KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstinaf Karar Yazım
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2025
- Esas no
- 2025/14
- Karar no
- 2025/117
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/10/2024
- Esas no
- 2024/440
- Karar no
- 2024/897
- Davanın konusu
- Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı
- İstinaf karar tarihi
- 15/01/2025
- Tarihi
- 27/01/2025
Karar Metni
1.844 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 tarih ve 2024/440 Esas 2024/897 Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların ölen ...'ın çocukları olduğunu, davacıların babası ...'ın dava dışı ... isimli şahısla 24.01.1996 tarihinde ... Ltd. Şirketini kurduklarını, ...'nın vefatından sonra ortaklığın eşi ve çocukları ile sürdürüldüğünü, davalılardan ... ve ...'nin hisse devri ile bu şirkete girdiğini, 2002 yılında da şirket unvanının değiştirilerek ... Limited Şirketi (...
Nakliyat) yapıldığını, davacıların babası ...'ın ölümünden sonra davalılardan ... ve ...'ın ... Limited Şirketini (... Lojistik) kurduklarını, bu yeni kurulan şirketin faaliyet konusunun ... Nakliyat şirketi ile aynı olduğunu, esas amacın da ...
Nakliyat şirketinin içinin boşaltılması ve hileli işlemler yaparak davacıları zarara uğratmak olduğunu, davacıların annesi olan davalı ...'ın 2007 yılında şirkete kayyım tayini istediğini, davalılardan ...'ın kayyım olarak atandığını, kayyımlık kararı ve infazının hukuka uygun olmadığını, yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu, kayyıma verilen görevlerin ne olduğunun açıkça yazılı olmadığını, kayyımlığa engel durumunun bulunduğunu ve kayyımlığının geçerli olmadığını, şirket işlemleri kayyım olmadan da yürütülebilecekken davacıların anneleri ...'ın sırf davacıların hisselerini küçültmek ve daraltmak şeklinde kötü niyetli davrandığını,
davalılardan ...'ın kayyımı bulunduğu şirketlerle menfaat çatışması olmasına rağmen, sermaye artırımına giderek kardeşi ... ile birlikte kendi sermayesini büyük ölçüde artırıp, davacıların hisselerini küçülttüğünü, kayyımla adına işlem yaptığı davacıların menfaat çatışması olduğunu ve yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu, davalılardan ... ve ...'ın kendi hisselerin çağalttığını davacıların hisselerinin düşürüldüğünü, bu işlemlerin yok hükmünde olduğunu, iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, özellikle bir amcaları olarak açıkça ihlal edildiğini, davalıların danışıklı ve kötü niyetli hareket ettiğini,
mali müşavir ...'a verilen vekaletname ile davacıların şirketteki hisselerin Kayseri 6. Noterliğinin... tatih ve ..., ..., ... ve ... yevmiye numaralı sözleşmelerle davalılara geçirildiğini, bu işlemin geçersiz olduğunu, ... Nakliyat şirketinin mal varlığı olan Kayseri ... pafta..., ada ..., parsel ...'de kayıtlı ..., ..., ... numaralı bağımsız dükkanların ... tarihinde ... yevmiye numaralı işlemle ...
Lojistik şirketine devredildiğini, ayrıca pafta ..., ada..., parsel ...'de kayıtlı bulunan taşınmazlar ile pafta ..., ada ..., parsel ...'de kayıtlı bağımsız bölümün hiçbir bedel ödenmeksizin davacılardan mal kaçırmak amacıyla ... Lojistik Şirketine devredildiğini, bu taşınmazların tapusunun iptali ile ...
Nakliyat şirketine tesciline karar verilmesini talep ettiklerini, davacılar adına işlem yapıldığında yaşlarının çok küçük olduğunu, mali müşavir ...'ın davacılar adına imza atması sebebiyle davanın sonucuna göre sorumluluğunun olacağını bildirerek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALILAR ... LTD. ŞTİ, ... LTD. ŞTİ, ... VE ... VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:
Davacı iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, tamamen soyut iddialara dayandığını, bu beyanlara itibar edilmesinin mümkün olmayacağını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, ...
Nakliyat şirketinde üç kardeş olan ..., ... ve ...'ın 1/3 hissesi olduğunu, bu şirketin sermaye artırımının 2002 yılında yapıldığını ve eşit oranda artırıldığını, davacıların babası ...'ın 2007 yılında vefatı üzerine davacıların annesi di ğer davalı ...'ın talebi ile davalı ...'nin şirkete kayyım atandığını, bu tarihte davacıların en büyüğünün 14, diğerlerinin 11, 7, ve 4 yaşında olduğunu, küçüklerin ticari faaliyetlerinin yönetime katılamayacağı ve kendilerine kayyım atanmasının onların yararına olduğunu,
davacının kayyımlık kararının ve infazının hukuka uygun olmadığı ve bu nedenle yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğu yönündeki iddialara itibar edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdüğünü, ortada Mahkemece verilmiş bir kayyım atama kararı bulunduğunu, aradan geçen 12 yıl sonra kararın ve karara dayanak yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunun ileri sürülemeyeceğini, bu hususun haksız ve kötü niyetli olduğunu, kayyım atanmasının muris ...'ın ticari faaliyetlerinin aksatılmaması için istenildiğini, kayyımın şirket yönetimini yapacağının muhakkak olduğunu,
davalılar ... ve ...'nin diğer davalı ... tarafından sermaye artırımı ve pay dağılımına gidildiğinin iddia edildiğini, halbuki 11.07.2007 tarihli genel kurul kararı ile sermaye artırımına gidilmediğini, ilk sermaye artırım kararının davacıların babası ...'ın hayatta iken alındığını ve kardeşlerin 1/3 ortaklığı olduğunu, artırılan sermaye içindeki ...'ın payının mirasçılara paylaştırıldığını, davacıların iddia etti;
ği gibi ne bir sermaye artırımı ne de pay dağılımı yapıldığını, davacılar aleyhine hiçbir şeyin bulunmadığını, sadece davacıların babası ...'ın vefatından sonraki hissesinin mirasçılarına bölüştürülmesi şeklinde olduğunu, basit bir hesaplama ile yapılacak bir işlemle gerçeğe aykırılığı ortaya çıkabilecek bir işlemi bilmesine rağmen böyle bir iddiada bulunmaktan çekinmedi, ğini, karşı tarafın gerçek dışı beyanlarda bulunarak Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığımı, esas kötü niyetli olan gerçek dışı beyanların bizatihi karşı taraf olduğunu,
01.11.2007 tarihinde sermaye artırımına gidildiğini ve 200.000 TL olan sermayenin 1.000.000 TL'ye çıkarıldığını, sermaye artırımında davacıların annesi ...'ın da onayı olduğunu, davacıların sermaye artırımına ekleme yapmadıkları için paylarının artırılmadığını, davalılar tarafından artırılan 800.000 TL'nin İşbankası hesabına ödendiğini, şirket hisse devirlerinin davalılardan ... tarafından velayeten ... isimli şahsa vekaletle gerçekleştirildiğini, davacıların davayı anneleri ...'a açmaları gerektiğini, şirketteki hisse devirleri karşılığında devir sözleşmesinde yazılı bedellere ilave olarak tapu devirleri yapıldığını,
bu kapsamda 4 adet ev ve 1 adet arsanın tapusunun davacıların annesi ...'a ve diğer davacı çocuklar ve dava dışı çocuk ...'e devredildiğini, şirket hisselerinin devri karşılığında davalı ... Lojistik şirketi tarafından davacıların annesi ...'a Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... pafta ... parselde kayıtlı ... numaralı bağımsız bölümün devredildiğini, ayrıca Kayseri ili ...ilçesi ...
Mahallesi ... ada, ... pafla ... parselde kayıtlı... numaralı bağımsız bölümün hisse devir tarihinde davalı ... tarafından ...'a devredildiğini, ölen ağabeylerinin emaneti olarak gördükleri davacıların annesi ... ve yeğenleri için ellerinden geleni yaptığını, davalılar ... ve ...'ın ölen ağabeylerinin şahsi borçlarını kapattıklarını, davacıların oturduğu evin tadilat ve yenileme masraflarını karşıladıklarını, yeğeninin düğün masrafi ve ev eşyalarını davalıların aldığını, ağabeyleri ...'ın şirketteki hissesinin karşılığını fazlasıyla verdiğini, böyle bir dava ile karşı karşıya gelmeleri kendilerini derin bir üzüntüye sevk ettiğini,
davacıların pay sahibi olmadığı için limited şirketin genel kurul kararının iptali davası açamayacaklarını, genel kurul kararının iptaline yönelik dava açma süresinin geçtiğini, davacıların ... Nakliyat şirketinden ... Lojistik şirketine geçen taşınmazların iptaline yönelik taleplerinde hukuki yarar bulunmadığını, tapu devirleri sonucunda ...
Nakliyat şirketinin kasasına giren paranın şirket yönetiminde kullanıldığını, tapu iptali ve tescil davasının dinlenebilmesinin ön koşulunun tapudaki işlemin danışıklı olması gerektiğini, bunu davacının ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVALI ...'IN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE
Davacılar ..., ... ve ...'nın annesi olduğunu, eşi vefat ettikten sonra her iki kayın biraderi ... ile ...'ın cenaze henüz yeni kaldırılmışken yanlarında tanımadığı insanlarla evine geldiğini ve kendisinden o anki durumuna daha doğrusu eşini kaybetmesi nedeniyle üzüntüsüne bakmadan arabaların yolda kaldığını tırların bağlandığını ve yolda kaldığını imza atarsa çözeceklerini söyleyerek kendisinden imza aldıklarını, o sırada yanlarında ablası ..., eniştesi... ve başkaca tanıdıkları ve akrabalarının da olduğunu, kayın biraderlerine olan güveni nedeniyle imza verdiğini,
kendisine yapılacak işlemlerden ve imzanın ne için alındığından hiç bahsetmediklerini, çocuklarının o zaman küçük olduklarını ve hiçbir şeyden haberleri olmadığını, sonrasında etraftan duydukları kadarıyla işbu davayı açtıklarını, davayı kabul etmediğini, kendisinin alınanla, verilenle ve yapılan işlemlerle hataya düşürülmesi dışında hiçbir alakası olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Mahkememizin 2019/379 Esas sayılı dosyasında her ne kadar dava konusu edilen sermaye artırımına ilişkin kararların alındığı tarihte davacılar 18 yaşından küçük iseler de,
18 yaşını doldurdukları tarih dikkate alındığında da davalı limited şirketin sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali için yasada belirtilen 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği kanaatine varılarak genel kurul kararının iptali ve genel kurul kararlarından kaynaklı oluştuğu iddia edilen alacak taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve davacılar vekilince kararın istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/877 Esas sayılı dosyası üzerinden başvurunun esastan reddine karar verilmiş olup, verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiş ve Yargıtay 11. H.D.
Başkanlığının 31/10/2023 tarih ve 2022/4393 Esas - 2023/6312 Karar sayılı ilamı ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmekle hükmün 31/10/2023 tarihinde kesinleştiği tetkik edilmiştir. Hal böyleyken davacıların davalı ...
Limited Şirketi'ndeki ortaklıklarının 02/06/2010 tarihi itibariyle sona erdiği sabit olup, eldeki davada, davacıların şirket ortağı sıfatları kalmadığından ve taşınmazların davalı şirket adına tescili talebi yönünden aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın aktif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2024 tarih ve 2022/4862 Esas- 2024/1768 Karar sayılı ilamı da benzer mahiyettedir.) ..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle. 6762 sayılı ETK nın 381.
Maddesinde belirtilen 3 aylık iptal davası süresi, dosyada beyanlarında arz ettikleri ve istinaf dilekçelerinde özetle geçtikleri nedenlerle işlemlerin hükümsüz, batıl olmasından dolayı bu 3 aylık sürenin uygulanmasının mümkün olmadığını, dinlenen tanık beyanları ve toplanan delilerin aslında davalıların yaptığı işlemlerin hukuken yok hükmünde olduğunun açıkça görüldüğünü, dinlenen tanık beyanları ve toplanan delilerin aslında davalıların yaptığı işlemlerin hukuken yok hükmünde olduğunun açıkça gösterildiğini, HMK nın 33. Maddesi çerçevesinde iddiayı taraf maddi vakıa olarak mahkeme önüne getireceğini,
buna hukuki nitelendirme yapmanın tamamen mahkemenin taktirinde olacağını, dilekçelerinde ayrıntılı bir şeklide arz edilen sebepler dikkate alındığında müvekkillerinin küçük yaşta henüz rüştünü ispat etmeden işlemlerin yapıldığını, müvekkillerinden muvazalı olarak mal kaçırıldığını, buna bağlı ifade etmek gerekirse bu tür iddialarında sürenin söz konusu olmayacağını, müvekkillerinin şirket ortağı sıfatlarının bulunduğunu, takiben davaya konu taşınmazların tapusunun iptali ile şirket adına tescilinde hukuki yararlarının bulunduğunu taktir edilmesini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini,
müvekkili şirkette ortak sıfatlarının kalmadığını, takiben taşınmazların şirket adına tescilini istemeyeceği yönündeki taktirinin hukuki vasfı olmadığını, verilen kararın bozulması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını / bozulmasını, talepleri gibi karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davalı şirket ortağı olduklarını iddia eden davacıların, şirkete ait taşınmaz mallarının muvazaalı olarak devredildiği iddiasıyla açtıkları tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;
İncelemeye konu dava dosyasında Dairemizin 2024/880 esas,2024/1021 karar sayılı ilamıyla kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine geri gönderilmesinden sonra mahkemece 2024/440Esas-2024/897Karar sayılı ilamıyla Dairemizce verilen kaldırma kararı doğrultusunda yeniden kararı verilmiş ve gönderilmiştir.
Buna göre,ilk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda yapılan işlem ve değerlendirme sonucu davacıların şirket ortağı sıfatlarını kalmadığı ve dava konusu yapılan taşınmazların davalı şirket adına tescili talebi yönünden aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik ve aykırılık bulunmamasına göre davacı taraf vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir.
Bu itibarla; yerel mahkemece verilen kararda yazılı açıklamalara,yasal sebep ve gerekçelere binaen kararda usul,yasa ve dosya kapsamı yönlerinden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı,kararın hukuka uygun olduğu,bu nedenlerle usul ve yasaya uygun mahkeme kararına karşı davacılar vekilince yapılan ve yukarıda yazılı istinaf itirazlarının reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Sonuç itibariyle; davacı taraf vekilinin yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/14, K. 2025/117, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama