olmak üzere toplam 100 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte tahsiline,
AAÜT m.16/2-c gereği arabuluculuk görüşmelerine katılmaları sebebiyle vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 15/11/2021 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; 30.000,00 TL tazminatın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt(avans) faizi ile tahsiline, AAÜT m.16/2-c gereği arabuluculuk görüşmelerine katılmaları sebebiyle vekalet ücretine yargılama giderleri arasında hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;açılan davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması mümkün olmadığını, davacının zararı, davadan evvel alınan ekspertiz raporu ile belirlenmiş olduğundan huzurdaki davanın belirsiz alacak şeklinde açılmasında hukuki yararın olmadığını, Bu nedenle öncelikle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin genel müdürlük adresinin İstanbul ili Sarıyer ilçesi sınırlarında bulunmasından dolayı mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, açıklanan nedenle dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini,
davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı araç müvekkili şirket nezdinde 46817824 numaralı Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile 03.12.2018-2019 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin ZMSS poliçesi gereği ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine, her halde yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ''...Her ne kadar davacı tarafça aracın değer kaybından kaynaklanan tazminat talep edilmiş ise de; pert olan araçta değer kaybı oluşması mümkün olmadığından değer kaybı tazminatı talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi kanaatine varılmış ve bilirkişi tarafından hesaplanan ve belirlenen aracın hasarı nedeniyle oluşan 30.000-TL tazminatın davalı sigorta şirketine müracaat tarihini izleyen 8 iş günü sonrasına takabül eden 27/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili gerektiği...'' gerekçesiyle;
''...Davanın KISMEN KABULÜNE, 28/07/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kaza tarihinde davacı adına kayıtlı ... plakalı araçtaki hasar nedeni ile 30.000,00 TL maddi tazminatın 27/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Değer kaybından kaynaklanan tazminat talebinin REDDİNE, Arabuluculuk vekalet ücreti talebinin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete beyan edilen hasar ile kazanın oluş şeklinin uyumsuz olduğunu, bu husus araştırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, işbu olayda mağdur ve sigortalı kasten doğru olarak beyan vermediklerinden sigortacının tazminatı ödememe haklı olduğunu, davacı tarafın dava öncesinde müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuru kara taşıtları trafik sigorta poliçesi genel ve özel şartlara göre aykırılık teşkil ettiğinden haklı olarak reddedildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere iskontosuz ve KDV dahil şekilde hesaplama yapılmasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu,
bu tür sigortalarda asıl amacın zarar görenin uğradığı “gerçek zararın” giderilmesi olduğunu, fatura ibraz edilmeden aracın onarılacağı/onarıldığı, KDV ödendiği dahi anlaşılamadığından KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin sorumlululuğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, hükme esas alınan raporda;
sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranının fahiş olduğunu, ayrıca delil tespit davası giderlerinin yargılama gideri sayılmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihinden önce faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulmadan yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 28/07/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacı aracında meydana gelen hasar bedeli ile değer kaybı zararının karşı taraf araç ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, hasar bedeli tazminatı talebinin kabulüne, değer kaybı tazminatı talebinin reddine (davanın kısmen kabulüne) karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı;bilirkişi raporunda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre kaza tutanağı ve resimler incelendiğinde hasar ile kazanın uyumlu olduğunun belirtildiği, davalının kurgu kaza yönünden yapmış olduğu savunmasını ve zararın teminat dışı kaldığını somut deliller ile ispatlayamadığı,
hasar dosyası kapsamında yapılan araştırma sonucunda düzenlenen araştırma raporunda yapılan değerlendirmelerin somut delil niteliğinde bulunmadığı; hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalı kusur tespiti yönünden itiraz etmiş ise de süresi içerisinde rapora yapmış olduğu itirazında kusur tespitine ilişkin itirazda bulunmadığı, davalı yönünden kusur tespitinin kesinleştiği;
sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olarak neden olduğu kaza nedeniyle davalının poliçe limiti ile sorumlu olduğu mahkemece hükmedilen tazminatın poliçe limiti içerisinde kaldığı; davacının uğramış olduğu gerçek zararın karşılanması bakımından yerleşik uygulamaya göre tazminatın orjinal yedek parçalar üzerinden iskonto yapılmadan KDV dahil olarak hesaplanması gerektiği; davacının dava öncesinde davalıya tazminat talebi ile başvuruda bulunduğu ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı davalının dava tarihinden önce temerrüde düştüğü anlaşılmış olup, davalının belirtilen yönlere ilişkin itirazlarının reddi gerekmiş;
diğer taraftan, davalı vekili tarafından tespit davası giderlerinin yargılama gideri sayılması hatalı olduğu yönünden itiraz edilmiş ise de, dosya kapsamında delil tespiti yapıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığı gibi mahkemece de bu yönde hüküm kurulmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/393, K. 2024/1149, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama