KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2025
- Esas no
- 2024/1645
- Karar no
- 2025/300
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/03/2023
- Esas no
- 2022/1187
- Karar no
- 2023/196
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 10/02/2025
Karar Metni
3.436 kelime·17 dk okuma·7 bölüm
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili davalı kooperatife kesin maliyet bedelini ödemesi neticesinde kendisine isabet eden Kayseri ili ... ilçesi, ...
Mahallesi ... ada ... parsel 7.kat 29 numaralı dairenin isabet ettiğini, davalı kooperatif tarafından ise kesin maliyet bedelinin güncellenerek yeniden ortaklara gönderileceği ve müvekkiline de bunun ödemesi gerektiğini belirterek yeniden kesin maliyet talebinde bulunulduğunu, davalı kooperatifin etaplar halinde konutları yapıp kesin maliyet bedeli çıkarıp üyelerine tebliğ ettiğini, ve kesin maliyet bedelini ödeyen üyelere ise tapu devrinin yapılmış olduğunu,
bu sebeple yasa kapsamında müvekkilin davalı kooperatife 1163 sayılı yasa geçici 11.madde kapsamında kesin maliyet ve aidat alacağından kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitini talep etmenin gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili kooperatife 1163 sayılı yasa geçici 11.madde kapsamında kesin maliyet ve aidat alacağından kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Kayseri iline özgü düzenlenmiş kanun hükmünün hukuka aykırı olduğunu, mahkemece somut norm denetiminin itiraz yolunun uygulanması gerektiğini. dava konusu kanun maddesinin yalnızca kayseri ilinde bulunan kooperatifleri kapsayacak şekilde çıkarıldığını, yani aynı durum ve şartlarda bulunan başka şehirdeki kooperatif üyesi maliyetlerden sorumlu iken yalnızca kayseri ilinde bulunan kooperatif üyesinin yönetim gideri dışındaki başkaca maliyetten sorumlu tutulayamacağını, işbu kanun anayasanın 10. maddesinde belirtilen "yasa önünde eşitlik ilkesi" ne açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müflis kooperatifin, etaplar halinde yapılmamış olduğunu,
ilgili kanun maddesinin ...yapı kooperatifi hakkında uygulanamayacağını, Kayseri iline özgü çıkarılmış olan bu kanunda açıkça hangi koşullar altında uygulanabilir olduğu belirtildiğini, öncelikle inşaatların etaplar halinde yapılarak teslim edilmesi şartı bulunmadığını, kooperatiflerin ana sözleşmesinin kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla kooperatif tüzel kişiliği arasındaki özel hukuk sözleşmesi olduğunu, kayseri iline özel çıkarılan geçici kanunun mağduriyetlerin giderilmesi adına çıkarıldığı belirtilse de asıl mağdurun kooperatif üyelerinin halen taşınmaz tapularını alamamış olan ortakları olduğunu,
müflis kooperatifte maddi imkanların kısıtlığı sebebiyle yaklaşık 40 üyenin parasını ödediği halde tapusunu alamadığını, 30 kadar üyenin de taşınmazı inşa edilemeden iflas söz konusu olduğunu, yarım kalan inşaatların yapılamadığını, kooperatifin iflasına sebep olduğunu, açıklanan sebepler ile re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak;
haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırılık teşkil eden işbu davanın reddini, kötü niyet tazminatı talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "... Sonuç olarak. Geçici 11. Maddenin iptali nedeniyle davanın konusuz kaldığı görüşüne itibar edilmesi halinde, Geçici 11. madde uyarınca açılan davanın, iptal kararı nedeniyle konusuz kaldığına ve esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek; yargılama giderleri konusunda da davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre bir dağılım yapılması gerekecektir.
Yapılan yargılama, sunulan delil ve belgeler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davasının dava şartları bakımından noksansız olduğu, davacının dava açmakta korunmaya değer güncel bir hukukî menfaati bulunduğu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuata göre davanın yasal dayanağı olduğu, yukarıda yapılan genel açıklamalar ve emsal nitelikte kararlar gereğince davanın konusuz kaldığı ve konusuz kalan dava hakkında esasa dair bir karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede; esas hakkında bir karar verilmeyen hallerde, tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre bir karar verilmesi gerektiği fikri mahkememizce de benimsenmiş olup.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce ve iptal edilen yasal düzenleme dayanak gösterilerek eldeki davanın açıldığı ve fakat anılan yasal düzenleme dikkate alındığında, davacı tarafın, Geçici 11. maddenin 2. fıkrası kapsamında menfi tespit davası açabilmesi için, hakkında başlatılmış olan icra takibinin durması üzerine davalı kooperatifin itirazın iptali davası açmış olması, bu davayı kazanmış olması, hükmün kesinleşmiş olması,
yahut hüküm kesinleşmemiş olsa dahi verilen mahkeme hükmü ile birlikte icra takibinin kesinleşmesi halinde, borçlu olmadığının tespitine ilişkin, yasanın yürürlük tarihinden itibaren 6 aylık süre içerisinde açılacak bir dava olması gerektiği, oysa ki davacının davasının anılan yasal düzenlemede belirtilen şeklî koşulları taşımadığı anlaşılmaktadır. Esasen anılan yasal düzenlemenin şeklî koşulları sağlayan kooperatif üyesi davacılara davada haklılık sağlayacağı kuşkusuzdur.
Zira, yasal düzenlemede bizatihi kesinleşen ilamlara dayanılarak devam eden takipler ile kesinleşen icra takiplerine son verilmesi için menfi tespit davası açma hakkı tanınmaktadır. Oysa ki davacı, iptal edilen 1163 sayılı Koop. Kanunu'nun Geçici 11. maddesindeki bir kısım hukukî işlemlerin hükümsüz olduğunu öngören 1. fıkradaki emredici hükme dayalı olarak hükümsüzlüğün (ve bu kapsamda borçsuzluğunun) tespiti için bu davayı açmış bulunmaktadır.
Dava açmakta korunmaya değer güncel bir hukukî menfaati bulunan davacın, yasal düzenlemede aranan dava açmaya ilişkin şekli şartları taşımadığından davanın esası yönünden haklı olmadığından bahsedilemez.
Kanun koyucu 2. fıkradaki düzenlemede ile kesinleşen ilâmlara dayanılarak devam eden takipler ile kesinleşen icra takiplerine son verilmesi için bir formül geliştirerek, bu durumda olan Kayseri ilindeki yapı kooperatifi üyelerine menfi tespit davası açarak ve davayı açtığına dair belgeyi icra dairesine sunarak icra takiplerini durdurma imkânı getirmektedir.
Bununla beraber Kayseri ilindeki bir yapı kooperatifi, yönetim giderleri dışında her ne ad altında olursa olsun üyelerini borçlandırıcı bir işlem yaptıklarında (yetkili organlarında bu konuda karar aldıklarında), henüz icra takibi başlatmamış dahi olsalar, üyelerin hukukî durumunu değiştirecek bu işlemlere karşı üyenin, mevcut hukukî durumunun korunması maksadıyla mahkemeye başvuruda bulunmasını haklı saymak gerekir.
Aksi taktirde Geçici 11. maddedeki düzenlemenin yalnız kesinleşen ilamlara dayanılarak devam eden takipler ile kesinleşen icra takiplerine son verilmesi için ihdas edildiği gibi dar bir anlam ortaya çıkacak, hükümsüzlüğe ilişkin ilk fıkra hükmü, ikinci fıkra hükmüne bağlı olmak kaydıyla bir anlam taşıyacaktır. Oysa ki yasanın lafzından yahut maddenin gerekçesinden böylesine dar bir anlam çıkarılamaz.
Sonuç olarak; davacıya konutun tapuda devrinin yapılmasından sonraki dönemler için davalı yapı kooperatifi tarafından yönetim giderleri hariç olmak üzere borçlandırmalar yapıldığı, her ne kadar davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatılmamış, dava açılmamış, dava, davalı yapı kooperatifi lehine sonuçlanmamış olsa dahi.
Geçici 11. madde çerçevesinde hukuksal korunma talep eden davacının, yasal süresi içerisinde bu davayı maddenin birinci fıkrasında ifade edilen emredici hükme dayalı olarak hükümsüzlüğün ve borçsuzluğun tespiti (menfi tespit) için açtığı ve fakat dava devam ederken davaya dayanak teşkil eden yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, davanın bu suretle konusuz kaldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğu,
dolayısıyla iptal edilen yasal düzenleme gereğince hukuksal koruma talep eden davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiş, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekâlet ücreti taktir olunarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.-Davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı tarafından yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkil lehine açmış olduğumuz menfi tespit davamızda yerel mahkeme Kooperatifler yasası'na eklenen geçici 11. Maddenin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiğini bu sebeple de karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, öncelikle müvekkilin davalı kooperatife borçlu olmadığına dair genel hükümler kapsamında talep hakkı bulunmakta olup bu kapsamda inceleme yapılması gerektiğini, Zira 04.06.1958 gün 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi;
bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. (HMK. madde 33).
Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre uyuşmazlığın çözümüne dair hukuki nitelendirmeyi de yine hakim yapacak ve görevli olup olmadığını da taraflar ileri sürmese dahi gözetmesi gerekeceğini, müvekkilinin de davalı kooperatife karşı bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve tapusunu aldığını tapusunu aldığı tarihten itibaren de genel kurullara davet edilmediğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 4. maddesinde üyeliğin kazanılması ve kaybedilmesi ile ilgili hükümlerin ana sözleşmede yer alması mecburi hükümler arasında olduğunu, Ana sözleşme;
kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla kooperatif tüzel kişiliği arasında özel hukuk sözleşmesidir. Anasözleşmeye Kooperatifler Kanununa aykırı olmamak koşuluyla sözleşme serbestisi çerçevesinde istenen hükümler konabilir. Davalı kooperatif de ana sözlemeye 61. Maddesi değişikli ile özel olarak çıkma nedeni düzenlemiştir.
Müvekkil de tapusunu alırken kesin maliyet dahil değişen ana sözleşme gereği tüm parasal kooperatif anasözleşmesinin 61. maddesinde genel olarak çıkma nedenleri yanında “özel çıkma” nedeni kabul edilmiştir. Bu hüküm, genel kurul kararı ile anasözleşmeden çıkarılmadığı veya iptal edilmediği sürece kooperatifi ve tüm üyeleri bağlayıcı niteliktedir.
Kooperatifçilikte eşitlik ilkesi, eşit statüde olan ortakların aynı hakka sahip olması ve aynı borçlardan sorumlu tutulmalarını gerektirir.
Eşitlik ilkesini düzenleyen 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesindeki, “kooperatif ortakları, bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler.” Hükmüne göre, örneğin yapı kooperatiflerinde; peşin bedelli üyeler kendi aralarında, normal statüde üyeler ise normal statüde olan üyeler arasında karşılaştırma yapılarak; her üyenin kendi statüsü içerisindeki emsal üyelere göre eşitligi gözetilir..
Kooperatifler hukukunda çoğunlukla nispi eşitlik ilkesi geçerli olduğunu, Somut olayda müvekkilinin kura neticesinde kendisine isabet eden konuta ilişkin çıkarılan kesin maliyet bedelinin ödemiş ve 61/e maddesi gereğince kesin maliyeti ödeyerek tapusunu aldığına ve istifasının kabulü ile ortalıktan çıkarıldığına dair 22.09.2010 tarihli yönetim kurulu kararı bulunmakta olup dilekçemiz ekinde de yeniden sunuyoruz .Bu durumda özel çıkma nedeni olarak düzenlenen ana sözleşme 61/e bendinin nispi eşitlik kuralı gereği geçerli olması nedeniyle müvekkilden yeniden ortaklıktan kaynaklı talepte bulunulamayacağı açık olduğunu izah edilen nedenlerle
yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, izah edilen nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1187 E. 2023/196 k. Sayılı ilamının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Yerel mahkemenin 2022/1187 Esas 2023/196 karar sayılı ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu Tüm iddia, talep ve dava açılış tarihine karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, davaya dayanak olan kanun hükmü, davadaki hukuki sebebi oluşturduğunu, davanın dayanağı olan kanun hükmünün anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmesi halinde, dava en başından itibaren esastan temelsiz hale geldiğini, davanın konusu varlığını koruduğunu , hukuki sebebin ortadan kalktığını,
işbu davada olduğu gibi artık kanuni bir dayanağı bulunmayan davanın esastan reddedilmesi gerektiğini esastan red gereğince yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini , davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine , lehlerine vekalet ücreti verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, her halükarda, müflis kooperatif etaplar halinde yapılmadığından ilgili kanun maddesi uygulama alanı bulamayacağından, kabul manasına gelmemekle birlikte, şayet karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilecekse de hmk 331 maddesi gereğince haklılık durumu göz edilerek ,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilerek lehlerine vekalet ücreti verilmesine karar verilmesi gerektiğini arz ve izah ettiğimiz sebepler ile re’sen nazara alınacak hususlar dikkate alınarak; ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden yargılama yapılarak ; davacı vekili lehine hükmedilen haksız vekalet ücretinin kaldırılmasına, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Dairemizin (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi) 20/09/2023 tarih ve 2023/1362 E - 2023/1440 K sayılı ilamında; "...Davacının istinaf talebinin incelenmesinde.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özellikleri, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davanın dayanağı olan kanun hükmünün (1163 sy geçici 11. maddesi) davadan sonra ve yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesince 16/02/2023 tarih,2022/126 esas-2023/29 karar sayılı iptal kararıyla iptali nedeni ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararda yazılı açıklamalara yasal sebep ve gerekçelere binaen davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalının istinaf talebinin incelenmesinde. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının menfi tespit davasının dayanağı olan kanun hükmünün işbu davanın açılmasından sonra ve yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesince iptali nedeni ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen davalının sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir ancak,
işbu davanın dayanağı olarak gösterilen 1163 sy geçici 11. Maddesinin Anayasa mahkemesince iptali nedeniyle işbu davada tarafların haklılık durumu tespit edilemediğinden HMK 331/1 maddesi de nazara alınarak davalı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiş, belirtilen gerekçeyle davalı istinafı yerinde görülmekle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
ancak HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğince araştırılması gerekli başka husus bulunmadığından bu yönden düzeltilerek yeniden hüküm kurularak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. 1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/03/2023 tarih ve 2022/1187 E - 2023/196 K sayılı nihai kararına karşı davacının yaptığı istinaf başvurusunun REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile.
3-HMK 353/1-b.2 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/03/2023 tarih ve 2022/1187 E - 2023/196 K sayılı kararının KALDIRILMASINA, Düzeltilerek yeniden karar verilmesine, buna göre;4-"1-Davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından yasal süresinde temyize başvurulmuştur.
TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinde özetle.
Davaya dayanak olan kanun hükmü, davadaki hukuki sebebi oluşturduğunu, davanın dayanağı olan kanun hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi halinde, dava en başından itibaren esastan temelsiz hale geldiğini, davanın konusu varlığını korumakta, hukuki sebep ortadan kalktığını, işbu davada olduğu gibi artık kanuni bir dayanağı bulunmayan davanın esastan reddedilmesi gerektiğini, esastan red gereğince yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini, davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesi,
lehimize vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, her halükarda, müflis kooperatif etaplar halinde yapılmadığından ilgili kanun maddesi uygulama alanı bulamayacağından, kabul manasına gelmemekle birlikte, şayet karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilecekse de HMK 331 maddesi gereğince haklılık durumu göz edilerek , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilerek lehimize vekalet ücreti verilmesine karar verilmesi gerektiğini, Usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2023/1362 E - 2023/1440 K sayılı karara ilişkin temyiz başvurusunun kabulü ile,
usul ve yasaya aykırı istinaf kararının bozulmasına, davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep itmiştir.
YARGITAY KARARININ ÖZETİ
Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 11/06/2024 tarih ve 2023/4033 E - 2024/2076 K sayılı ilamında; "...1- Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Davacı, davalı kooperatife borcu olmadığına ilişkin dava açmış, mahkemece davalı kooperatif aleyhine açılan davanın dayanağı olan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. maddedeki yasal düzenlemenin, yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarih, 2022.126 Esas, 2023.29 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği ve iptal kararının 09.03.2023 gün ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği davanın bu suretle konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacının talebi, davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, dava tarihi itibariyle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı vardır. Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararı, dosyanın esasının mahkemece incelenmesine engel değildir. Zira 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesine göre hakim Türk hukukunu re'sen uygular.
Bu nedenle mahkemece tarafların gösterdiği hukuki sebep ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.
Bu açık düzenleme karşısında tarafların, iddia ve savunmalarının dayanağı olarak farklı bir yasa kuralına dayanmış olmaları veya uyuşmazlığın hukuki sebebini oluşturan yasa kuralına dayanmamış olmaları tarafların lehine veya aleyhine sonuç doğurmaz ve bu konuda usuli kazanılmış hak doğduğundan da söz edilemez.
Mahkemece işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 3-Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.(3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına..." şeklinde karar verilmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dairemize bozularak gelen ilgili dosya dairemizin 2024/1645 nolu işbu Esasına kaydedilmiştir.Taraflara tebligatlar yapılmış,duruşmada hazır olarak taraf vekilleri dinlenmiş ve beyanları alınmıştır.
Davacı vekili beyanında Yargıtay 6.HD nin işbu bozma ilamına uyulmasını istemiştir.
Davalı vekili ise beyanında davanın konusuz değil temelsiz kaldığını,hukuki sebebinin dava konusu olmadığı durumlarda da davanın esastan reddi gerektiğini,davalı lehine vekalet ücreti verilmesini talep ettiklerini,zaten iptal edilen kanun hükmü de müvekkili kooperatife uyulacak durumu olmadığını,vekalet ücreti yönünden bozma ilamına uyulmasını ve davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince verilen kararla ilgili yapılan istinaf incelemesi sonunda dairemizce verilen yukarıdaki sözkonusu karar ilamı yönünden Yargıtay 6.HD nin işbu bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 6.HD nin sözkonusu bozma ilamına uyulmuş olması nedeniyle bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılması ve karar verilmesi usuli zorunluluktur.Bu nedenle Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. Dava,fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00TL üzerinden açılmıştır.
Davanın menfi tespit talebine ilişkin olması nedeniyle 04/10/2024 tarihli celsenin ara kararıyla "Dosyanın mahkememizce tayin edilecek bir mali müşavir bilirkişi bir de kooperatifler hukuku konusunda (nitelikli hesaplamalar konusunda) uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyete tevdii ile ve kendilerine davalı kooperatifin mahallindeki ilgili tüm defter kayıt ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere yetki de verilerek davacının davalı kooperatifin üyesi olup olmadığı, üyesi ise işbu menfi tespit dava tarihi itibariyle üyeliğinden kaynaklı olmak üzere davalı kooperatife bir borcunun olup olmadığı,
varsa bu borcunun niteliklerinin neler ve miktarının ne kadar olduğu hakkında ayrıntılı gerekçeli mahkememizin tarafların ve Yargıtay'ın denetimine açık elverişli ve gerektiğinde hesaplamaları da gösterir şekilde rapor tanzim etmelerinin istenmesine, bilirkişilerin her birine emek ve mesailerine karşılık olmak üzere 1.500,00'er TL ücret takdirine, bilirkişi ücretleri ile rapor tebliğ gideri olan 50,00 TL olmak üzere toplam 3.050,00 TL'nin davacı tarafça karşılanmasına, işbu gider avansını yatırması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmesine,
aksi takdirde mevcut dosya kapsamına göre inceleme yapılıp bir karar verileceğinin ihtarına (ihtar yapıldı), rapor geldiğinde duruşma günü beklenmeksizin birer suretinin taraf vekillerine HMK'nın 281.md.gereğince meşruhatlı davetiyeler ile tebliğine," dair ara karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf işbu ara karara ve ihtara rağmen belirlenen ve yatırması gereken giderleri yatırmadığı için dosya bilirkişilere tevdi edilememiş ve dolayısıyla dava tarihi itibariyle davacının davalı kooperatife bir borcunun bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu hakkında bir inceleme ve araştırma yapılamamış / tespit edilememiştir.
HMK MADDE 266-" (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir...." şeklinde hüküm altına alınmış olup,işbu ara kararda bilirkişilerden rapor alınması gereken hususlar da HMK 266. Md gereğince bilirkişinin inceleme, tespit ve hesaplamaları yönünden oy ve görüşünün alınmasına muhtaç olan özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlardandır.
Belirtilen yönlerden olmak üzere davacının davalı kooperatife borcunun bulunmadığına ilişkin iddiasının ispat yükünün, menfi tespit talep eden davacı tarafta olması ve işbu iddiasını da yasal, kesin ve yeterli kanıtlarla ispat edemediği sonucuna varılmış olması nedeniyle davacının menfi tespit talep ve davasının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 2.HD nin 2021/3375 esas-2021/4650 karar sayılı emsal içtihadında "...5235 sayılı Kanun uyarınca bölge adliye mahkemelerinin denetim ve hüküm mahkemesi sıfatlarına haiz adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf kanun yolu incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği,
ancak ilk derece mahkemesi kararına müdahale ettiği noktalarda Yargıtay’ın bozma kararı vermesi durumunda dosyanın karar verilmek üzere bölge adliye mahkemesine gönderildiği, bu noktada bölge adliye mahkemesinin alt derece hüküm mahkemesi olarak ilk derece mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığına göre bu halde kanun yolu denetim mahkemesi yetkisinden söz edilemeyecektir.
Temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay bozma ilamına uyulup uyulmayacağı hususunda karar vermek üzere aynen ilk derece mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapmadığı,
AÜTT Genel Hükümleri uyarınca bölge adliye mahkemelerinin istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin “Duruşmalı işler” tanımlamasından, Yargıtay bozmasından sonra alt derece hüküm mahkemesi olarak HMK’nın 373/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak yaptığı duruşma değil, HMK’nın 353. maddesinde belirtilen hâller dışında istinaf kanun yolu incelemesini duruşmalı olarak yapması gereken işlerden bahsedildiği tartışmasız olup,
bu nedenle bölge adliye mahkemesi tarafından zorunlu açılan ve alt derece hüküm mahkemesi sıfatıyla yapılan duruşma nedeniyle yeni bir vekâlet ücretine hükmedilemez.(HGK’nın 04.03.2021 tarih ve 2021/2-96 esas-2021/205 karar sayılı ilamı)..." şeklinde hüküm altına alındığından, Yargıtay 6. HD nin işbu bozma ilamı nedeniyle dairemizce usul yasası gereğince zorunlu olarak duruşmalı yapılan inceleme sonucu verilen işbu nihai karar yönünden AAÜT uyarınca ayrıca istinaf vekalet ücretine karar verilmemiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1645, K. 2025/300, 7 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama