KÜNYE
T. C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Ocak 2024
- Dosya no
- 2023/382
- Karar no
- 2024/28
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/10/2022
- Numarası
- 2022/211 Esas, 2022/707 Karar
- Dava
- Trafik Kazasından Kaynaklı Maddi Tazminat
- Dava tarihi
- 11.03.2022
- İstinaf kararının verildiği tarih
- 12.01.2024
- Yazıldığı tarih
- 12.01.2024
Karar Metni
2.138 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/211 Esas, 2022/707 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle. 18/10/2021 günü sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki dava sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ...İli ... İlçesi ...
Mahallesi ...Caddesi üzerinde No:... önünde park halinde olan davacıya ait ...plakalı araca çarpması sonucu trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, kolluk görevlilerince tutulan kaza tespit tutanağında davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, gerçekleşen kaza sonucunda davacıya ait araçta meydana gelen ağır hasar sonucu aracın kullanılamaz hale geldiğini ve perte çıktığını, davalı ...
Sigorta tarafından araca 30/11/2021 tarihinde "Tam Ziya Mutabakatname Ve İbraname Formu" başlıklı belgenin davacıya imzalatılarak aracın rayiç değerini 290.000 TL (165.551 TL sovtaj bedeli 124.449 TL sigorta şirketi tarafından ödenmesi kabul edilen kısım) anlaşma yapılarak ödeme taahhüdünde bulunulmuş olduğunu, bu işlemlerin ... Cad. ... Merkezi Kat:...
No:... .../... adresinde kaim ...'lik nezdinde gerçekleştirildiğini, gerekli yazışma ve maillerin buradan gönderildiğini, daha sonra davacıya şifahen yanlış hesaplama yapıldığı, 290.000 TL ödenmeyeceği beyan edilerek davacının ...
Bankasındaki hesabına 14/12/2021 tarihinde toplam 208.551,00 TL(sovtaj 165.551,00 TL zarar 43.000,00 TL) ödeme yapıldığını, Sigortacılık Kanununa ait Komisyon Raporunda Sigorta ve reasürans şirketlerinin birer güven müessesesi olduğunun açıkça ifade edildiğini, Sigortacılığın geniş toplum kesimlerine hitap ettiğini, ekonominin genel işleyişini etkileme gücü olduğunun ve güven unsurunun ön planda olduğunun vurgulanmış olduğunu,
Sigortacılık Kanunun Sigorta Eksperleri başlıklı 22. maddesinin gerekçesinde "Sigortacılık müessesesi güven unsuru üzerine kurulduğundan ve eksperlik mesleğinin bu güvenin sağlanması bakımından önemli bir rol oynadığından hareketle, eksperlik mesleğinin icra edilebilmesi için, Müsteşarlıktan ruhsat alma zorunluluğunun yanısıra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde tutulan levhaya yazılma ön koşul olarak hüküm altına alınmıştır." güven unsuru üzerinde durularak ekspertizlik işinin öneminin vurgulanmış olduğunu, gerek ekspertiz tarafından gerek sigorta şirketinden davacıya 290.000,00 TL ödeneceğinin belirtildiğini,
davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 290.000,00 TL ödeme taahhüdünde bulunulduğunu, bu konuda mutabakat sağlandığını ancak davalının basiretli bir tacir tanımı dışına çıkarak düşük miktarlı ödeme yapıldığını, davacının hiçbir kusuru olmaksızın karıştığı kazada aracını kaybetmiş olduğunu ve aracın piyasa değerinden çok daha düşük bir miktar ödenmesi sebebiyle hak kaybına uğramış olduğunu, açıklanan sebepler neticesinde Mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile davacıya ait ... plakalı aracın piyasa değeri tespit edilerek;
sigorta tarafından davacıya ödenen miktarla aracın gerçek değeri arasındaki farkın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/10101 Esas 2017 /4446 Karar sayılı ilamının ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/132 Esas 2018 /10734 Karar sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, yüksek mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere mahkemece atanacak bilirkişi ya da bilirkişilerin hazırlayacağı raporda davacıya ait aracın özellikleri, tramer kayıtları göz önüne alınarak aracın kaza tarihindeki rayiç değeri, sovtaj bedeli, hasar bedeli,
sigorta şirketinin limitlerinin tespit edilmesini talep ettiklerini, kazaya karışan ... adına kayıtlı... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli ... poliçe numarası ile davalı ... tarafından sigortalanmış olduğunu, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından davacıya bir miktar para ödendiğini, her ne kadar Sigorta Şirketi tarafından söz konusu ödeme yapılmış ise de, aracın aldığı hasar ve aracın serbest piyasadaki değerinin çok daha yüksek olması verileri birlikte değerlendirildiğinde alınması gereken pert farkının çok daha fazla olması gerektiğini;
sigorta ödemesi yetersiz olduğundan bakiye alacağın davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla meydana gelen trafik kazası nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Yargılama Yasası md. 107 uyarınca, toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarı belirlenerek(fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere),
şimdilik 100,00 TL maddi tazminat tutarının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle.
Davanın araç sigorta ettireni ve araç sürücüsü ... (...)'a ihbar edilmesi gerektiğini, davalı şirketin meydana gelen kazadan salt sorumlu tutulamayacağını, öncelikle davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dikkate alınarak süresinde açılıp açılmadığının tespitini, süresinde açılmadığının tespiti halinde zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden itirazın kabulünü ve zamanaşım/hak düşürücü sürelerin geçmiş olması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, HMK madde 119 kapsamında dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurların irdelenmesi,
eksiklik ya da hatanın süresinde düzeltilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, HMK m. 119 uyarınca dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususununda yer alması gerektiğini, HMK 119. maddesinin f bendinde yer alan ve eksik olması halinde tamamlama imkanı verilmeyen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususunun dava dilekçesinde yer almadığını, HMK madde 120 kapsamında dava harç ve giderlerinin süresinde yatırılmamış olması halinde davanın, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
tüm dosya delilleri taraflarına tebliğ edilmeden meydana gelen hasarın teminat dahilinde olup olmadığı değerlendirilemeyeceğinden esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, HMK 6. madde gereği yetkili mahkemenin davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğunu, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, Zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini,
doğrudan doğruya talep ve dava hakkı başlıklı 97. madde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, dilekçede belirtilen belgeler tamamlanmadan sigorta şirketine başvuru yapılması durumunda sigorta şirketine yazılı başvuru unsurunun tamamlanmayacağının aşikar olduğunu, davacı tarafın, davalı şirkete başvuruda bulunurken zorunlu belgeleri temin etmediğinden tam ve geçerli bir başvuru bulunmadığını,
sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceğini veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceğini, davacı tarafından ZMMS Genel Şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmadığını;
dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın, davalı şirket nezdinde 12.08.2021-12.08.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, poliçenin kaza tarihi itibariyle teminat limiti poliçe ile belirtilen rakam ile sınırlı olduğunu, 18.10.2021 tarihinde sigortalı aracın davacıya ait ... plakalı araç ile yapmış olduğu kaza neticesinde davacı tarafından, aracının pert bedelinin eksik ödendiği iddiası ile huzurdaki dava ikame edilmişse de haksız davanın reddi gerektiğini,
davalı sigorta şirketi tarafından poliçe teminat limitinin tamamının ödenmiş olup şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, davacının dava dilekçesinde aracının karıştığı kaza neticesinde pert işlemi gördüğünü ve buna ilişkin olarak imzlanan mutabakatnamede aracın rayiç değerinin 290.000,00-TL olarak belirtildiğini ancak şirket tarafından 43.000,00-TL ödeme yapıldığının belirtilmiş olduğunu, davacının da belirttiği üzere davalı şirket tarafından teminat limitinin tamamının davacıya ödenmiş olup davalı sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunun sona erdiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun araç başına 43.000,00-TL olduğunu,
bu nedenle sigorta teminatının tamamı ödenmek suretiyle davalı şirketin poliçeden kaynaklı yükümlülüğünü tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, dosya kapsamında davalı şirket tarafından poliçe teminat limitinin tamamı olarak 43.000,00- TL ödeme yapılmış olduğunu, davalı şirketin poliçeden kaynaklı üzerine düşen yükümlülüğü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, haksız davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle haksız taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle. Davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı aracın sürücüsünün meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının pert olduğu konusunda tereddüt bulunmadığını, mevcut durumda davanın iki temel iddia üzerinde durduğunu, birincisinin sigorta tarafından vaat edilen ödemenin yapılmaması,
ikincisinin ise müvekkilinin aracını sovtaj değerinin olması gerekenden oldukça düşük belirlenerek müvekkilinin zarara uğraması olduğunu, ilk derece mahkemesince bu iki temel iddianın eksik olarak araştırıldığını, davalı sigorta şirketinin vaat edilen ödemeyi yapmadığı gibi müvekkiline ait aracın sovtaj değerini gerçek değerinin çok altında kabul ederek ona göre ödeme yaptığını ve müvekkilini zarara uğrattığını, dava dilekçesinde özellikle müvekkiline ait aracın özellikleri, aracın kaza tarihindeki rayiç değeri, sovtaj bedelinin tespitinin talep edildiğini, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda soyut,
bilimsel veri içermeyen, gerçeklikten uzak, piyasa koşulları dikkate alınmadan rapor alındığını, süresi içerisinde rapora itiraz edildiğini, başka bir bilirkişiden rapor alınmasının talep edildiğini, ilk derece mahkemesince gerekçesiz olarak taleplerinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda belirlenen sovtaj değerinin düşük olarak tespit edildiğini, denetime elverişli yeniden rapor aldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olup inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin tüketildiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin reddine, dair karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören maddi ve manevi zararını 6098 sayılı TBK'nun 49, 53 ve 56. maddeleri uyarınca sürücüden isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.
Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir.
Öte yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir.
Bu nedenle davacının, ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ... karşı eldeki maddi tazminat talepli davayı açtığı anlaşılmıştır.
Dosya arasındaki poliçe suretinin incelenmesinde, kazaya sebebiyet veren karşı araç olan ... plaka sayılı aracın 12/08/2021 - 12/08/2022 tarihleri arasındaki zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı ...tarafından yapıldığı ve bu poliçe uyarınca araç başına maddi zarar için sigorta limitinin 43.000,00 TL olduğu görülmektedir. Dava konusu kazanının 18/10/2021 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında limitin 43.000,00 TL olarak kabul edilmesi gerekir.
Davalı sigorta şirketinin, 14/12/2021 tarihinde 43.000,00 TL'yi davacı ...'a ödediği dosya arasındaki banka dekontuyla ispat edilmiştir. O halde; poliçe teminat limitinin tüketildiği ortaya çıktığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu da sona ermiştir. Dolayısıyla aynı gerekçeyle davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/382, K. 2024/28, 12 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama