KÜNYE
T. C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2024
- Dosya no
- 2023/622
- Karar no
- 2024/309
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/11/2022
- Numarası
- 2021/833 Esas, 2022/834 Karar
- Dava
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Dava tarihi
- 02.12.2021
- İstinaf kararının verildiği tarih
- 19.02.2024
- Yazıldığı tarih
- 19.02.2024
Karar Metni
2.013 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/833 Esas, 2022/834 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle. Davacı ...'a ait ... plakalı araç, ...
Caddesi üzerinde park halinde iken, davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi üzerine çarpışma gerçekleşmiş olduğunu, çarpışma nedeniyle maddi hasar oluştuğunu, davalı ...'nin yaşanan kazada asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmış olduğunu, diğer davalı ...’ın ise araç maliki olduğunu, şimdiye kadar zarar giderimi noktasında adım atılmamasından dolayı eldeki dava açılmak zorunda kalındığını, davacının aracının kazadan önceki değeri ile kazadan sonraki değeri arasında en az 30.000 TL değer kaybı yaşanmış olduğunu,
aracın değer kaybı ile ilgili olarak herhangi bir ödeme gerçekleşmemiş ve davacının maddi zararı doğmuş olduğunu, davacının uğradığı zararların davalı tarafından giderilmediğini, talepleri ile ilgili olarak, tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacı ...’ın, aracını tamir için yetkili servise bırakmış olduğunu, aracın birçok parçasında onarım ve değişim işlemi yapılmış, davacının aracına hasar kaydı işlenmiş olduğunu, aracın tamir ve parça temin süresi ise bir aydan fazla sürmüş olduğunu, davacının bu sürecin bir kısmında araç kiralayarak araç temin edebilmiş olduğunu,
fakat maddi durumu itibariyle davacının tamir süresi boyunca araç kiralayamadığını, bilirkişi tarafından hesaplanacak tamir ve parça temin süresinde araçtan mahrum kalındığı için araç kiralama bedeli talepleri bulunduğunu, eldeki dava açılmadan önce 05.10.2021 tarihinde dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvuru yaptıklarını ancak anlaşma sağlanamadığını,
bunun dışında davalı ... şirketine de başvuru yapılmış ve fakat sigorta şirketi tarafından olumlu bir cevap alınamamış olduğunu belirterek davacının aracında oluşan değer kaybının bilirkişi tarafından hesaplandığında artırılmak üzere şimdilik 25,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının aracından mahrum kaldığı süre boyunca bilirkişi tarafından hesaplandığında artırılmak üzere şimdilik 25,00 TL'sinin davalılar ... ve ... tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ...Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limiti ise kaza tarihi itibariyle araç başına 43.000-TL olduğunu, dosya üzerinde yapılan tüm ödemeler poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, karşı yan aracında meydana gelen araç hasar tazminatı için (tedarikçi) ... .'ye.
05.10.2021 tarihinde 2.242,02-TL, 18.10.2021 tarihinde 11.117,36-TL, 02.11.2021 tarihinde 355,95-TL, ... .'e 01.11.2021 tarihinde 1.256,70-TL, ... 'ye 02.11.2021 tarihinde 6.835,78-tl tazminat ödemesi gerçekleştirilmiş olduğunu, 5684 sayılı sigortacılık kanunu'nun 22/17. maddesi gereğince delil niteliğinde olan eksper raporu kapsamında ödemelerini gerçekleştiren sigorta şirketi tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, 2918 Sayılı KTK’nın 90. maddesi uyarınca değer kaybı tazminatı, aracın;
piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplanacak olup bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenecek olduğunu, Değer kaybı tazminatı hesaplamasında tüm hususlar hassas bir şekilde araştırılmalı, değer kaybı mevcut ise ZMSS Genel Şartları’nda belirtilen hesaplama yöntemine göre zarar tespiti yapılması gerektiğini, davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının,
ayrıca 165.000 km'nin üzerinde olup olmadığının tespitini talep Ettiklerini, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2018 tarihinde 2017/4316 Esas, 2018/4380 Karar sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, bu karar ile de müşahede edileceği üzere, davacıya ait aracın kaza öncesinde hasarının bulunup bulunmadığının tespiti ve önceki hasarının olması halinde bu hasar nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı veya araç rayiç değeri düşeceği için sonraki kazada oluşan değer kaybı meblağının azalacağı izahtan vareste olduğunu, sonuç olarak,
6100 Sayılı HMK’nın 31. Maddesinde yer alan “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında davacıya ait aracın önceki hasarlarının tespiti ile değer kaybı meblağının bu tespit üzerinden lehimize belirlenmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Değer kaybına yönelik davanın kabulü ile, 10.000,00-TL tazminat bedelinin davalılar ..., ... ve davalı ... şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı) olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ikame araç giderlerine yönelik davanın kabulü ile, 2.500,00-TL tazminat bedelinin davalılar ... ile ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar verildiği görülmüştür.
Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkili ...'a ait ... plakalı aracın, ... caddesi üzerinde nizami park halinde iken, davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi üzerine çarpışma gerçekleştiğini, çarpışma nedeniyle maddi hasar oluştuğunu, davalı ...'nin yaşanan kazada asli ve tam kusurlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin aracının hasar aldığını ve tamir işleminden geçtiğini, bu kapsamda müvekkilinin toplam zararının hesaplanabilmesi için bilirkişi raporu istendiğini ancak bilirkişinin zararı belirleme noktasında hatalı değerlendirmelerde bulunduğunu ve zararı eksik hesapladığını, bilirkişi tarafından, müvekkiline ait aracın yaşı,
hasar geçmişi, değişen/ onarılan/ boyanan parçaların olup olmadığı dikkate alınarak bir araştırma yapıldığını ve tramer kaydında görülecek hasar miktarının belirlendiğini, hazırlanan raporda da belirtildiği üzere müvekkiline ait henüz 6 yaşında oldukça yeni bir araç olduğunu, daha önce hasar kaydının bulunmadığının tespit edildiğini, kaza neticesinde aracın hem sol arka çamurluğu hem de sol arka kapısının kaza sebebiyle değişmek zorunda kaldığını, ayrıca aracın 3 parçasının boyanmış, 2 parçasının da onarılmış olduğunu kazanın araçta büyük bir hasar bıraktığını ve kazadan önceki halinin aksine artık işlem görmüş,
değer kaybına uğramış bir araç olduğunu, bilirkişinin aracın hasar öncesindeki piyasa rayiç değerinin 158.000,00 TL olacağını iddia ettiğini, ancak bilirkişinin yine aynı raporda tramer kayıtlarında görülecek hasar bedelini 21.800,00 TL olarak tespit ettiğini, üretim tarihi çok yeni olmasına rağmen tramer kayıtlarında bu kadar çok değişim, boyama ve onarım geçirdiği görülen aracın yalnızca 10.000,00 TL daha aşağısına satılabileceğini düşünmenin oldukça zor olduğunu, günümüz araç piyasasına bakıldığında çok eski araçların bile ufak değişiklikler nedeniyle uçuk fiyat farkıyla alıcılara sunulduğu,
işlem görmüş ile görmemiş aracın fiyatları arasında büyük farklar olduğunun gözlemlendiğini, aracın kazadan önceki hali ile kazadan sonraki halini yansıtan emsal araç ilanlarında basit bir hesaplama ile bile değer kaybının %17'ye çıktığını, bilirkişi tarafından belirlenen 168.000,00 TL araç değeri esas alınırsa bu haliyle de değer kaybının 28.000,00 TL civarında olduğunu, anlatılan maddi hasarlı kazaya davalı sürücünün kusurlu fiili ile sebep olduğunu, yargılama sürecinde de kazaya sebep olan olaylarda müvekkilinin bir kusuru bulunmadığı,
aracını nizami halde park ettiği, bir sürücü olarak üzerine düşen görevi yerine getirdiği halde zarara uğradığı, durumun malvarlığında eksilmeye neden olduğu hususlarında bir ihtilaf olmadığını, ancak mahkemece salt bilirkişinin eksik değerlendirmesi sonucu ulaştığı değer kaybı hesabına bağlı kalınarak tazminat belirlemesi yapıldığını ve bu tazminatın aslında uğradıkları zararın altında kaldığını, müvekkilin zararının 21.800,00 TL olarak saptanmasına rağmen 10.000,00 TL değer kaybı tazminatına ilişkin başkaca hiçbir şey değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu,
oysa belirlenecek tazminat ile aslında uğranılan zarar miktarı geçilememekle birlikte bu zararın altında kalmasının alışılagelmiş bir hukuk uygulaması olmadığını, tazminatın bu şekilde değer kaybını karşılamadığının açık olduğunu, üstelik takdiri indirimine sebep olacak eklenen bir kusur dahi olmadığını, son tahlilde müvekkilinin aracının kazadan önceki haliyle hasar geçmişi, kilometresi, yaşı, orijinal parçalara sahip oluşu ve üzerinde bir onarım yahut boyama bulunmayışıyla, haksız fiil meydana gelmeseydi günümüz değeri ile rahatlıkla satabileceği durumda olduğunu, şimdi ise hasar kaydı bulunduğunu,
günümüz araç satışlarında alıcılar tarafından belki her zaman fonksiyon kaybına dahi yol açmayan hasar, kilometre, onarım geçmişi konusunda gösterilen yoğun hassasiyetin, bahsi geçen hasarlara sahip olan aracı elden çıkarma konusunda müvekkiline zorluk çıkaracağını, ilk derece mahkemesi kararının müvekkilinin hukuki ve maddi menfaatlerine karşılık vermekte yetersiz kaldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacının istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı zararı ve ikame araç bedeli nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: Değer kaybına yönelik davanın kabulü ile, 10.000,00-TL tazminat bedelinin davalılar ..., ... ve davalı ... şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı) olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ikame araç giderlerine yönelik davanın kabulü ile, 2.500,00-TL tazminat bedelinin davalılar ... ile ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir. Bu karara karşı sadece davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören maddi zararını 6098 sayılı TBK'nun 49, 54 ve 56. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayda davalı ...) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayda davalı ... araç malikidir) de maddi zararın tazmini talep edilebilir.
İlk derece mahkemesince, makine mühendisi bilirkişiden kusur durumu, ikame araç bedeli ve değer kaybı zararı bakımından 12/04/2022 havale tarihli rapor alınmıştır. Bu rapora karşı taraflarca yapılan itirazların değerlendirilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'ndan ... tarihli yeni bir rapor alınmıştır. Davacının istinaf itirazı olarak ileri sürdüğü hususlar yargılama aşamasında bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde de belirtildiği için ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'ndan alınan ... tarihli raporda değerlendirilip yerinde olmadığı açıklanmıştır.
Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ve makine mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan ... tarihli raporda ayrıca Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'ndan alınan ... tarihli raporda da bu yöntemle değer kaybının doğru şekilde belirlendiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı vekilinin, değer kaybı zararının hatalı hesaplandığı ve bilirkişinin yetersiz rapor hazırladığı yönündeki istinaf itirazları yerinde bulunmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/622, K. 2024/309, 19 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama