KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2024
- Dosya no
- 2024/881
- Karar no
- 2024/956
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/06/2022
- Numarası
- 2018/496 Esas, 2022/517 Karar
- Dava
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 19/07/2018
- İstinaf kararının verildiği tarih
- 05/06/2024
- Yazıldığı tarih
- 05/06/2024
Karar Metni
3.246 kelime·16 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/496 Esas, 2022/517 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirkete sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, ... plakalı aracın kaza nedeniyle ağır hasar gördüğünü, ... tarihli ekspertiz raporuna göre 25.841,97-TL tutarında hasarın meydana geldiğinin tespit edildiğini, davalı tarafın aracı ... tarafından 27/06/2013 başlangıç tarihli ... poliçe numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ... numaralı hasar dosyası açıldığını, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını,
sigorta şirketinin müvekkilinin araç hasarı zararından ve diğer müvekkili ...'ın bedensel maddi zararı ile araç kiralamak zorunda kaldığını, ekonomik olarak tamiri mümkün olmayan aracın hurda olarak değerlendirildiği ve Kayseri Gümrük Müdürlüğüne terk edildiği, aracın gümrüğe terk edilmesi nedeniyle müvekkil sigorta şirketinin sigortalısına 23,09.2013 tarihli ibranameye göre 15.580,00 Euro tutarda tazminat ödendiğini, sigortalı araç sürücüsü ...'ın 14.08.2013-27.08.2013 tarihleri arasında araç kiralamak zorunda kaldığı ve 3.628,50 TL araç kiralama bedeli ödediğini belirtilerek,
araç kiralama bedeli olan 3.628,50-TL'nin kaza tarihinden itibaren, ve 12.580,00 Euro tazminatın aynen Euro olarak ve 23.09.2013 tarihinden itibaren ... nin döviz mevduatına uygulanacak en yüksek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı .... vekili, cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın müvekkili şirkete tazminat ödenebilmesi için gerekli ve yeterli bilgi belgeleri sunmadan davayı açtığını, öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacıları ikame araç bedeline ilişkin taleplerinin sigorta teminatları kapsamında olmadığından reddinin gerektiğini, dosyaya sunulan ekspertiz raporuna göre davaya konu aracın hasar tutarının KDV dahil 25,841,97TL olduğu, davacı ... şirketinin ödediği, 12.580,00 Euro tutarındaki hasar bedelinin rücu edilmesinin mümkün olmadığı, müvekkili şirketin kaza tarihindeki araç başma teminat limitinin 29,000,00-TL olduğu,
talep edilen bedelin bu limitin üzerinde kaldığı belirtilerek davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu talebin zamanaşımına uğramış olduğundan ötürü zamanaşımı itirazında bulunduklarını, öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinini gerektiğini, ekspertiz raporunun abartılı olduğunu, dava konusu trafik kazasında davacı ...'ın da kusurlu olduğunun göz önünde bulundurularak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda.
Davacı ... ... 'in maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 19.381,47-TL'nin 23/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'ın araç mahrumiyetine yönelik maddi tazminat talebinin davalı ... yönünden kabulü ile.
3.628,50-TL maddi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 14/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile işbu davacıya verilmesine, diğer davalı yönünden talebin reddine, davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile.
3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile işbu davacıya verilmesine, davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin tazminat isteminin reddine karar verildiği görülmüştür.Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacılar vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesince tarafların kusur durumunun ve araçta meydana gelen hasar durumunun tespiti için 07.05.2019 tarihli rapor alındığını, alınan rapora 21.05.2022 tarihli dilekçeyle itiraz edilmesine rağmen, ilk derece mahkemesince bu itirazın reddedildiğini, hüküm kurulurken eksik ve hatalı bir şekilde düzenlenen raporun esas alındığını, müvekkili şirket sigortalısının aracını gümrüğe terketmek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin, sigortalısına aracın piyasa rayiç bedeli olan 12.580,00-Euro’yu 23.09.2013 tarihli ibraname ile ödediğini, dava dilekçesindeki talebin zararın davalılardan aynen tazmini olduğunu,
ilk derece mahkemesince bilirkişilerce, Türk Lirası üzerinden hesaplama yapılan hatalı değerlendirme içeren raporun dikkate alındığını, haksız fiilden kaynaklanan alacağın, müvekkili şirketin gerçek zararının yabancı para üzerinden gerçekleşmiş olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda Türk Lirası olarak değerlendirme yapılmasının taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, dosyadaki tek bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen bu itirazın giderilmeden hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil ...'ın meydana gelen trafik kazası sonrası araç içerisinde bulunan ailesi ile birlikte yaralandığını,
gerek kendisinin yaralanması gerekse de araç içerisinde bulunan aile fertlerinin yaralanması sebebiyle bedenen ve ruhen tarifi imkansız üzüntü yaşadığını, bu sebeple de davalı ...’dan 30.000.00-TL manevi tazminat talep edildiğini, fakat ilk derece mahkemesince manevi tazminatın miktarı belirlenirken kazanın meydana geliş şeklini ve eylemin ağırlığını, manevi elem ve ıstırabın büyüklüğünü, haksız fiilden dolayı manevi tazminatın caydırıcılık fonksiyonunu ve özellikle ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşulları, sürekli artan zam ve enflasyon oranlarının hiç bir şekilde gözetilmediğini,
müvekkili ... için hükmedilen 3.000,00-TL manevi tazminatın müvekkilinin yaşamış olduğu elem ve ıstırabı denkleştirme imkânı bulunmadığını, müvekkili lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının, oldukça düşük olup, ne müvekkilinin yaşadığı elem ve ıstırabı ne de kendisinde kalıcı izler bırakan ruhsal, sinirsel ve fiziksel bozuklukları telafi edebilecek nitelikte olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir.
Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır.
İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir.
HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacılar vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazası sonucu davacı ...'ın ikame araç, manevi tazminat,
kalıcı işgöremezlik zararının kazaya sebebiyet veren karşı aracın sürücüsü ile zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketi davalılardan tazmini istemi ile birlikte açılan davacı ... sigorta şirketinin sigortalısı diğer davacı ...'a ödediği araç pert bedelinin davalılardan tahsiline ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda.
Davacı ... ... 'in maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 19.381,47-TL'nin 23/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile işbu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'ın araç mahrumiyetine yönelik maddi tazminat talebinin davalı ... yönünden kabulü ile 3.628,50-TL maddi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 14/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile işbu davacıya verilmesine,
diğer davalı yönünden talebin reddine, davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile işbu davacıya verilmesine, davacının kalıcı iş göremezliğe ilişkin tazminat isteminin reddine dair karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen bu karar sadece davacılar vekili tarafından istinaf edilerek; davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminatın az olduğu, davacı ... sigorta şirketinin sigortalısına ödediği araç pert bedelinin eksik hesaplandığı,
kusur raporunun hatalı olduğu ayrıca talepleri doğrultusunda yabancı para birimi üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği hususlarında istinaf itirazları yapıldığından istinaf incelemesi bu sebeplerle sınırlı olarak gerçekleştirilmiştir.İlk derece mahkemesince trafik bilirkişisinden alınan 07/05/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı sürücü ...'nın meydana gelen kazada %75 oranında, davacı ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Bu kusur durumu gerek dosyamız kapsamıyla gerekse ceza yargılaması sürecinde alınan kusur raporları ve ceza mahkemesi kararıyla uyumlu olduğundan ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 07/05/2019 tarihli kusur raporu ve oranlarının doğru olduğu, davacılar vekilinin kusur oranı bakımından yaptığı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK md. 56 hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak bedensel bütünlüğü zarara uğrayan lehine manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.Somut olayda, davacı ...'ın kaza nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin bir (1) hafta olduğu, sürekli maluliyetinin ise bulanmadığı Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 25/02/2020 tarihli rapordan anlaşılmaktadır.
Bu tarz bir kazadaki tehlikenin boyutu ile yaralanma bağlamında doğurduğu sonuçlar, davacıda oluşturması muhtemel korku ve endişenin ağırlığı dikkate alınarak davacının duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi ayrıca gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, somut olayın özelliklerine göre, olay tarihi, davalı tarafın kusur durumu, haksızlığın boyutu, davacının yaralanmasının mahiyeti, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda,
hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı yönünden hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmış dolayısıyla da davacı ... vekilinin manevi tazminat miktarı bakımından istinaf itirazının haklı olmadığı ve reddedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.İlk derece mahkemesince makine mühendisi bilirkişiden alınan 07/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'ın aracındaki hasar bedelinin 14/08/2013 kaza tarihi itibariyle 25.841,97 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu raporun dosya arasında sureti bulunan eksper raporundaki tespitlerle ve genel manada dosya kapsamıyla uyumlu olarak hazırlandığı anlaşıldığından olay tarihinde ortaya çıkan zararın miktarı bakımından 07/05/2019 tarihli bilirkişi raporunun esas alınması doğru bulunmuş, davacılar vekilinin hasar raporu bakımından yaptığı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Ancak davacı ... sigorta şirketinin talebi ...
Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalısının uğradığı zararın sigortacı tarafından ödenmesi nedeniyle TTK'nun 1472. maddesi uyarınca rücuen tazminine ilişkindir. İbraz edilen tercüme belgelere göre; davacı yabancı sigorta şirketine sigortalı aracın 14/08/2013 tarihinde Kayseri ili sınırları içerisinde davalı ...'nın sevk ve idaresindeki, davalı ....'ye trafik sigortası ile sigortalı araç ile çarpışmak suretiyle hasarlandığı, aracın 22.08.2013 tarihinde gümrüğe terk edildiği,
davacı ... şirketi tarafından sigortalısına poliçe teminatı nedeniyle 12.580,00 Euronun 23.09.2013 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır.Davacı ... vekili hasar bedeli olan 12.580,00 Euro tazminatın fiili ödeme tarihinde Euro olarak ve ödeme tarihinden itibaren ... 'nin bir yıl vadeli döviz mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından Türk Lirası üzerinden kusur oranlarına göre düşüm yapılarak 19.381,47 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde taleple bağlılık ilkesi düzenlenmiş olup,
buna göre hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Maddenin ikinci fıkrasında ise hakimin, tarafların talebi ile bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK'nın 99. maddesinde "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi yer almıştır.Davacı ... şirketi sigortalısına ödemeyi yabancı para cinsinden yapmış olup,
TBK'nın 99. maddesine göre fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekirken mahkemece talebe aykırı olarak davacının Euro olarak talep ettiği tazminat Türk Lirasına çevrilmek suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, davacı ... şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2021/11886, K:2022/14426 sayılı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E:2021/19132, K:2023/4392 sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2015/7849, K:2016/737 sayılı kararlarında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.) Diğer bir anlatımla. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür.
Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.
Ayrıca Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun yabancı para borcunda faiz işletilmesine ilişkin 4/a maddesinde "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.Davacı vekili, müvekkili tarafından sigortalısına 12.580,00 Euro ödeme yapıldığını ileri sürerek bu miktarın fiili tahsil tarihinde aynen Euro olarak,
olmadığı takdirde fiili ödeme tarihindeki ... 'nin efektif alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi ile davanın tam kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
Ancak, davacının rücu hakkı davalıların kusur oranları ile sınırlı olup buna göre rücu edebileceği miktar hesaplanmalıdır.İlk derece mahkemesince makine mühendisi bilirkişiden alınan 07/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'ın aracındaki hasar bedelinin 14/08/2013 kaza tarihi itibariyle 25.841,97 TL olduğu tespit edildiğine göre o tarihteki kur itibariyle zararın 10.094,52 Euro olduğu,
07/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşunda davacı sigortalısının %25, kazaya karışan .... plakalı araç sürücüsü davalı ...'nın %75 kusurlu olduğu tespit edildiğine göre davacının ödemesinin kusura karşılık gelen kısmı olan 7.570,89 Euro'nun (davalı ... şirketinin poliçe teminat limitiyle sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalılara rücu edilmesi mümkün olduğundan davacılar vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerekmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç
duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkündür.
Bu yasal düzenleme ve imkan doğrultusunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca Dairemizce, ilk derece mahkemesinin hüküm sonucunun 1 numaralı bendinin "Davacı ... ... 'in maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE 7.570,89 Euro zararın 23/09/2013 tarihinden itibaren Devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki ... 'nin efektif alış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının davalılardan (davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçedeki teminat limiti olan 25.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya
VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde düzeltmesi duruşma açılmaksızın yapılarak karar verilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/881, K. 2024/956, 4 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama