KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Dosya no
- 2023/47
- Karar no
- 2025/1034
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/02/2022 (Dava) - 11/10/2022 (Karar
- Numarası
- 2022/110 Esas - 2022/746 Karar
- Dava
- Maddi Tazminat (Kasko Sigortası Kaynaklı
- Bam karar tarihi
- 25/06/2025
- Karar yazım tarihi
- 25/06/2025
Karar Metni
2.915 kelime·15 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/110 Esas-2022/746 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 12/08/2021 tarihinde, saat 15:20 civarında müvekkiline ait .... plakalı kamyonun maden sahasında hafriyat boşaltımı yaptığı sırada pistonun yerinden çıkması sonucu kasanın aracın üzerine düşmesiyle aracın hasarlandığını, bu olay neticesinde hasarlanan kamyon kasasına ilişkin tazminat bedelinin ödenmesi gerektiğinden müvekkilinin kasko sorumlusu olan davalı ...
A.Ş’ye hasar dosyası açtırdığını, ancak sigorta şirketinin hasarı haksız olarak reddettiğini, davalı şirketin ret nedeninin hukuka ve hakkaniyete aykırı olup soyut iddiaya dayandığını, olay akabinde hemen kolluk ekiplerine haber verildiğini ve tutanak düzenlendiğini, aleyhe olan hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte, pistonun salt teminat dışı bırakılamayacağını, zira pistonun kırılmasında kabul anlamına gelmemekle birlikte pistonun verdiği zararların da giderilmesi gerektiğini (Yargıtay 17. HD 2014/10776 Esas-2014/9993 Karar), TTK’nın 1409.maddesinde;
“...(2)Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir” düzenlemesinin yer aldığını, davalının zarardan KDV dahil sorumlu olduğunu, sigorta şirketi gerçek zararı tazminle yükümlü olup müvekkili şirketin hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, davalı poliçeyi zamanında müvekkiline teslim etmediği gibi, poliçenin imzalı dahi olmadığını, TTK’ nın 1423.maddesine göre, sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etmediği takdirde, sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılmış olacağı belirtilmiş ise de,
aydınlatmanın yapılmaması halinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen sigortacı hakkında hangi yaptırımın uygulanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığını, maddeye göre sözleşmenin gerçekleştiğini, ancak sözleşme öncesi aydınlatma yapılmadığından bundan bir zarar doğduğu takdirde sigortacının bilgilendirme yükümlülüğü hükümleri çerçevesinde bundan sorumlu olacağını, her şeyden önce poliçenin sigorta ettirene TTK’nın 1423.maddesi uyarınca teslim edilmesi gerektiğinin de açık olduğunu, bilgilendirme yapıldığının da sigortacı tarafından ispatlanması gerektiğini, bu durumun dahi davalının haksızlığını ortaya çıkarmakta olup,
hasarın teminat içerisinde olduğunu açıkça gösterdiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, HMK’nın 107.maddesi uyarınca şimdilik 500,00 TL (KDV dahil) hasar bedelinin temerrüt tarihinden (ret tarihi) itibaren işletilecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep artırımı ile istemini 127.718,63 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada tüketici mahkemeleri görevli olduğundan görev yönünden red kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı ve davalı arasında genişletilmiş kasko sigorta sözleşmesi olduğunu, davacı aracının kullanım şeklinin özel olduğunu, davacının gerçek kişi olup taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunu, davacının davasını kısmi dava olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu .... plakalı vasıtanın müvekkili şirkete "Kara Araçları Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olduğunu,
davacının talebi sigorta özel ve genel şartları uyarınca poliçe teminatları kapsamı dışında olmakla huzurdaki davanın reddi gerektiğini, hasarın müvekkili şirkete ihbarının ardından ekspertiz incelemesi başlatılmış olup, olayın şaibeli bulunması üzerine harici olarak araştırılmasına karar verilmiş olduğunu, araştırma neticesinde alınan raporda;
sigortalı araçtaki hasarın, meydana gelen kaza ile uyumlu olduğu kanaatine varıldığını, ancak, olayın meydana geldiği zaman (12.08.2021 günü, saat 15.06.54) ile aracın almış olduğu darbe sonucu çalışan motorunun (kontağın) kapatılması arasında geçen zaman içinde, yağsızlık nedeniyle, motorda oluşan hasarın, teminat dışında tutulabileceğinin değerlendirildiğini, pistonun yerinden çıkarak, damperin şase ve motor bloğu üzerine düşmesi arasında yaklaşık 30 saniyelik bir zaman dilimi bulunduğunu, yuvadan çıkarak,
üzerindeki yükle birlikte, şase ve motor bloğuna düştüğünü, bu esnada motorun çalışır vaziyette olduğunu, arkadaşları yanına gelince, tekrar araca çıkarak, kontağı sürücünün kendisinin kapattığını, açık ocaktan çıkan kömür madeninin, kamyona yüklenerek, önce kantarda tartıldıktan sonra kömür madeni stok sahasına döküldüğünü, buradan kepçe marifetiyle tekrar kamyona yüklenerek, lavvar punker’in ağız kısmına aktarıldığını, yıkama (hazırlama ve zenginleştirme) işlemlerinden sonra, kepçe marifetiyle kamyona yüklendiğini ve kantarda tartımının yapılarak,
müşteriye teslim edilmek üzere yola çıktığının ifade edildiğini, olayın meydana geldiği zaman birimi ile sigortalı aracın kantara giriş saatinin farklı olduğunu, ayrıca, sigortalı aracın lavvar punker’in ağız kısmında damperin kapağını açtığı, pistonun hareketini tamamladığı ve yaklaşık 30 saniye zaman geçtiği, bu esnada kamyondan dökülen kömür madeni olduğunun kaza günü fotoğraflarından ve kaza anına ait kamera görüntüsünden tespit edildiğini, sigortalı aracın tüm bu olaylardan sonra,
kantara sokulduğu anlaşılmakla birlikte, boşalttığı yükün de kamyona tekrar yüklenip yüklenmediğinin muallak olduğunu, kazanın meydana geldiği kömür madeni stok sahasında tartım işleminin yapılmadığının anlaşıldığını, temin edilen kamera kaydında, kazanın, olay günü (12.08.2021), saat 15.06’da meydana geldiğinin tespit edildiğini, jandarmaya ihbar zamanının 15.20 olduğunun tespit tutanağından anlaşıldığını, kantara giriş saatinin farklı olduğunun kamera görüntüsünden tespit edildiğini, temin edilen olay yeri resimlerinden olay yerinde aracın motor yağlarının yere aktığının görüldüğünü,
aracın ruhsatında azami yüklü ağırlığı 32,000 kg olarak gözüktüğünü, kantar fişinde kantara giriş 1. tartı 17,800 kg, 2. tartı 48,900 kg, net 31,100 kg ibaresi bulunmakta olup, bahse konu dosyada sigortalı araçta istiap haddinden fazla yük bulunması sebebiyle hasar meydana gelmiş olduğunun açıkça ortada olduğunu, aracın hasarlı piston parçası ile ilgili talep bulunmakta olup bu parça da gerek istiap haddinin aşılması ve aynı zamanda kendi ayıbından dolayı kırılarak hasara sebebiyet vermesi nedeniyle parçanın dikkate alınmadığı bilgisi verildiğini, piston parçasının sisteme ikinci hasar olarak giriş yapıldığını,
bu nedenle dava konusu edilen hasarlar istiap haddinin aşılması sebebiyle gerçekleşmiş olduğundan davacının hasar tazmin talebinin reddedildiğini, Kasko Sigortası Genel Şartlarının. "A.5.
Teminat Dışında Kalan Zararlar" maddesinde aynen; "...Aşağıdaki hallerde araçta meydana gelen zararlar sigorta teminatının dışındadır: 5.8.Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar..." denilmekle, açıkça teminat kapsamı dışında olduğunu, anılan nedenlerle, yapılan bu taşıma gerek poliçe özel şartları, gerek KTK'nın ilgili hükümleri,
gerekse poliçenin eki ve delil sözleşmesi niteliğindeki Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca poliçe teminat kapsamına aykırı olduğundan davacı yanın hasar tazmin talebinin haklı olarak reddedildiğini, sigorta hukukunun temel prensibinin “gerçek zararının” tazmin edilmesi olup, davacının işbu dava ile talep ettiği miktarın fahiş olduğunu, davacı aracının tamirinin mümkün olması veya onarımının mümkün veya daha ekonomik olması halinde araca hurda işlemi uygulanmak yerine onarımı cihetine gidileceğini, davada aracın onarımının mümkün ve daha ekonomik olduğunu,
sigortalı aracın dava konusu edilen kazadan önce de hasarlarının bulunup bulunmadığının araştırılmasını, hesaplama yapılırken poliçede mevcut bulunan muafiyetler, klozlar, özel şartların dikkate alınmasını, müvekkili temerrüde düşmemiş olup, davacının faiz taleplerinin de kabul edilemez olduğunu, davacı tarafça müvekkili sigorta şirketine gerekli belgelerin süresinde ulaştırmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...Davalı sigorta şirketince; sigortalı araçtaki hasarın meydana gelen kaza ile uyumlu olduğu, ancak olayın meydana geldiği zaman ile aracın almış olduğu darbe sonucu çalışan motorun kapatılması arasındaki geçen zaman içerisinde yağsızlık nedeni ile motorda oluşan hasarın teminat dışında olduğu, sigortalı aracın belirtilen taşıma haddini, haddinden fazla yük taşıdığından hasarın poliçe kapsamı dışında olduğu savunularak davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği,
dava konusu hasarın poliçe kapsamında olup olmadığı ve poliçe kapsamında ise hasar miktarının tespiti için makine mühendisi ve sigorta alanında uzman bilirkişi heyetince denetime elverişli rapor düzenlendiği, yapılan değerlendirmede; davacıya ait aracın kaza tarihi itibari ile davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı, kasko sigortası genel şartlarını düzenleyen A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında aracı ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi,
yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplik ile yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs neticesinde oluşan maddi zararların bütününün sigorta teminatı kapsamında olduğu, TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca sigortacının, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2.fıkrasına göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığı iddiasının sigortacı tarafından ispatlanması gerektiği, araçtaki hasarın teknik bir nedenden dolayı meydana geldiği,
istiap haddinin aşılması tek başına teminat dışı bir hal olarak değerlendirilemeyeceği, istiap haddinin aşılması durumunda, kazanın istiap haddinin aşılması nedeni ile meydana geldiğinin ispatı gerektiği, makine mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede; kazanın teknik bir olay sonrasında meydana geldiği, kazanın aracın damperinin kömür yüklü olarak kalkmış olduğu konumdan damper pistonunun ani olarak kırılması neticesinde meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin belirttiği aracın olay esnasında fazla yük aldığına ilişkin kantar fişlerinin dosyaya delil olarak sunulmadığı,
ayrıca ekspertiz raporunda her ne kadar aracın boş ve dolu olarak tartıldığı belirtilmiş ise de kazaya uğrayan aracın damperini kaldırarak yükü boşaltmasının mümkün olamayacağı, damperdeki kömürün ancak el ile veya ekskavatör kepçesi ile alınabileceği, dolayısı ile kazadan sonra aracın boş ve dolu tartımına ilişkin ekspertiz raporunda bulunan ancak dosyada mevcut olmayan kantar fişleri arasında çelişki bulunduğu, bu nedenle ekspertiz raporuna bu yönüyle itibar edilemeyeceği, davacıya ait aracın damperinin kırılmasının piston mili içerisindeki döküm boşluğu, çatlak ve benzeri nedenler ile teknik bir olay sonucunda gerçekleşmiş olduğu,
araç sürücüsünün bir kusurunun bulunmadığı, sürücünün kaza sonrasında araçtan inmesi ve aracın motorunu kapatmasının oluşan hasarın büyümesine sebebiyet vermediği, çünkü ekspertiz raporunda yer alan araç damperinin yüklü olarak serbest düşmesi nedeni ile oluşan kuvvetli basınç nedeni ile motor üzerindeki dış bağlantı parçalarının hasar görmüş olduğu, motorun iç aksamlarına ait parçalarda bir hasarın meydana gelmediği, bu nedenle aracın motorunun kapatılmasının hasarın büyümesine sebebiyet vermediği,
tamper kırılması ve tamperin kırılma sonucu serbest düşmesi sonucunda araçta hasar oluştuğu, kasko sigortası kapsamında sigorta şirketinin hasardan sorumlu olduğu, davacıya ait araçtaki hasarın yedek parça işçilik ve KDV dahil 127.718,63 TL olduğu, davalı sigortacının davacıya ait araçta oluşan bu hasardan poliçe kapsamında sorumlu olduğu kanaatine varılmakla. DAVANIN KABULÜNE.
127.718,63-TL hasar bedelinin 12.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından; "....Hükme esas alınan bilirkişi raporunun sigorta mevzuatının fahiş değerlendirme hatası ürünü olmakla, mahkeme tarafından da rapora yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, olayın hemen akabinde tanzim olunan ‘araştırma raporu ve ekspertiz raporu’ nun tam olarak dikkate alınmadığını, teknik bilirkişilerce ölçümleme yapılmak suretiyle istiap haddinin aşılıp aşılmadığının araştırılması ve akabinde hüküm ve denetim kurmaya elverişli bir rapor tanzimi gerekmekte iken yetersiz ve eksik inceleme ürünü rapora itibar edilerek hüküm tesisinin açıkça bozmayı gerektirdiğini, sigortalının,
lehine hak çıkardığı rizikonun gerçekleşme vakıasını ispat etmek zorunda olduğunu, dolayısıyla öncelikle davacının aracının sigorta teminat kapsamı içerisinde kalan bir olay sebebiyle hasarlandığını ispatlaması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, hasar dosyası içerisinde kantar fişi bulunmasına rağmen, bilirkişilerce dosya yeterince irdelenmemiş olup, kabul anlamına gelmemek kaydıyla eğer kantar fişini dosya içeriğinde bulamadılarsa da bilirkişilerin ön rapor tanzim etmek suretiyle taraflardan kantar fişinin ibrazını istemesi gerekmekte iken,
teknik bir inceleme yapmak yerine varsayımsal yorumlamalar ile eksik ve hatalı rapor tanzim edildiğini, mahkeme tarafından da bu rapora itibar edilmek suretiyle hüküm tesisine gidilmesinin hatalı olduğunu, kantar fişine ilişkin bilgilerin ekspertiz raporunda da yer almakta olup, ekspertiz raporlarının hukuki nitelik olarak delil niteliği taşıyan raporlar olduğunu, bilirkişiler tarafından bu rapordaki bilgiler esas alınmaksızın tanzim olunan raporun sigorta mevzuatına da aykırılık teşkil ettiğini,
hasarın sigorta mevzuatı uyarınca ‘kasko güvencesi dışında kaldığı’ açık ve net bir biçimde ortada iken mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin sigorta mevzuatına aykırılık teşkil ettiğini, üniversiteden alınacak teknik ve bilimsel bir rapor ile konunun aydınlatılmasının gerektiğini, kararın Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, açıkça eksik inceleme yapıldığını, hasarın müvekkili şirkete ihbarının ardından ekspertiz incelemesi başlatılmış olup, olayın şaibeli bulunması üzerine harici olarak araştırılmasına karar verildiğini, araştırma neticesinde alınan raporda; 'olay anına ait kamera kaydı bulunduğu, .....Otomotive gidilerek,
sigortalı aracın kaza sonrası fotoğraflarının çekildiği, sigortalı araçtaki hasarın, meydana gelen kaza ile uyumlu olduğu kanaatine varıldığı, ancak olayın meydana geldiği zaman (12.08.2021 günü, saat 15.06.54) ile aracın almış olduğu darbe sonucu çalışan motorunun (kontağın) kapatılması arasında geçen zaman içinde, yağsızlık nedeniyle, motorda oluşan hasarın, teminat dışında tutulabileceğinin değerlendirildiği, olayın meydana geldiği zaman birimi ile sigortalı aracın kantara giriş saatinin farklı olduğu,
sigortalı aracın lavvar punker’in ağız kısmında damperin kapağını açtığı, pistonun hareketini tamamladığı ve yaklaşık 30 saniye zaman geçtiği, bu esnada kamyondan dökülen kömür madeni olduğu kaza günü fotoğraflarından ve kaza anına ait kamera görüntüsünden tespit edildiği, yük boşaltırken aracın piston parçasının kırılarak yerinden çıkması sonucu kasa aracın şase kısımların düşerek aracın motor aksamlarında ve şase aksamlarında hasar vermiş olduğu' nun belirtildiğini, temin edilen olay yeri resimlerinden olay yerinde aracın motor yağlarının yere aktığının görüldüğünü, kantar fişinde.
12/08/2021 günü kantara giriş saati 16:02, çıkış saati ise 16:05 olarak gözükmekte olup kaza saatinin ise aynı gün saat 15:20 olarak jandarmaya bildirim yapıldığının tutanakta belirtildiğini, sürücü alkol raporunda saat 15:47' de tetkik istendiğinin görüldüğü,
bu durumda sigortalı aracın kazadan sonra kantara girmiş gibi gözüktüğünü, aracın ruhsatında azami yüklü ağırlığı 32,000 kg olarak gözüktüğünü, kantar fişinde kantara giriş 1. tartı 17,800 kg, 2. tartı 48,900 kg, net 31,100 kg ibaresi bulunmakta olup, bahse konu dosyada sigortalı araçta istiap haddinden fazla yük bulunması sebebiyle hasar meydana gelmiş olduğunun açıkça ortada olduğunu, dosyada yine,
sigortalı aracın hasarlı piston parçası ile ilgili talep bulunmakta olup bu parçanın da gerek istiap haddinin aşılması ve gerekse kendi ayıbından dolayı kırılarak hasara sebebiyet vermesinden dolayı parçanın dikkate alınmadığı bilgisi verildiğini, piston parçasının sisteme ikinci hasar olarak giriş yapıldığını, bu nedenle dava konusu edilen hasarlar istiap haddinin aşılması sebebiyle gerçekleşmiş olduğundan davacının hasar tazmin talebinin reddedildiğini, Kasko Sigortası Genel Şartlarının; ‘A.5.
Teminat Dışında Kalan Zararlar' maddesinde aynen; ‘...Aşağıdaki hallerde araçta meydana gelen zararlar sigorta teminatının dışındadır: 5.8.Aracın ruhsatında belirtilen aşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar...’ açıkça teminat kapsamı dışında olduğundan, anılan nedenlerle, yapılan bu taşıma gerek poliçe özel şartları, gerek KTK'nın ilgili hükümleri, gerekse poliçenin eki ve delil sözleşmesi niteliğindeki Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca poliçe teminat kapsamına aykırı olup davacının hasar tazmin talebinin haklı olarak reddedildiğini,
kaldı ki harfiyat makinesinin gerekli bakımlarının yapılıp yapılmadığının da hiçbir şekilde araştırılmadığını, harfiyat makinelerinin taşıma kapasiteleriyle ilgili de bir çalışma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar çıkartıldığını, mahkeme tarafından delillerini değerlendirmeyen, sırf davacının talebi doğrultusunda tanzim olunan bu raporun hükme esas alınmasının açıkça ne hakkaniyete, ne hukuka, ne de usul ve yasaya uygun olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun her iki tarafın itirazlarını karşılar nitelikte olması gerektiğini, hükmedilen bedelin de fahiş olduğunu,
bilirkişinin gerçek zarar hesaplamasının da kesinlikle sigorta mevzuatına aykırı bir şekilde yapıldığını, hasar dosyasındaki verilerin dikkate bile alınmadığını, yine aracın önceki hasarları da rayiç bedeli belirlenirken hesaba katılmamış olup;
dava konusu dosyada sigortalı aracın ‘hasarlı piston parçası’ ile ilgili talepte bulunulmuş olmakla, parça kendi ayıbından dolayı kırılarak hasara sebebiyet vermiş olduğundan davacının talebi teminat kapsamı dışında olmakla bilirkişiler tarafından da bu hususta herhangi bir araştırma yapılmamasının ekspertiz raporunun da dikkate alınmadığının en açık göstergesi niteliğinde olduğunu, kararın davacı yanın sebepsiz yere zenginleşmesine sebebiyet vermiş olduğunun açıkça ortada olduğunu, dava konusu aracın onarımının mümkün ve daha ekonomik olduğunu,
bu halde sigortalı aracın kaza tarihinden 1 gün önceki değerine kavuşması için harcanması gereken bedel tespit edilmek suretiyle, aracın onarımının mümkün olmaması veya ekonomik olmaması halinde de ikinci el değerinden hurda sovtaj değerden düşülmesi gerekeceğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, maden sahasında sigortalı kamyonun damperini kaldıran pistonun düşmesi sonucu kamyonun uğradığı hasarın kasko sigortacısından tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı şirkete ait kamyonun davalıya kasko sigortası ile sigortalı olduğu, kaza tarihinde hafriyat boşaltımı sırasında damperi kaldırmaya yarayan pistonun düşmesi sonucunda kamyonetin şase, kasa ve motor dış kısımlarında zarar meydana geldiği, davalıya başvuru yapılmasına rağmen davalı tarafça 12.11.2021 tarihli yazı ile zararın teminat dışı olduğu gerekçesiyle başvurunun reddedildiği, bunun üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Hasar ihbarı sonrasında ekspertiz raporu alındığı ve kamyonun uğradığı zararın ayrıntılı olarak tespit edildiği, bununla birlikte kantar fişi saatlerinin kaza saatlerinden sonraya dair olmasının şüpheli olduğu ve yine bu kantar fişlerine göre istiap haddinin aşılması sözkonusu olabileceğinden, hasarın oluş şeklinin tutanaklar ile uygunsuzluk arz ettiği gerekçesi ile sigorta şirketince dosyanın olumsuz kanaat ile kapatıldığı görülmüştür.
Davaya konu kasko poliçesinin 4.sayfasındaki damper klozunda açıkça damperin ağırlığı veya arızası neticesinde düşmesi sonucu araçta ve/veya kasada oluşabilecek hasarların teminata dahil olduğunun belirtildiği, kolluk tutanakları, kamyon sürücüsünün alkol raporu ve dosya kapsamına göre kaza saatinin 15.20 sıraları olup, dosyaya sunulan kantar fişlerinin 16.02'ye ait olması karşısında olay öncesine dair bir tartım belgesi bulunmadığından istiap haddinin aşıldığına dair davalı taraf itirazının ispat edilememiş olduğu,
kaldı ki kasko sigortası genel şartları uyarınca (A.5.8) kazanın "salt bu nedenle" gerçekleşmesi gerekmekte olup bu yönde somut bir delil de sunulamadığı gibi, teknik bilirkişilerce olayın pistondaki teknik bir arızadan meydana geldiği yönünde görüş bildirildiği, olaya dair kamera kayıtlarının da mevcut olduğu ve bu kayıtlar ile fotoğraflara göre de davalının istiap haddine dair savunmasının doğrulanmadığı, bizzat davalı tarafça alınan ekspertiz raporunda aracın önceye dair kazasının bulunmadığının tramer kayıtlarından belirlenmiş olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun denetime ve hüküm tesisine elverişli olduğu,
kaldı ki davalının rapora yönelik itirazının süresinde de olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/47, K. 2025/1034, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama