KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2024
- Esas no
- 2023/520
- Karar no
- 2024/1088
- İncelenen kararın mahkemesi
- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas no
- 2022/303
- Karar no
- 2022/1017
- Karar tarihi
- 08/11/2022
- Dava
- Menfi Tespit
- Karar yazım tarihi
- 07/06/2024
Karar Metni
1.405 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstem
Davacı vekili, müvekkilinin, özel okul açmak amacıyla ...
A.Ş.'yi 15.08.2019 tarihinde tek ortaklı olarak kurduğunu ve şirketin genel müdürü olduğunu, bu dönemde müvekkilinin şirket için bina kiraladığını, okulun açılışı için gerekli hazırlıkları yapmaya başladığını, okulun açılış sürecinde ruhsat alma aşamasına gelindiğinde müvekkilinin ruhsat için gerekli işlemlerin eksiksiz yapılabilmesi için tavsiyeler sonucu Milli Eğitim Müfettişi ... ile iletişime geçtiğini, müfettiş ...'ın bu konularda yardımcı olabileceğini, lakin çok fazla evrak hazırlanacağını, çok makamlarla görüşülmesi gerektiğini,
kurumlarda makamlarla ilişkileri iyi olan bir kişi ile çalışmasının çok daha iyi olacağını belirttiğini ve davalıyı önerdiğini, davalının, müvekkilli ile yaptığı görüşmede daha önce kendisinin de okulunun olduğu ancak devrettiğini şimdi sadece girişimcilere okul ruhsatı alma işi ile uğraştığını, tüm kurumlarda tanıdıklarının olduğunu, Özel Öğretim Kurumları Müdür Yardımcısı ... ile çok yakın arkadaşı olduğunu her işin kolay biteceğini söyleyerek,
tüm whatsApp görüşmelerini müvekkiline gösterdiğini, müvekkilinin pek çok kez davalı ile bu konu hakkında bir araya geldikten sonra 18 Kasım 2019 tarihindeki toplantılarında davalının bu iş için yeni ortak arayan birisini tanıdığını (..., ...), arzu ederse tarafları ortak yapabileceğini, eğitimci olmasının müvekkiline faydası olacağını, isterse görüştürebileceğini belirttiğini, ayrıca ortaklığın gerçekleşmesi durumunda ruhsat alma işlemlerini yürütmek ve danışmanlık hizmeti karşılığında 100.000,00 TL talep edeceğini bildirdiğini, davalının ayrıca 05.02.2020 tarihine kadar ruhsatı alacağı konusunda %100 garanti verdiğini,
müvekkilinin bir kaç toplantı sonrası davalının tanıştırdığı ... ile 09.12.2019 tarihinde ortaklık kurduğunu; davalıya da aynı gün.
20.000,00 TL bedelli 31.12.2019 vadeli çek (bu çekin, keşide gününde davalının öne sürdüğü bir mazeret sebebi ile davalıya elden ödendiğini), 40.000.00 TL bedelli 30.04.2020 vadeli çek, 40.000,00 TL bedelli 30.05.2020 vadeli çeki şahsen cirolayarak davalıya teslim ettiğini ve şirketine de böylelikle şahsen kefil olduğunu, ancak ekte sunulu whatsApp, imassage ve e-mail yazışmalarından da anlaşılacağı üzere ruhsat çıkarma işlemlerinin davalı aracılığıyla bir süre devam ettiğini ancak davalının söz verdiği tarihte ruhsatın alınamadığını ve ardından da pandeminin etkisinin ülkede yoğun olarak hissedilmeye başlandığını,
yüz yüze eğitime ara verilmesi bunun sonucu olarak insanların çocuklarını özel okuldan alması, 2020 yılı mart ayından haziran ayına kadar genel kapanma yaşanması sonucu hem ruhsatın alınamadığını; hem özel okullar bir bir kapanırken özel okulun açılışını gerçekleştirmenin iyice güçleştiğini, davalı ise yaşanan bu olağan üstü süreci göz ardı ettiğini, üstlendiği işi tamamlayamamasına rağmen kendisine verilen çeklerin tahsili yoluna gittiğini, müvekkilinin asıl gelir elde ettiği sektörün müzik aletleri satışı olması ve pandemi nedeniyle müzik sektörünün tam anlamıyla durması sonucu ekonomik sıkıntı içine girdiğini,
bu nedenle de çek bedellerini ödeyemediğini, müvekkilinin, davalı ile pek çok kez bir araya geldiğini son olarak 17.09.2021 tarihinde yapılan görüşmede de tarafların anlaşamadığını davalının çek bedellerinin tamamını müvekkilinden talep ettiğini, akabinde de dava konusu çekler ile ilgili başlatılmış olan İzmir 12. İcra Dairesinin 2020/5751 E.sayılı dosyasından müvekkilinin banka hesaplarına haciz konulduğunu belirterek müvekkilinin alacaklı/davalıya 75.550,00 TL borçlu olmadığının tespitini, aksi takdirde TBK.m.28 gereği aşırı faydalanma sonucu sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki orantısızlığın giderilmesini,
sözleşme bedelinin iptali veya indirim yapılmasını, TBK.m.138 gereği aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanarak sözleşme bedelinde indirim yapılmasını istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının borçlu olmadığını iddia ettiği çeklerin hukuki nitelik olarak ödeme aracı olduğunu, kredi (borç) aracı olmadığını, bir başka deyişle çekin para gibi olduğunu, dolayısıyla ispat yükü davacıda olup bizzat düzenlediği çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacının bu iddiasını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, davacının müvekkili ile aralarında bir danışmalık sözleşmesinin var olduğunu iddia etmekte olup taraflar arasında böyle bir sözleşme olmadığını, davacının böyle bir sözleşmenin varlığını da ancak kesin deliller ile ispatlayabileceğini, dolayısıyla sözleşmenin uyarlanmasının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
Davacı istinaf talebinde bulunmuştur.
BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, üstünde durulması gereken hususun; davalı tarafın danışmanlık hizmeti karşılığı müvekkilinin davalıya çek verdiği akabinde hizmetin yarım kalması ve hatta yapılmamış olması sebebiyle sözleşme bedelinin iptali talebi olduğunu, taraflar arasında sözlü bir anlaşma olduğunu whatsApp yazışmalarından ve verilmiş olan çeklerle kanıtladıklarını ve davalının bu anlaşmayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/545 E.sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadede de teyit ettiğini, müvekkilini, davalı ile tanıştıranın İl Milli Eğitim Müdürlüğünde müfettiş olarak görev yapan ... olduğunu,
tanıştırma sebebinin ise müvekkilinin 900 öğrenci kapasiteli özel okul açmak istemesi sebebi ile ruhsat ve hazırlık süreçleri için eğitim danışmanlığı almak istemesi olduğunu, davalının bu işi usulsüz ve gayri resmi olarak yaptığına İzmir İl Özel Eğitim ve Öğretim Müdürü ... müfettiş ...'ın şahit oldukları halde Mahkemece tanık dinlenilmesine karar verilmemesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, bu vesile ile tanışan tarafların davalının danışmanlık hizmeti ve ruhsat alım işlemlerinde davacıya yardımcı olmak maksadı ile sözlü bir anlaşma ile hizmet sözleşmesi yaptıklarını,
davalı vekilinin her ne kadar ikinci cevap dilekçesinde müvekkilinin eğitim danışmanlığı yaptığını inkar etmiş olsa da davalı tarafın aksi yönde mahkeme içi ikrarı olduğunu, davalının müvekkiline danışmanlık hizmeti verdiği ispatlanmış olduğu halde, yerel mahkemenin mahkeme içi ikrarına karşı davalı vekilinin her ne kadar ikinci cevap dilekçesinde müvekkilinin eğitim danışmanlığı yaptığını inkar etmiş olsa da davalı tarafın aksi yönde mahkeme içi ikrarı olduğunu, davalının müvekkiline danışmanlık hizmeti verdiği ispatlanmış olduğu halde yerel mahkemenin mahkeme içi ikrarı çek karşısında yeterli görmemesinin hukuka aykırı olduğunu,
tanık deliline dayandıkları halde mahkemenin tanık dinletme taleplerini usulüne uygun şekilde red bile etmeden sözlü yargılamaya geçtiğini, davalının danışman sıfatıyla verdiği hizmetlerin kaydı kendi cep telefonuna Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen sms mesajları ile anlaşıldığı halde, davalı ile müvekkilinin whatsApp yazışmaları dahi başlı başına davalının danışmanlık hizmeti verdiğine delil teşkil ettiği halde; ve davalının danışmanlık hizmeti verdiğine dair mahkeme içi ikrarı olduğu halde;
davalı ile müvekkilin bu eğitim yatırımından önce tanışmaları söz konusu olmadığından aralarında bir borç para verme hususu da söz konusu olmadığı halde; mahkemece dava konusu çeklerin bu danışmanlık hizmeti kapsamında verildiğinin kabulü ile davalı tarafça hizmetin ne kadarının verildiğinin ve hizmet karşılığı davalının hak ettiği ücretin hesabının yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık çeke dayalı olarak yapılan icra takibinin borçlusu tarafından açılan menfi tespit davasıdır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirilmesine, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunmasına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulmasına, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olmasına,
mahkeme hükmünün yasal unsurları taşımasına ve özellikle kambiyo senetlerinin, düzenlendiği temel ilişkinden bağımsız olması(illetten mücerret) nedeniyle icra takibine dayanak oluşturan çeklerin danışmanlık sözleşmesi kapsamında davalı yana verilmiş olduğuna ilişkin iddiasını ispat külfeti davacıda olmasına rağmen iddiasını yazılı belge ile ispatlayamamasına,
davacı yanca sunulan whatsApp yazışmalarının içeriği itibariyle "çeklerin danışmanlık sözleşmesine dayalı olarak verildiği hukuki olgusunun ispatı yönünden" yazılı delil başlangıcı niteliğinin bulunmamasına ve buna göre davacı tarafın tanık deliline başvurmasının usulen olanaklı olmamasına göre aşağıda belirtilen husus dışında kalan diğer tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ancak ne var ki, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşılmış olup; yargılama esnasında ise davacı tarafın dava dilekçesi ile yaptığı yemin teklifi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yargılama sonlandırılmıştır.
Bu halde, Mahkemece yapılması gereken, dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılan davacıya, davalı yana, icra takibine dayanak oluşturan çeklerin davacının ileri sürdüğü ve davalı tarafın da İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/545 esas sayılı dava dosyasında tanık olarak verdiği ifadesinde kabul etmiş olduğu danışmanlık sözleşmesi nedeniyle verilmiş olduğu iddiası ile ilgili olarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak hâsıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermektir.
Bu çerçevede, yukarıda belirtilen, kuşku ve duraksamaya yer olmayacak şekilde yargılamanın sonuçlandırılabilmesi için, gereken deliller toplanmaksızın ve değerlendirmeler yapılmaksızın karar verilmiş olduğu belirgin olup, açıklanan eksiklikler ikmal edilerek sonuca ulaşılması için 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/520, K. 2024/1088, 7 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama