KÜNYE
T. C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2023/1565
- Karar no
- 2024/1422
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/07/2023
- Numarası
- 2021/520 Esas, 2023/670 Karar
- Davanın konusu
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 02.08.2021
- İstinaf kararının verildiği tarih
- 10.10.2024
- Yazıldığı tarih
- 10.10.2024
Karar Metni
2.025 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/520 Esas, 2023/670 Karar sayılı kararına karşı davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle Dairemize gönderilmiş olmakla inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde... Bulvarı ... Cad. üzerinden ...
Kavşağına doğru trafik kurallarına uygun bir şekilde seyretmekte iken davalılardan... sevk ve idaresindeki ... adına kayıtlı ...plakalı ... aracın müvekkiline arkadan çarptığını ve müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını ve ...Hastanesinden ... sayılı ... tarihli rapor alındığını, müvekkilinin zararının giderilmesi için sigorta şirketine yazılı başvuru yapıldığını, olumlu cevap alınmadığını, ... plakalı aracın ...
A.Ş nezdinde kasko sigortalı olduğunu, müvekkilinin maddi zararının davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen giderilmesi gerektiğini, kazada zarar gören müvekkilinin manevi huzurunu sağlamak amacıyla davalı gerçek kişilerden manevi tazminat talebinin bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden, diğer davalılar açısından ... kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinden özetle; davacının davalı tarafın tam kusurlu olduğuna ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, meydana gelen kazanın davacının ani şerit değiştirmesi nedeniyle oluştuğunu, davacının kullandığı motorsiklet üzerinde bulunan plakanın ... marka bir araca ait olduğunu, söz konusu motorsikletin Karayolları Kanunu kapsamında trafiğe çıkmaması gerekirken davacı tarafından kullanılmış ve davacının kontrolsüz bir şekilde şerit değiştirmesi nedeniyle kaza meydana geldiğini, dosyasıyla kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu, kusurun tespiti açısından bilirkişiden rapor aldırılmasını,
davacı tarafın kaza sebebiyle fahiş miktarda manevi tazminat talep ettiğini belirterek, haksız, yersiz ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; tüm dosya kapsamı yapılan genel açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı tarafça ...tarihinde meydana gelen kazada sigortalı sürücünün kusurlu olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, gerek Mahkememizce alınan kusur bilirkişi raporu ile...plaka sayılı araç sürücüsü ..., 2918 sayılı KTK m. 52/1-b kural ihlalinin, m.56/1-c kural ihlalinin ve m.84/d (kod 04) nedeniyle asli kural ihlalinin olduğu, motorlu bisiklet araç sürücüsü ...'un ise atfı kabil bir kural ihlalinin olmadığının tespit edildiği,
ayrıca Mahkememizce alınan aktüerya raporu ile de sabit olduğu üzere sürekli iş göremezlik zararının 46.708,53 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen ZMMS (trafik) poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 410.000,00) TL kapsamında kaldığı, alınan bilirkişi raporu, tarafların kusur durumları sonucu mahkememizce yapılan hesaplama ve davacı vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alındığında; davacı...'un 46.708,53 TL kalıcı işgöremezlik tazminatının davalılar... ve ...'den olay tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ...
A.Ş yönünden ise bedelin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 27/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Manevi Tazminat Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesine göre; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlâka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesine göre; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesine göre; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır."
Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. Maddesine göre; "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur." düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebinde, davacının duyduğu acının karşılığının para olarak verilmesi olanaksızdır.Bu nedenle manevi tazminatın amacı davacının duyduğu acıyı dindirmek ve içine düştüğü ruhsal sıkıntıyı gidermek, davacının zedelenmiş olan yaşama sevincini tazelemek, bunu yaparken felaketi özlenir kılmamak, davalıları ekonomik bir yıkıma sürüklemeksizin daha dikkatli ve özenli olmaya sevketmek olmalıdır.Manevi tazminatın miktarının tayininde tarafların sosyal ve ekonomik koşulları değerlendirilmeli, davalıların da acz içine düşmesi engellenmelidir.
Manevi tazminat yönünden mahkememizce yapılan araştırma sonucu tespit edilen tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği 2020 yılında paranın alım gücü, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, motorlu bisiklet araç sürücüsü ...'un ise atfı kabil bir kural ihlalinin olmadığı, bu kaza sonucu davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00-TL'nin olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve maddi tazminat davasının kabulü ile.
46.708,53-TL kalıcı iş göremezlik maddi tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 27/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalılar ... ve ...'den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...A.Ş. vekili süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu yaptığı taleplerine ilişkin olarak dava açmadan önce 2918 Sayılı Kanunun 97. ve 99. maddesi gereğince müvekkili şirkete yasaya uygun olarak başvuruda bulunmadığını, bu hususu cevap dilekçesinde belirttiklerini ancak ilk derece mahkemesinin bu hususa dikkat etmediğini,
davacıların dava şartı niteliğinde olan bu başvuruyu yasaya ve usulüne uygun yapmaması nedeniyle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği halde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmadığını, dava şartı başvuruya ilişkin eksik belge olması durumunda davacıya bu eksikliği gidermesi için süre verilmesi gerektiği ve bu süre içerisinde eksikliklerin giderilmediği durumda davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, 2918 sayılı kanunun 97. ve 99. maddesi gereğince müvekkili şirkete yasaya uygun olarak başvuruda bulunmamış olan davacı için öncelikle eksikliklerin giderilmesi için süre verilmesi,
eksikliklerin giderilmediği takdirde davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, hükme esas alınan Adli Tıp raporunda davacının maluliyet oranı Erişkinler İçin Engellilik değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e göre %4 olarak tespit edildiğini, maluliyet raporuna sundukları ayrıntılı itirazlar değerlendirilmeden söz konusu raporun hükme esas alındığını, zira dosya kapsamı göz önüne alındığında söz konusu oranların daha az olması gerektiğini, öte yandan gerek doktrinde gerek Yargıtay ilke kararlarında kabul gördüğü üzere hükme esas alınabilecek maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş olması gerektiğini,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2007/547 Esas, 2007/512 Karar sayılı 25.01.2007 tarihli kararında bu husus üzerinde durulmuş ve Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğinin tartışmaya yer bırakmayacak bir şekilde ifade edildiğini, açıklanan nedenlerle davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının kusur ve maluliyet oranına ilişkin itirazları gözetilmeksizin alınan hesap raporu ve bu doğrultuda hesap raporunun hükme esas alınmasının da hatalı olduğunu, davacının yaralanmasında müterafik kusurunun olduğunu,
davacının kaskının ve bisiklet kullanırken giymesi gereken koruyucu giysilerinin giydiğinin tespit edilemediği gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, söz konusu davaya esas kaza ile ilgili hazırlanan kaza tespit tutanağında ve bilirkişi raporunda davacının kaza sırasında kaskının ve koruyucu kıyafetlerinin tespit edilemediğinin belirtildiğini, kask takılması dizlik, motosiklet pantolonu ve koruyucu ceket trafik kazalarının etkisini hafiflettiğini, yaralanmalarda ağır sonuçların meydana gelmesini önlemek olduğunu,
kaskın ve koruyucu kıyafetlerin yolculuk esnasında takılması gerektiğinin kural olarak KTK'da da ifade edildiğini, davacıların belirtilen ve benzeri güvenlik önlemini almamış olmasından müvekkili şirketin sorumlu olduğunun kabulünün hakkaniyet ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunlu olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirketin.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. kişilere verdiği zararı, yine poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunun da göz önüne alındığında, ilk derece mahkemesince Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden Seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişi ve ayrıca Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi marifetiyle kusur durumu tespitinin yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, bu kapsamda yapılacak detaylı incelemeler sonucu,
tarafların gerçek kusur oranları tespit edileceğini ve müvekkili şirketin sorumluluğu noktasında tüm gerçeklerin net bir şekilde ortaya çıkacağını, hükme esas alınan bilirkişi kusur raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, kusur dağılımının Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden Seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişi ve ayrıca Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi marifetiyle yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu,
dava konusu olan kazanın meydana gelmesinde etkili olan tüm unsurların irdelenerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişiye ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine tevdii edilerek kusur raporu alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hesaplama tekniğinin de hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH-2010 yaşam tablosu, aktüerya irat formülü ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılması gerektiğini, aksi yöndeki hesaplama davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte olduğunu,
bu nedenlerle hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda belirtilen temerrüt ve faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte işbu davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin dava dilekçesinin taraflarına tebliğ tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, davacı tarafın avans faiz talebinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,
her ne kadar faiz başlangıç tarihin yanlış tespit edilse de ilk derece mahkemesinin yasal faize hükmedilmesinin yerinde olduğunu, olayın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğunu, bu nedenle faiz yönünden müvekkilinin dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren yasal faizden sorumlu olacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasında davalı sürücü ...'in arkadan çarpma nedeniyle tam kusurlu olduğu, ceza soruşturmasında alınan kusur raporu ile işbu dosyada alınan kusur raporunun birbiri ile uyumlu olduğu,
ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihinden yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre maluliyete ilişkin alınan raporda davacıda %4 oranında sürekli maluliyetin söz konusu olduğu anlaşılmış, aktüerya bilirkişi raporunun Yargıtay kararlarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 iskonto yöntemine göre hazırlandığı, davacının sürekli işgöremezlik zararının 46.708,53 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafça dava tarihinden önce sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun bulunduğu ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince maddi tazminata ilişkin verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...A.Ş. vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1565, K. 2024/1422, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama