İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2024/756 K.2025/301

Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,

Esas2024/756Karar2025/301Tarih12 Mart 2025Okuma11 dk · 2.287 kelime

KÜNYE

T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
12 Mart 2025
Dosya no
2024/756
Karar no
2025/301
İncelenen dosyanın mahkemesi
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Numarası
2022/827 Esas 2024/92 Karar
Tarihi
02/02/2024
Dava konusu
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Kararın yazıldığı tarih
12/03/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.287 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

Taraflar arasında görülen dava sonucu ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik süresi içinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonucunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/713 sayılı dosya ile daha önce görülmekte olan eser sözleşmesinden kaynaklı tazminat davası açtıklarını, yerel mahkemece taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi olmadığı gerekçesi ile işin yapıldığı tarihte davacı müvekkilinin KDV dahil alacağının 1.361.384,88-TL'den — 605.000,00-TL ödeme mahsup edildiğinde;

müvekkilinin davacının dava tarihi itibarı ile 756.384,88-TL alacaklı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 10,000,00-TL alacak bedelinin dava tarihinden itibaren, 745.384,88-TL alacak bedelinin ise ıslah tarihi olan 18/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiğini,

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/713 E. 2022/406 K. sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde davanın kısmen reddedilen kısım yönünden kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf edilmiş olup ilgili dosya tevzi aşamasında olduğunu, yerel mahkeme dosyası ilamı müvekkilinin taleplerinde haklı olduğunu tasdik etmişse de küresel anlamda yaşanan ekonomik kriz ve özellikle inşaat malzeme ve işçiliklerinde yaşanan astronomik enflasyon sebebi ile müvekkilinin zararı karşılanmamış olup davalının ödemesini zamanında yapmayarak müvekkilini büyük anlamda mağdur ettiğini,

aşkın zarar olarak da nitelenen bu zarar sebebi ile işbu davanın açıldığını, aşkın zararın, temerrüt faizini aşan zararları ifade ettiğini, aşkın zararın, yalnızca para alacaklarından kaynaklandığını, temerrüte düşen borçlunun, temerrüde düşmekte hiçbir kusuru olmadığını ispat ederse, aşkın zararı tazmin borcundan kurtulduğunu, (TBK md 122, eBK md 105) aşkın zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının durumu ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğunu, aşkın zarar, borçlunun temerrüt tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki doğmuş zararı ifade ettiğini,

müvekkili davacının Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/719 Esas sayılı talep edilen ve mahkemece hükmedilen alacak bedelinin karşılanmadığını, zararın tahsili için ileride inşaat birim fiyatındaki artışın değerlendirilmesi suretiyle yapılacak hesap sonrası arttırılmak üzere şimdilik 30.000,00-TL' nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar belirsiz olarak alacak davası açılmış ise de, davacı tarafça bilinebilir olduğundan belirsiz alacak olarak açılan davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığını, davacı taraf açısından söz konusu zararın ödenmesi için gerekli olan şartlar mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafın, soyut beyanlar ve varsayımlar ile zarara uğradığını iddia ederek müvekkili şirketten menfaat elde etme peşinde olduğunu, ancak sözleşmeden doğan borçlarda soyut ispat yöntemi uygulanmaması gerektiğini, sözleşme,

tarafların birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulduğunu, sözleşme kurulurken taraflar, sözleşmeye konu edimi, vadeyi, sözleşmeye bağlı teminatları ve diğer birçok hususu belirleyebilildiklerini, her sözleşme beraberinde geç ifa riskini de taşıdığını, huzurda yargılaması devam eden dava dosyası açısından zararının varlığını, müvekkil şirketin kusurunu ve zarar ile kusur arasındaki illiyet bağını davacı tarafça somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacı taraf, her ne kadar küresel ekonomik krizi ve maliyetlerdeki artışı gerekçe göstererek işbu davayı açmış olsa da bu hususun kabulü mümkün olmadığını, Yargıtay’a göre,

enflasyon ve devalüasyon artışlarının varlığı, ekonomik kriz, maliyetlerin artması gibi durumlar aşkın zararın ispatlandığı anlamına gelmediğini, davacı tarafın soyut beyanları ile göstermiş olduğu sebeplerle munzam zarar talep etmesi mümkün olmadığını, alacak davasının 3 yıl sürmesinin müvekkiline kusur olarak yüklenemeyeceğini, müvekkilinin kusuru da davacı tarafça ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

İlk derece Mahkemesi tarafından; davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ

Davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle.

Mahkemece müvekkilin munzam zararını somut yöntemlerle ispatlaması için süre verilerek zararı somutlaştırmaları yönünde hüküm kurulduğunu, munzam zararı ispatlar nitelikte bilgi ve belgeler sunulup zararın ortaya konduğunu ancak Mahkemece bu hususların göz önüne alınmadığını, müvekkilin kendisine ait taşınmaz üzerine inşa etmek üzere projelendirilmiş renderları çizilmiş olan villa inşaatına başlayamadığını da Mahkemeye bildirmişlerse de bu beyanlarıa gerekçeli kararda yer verilmediğini,

zira ilgili villaya yönelik proje detayları da dosya kapsamına Mahkeme'ye ibraz edildiğini ancak Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan munzam zararda somut ispat kuralını benimseyen bir takım görüşlere yer verilmek sureti ile talebin reddedildiğini, müvekkilin meslek hayatının ilk yıllarında karşılaşmış olduğu ekonomik zorluk sebebi ile mesleki yatırımları konusunda zarar görmüş ve harcamış olduğu malzeme ve işçilik bedellerini Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/713 Esas sayılı dosyası kapsamında hükmedilen tazminat miktarı ile yerine koymasının mümkün olmadığını,

nitekim Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/713 Esası ile görülen ve sonrasında 2022/1069 Esas numarasını almış olan dava dosyasında alınmış olan 12.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda da ek rapor tarihi olan Aralık 2023 tarihi itibariyle müvekkilin alacağının değerinin 8.766.804,70 TL olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla müvekkilin munzam zararının olduğunun apaçık ortada olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER

Dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler.

İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar talebine ilişkindir.

Davacı, davalı hakkında eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakları nedeniyle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/713 E. Sayılı dosyasıyla dava açtıklarını, mahkemece 756.384,88.-TL alacağa hükmedildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine kararın kaldırıldığını, yargılamanın devam ettiğini, inşaat birim fiyatlarındaki artış nedeniyle munzam zararının tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının munzam zarar talep etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/713 E. Sayılı dosyasında karar verildikten, gerekçeli karar yazıldıktan, icra takibi kesinleşmeden 942.292,00.-TL ödendiğini, müvekkilinin davanın uzamasından bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

6098 sayılı TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içermektedir.

Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir.

Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır.

Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki.

TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.

Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.

Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.

Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır.

Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez.

Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.

Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).

Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.

Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.

Somut olayda.

Davacı tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/713 E., 2022/406 K. Sayılı dosyasıyla eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin alacağına hükmedilmesi için dava açtığı, mahkemece davacı alacağının, işin yapıldığı tarih itibariyle 1.361.384,88.-TL olduğu, bu bedelden yapılan ödemeler düşürüldüğünde 756.384,88.-TL alacağının bulunduğunun tespit edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 10.000,00.-TL alacak bedelinin dava tarihinden, 745.384,88.-TL'ye ıslah tarihi olan 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verildiği,

kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/1250 E., 2022/1410 K. Sayılı kararıyla kaldırılmasına karar verildiği, Kayseri 2. Asliye Ticret Mahkemesinin 2022/1069 E., 2024/783 K. Sayılı dosyasıyla yargılamaya devam edildiği, 17.09.2024 günlü karar ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, 10.000,00.-TL alacak bedelinin dava tarihinden, 893.128,00.-TL 'ye ıslah tarihi olan 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verildiği, hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2024/1772 Esasına kaydedildiği, bu tarih itibariyle henüz istinaf başvurusunun incelenmediği,

bu nedenle hükmün kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hmk'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜ M

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-Davacının istinafı nedeniyle alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin yatan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 -TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kullanılmayan gider avansı var ise; 6100 Sayılı HMK' nun 333. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 59. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra başvuranlara iadesine,

6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,

SONUÇ / HÜKÜM

6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi'ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/03/2025

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/756, K. 2025/301, 12 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  5. İlk Derece Mahkemesi Karar Özeti
  6. İstinaf Sebep Ve Gerekçesi
  7. Deliller
  8. İstinaf Nedenlerinin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Hükü M
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/756
Karar No
2025/301
Tarih
12 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/756 K.2025/270
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/756 K.2025/205
  • Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/757 K.2025/175
  • İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/757 K.2025/259
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/757 K.2025/290
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/757 K.2025/221

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.