KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2024
- Esas no
- 2024/1191
- Karar no
- 2024/1270
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2023/173
- Karar no
- 2024/72
- Dava tarihi
- 28.02.2023
- Karar tarihi
- 30.01.2024
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Karar yazım tarihi
- 27.05.2024
Karar Metni
988 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.01.2024 tarihli, 2033/173 Esas ve 2024/72 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, davalı ...'nun İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4201 esas sayılı dosyası ile, diğer davalı ...'ın aleyhinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başladığını, işbu dosya kapsamında alacaklının talebi üzerine üçüncü şahıs olan davacıya 22 Nisan 2022 tarihinde birinci, 04 Temmuz 2022 tarihinde ikinci, 18 Temmuz 2022 tarihinde ise üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini,
İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2020/4201 esas sayılı dosyasından davacıya gönderilen tüm tebligatların Tebligat Kanunu'na göre asıl olan asile tebliğ olması gerekirken icra dosyasındaki tebliğ mazbatalarından da görüleceği üzere davacı adına çıkartılan tebligatların muhtara bırakılarak tebliğ edilmiş sayıldığını, bu sebeple haciz ihbarnamelerinden davacının haberdar olamadığını ve zamanında itiraz edemediğini, üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren davacının önce dosyaya borçlu sıfatıyla eklendiğini ve ardından sekiz adet taşınmazı üzerinde aşkın nitelikte haciz işlemi tesis edildiğini,
davacının davalı olan dosya borçlusu ...'a ve dosya alacaklısı ...'ya karşı herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle, İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4201 Esas sayılı icra takibindeki alacak nedeniyle davacının davalılara karşı borçlu olmadığının ayrı ayrı tespitine ve dolayısıyla icra takibinden davacının borçlu sıfatının ve mülkiyetindeki tapularda bulunan hacizlerinin kaldırılmasına,
İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2020/4201 Esas sayılı icra takibinin davacı hakkında haksız ve kötü niyetli olarak açılmış olmasından dolayı davacının zararını karşılamak amacı ile birinci haciz ihbarnamesinde belirtilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere bu tazminatın davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP
Davalı ... vekili, davacı tarafından açılan davanın doğru olduğunu, davacının kendisine hiçbir borcu olmadığını, kendisinin de alacağının olmadığını belirterek aleyhine açılan davayı kabul etmiştir.
Davalı ..., davanın süresinde açılmadığını, borç zimmetinde mal ise yedinde sayılan 3. kişiden üçüncü haciz ihbarnamesi ile 15 gün içerisinde borcu icra dairesine ödemesinin, malı teslim etmesinin istenildiğini, 15 günlük hak düşürücü süreden sonra menfi tespit davası açılmasının mümkün olmadığını, davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecbur olduğunu bu sebeple ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacı tarafın haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, sonuç itibariyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması, davasını ispat edememiş olması ve haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olması sebebiyle davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu senetin kambiyo senedi olması nedeniyle Mahkemenin görevli olduğu kanaatiyle yargılamaya devam olunduğu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihbarnamelerin müvekkilinin evde bulunmaması nedeniyle muhtara bırakıldığını, müvekkilinin hacizlerden tapuda işlem yapmaya gittiğinde haricen öğrendiğini, doğal olarak da 89/3 maddesinde belirtilen 15 günlük süreyi geçirdiğini, 89/3 maddesi özel bir dava yolu olduğundan bu yolu kaçıran ve haksız olarak icra dosyasına eklenen kişilerin İİK 72'ye göre taraflarınca açılan menfi tespit davası nedeniyle bu davanın açıldığını, davanın İİK 72'ye göre açıldığını, bu nedenle süreye tabi olmadığını,
gerek 28.02.2023 tarihli dava dilekçesinde gerekse 24.06.2023 tarihli beyan dilekçesinde önemle davanın İİK 72 maddesine dayalı açıldığını vurguladıklarını, mahkemece davanın özel menfi tespit davası şeklinde nitelendirilerek hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın yalnız takip alacaklısına karşı değil takip borçlusuna karşı da açıldığını, davalı ...'ın davayı kabul ettiğini, mahkemece bu konuda bir irdeleme yapılmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, menfi tespit isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
2004 sayılı Kanun'un 89/3. maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Taraflardan birisinin tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisi bulunmamaktadır. (Aynı yönde, Yargıtay 11. HD'nin 06.11.2023 t.li, 2023/5228 E. ve 2023/6468 K. sayılı kararı)
O halde, mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince görevli olunmadığı halde karar verilmiş olması nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/1191, K. 2024/1270, 27 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama