KÜNYE
T. C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mart 2024
- Dosya no
- 2023/760
- Karar no
- 2024/463
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2022
- Numarası
- 2020/754 Esas 2022/883 Karar
- Dava
- Tazminat (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf kararının verildiği tarih
- 08/03/2024
- Yazıldığı tarih
- 08/03/2024
Karar Metni
1.915 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Kayseri 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/754 Esas 2022/883 Karar sayılı kararı davacılar vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların eşi ve anneleri olan müteveffa ... ve arkadaşı ... ile kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı davalı ... idaresindeki banket içinde gerekli önlemleri almadan bekleyen kamyona çarparak trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası aracın kontrolden çıkıp devrilip sürüklendiğini, davalı sürücünün kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, kazaya sebebiyet veren iş makinesi şoförü ve sorumlusunun hataları sebebiyet verdiğinden bu aracın sigortacısı olan ...Sigortanın sorumluluğu bulunduğunu, kaza nedeniyle davacıların murislerinin ağır psikolojik bunalıma süreklendiğini,
yaşları küçük olan çocukların ruhsal yıkım yaşadıklarını, bu nedenlerle davacıların anne ve eşinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı olarak şimdilik her bir davacı için 100,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, her bir davacı için 5.000,00-TL olmak üzere toplam 20.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...AŞ'nin savunmasının ve dayanaklarının özetle; yetki itirazında bulundukları, İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, başvurunun reddi gerektiğini, sigortalının kusuru oranında sorumluluklarının bulunduğunu, müteveffanın emniyet kemeri takmaması ve vefat etmesinde bu durumun etkili olması sebebiyle mütefarik kusurlu olması nedeniyle hesap yapılırken asgari %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, davacı tarafın kusuru ve zararını ispat etmesi gerektiğini,
davalı sigorta şirketinin faizden dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle yetki itirazlarının kabulünü, aksi halde davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'in savunmasının ve dayanaklarının özetle; davalının ... olarak çalıştığını, olay günü asfalt tamir yapım faaliyeti için sürücü ... ve ekibiyle birlikte kazaya karışan kamyon ile olay yerine gidildiğini, davalının tüm trafik kontrolleri ve tedbirleri alınarak müsait bir yere kamyonu park edildiğini, aracın güvenlik şeridinde arkasında dubalamaları ve gerekli ikazlamaları yapılarak nizami olarak park edildiğini, sürücü ...'in araç içinde beklediğini, bu sırada müteveffanın aracıyla hız kesmeden ve viraj için gerekli dönüşü sağlayamadan park halindeki kamyonete çarptığını,
davalının hadiseyi görmediğini ancak haber alır almak olay yerine koştuğunu, gerekli bildirimlerde bulunduğunu, davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Kayseri CBS 2019/16783 soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda kusur durumlarının aydınlığa kavuştuğunu, davacı tarafın sürücü ...'in dolayısıyla de davalı ...'in asli kusurlu olduğunu iddia ettiklerini, davalının kusurunun bulunmadığını, kaza tespit tutanağında da kamyon sürücüsünün kusur ve ihlalinin bulunmadığı,
müteveffanın kusurunun bulunduğunun anlaşıldığını, müteveffanın yanında bulunan ...'ın vermiş olduğu ifadeleriyle davalıları suçladığını, müteveffaya suç izafe etmediğini, müteveffanın emniyet kemerinin bile takılı olmadığını, kazadan sonda aracın takla atması üzerine arka koltukta bulunduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'nın savunmasının ve dayanaklarının özetle; davanın görev yönünden reddi gerektiğini, davanın süresi içinde açılmamış ise reddini, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde bir kusurlarının bulunmadığını, dava konusu kamyonun davalı idareye ait olmasına karşın davalı ...'in davalı idarenin iktisadi teşebbüsü olan ...AŞ de çalıştığını, bu nedenle bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini,tüm taleplerin sigorta şirketinden talep edilmesi gerektiğini, davacı tarafın desteğinin gelirinin sorum belgelerle ispatlanması gerektiğini, bu hususun araştırılması gerektiğini,
dava konusu kazada davacıların murisinin asli ve tam kusurlu olduğunu, bu nedenle fahiş tazminat taleplerini kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'in savunmasının ve dayanaklarının özetle; soruşturma dosyasından da anlaşılacağı üzere dava konusu kazada bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası hemen polis ve ambulansı aradığını, kamera kayıtlarının bulunduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Anılan yasal düzenleme çerçevesinde somut olay davalı ... dışındaki diğer davalılar yönünden değerlendirildiğinde, davacıların desteği ...'un kazanın meydana gelmesinde etkili olduğu, tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı, kusur oranı da dikkate alındığında davalıların tazminat sorumluluğunun tümüyle ortadan kalktığı kanaatine varılmış olup; bu sebeple davacıların, desteğin yaşamını yitirmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Toplanan deliller mahkemece yapılan yazışmalar çerçevesinde somut olay davalı ... bakımından değerlendirildiğinde; kazanın meydana geldiği yolun, bu yoldaki işaret ve işaretçilerin, yolun kaplama ve şerit ayrımları gibi çalışma ve görevlerin davalılardan ...sorumluluğu altında bulunduğu, dolayısıyla Karayolları Genel müdürlüğünün sorumluluk sahası dışında meydana gelen kaza yönünden adı geçen davalının sorumluluğu bulunmamakla bu davalı yönünden davanın bu gerekçeyle reddine" dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kazada davalı ...'ne ait ...plakalı kamyon sürücüsü ...'in asli kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, kazada ...'un hız kurallarını ihlali gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müteveffanın aracıyla nizami şekilde seyir halindeyken hiçbir önlem alınmadan park edilmiş halde olan ... plakalı aracın arkasında takılı olan römorkun rampasına çarparak takla attığını ve vefat ettiğini,
müteveffanın hız sınırına dikkat eder vaziyette araç kullanmaktayken sola tehlikeli devamlı viraj başlangıcında sağda hiçbir tedbir ve önlem alınmadan bakım onarım çalışması yapılmak için hatalı park edilmiş ...idaresi altında bulunan kamyon arkasında takılı römorkunun açık olan rampa kısmına kendi kusuru bulunmaksızın çarpması sonucunda kazanın meydana geldiğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeyle düzenlenilmiş olduğunu, alınan bilirkişi raporunda kusur oranları açıkça belirtilmediği gibi sorumluluk noktasında da net bir değerlendirme yapılmadığını, kamyonun arkasına ve önüne hiçbir uyarı levhası koymadan,
viraj dönüşüne çok yakın bir noktaya park yasağı olan yere park ederek ve kapalı halde bulunması gereken römorku açık vaziyette tutarak ağır kusuruyla müteveffanın vefatına sebebiyet verdiğini, mahkemece gerekçede kusur oranlarıyla ilgili olarak herhangi bir açıklamada bulunulmadığını, gerekçede dava konusu kazadaki sorumlular ve davalıların sorumluluğu ile ilgili de net bir tespitte bulunmadığını, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkillerin maddi manevi zarara uğradığını,
müvekkillerinin 6098 TBK md. 53 uyarınca maddi ve manevi tazminat haklarının bulunmakta olup hukuka olan güvenin zedelenmesi adına eksik incelemeyle tanzim edilen bilirkişi raporuna dayanılarak kurulan hükmün hatalı olduğunu, meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak ihlal edilen kuralların, kusur oranlarının tespiti amacıyla "Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması talebinde bulunmasına rağmen bu talebi değerlendirilmeden, mahkemece kusur oranları ve sorumluluk oranları dahi tespit edilmeden,
eksik incelemeyle düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatı ve aynı kanunun 56/2.maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08/12/2022 tarih, 2020/754 Esas 2022/883 Karar sayılı kararı ile, davacıların trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesi'ne etkisi, TBK'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Borçlar Kanununun 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı da niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığından hukuk hakimini bağlayan bir karar olmadığı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır.
O halde bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır. (Hukuk Genel Kurulu - 2008/4-564 E, 2008/536 K.).
Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.
Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/16783 CBS.nolu hazırlık dosyasında trafik kusur bilirkişisi ...'ndan alınmış olan 26/06/2019 tarihli kusur raporunda, trafik kazasının meydana gelmesinde ...plaka sayılı otomobil sürücüsü müteveffa ...'un "...rampa aşağı inerek, dönemeçlerde hakimiyetten çıkarak, banket içerisinde trafik akımını tehlikeye düşürmeyecek ve gerekli önlemlerini alarak bulunan ... plakalı kamyonu ve arkasında takılı sal'a çarpması neticesinde 2918 sayılı KTK'nın 84.maddesinde belirtilen park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma.
52.maddenin a-b maddelerinde belirtilen sürücüler araçlarının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğunun, ... plaka sayılı kamyon sürücüsü davalı ... ve ekip çavuşu ...'in herhangi bir kusur ve ihlalinin olmadığını" şeklinde rapor düzenlenmiş olduğu,
eldeki dosyada trafik kusur bilirkişisi ...'dan alınmış olan 15/04/2022 tarihli kusur raporunda,"trafik kazasının meydana gelmesinde ...plaka sayılı otomobil sürücüsü müteveffa ...'un KTK'nın 51.ve 52/a-b.maddelerinde belirtilen hız kuralını, KTK7nın 47.maddesinde belirtilen trafik işaretlerine uyma kurulanı, KTK'nın 84/ı kod nulu park için ayrılmış yeryerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma kuralını ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği,... plaka sayılı kamyon sürücüsü ... ve diğer davalıların kazaya etken herhangi bir kural ihlalinin olmadığı" şeklinde rapor düzenlediği;
raporlar arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluş şeklini doğruladığı, kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu, kanaatine varılmış olunduğundan, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davacılar vekilinin kusura yönelik istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında bir kısım hata edildiği anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/760, K. 2024/463, 8 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama