KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1660
- Karar no
- 2024/1392
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/06/2024 (Dava) - 06/06/2024 (Ara Karar
- Numarası
- 2024/488 Esas (Derdest Dosya
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Talep
- İhtiyati tedbir
- Bam karar tarihi
- 03/10/2024
- Karar yazım tarihi
- 03/10/2024
Karar Metni
1.247 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/06/2024 ara karar tarihli ve 2024/488 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ...'ın, güven ilişkisine dayalı olarak, %50'şer pay sahibi olarak, iki ortaklı davalı şirketi 13.02.2024 tarihinde kurduklarını, şirkete sermaye olarak müvekkilinin sermaye ve emek, dava dışı ortağın ise sadece emeğini koyduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığını, gayri faal olduğunu, dava dışı ortağın şirketin patronu gibi davranıp, şirketi zarara uğratıcı iş ve eylemlerde bulunduğunu, müvekkiline yönelik aşağılayıcı davranışlarda bulunduğunu, bu hareketlerinin ortaklığı sürdüremez hale getirdiğini,
ortaklar arasında güven ilişkisinin sona erdiği ve aralarında husumet doğduğunu, müvekkilinin şirket iş yeri merkezine anahtar verilmediği için gidemediğini, her ne kadar şirket mal varlığı bulunmasa dahi şirketi borçlandırıcı işlemler ile şirketin ciddi zararlarına sebebiyet verilebileceğini beyanla, haklı nedenlerle davalı şirketin feshine, tedbiren şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; işbu davada müvekkili şirketin feshine veyahutta davanın ortaklıktan çıkarılmasına sebebiyet verecek bir haklı neden bulunmadığını, davacı ... tarafından müvekkili şirketin bir diğer ortağı ...'a gerçekliği bulunmayan ithamlarda bulunmak suretiyle kusur yüklenmeye çalışıldığını, davacının işbu davayı açma amacının yalnızca keyfi sebepler ile ticari ortaklığın bitirilmesini istemesi olduğunu, bu durumda tam kusurun davacıdan kaynaklandığını, davacının kendi kusurlu davranışlarına dayanıp bir de şirketin feshini ya da ortaklıktan çıkarılmasını talep edemeyeceğini belirterek davacının,
davalı müvekkili şirkete kayyım atanması ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ''...davacının davalı şirketin ortağı olup olmadığı, davalı şirketin diğer ortağı veya ortakları ile aralarında ortaklığının devamı yönünde güven ilişkisinin zedelenip zedelenmediği, iş bu durumun oluşumunda hangi tarafın kusurlu olduğu, davalı şirketin ticari faaliyetine devam edip etmediği, bu kapsamda davalı şirketin feshini gerektirir haklı sebepler olup olmadığı ile davalı şirkete tedbiren kayyım atanması gerekip gerekmediği,
hususları yargılamayı gerektirmekte olup, ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacının, davanın esası hakkında haklılığını yaklaşık olarak ispatı hususunda dava dilekçesine ek olarak Sicil gazetesi, Ticaret sicil tasdiknamesi, üye sicil belgesi sureti dışında herhangi bir belge sunulmadığı, sunulan belge suretlerinin ancak davacının davalı şirket ortağı olduğuna dair iddialarının yaklaşık olarak ispata ilişkin olduğu,
davacının davalı şirketin feshini gerektiren haklı sebepler bulunduğuna ve şirket yöneticisinin yetkisinin kısıtlaması veyahutta kaldırmasını gerektiren sebeplerin varlığına dair iddiaların, yaklaşık olarak ispatına dair belge niteliğinde olmadıkları, iş bu hususta herhangi bir kanıt sunulmadığından...'' gerekçesiyle; ''...Davacı şirket yöneticisinin yetkilerinin kısıtlanması, kaldırılması ve şirkete kayyım atanmasına dair tedbir talebinin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki dava şirketin feshi bu talep kabul edilmediği taktirde ortaklıktan çıkarmaya yönelik olduğunu, davalı şirketin davacı müvekkilinin münferiden ve diğer ortak ...'ın münferiden imzası ile temsil edildiğini, dava dilekçesinde sadece dava dışı diğer ortağın yetkilerinin kısıtlanması değil müvekkilinin de yetkilerinin kısıtlanması bir başka ifade ile şirkete kayyım atanmasının talep edildiğini, şirketin hiçbir faaliyeti olmayan bir şirket olduğunu, hiç genel kurul yapılmadığını hiç fatura düzenlemediğini hiç üretimde bulunmadığını, dava açıldıktan sonra,
dava dışı diğer ortağın şirkete ait menkul malları satması, şirketi borçlandırması, şirket adına münferit ima ile işlem yaparak müvekkili ve şirket aleyhine kendi menfaatine hareket etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, zira şirketin ortak irade ile feshedilmesi ve tasfiye edilmesine yönelik sulh görüşmelerinde davalının bir kuruş dahi sermaye koymadığı şirketin feshi için müvekkilinden 1 milyon TL para talep ettiğini, TTK 636/3 gereğince, her ortağın haklı sebeple ortaklığın feshini talep edebileceğini, en genel anlamıyla haklı sebebin ortaklık ilişkisinin ortak açısından çekilmez hale gelmesi olduğunu,
haklı sebebi yaratan durumların ortaklık içi ilişkiden kaynaklanabileceği gibi, limited ortaklıklarda ortaklar arasında şahsi ilişkilerden de kaynaklanabileceğini, müvekkilinin dava dilekçesinde açıkça taraflar arasında güven ilişkisinin sarsıldığı ve ortaklığın devamının kendisi açısından mümkün olmadığının ifade edildiğini, müvekkilinin zorla ortaklığa devam etmesinin beklenemeyeceğini, şirketin iş yeri merkezinin anahtarının dahi müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin şirket adresine gidemediğini, müvekkilinin uzman psikiyatri hekimi olduğunu,
...'ın tutum ve davranışlarının müvekkili tarafından öngörülemez/kesitilemez ve tehlikeli olarak görüldüğünü, müvekkilinin şirketin bulunduğu adrese dahi gitmekten korktuğunu, müvekkili şirketin adresine gidemediğinden burada gayri yasal ve müvekkilinin zararına faaliyetler gösterilmesinden endişe ettiğini, ...'ın müvekkilini alacaklı iken borçlu haline getirme gayreti içinde olduğunu, böylelikle şirket malvarlığı ciddi şekilde azalmakta olup,
dava açıldığı anla mahkemenin ayrılma payına hükmettiği zaman aralığında aktiflerin önemli kısmının elden çıkarılmış olduğunu yahut şirketin borçluluk seviyesi artmış olduğundan ayrılma payı değerinde ciddi azalma meydana geldiğini belirterek 06.06.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara yönelik itirazların kabulüne, şirket ortaklarının münferit temsil ile şirketi temsil yetkisine sahip olması,
ortaklar arasında süregelen husumet, işbu davanın açılması ile birlikte diğer ortağın münferit temsil yetkisi ile şirketi borçlandırıcı işlemler yapacağı, müvekkilinin olası alacağının tahsilinin imkansız hale getirilmemesi veya azaltılmaması, şirket temsil yetkisine sahip ortakların eylem ve işlemlerinin denetlenebilmesi adına yönetim organı olarak kayyım atanması, şirkete ait demirbaşlar üzerine devir ve rehnin önlenmesi adına ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, şirketin feshi veya ortaklıktan ayrılma istemine ilişkindir.
Talep, yönetim organı olarak kayyım atanması, şirkete ait demirbaşlar üzerine devir ve rehnin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6100 sayılı HMK.'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389/2. maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 390/3. maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi için haklılığını yasaya uygun ve yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmakla, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, yaklaşık ispatın bu aşamada gerçekleşmemiş olmasına, ayrıca şirkette organ boşluğu mevcut olmamasına göre davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/1660, K. 2024/1392, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama