KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1598 - 2024/1700
- Esas no
- 2023/1598
- Karar no
- 2024/1700
- Başkan
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Üye
- ...(...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/06/2023
- Numarası
- 2021/445 Esas - 2023/356 Karar
- Başvuran davalı
- **** **** **** ****
- Vekili
- Av. ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.
- Başvuru tarihi
- 03.08.2023
- İstinafa geliş tarihi
- 12.10.2023
- Yazım tarihi
- 16.10.2024
Karar Metni
1.311 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; 06.12.2015 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ve sürücüsü ... olan ... plakalı motorsikletin tek taraflı kaza yaptığını ve davacının yaralandığını, davalının motorsikletin sigortacısı olduğunu, davacının yaralanması nedeniyle sigorta şirketi tarafından toplamda 68.940,00 TL ödeme yapıldığını, ancak davacının sakatlık oranının arttığını, davacının beyin kanaması ve ciddi ameliyatlar geçirdiğini ve psikolojisinin de bozulduğunu beyan ederek; 800,00 TL sürekli ve 200,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalıdan 12.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 03.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik talebi 229.550,00 TL, geçici iş göremezlik talebi ise 15.570,00 TL olarak ıslah edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kaza nedeniyle açtığı Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/185 esas sayılı dosyasında sulh olduklarını, davacıya ödeme yapıldığını ve feragat edildiğini, bu nedenle kesin hüküm itirazları olduğunu, hakdüşürücü sürelerin dolduğunu, ATK dan rapor alınması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile, 229.550,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 15.570,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 14.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/185 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama aşamasında sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, efor kaybı, tedavi gideri, bakıcı gideri de dahil olmak üzere başkaca hiçbir hak ve alacağı kalmadığı konusunda varılan mutabakat çerçevesinde davacının %21 maluliyetine istinaden %100 kusura göre 60.450TL maluliyet tazminatı ve ferileri dahil toplam 68.940TL ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını,
bu ibraname uyarınca tazminat ödemesinin 23.06.2017 tarihinde yapılarak tüm sorumluluklarını yerine getirdiklerini, davalı şirketin, davacı tarafından kaza ve maluliyeti sebebiyle tamamen gayr-ı kabili rücu olmak üzere ve mutlak şekilde ibra edildiğini, KTK m 111/2'de açıkça belirtildiği üzere tarafların tazminat miktarı konusunda aralarında yaptıkları anlaşmaları 2 yıl içerisinde iptal edilebileceklerini, davacı tarafından başvuru/davanın ise 2 yıllık süre geçtikten sonra yapılmış olduğundan, başvurunun hak düşürücü süre sebebiyle reddi gerektiğini, yargılama sırasında alınan Çukurova Üniversitesi Adli Tıp A.B.D.
Başkanlığı'nca düzenlenen 19.02.2014 tarihli raporu kabul etmediklerini, dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna tevdii ile davacının gelişen bir durumunu bulunup bulunmadığının tespiti ile davacının gelişen durumu bulunmaması yahut gelişen durumun sona ermesinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığının tespiti halinde huzurdaki davanın KTK 111/2 hükmü gereği reddine karar verilmesini talep ettiklerini, başvuru sahibi tarafından sunulan raporda gelişen durumun varlığına ilişkin herhangi bir kayıt veya ifade olmadığı gibi başvuru sahibinin de başvuru dilekçesinde sadece bakiye ödeme talebi bulunduğunu,
gelişen durumun varlığına istinaden ödeme talebinin bulunmadığını, bu sebeple de davanın doğrudan reddi gerektiğini, davacının KTK 111/2 gereği davasını gelişen duruma dayandırmasının esas olduğunu, aksi takdirde bakiye tazminat talebinde bulunması iradesi hak düşürücü süre ile sona erdiğini, davacının ATK 3. İhtisas Dairesine sevkinin sağlanarak, kazadan sonra gördüğü tedavilere ilişkin, teşhis ve tedavi dosyalarının da ikmal edilmek suretiyle;
muayenesinin yapılması ve dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile uğramış olduğu maluliyetin tespiti amacıyla Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak ve bizzat muayenesi yapılarak heyet raporu alınmasını talep ettiklerini, davacı tarafından müvekkil şirkete bakiye tazminat talebi ile başvurusu ulaşmış, müvekkil şirket tarafından işbu yeni tarihli maluliyet raporu medikal denetim firması tarafından denetlenmiş olup davacının maluliyetinde gelişen bir durum olmadığı ve hatta maluliyetinin ödeme tarihindeki dikkate alınan maluliyet oranı ile aynı olduğunun tespit edildiğini,
davalı şirketin bakiye sakatlık teminatı limitinin üzerinde hüküm kurulduğun beyanla hükmedilen kararın ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu dava dışı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki motosiklette yolcu konumunda bulunan davacı , tek taraflı trafik kazası sonucu yaralandığını beyan ederek geçici ve sürekli maluliyete ilişkin maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece trafik bilirkişisinden alınan 08.12.2022 tarihli raporda dava dışı sigortalı araç sürücünün ise % 100 oranında, kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Yine hükme esas alınan Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anablim Dalından alınan 26.07.2022 tarihli raporuna göre trafik kazası ile raporda belirtilen yaralanmalar arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının % 45,85, iyileşme süresinin 12 ay olduğu, 3 ay başkasının bakımına muhtaç olduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının 23.06.2017 tarihinde davalı sigorta şirketinden 60.450 TL ödeme almış olduğunun tarafların kabulünde olduğu, dosya içerisinde 15.06.2017 tarihli ibranamenin de bulunduğu, içeriğinde maddi zararlarına karşılık mutabık kalınan % 21 maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapıldığı ve 60.450 TL ödenmesi karşılığında sigorta şirketinden başkaca hiçbir hak ve alacağının kalmayacağının beyan edilmiş olduğu,
KTK'nun 111 inci maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceği, Kanunun bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi,
yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterli olduğu,bu kapsamda davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketinden 03.05.2019 tarihli dilekçeyle % 42 maluliyet sebebiyle tazminat talebinde bulunularak ibraname hükmünün kabul edilmediğine dair irade açıklaması 2 yıllık sürede ileri sürüldüğünden KTK 111.
Maddesinde bulunan iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği,(Yargıtay 4. HD 2023/11179 E. 2024/1742 K. ),kaldı ki davacı vekili kaza nedeniyle davacının maluliyetinde artan ve gelişen durum olduğunu dava dilekçesinde ileri sürdüğü, sigorta şirketinin 23.06.2017 tarihinde yapmış olduğu ödemede %21 maluliyet oranının baz alınmış olduğu,
mahkemece bu yönde alınan Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan raporda maluliyet oranının %45,85 olduğu ve davaya konu trafik kazası ile raporda belirtilen yaralanmalar arasında illiyet bağının bulunduğu belirtildiğinden davacının yaralanması ile ilgili gelişen durumun varlığının da ispat edildiği,
kişinin maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebileceği, buna göre, geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri klozu içinde sorumluluğu dahilinde olduğundan, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi gideri klozundan kabulüne karar verilmesi doğru olduğundan davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1598, K. 2024/1700, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama