KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/741
- Karar no
- 2024/1734
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/01/2022
- Numarası
- 2017/1338 Esas - 2022/3 Karar
- Dava
- Sürekli İş Geremezlik ve Geçici İş Göremezlik Tazminatı
- Dava tarihi
- 23/11/2017
- Bam karar tarihi
- 27/11/2024
- Karar yazım tarihi
- 27/11/2024
Karar Metni
2.551 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/01/2022 tarihli 2017/1338 Esas ve 2022/3 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 08.10.2016 günü sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ambulansla 9136 sokakta bulunan yaralıyı almaya 9105 sokak üzerinden 9136 sokağa girdiği esnada yerde yaralı vaziyette bulunan ...’yı fark etmeyerek ayağının üzerinden geçmesi sonucunda yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında davacı ...
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındığını, müvekkilinin, sol tibiya proksimalinde grande II açık parçalı kırık ve sağ lateral malleol kırığı tanısıyla hastanede tedavi gördüğünü, davacının tedavisi bittikten sonra eskisi gibi yürüyemediğini görünce Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Bilirkişilik Kuruluna başvurduğunu ve %17 oranında malul kaldığını öğrendiğini, kazaya karışan ... plakalı araç ... tarafından ... poliçe numaralı sigorta poliçesi ile sigortalandığının tespit edildiğini,
...'nın sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun bulunduğunu, davacının kaza sonucunda tamamen iyileşemediğini, davacının ömür boyu engelli olacak olması nedeni ile çalışma gücü kaybından doğacak maddi hasarın karşılanmasının gerektiğini, davalı sigorta şirketine karşı yaptıkları tazminat başvurusunda 22.11.2017 tarihinde 34.560,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi yapıldığını, ödeminin yetersiz olduğunu, fazaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı,
500,00 TL geçici iş geremzlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın davalı şirkete 16.11.2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 10972057 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 310.000 TL olduğunu, davacı ...'nın uğramış olduğu maluliyet nedeniyle aktüer hesabının yaptırıldığını, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu, %8 maluliyet oranı ve asgari ücret üzerinden TRH 10 ölüm tablosu uygulanarak ve %1,8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapıldığını, 12.11.2017 tarihinde davacıya 34.560,16 TL destek tazminatı ödemesinin yapıldığını,
şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, davacının maluliyetinin ve oranını ATK 3. İhtisas kurulundan rapor alınarak belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını, zararın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faize göre hesaplanmasını, müvekkili temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
Mahkemece; "...Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına ihtar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız eylem, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir.
Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını ihlal eden fiildir. Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir. Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır.
Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, ikinci olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir. Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir.
Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir.
Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir, Kusur sorumluluğunda, üç durumda nedensellik bağı kesilebilir.
Zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru, somut olayda; davalının sigortalısı aracın sürücüsünün 2918 sayılı yasanın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak ve 52/1-b maddelerine aykırı fiilinden dolayı davacıya zarar verdiği, fiil ile davacının zararı arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, davalı şirketin sigortalısı araç sürücüsünün davacının ayağının üzerinden geçerek cismani zarara yol açtığı, davacının maruz kaldığı cismani zararın vücudundaki iş göremezlik etkilerinin tespiti amacıyla rapor alındığı, raporun kaza tarihi itibarıyla yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alındığı,
bu haliyle hesap raporuna dayanak teşkil etmeye uygun olduğu, iş göremezlik raporundaki tespitlerde değerlendirilmek suretiyle davacının geçici iş göremezlik zararının tespit edildiği, sürekli iş göremezlik zararının reddi gerektiği..." gerekçesiyle "...Davanın kısmen kabulüne.
12.354, 80 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalıdan alınarak dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalı sigortalı ambulans sürücüsü müvekkilinin yerde yaralı vaziyette yatarken müvekkili fark etmeyerek iki ayağının üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen yaralanmalı trafik kazası sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında kazaya karışan davalı sigortalı araç sürücüsü asli kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirlendiğini,
kaza sonrasında müvekkili İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındığını, müvekkilinin sol bacak ve sağ ayak bileğinde kırığın meydana geldiğini, her iki kırığına da platin takıldığını, müvekkilinin tedavisi bittikten sonra dahi eskisi gibi yürüyemediğini, sağlık sorunlarının tamamen geçmediğini, her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de.
Adli tıp kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere.
11 Ekim 2018 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetvellerden yararlanılması gerektiğinden "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği, bu yönetmelik doğrultusunda müvekkilinin maluliyet oranı rapor tarihindeki yaşına göre %17.2 belirlendiğini, raporda bu orana göre yapılan hesaplamanın esas alınması gerektiği açıkken mahkeme,
geçerliliği olmayan yönetmelik hükümlerine göre yapılan hesaplamayı dikkate alarak hüküm kurduğunu, alınan iki rapordaki maluliyet oranları arasındaki çelişkiler de giderilmeden hüküm kurulduğunu, bu hususun da hatalı olup kararın kaldırılmasının gerektiğini gösterdiğini, müvekkilinin kaza sebebiyle büyük zarar aldığını ve büyük maluliyet yaşamışken, müvekkilinin maluliyet oranının yalnızca %5 olabileceğinin kabulünün mümkün olmadığını,
yine tazminat miktarlarına ilişkin alınan hesap raporunda da iki ayrı maluliyet oranına göre tespit yapıldığını ancak artık Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlenen maluliyet oranının ve bu orana göre yapılan hesaplamanın göz önünde bulundurulmamasının gerektiğini ancak mahkemece artık geçerliliği olmayan yönetmelik hükümlerine göre %5 maluliyet oranına göre yapılan belirlemeler göz önünde bulundurularak hüküm kurulduğunu, bu hususun kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını,
dosyada alınan hesap raporunda %17,2 maluliyet oranına göre müvekkiline ödenmesi gereken sürekli iş göremezlik tazminatının 206.181,16 - TL olduğunun belirlendiğini, %5 orana göre ise 30.759,25-TL olduğu yönünde bir belirleme yapıldığını,
mahkemece Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenen %17,2 oran doğrultusunda hesaplanan 206.181,16-TL tazminat miktarının esas alınması ve dosyada mübrez 04.10.2021 tarihli talep artırım dilekçeleri doğrultusunda bakiye 159.810,07-TL sürekli iş göremezlik tazminatının da kabulüne karar verilmesinin gerektiğini ancak mahkemece hatalı değerlendirme yapılmış olup bu durumun kabul edilemeyeceğini,
her ne kadar taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş olması neticesinde davalı sigorta şirketi lehine 5.100,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiş olsa da itirazları doğrultusunda taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi ve sigorta şirketi lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasının gerektiğini, aynı şekilde davacı tarafa ödenmesi gereken yargılama gideri miktarı da kabul/red oranına göre hesaplanmış olup, itirazları doğrultusunda taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderlerinin tamamının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini, resen gözetilecek nedenlerle;
başvurularının kabulüne, kararın müvekkilinin lehine kaldırılmasına, dosyada mübrez talep artırım dilekçeleri doğrultusunda davalarının tamamının kabulüne karar verilmesini, taleplerinin temerrüt tarihi itibariyle işleyecek olan avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderlerinin tamamının ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlik tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, mahkemece davacının ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak ıslah edilen tutara da dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmadığını, izah edilen hususlar doğrultusunda; kararının müvekkili şirket aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına,
davanın reddine ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasına nedeniyle oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1-Davacı tarafça maluliyet raporuna yönelik yapılan itirazın değerlendirilmesinde; haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde,zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Mahkemece hükme esas alınan ve İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu Başkanlığının düzenlediği 20/01/2020 raporun “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerinden faydalanılarak hazırlanmış olduğundan maluliyet raporunun yeterli ve kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun olarak düzenlenmiş olduğu; davacı maluliyet oranının tespiti bakımından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması,
dosya kapsamında İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu Başkanlığı'nın bu yönetmelik hükümlerine göre düzenlediği 16/09/2019 tarihli maluliyet raporunun dikkate alınması, İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu Başkanlığının 16/09/2019 tarihli maluliyet raporu ile 20/01/2020 tarihli maluliyet raporu arasında arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği yönünde itiraz etmiş ise de, davacının maluliyet raporunun düzenlenmesinde esas alınmasını istediği yönetmelik hükümlerinin kaza tarihinde yürürlükte olmadığı,
İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu Başkanlığı'nın 16/09/2019 tarihli ve 20/01/2020 tarihli maluliyet raporlarında tespit edilen maluliyet oranlarının farklı olmasının nedeninin farklı yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılmasından kaynaklandığı, bu nedenle maluliyet raporları arasında çelişkinin varlığından söz edilemeyeceği, davacının maluliyeti %5 olarak kaza tarihindeki mevzuata göre tespit eden raporun usulünce düzenlendiği,
aktüer bilirkişi tarafından, davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden önce davacıya ödenen sürekli iş göremezlik tazminatı miktarının ödeme tarihi veriline göre yeterli olup olmadığına ilişkin hesaplamada; doğru yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu Başkanlığı'nın 20/01/2020 raporundaki %5 maluliyet oranının esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla , davacının maluliyet raporuna yönelik istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davacı vekili kabul edilen geçici iş göremezlik tazminatına temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini iddia ederek kararı istinaf etmiş ise de, yine davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine geçici iş göremezlik tazminatı için başvuru yapılmadığı, davalı sigorta şirketinin anılan tazminat türü bakımından dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğü anlaşılmakla mahkemece hüküm altına alınana geçici iş göremezlik tazminatına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde, davalıya sigortalı aracın dava dışı İl Sağlık Müdürlüğü adına tescilli ambulans olduğu,
ticari kullanım amacının bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmayıp, davacının faiz türü ve başlangıcı yönünden yapmış olduğu istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
3-Mahkemece davacının maddi tazminat davası kısmen kabul kısmen reddedildiğinden, tarafların yargılama giderlerinden sorumluluğunun davanın kabul oranına göre belirlenmesinde ve taraflar lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T'ne göre doğru şekilde hesaplanan ve takdir olunan vekalet ücretlerinde bir isabetsizlik bulunmayıp davacının vekilinin bu hususlardaki istinaf itirazları da yersizdir.
4-Davalı sigorta şirketi vekilinin, davacının geçici iş göremezlik zarar tazminatının teminat kapsamında olmadığı, reddi gerektiği, ıslah ile artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğuna dair istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde, bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup kazanç kaybı da tazmini gereken zararlardandır.
Anılan yasal düzenlemeyle, sadece çalışma gücündeki sürekli ve kalıcı kayıp halinde değil, belirli süreli kayıp halinde oluşan zararın da tazmininin gerektiği açıkça kabul edilmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır.
KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında. Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alındığında TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen davalı sigorta şirketine ait olduğundan,
davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında ve açılan kısmi davada ıslah dilekçesinde ıslah ile artırılan kısma temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinin talep edilmiş olması karşısında ıslah edilen kısım yönünden de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/2511 E.- 2021/2452 K) davalı vekilinin bu konudaki istinaf itirazları reddedilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/741, K. 2024/1734, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama