İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1684 K.2025/1897

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/265 Esas 2025/426 Karar sayılı ilamına karşı , davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;

Esas2025/1684Karar2025/1897Tarih22 Ekim 2025Okuma15 dk · 3.065 kelime

KÜNYE

T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstinaf Karar Yazım

Karar tarihi
22 Ekim 2025
Esas no
2025/1684
Karar no
2025/1897
İncelenen kararın mahkemesi
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
08/05/2025
Numarası
2023/265Esas - 2025/426Karar
Davanın konusu
3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
İstinaf karar tarihi
22/10/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.065 kelime·15 dk okuma·4 bölüm

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/265 Esas 2025/426 Karar sayılı ilamına karşı , davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle;Davacıya davalının alacaklı olduğu davalı ...nin borçlusu olduğu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı dosyasından birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri gönderildiğini, firma çalışanlarının ihmali neticesinde bu ihbarnamelerin görülmediğini ancak E-Tebligat gönderilmesi nedeniyle okundu kabul edildiğini, dolayısıyla ihbarnamelere cevap verilmediğini, daha sonra davalı tarafça üçüncü haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bunun üzerine başlatılan haciz sonucu davacı şirketin menkul ve gayrimenkul mallarına haciz konulduğunu, dosya borçlusu olan davalı ...nin davacı firma da bir dönem sigortalı olarak çalıştığını, davalı ...nin tacir olarak davacı firma ile bir ticari ilişkisinin olmadığını,

davacının davalılara hiçbir borcunun olmadığını beyan ederek, davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas soyalı takip dosasında borçlu olmadığı halde icra baskısı nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 59.208,00 TL'nin dva tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılarca müştereken ve müteselsilen taraflarına ödenmesine, yasal ücreti vekaletin ve masrafların davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; dava dışı borçlu ...'ın taşınır ve taşınmaz malları üzerinde halihazırda sayısız haciz bulunduğunu, taraflarınca kayseri genel icra müdürlüğü ... esas sayılı dosyası (ve ayrıca başkaca dosyaları da mevcuttur) ile borçlu ... aleyhinde icra takibi başlatıldığını, ..., nakliye işi ile iştigal ettiğini, dosya borçlusu ...'a ait 8 adet aracın kaydında 250'den fazla haciz, rehin ve kamu alacağı bulunduğunu, yine aynı şekilde borçlu adına kayıtlı 2 adet taşınmaz üzerinde 150'ye yakın haciz bulunduğunu, bu hususta ...'ın tüm malvarlığının tespiti ile,

kaydındaki hacizlerin incelenmesini ve icra dosyasının incelenmesini talep ettiklerini, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları üzerindeki sayısız haciz sebebiyle dosya borçlusu ... borca batık durumda olduğunu, dolayısıyla müvekkili ve diğer alacaklılar yıllardır alacağını tahsil edemediğini, dosya borçlusu ... ise, borca batık olmasından dolayı, kendi adına ticari iş yapamadığını, bunun yerine, farklı şirketlerde kendisini sigortalı göstermekte, lakin sigortalı görünen o şirketin gizli ortağı olarak faaliyet gösterdiğini, bu husus taraflarınca tespit edildiğini ve akabinde davacı olan,

gebze ticaret sicil müdürlüğüne kayıtlı ... a.ş.'ye (...) haciz ihbarnameleri gönderildiğini, söz konusu ihbarnamelere yasal süresi içerisinde davacı tarafça itiraz edilmediğini, borçlu ..., haciz ihbarnameleri gönderildiği anda, davacı şirket nezdinde formaliteden sigortalı olarak çalıştığını, ... davacı şirketin sigortalı çalışanı değil, gizli ortağı olduğunu, davacı şirketin yetkilisi ... (tc:...), kayseri genel icra müdürlüğü ... esas sayılı dosya borçlusu ...'ın kardeşi ...'ın oğlu olduğunu, yani amca - yeğen ilişkileri olduğunu,

bu şahıslar ... ilinde bulunan bir aşiretinin mensubu olup aralarında çok sıkı akrabalık ve ortaklık ilişkileri bulunduğunu, böyle bir aşirette; eskiden beri nakliye işleriyle iştigal eden kişinin, kendinden yaşça çok küçük yeğeni olan ... (tc:...) adına kayıtlı şirkette sigortalı olarak çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yalnızca alacaklılardan mal kaçırma kastıyla muvazaalı olarak hareket edildiğini, yine davacı şirket yetkilisi ... tarafından henüz 20 yaşındayken kurulmuş olan,

yine gebze ticaret sicil müdürlüğüne kayıtlı "... ltd. şti."'de (vergi no: ...) de dava dışı borçlu ... muvazaalı olarak sigortalı çalışan olarak gösterildiğini, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi gereği dava dışı borçlu ile davacı taraf arasındaki organik bağ mahkemece araştırılması gerektiğini, davacı taraf haciz ihbarnamelerine süresi içinde cevap vermeyerek işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte bir an için davacının, kayseri genel icra müdürlüğü ... esas sayılı dosya borçlusu ...'a borçlu olmadığı düşünülse dahi,

gönderilen 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine süresi içinde itiraz etmeyerek 89/3 haciz ihbarnamesinin gönderilmesine ve neticeten iş bu davanın açılmasına davacının sebebiyet verdiğini, dolayısıyla yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle, delillerin toplanmasını ve davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini, davacının takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Somut olayda, davalı borçlunun davacı borçlu şirkette asgari ücretle çalışan işçi (büro memuru) olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı alacaklı tarafından davalı borçlunun muvazaalı olarak hareket ederek, kendi adına şirket kurmadığı, formalite icabı yeğeni adına kurulmuş ve devralınmış şirketlerde gizli ortak olduğunu iddia etmiş ise, iş bu iddialarının ispatlanamadığı dosya kapsamı ile sabittir.

Buna göre, yukarıdaki yasal mevzuata göre üçüncü kişi yedinde bulunan borçluya ait taşınır mallar ve alacaklar İİK m.89’a göre haczedilebilir. Borçlunun maaş ve ücreti de üçüncü kişideki bir alacağı niteliğindedir. Ancak borçlunun maaşı ve ücretinin haczedilmesi İİK'nun 89. maddesi kapsamında gerçekleşmemektedir. İcra İflas Kanununda, maaş ve ücret haczi, 355 ve 356. maddelerde düzenlenmiş olup, maaş ve ücret haczi için farklı bir usul öngörülmüştür. Anılan düzenleme, 89. maddeye göre özel bir düzenleme olduğundan maaş haczi konusunda 89. madde hükümleri uygulanamaz.

Şu durumda, davanın borçlunun davacı şirket nezdinde hak kazandığı maaşın haczine ilişkin olmasına göre somut olayda, davacı açısından İİK’nın 89. maddesinin uygulanmasına teknik olarak da imkan ve gereklilik bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı takip borçlusunun eski işvereni olup, takip borçlusuna bir borcu olduğu düşünülse dahi belirtilen Kanun’un 355 ve 356. maddelerinde bu duruma ilişkin daha özel ve daha kolay bir prosedür düzenlenmiştir.

Buna göre, takip borçlusunu çalıştıran kurum veya işverene takip borçlusunun maaş veya ücretinden kesinti yapılması yönünde bir müzekkere yazılması, akabinde kesinti yapılmayınca kesilmeyen para tutarının işveren veya kurumun maaş veya sair mallarından alınması mümkün olduğundan, bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış" gerekçesiyle Davanın KABULÜ İLE; davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile ödenen 59.208,00-TL'nin dava tarihi olan 05/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İşbu kararı davalı şirket vekili süresinde istinaf etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davacının davasının süreden reddi ve kötüniyetin ileri sürülmemesi / ispatlanamaması nedeniyle reddi gerekirken, davanın kabulü hatalı olduğunu, davaya konu edilen Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından davacı tarafa İ.İ.K.

89/1-2-3 haciz ihbarnameleri gönderilmiş, iş bu tebligatlar usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir ve davacı taraf, icra dosyasına borçlu olarak eklendiğini, akabinde ise davacı taraf, icra dosyası borcunu 01.12.2022 tarihinde icra dosyasına ödemiş, sonrasında ise 05.12.2022 tarihinde iş bu davayı ikame ettiğini, lakin davanın niteliği gereği, (davacının İ.İ.K.

89. Madde kapsamında dosya borçlusu haline gelip dosya borcunu ödemesi ) davacının iş bu davayı açması da mümkün olmadığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/265 Esas ve 2025/426 Karar sayılı kararında da davacı tarafça, hiçbir şekilde ait bir kötüniyetten bahsedilmediği gibi, bu hususta bir delil de sunulmamış ve müvekkil şirketin kötüniyetli olduğuna dair herhangi bir tespit yapılmadığını, açıklanan bu nedenlerle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/265 Esas ve 2025/426 Karar sayılı kararının öncelikle bu nedenle kaldırılarak davanın reddi gerektiğini,

şirket ve davalı ... arasında organik bağ bulunmasına rağmen yerel mahkemece bu husus araştırılmadan karar verilmesi hatalı olduğunu, yerel mahkeme tanık beyanını yüzeysel olarak ele aldığını, içeriğine girmediğini ve iddianın yalnızca soyut olduğu gerekçesiyle herhangi bir araştırma yapmaksızın hüküm kurduğunu, davalının davacı şirketle olan ilişkisinin mahiyeti, yalnızca SGK kayıtlarına bakılarak değerlendirilemeyeceğini, icra dosyası borçlusu ...'IN, yeğeninin şirketinde SGK sisteminde asgari ücretli büro memuru olarak kayıtlı olması,

hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, şirketin fiili yönetimini üstlenmediği anlamına da gelmeyeceğini, fiili yöneticilik veya gizli ortaklık, yalnızca resmi kayıtlara değil, ticari faaliyetlerin yönetimi, karar alma süreçlerindeki etkisi, hesap hareketleri, şirket araçlarının kullanımı, yazışmalar ve tanık beyanları gibi unsurların tamamı birlikte değerlendirilerek tespit edilmesi gereken fiili olgular olduğunu, bu bağlamda, mahkemenin yalnızca ticaret sicil ve SGK kaydına dayanarak karar vermesi,

yargılamayı eksik yürüttüğünün açık göstergesi olduğunu, izah edildiği üzere, Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/275 Esas sayılı dosyasında bu tanık dinlenmediğinden, ve ayrıca bu dava dosyasında 89/2 haciz ihbarnamesinden sonra süresinde menfi tespit davası açıldığından, Gebze 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/275 Esas sayılı dosyasının, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/265 Esas ve 2025/426 Karar sayılı dosyasına emsal olması da mümkün olmadığını, şirketin üçüncü kişiler nezdinde nasıl temsil edildiği, davalının şirketin banka hesaplarını kullanıp kullanmadığı, ticari e-postalara müdahil olup olmadığı,

şirketle ilgili sözlü veya yazılı beyanlarda bulunup bulunmadığı gibi hususlar mahkemece hiç araştırılmadığını, gizli ortaklık ya da muvazaa gibi ilişkiler çoğu zaman görünürde iz bırakmayacağını, bu ilişkilerin ispatı dolaylı delillerle, tanık anlatımlarıyla ve özellikle fiili davranışlarla ortaya çıkarılması gerektiğini, yerel mahkeme ne tanık beyanlarını dikkate almış ne de araştırılması gereken diğer hususları araştırmadan, ...'ın arka planda davacı şirketin esas sahibi olduğunun ispatlanamadığı kanaatiyle haksız karar ikame ettiğini, dolayısıyla mahkemece yapılan yargılama eksik olduğunu ve hüküm,

vakıaların bütüncül bir değerlendirmesine değil, yalnızca biçimsel ve yüzeysel belgelere dayanılarak tesis edildiğini, bu nedenle, tanık beyanlarının dikkate alınmaması, şirket ilişkilerinin araştırılmaması ve delillerin tamamının değerlendirilmeksizin tesis edilen karar, istinaf incelemesine konu edilerek kaldırılmalı, hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar tesis edilmeli, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, delil durumu farklı olan Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının bu davaya emsal gösterilerek karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu,

İCRA VE İFLAS KANUNU'NUN 89. Maddesi kapsamında yapılan icra takibi işlemleri hukuka ve usule uygun olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkil şirkete yükletilmesi hatalı olduğunu, izah edilen tüm hususların istinaf incelemesinde kabul görmemesi halinde dahi, yerel mahkemenin kararında, davada yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiğini, hem maddi olayların yapısına hem de usul hukukunun temel ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, müvekkil şirket,

bu davada yalnızca borçlu hakkında başlatılan icra takibi kapsamında İcra ve İflas Kanunu'nun kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde hareket etmiş olup, dava konusu olaylarda şahsi bir kusuru bulunmayan, taraflar arasındaki esas hukuki ihtilafın dışında kalan bir üçüncü kişi konumunda olduğunu, bu nedenle, dava sonucunda doğan yargılama giderlerinden ve özellikle vekalet ücretinden, takip borçlusu diğer davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulması, hakkaniyete ve hukuka aykırıdır.

Müteselsil sorumluluk, ancak aynı hukuki ilişki içinde bulunan tarafların ortak bir eylem veya kusur sonucu zarara yol açmaları ya da aynı menfaat çevresinde birlikte hareket etmeleri halinde doğabildiğini, oysa somut olayda, müvekkil şirket ile davacı arasında herhangi bir özel hukuk ilişkisi bulunmadığı gibi, davadaki diğer tarafla birlikte gerçekleştirilmiş müşterek bir fiil de söz konusu olmadığını, müvekkil şirket, alacaklı sıfatıyla yalnızca İcra ve İflas Kanunu'nun açık hükümlerine uygun olarak icra takibinde bulunduğunu, mahkeme kararı ya da kamu gücüne dayalı herhangi bir haksız icra işlemi gerçekleştirmediğini, bu anlamda,

davaya konu olan ihtilaf, borçlunun malvarlığını üçüncü kişi görünümü altında gizleme iddiasına dayanmakta olup, müvekkilin bu hususta etkisi bulunmadığını, öte yandan dava, müvekkil şirketin herhangi bir haksız fiili sonucu değil, davacı şirketin borç ilişkisine dair haciz ihbarnamelerine itiraz etmemesi nedeniyle doğduğunu, bu durum açıkça davaya neden olan tarafın müvekkil şirket değil davacı taraf olduğunu gösterdiğini, takip hukuku boyutu araştırılmadan hüküm kurulması hatalı olduğunu, emsal olamayacak başkaca bir dosyada alınan bilirkişi raporunun güçlü delil olarak kabul edilmesi hatalı olduğunu, yerel mahkemece tesis edilen kararda,

Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/275 esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporuna atıf yapılarak ...'ın yalnızca sigortalı çalışan olduğu kabul edildiğini, ancak bu raporların davacının muvazaa iddiasını ne derece incelediği, tanık beyanlarını ne ölçüde dikkate aldığı,

dosya kapsamındaki şirket faaliyetlerini değerlendirdiği sorgulanmadığını, bilirkişi raporları mahkemeye yardımcı nitelikte delillerdir, mahkeme bunları incelemek somut olaya uygunluğunu tartışmak zorunda olduğunu, söz konusu bilirkişi raporu, mahkemenin değerlendirme denetimine tabi tutulmaksızın hükme esas alındığını, bu durum, hükmün denetlenebilirliğini zayıflattığını, kaldı ki dikkate alınan raporun olduğu dosya, mevcut deliller ve değerlendirilmeleri açısından yukarıda detaylarıyla izah edildiği üzere, işbu dosyaya emsal teşkil eder nitelikte olmadığını,

bu nedenle de yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme hakimin davayı aydıntalma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davacı şirketin gerçek yöneticisinin kim olduğu, şirketin fiilen kim tarafından yönetildiği hususu, dosyada açık ve ciddi şekilde tartışmalı bir konu olduğunu, tanık anlatımları, davalı ...'ın şirketin arkasındaki fiili yönetici olduğunu kuvvetle ortaya koymasına rağmen, mahkeme bu yönde hiçbir araştırma yapmadan hüküm kurduğunu, HMK m.31 uyarınca hakim, davayı aydınlatma ve maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü altında olduğunu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi,

hükmün eksik incelemeyle kurulduğunu ve delillerin tam olarak değerlendirilmediğini gösterdiğini, bu durum bile başlı başına bozma nedeni olduğunu, son olarak davacı, söz konusu davayı ikame etmeden önce arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, davacı tarafın ikame ettiği haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerekmekte iken yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, bu sebeple istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, arz ve izah edilen ve dairece dikkate alınacak sair nedenlerle.

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 08.05.2025 Tarih, 2023/265 Esas, 2025/426 Karar sayılı kararının istinaf sebepleri doğrultusunda kaldırılmasına, davacının davasının reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle.

İstinaf yoluna giden davalı tarafın istinaf iddiaları isabetli olmadığını, davalı tarafın emsal gösterdiği BAM kararları farklı ihtilaflara ait olup, dava konusu olaya emsal olamayacağını, davalı taraf, diğer davalı ...'ın müvekkil firmada sigortalı çalıştığını bilerek kötü niyetli olarak müvekkile 89/1-2-3 haciz ihbarnamelerini gönderdiğini, ayrıca yine müvekkile gönderilen diğer haciz ihbarnamelerine karşı menfi tespit davası açtığımızı bildiği halde, kötüniyetli olarak müvekkili dosyaya borçlu olarak ekletmiş, müvekkil firmanın banka hesaplarına ve malvarlığına haciz uygulattığını,

davalı taraf burada haciz ihbarnamelerinden vazgeçerek diğer davanın sonucunu bekleyebileceğini, ayrıca mevcut davada iddialarını ispata çalışarak ve davanın mahiyetine aykırı olmasına rağmen tanık dinleterek kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, bu nedenlerle davalı tarafın istinaf iddiaları isabetsiz ve haksız olup sayın yüksek mahkemece reddi gerektiğini , arz ve izaha çalışılan sebeplerle davalı ... LTD.

ŞTİ.'nin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dairemizce HMK 355. Maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... ve ... Limited Şirketi, borçlunun ... olduğu, 24.763,56 TL alacağa ilişkin ilamsız icra takibi yapıldığı, anlaşılmıştır.

İcra İflas Kanunu'nun 89. Maddesinin 3. fıkrasında. "Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir.

Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir.

İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir." şeklinde ifade edildiği üzere, 3. haciz ihbarnamesine tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük sürede itiraz etmeyen üçüncü kişilerin 15 gün içinde açacağı menfi tespit davalarının genel mahkemelerde bakılacağı öngörülmüştür.

Anılan Kanun maddesinin uygulanması için ön koşul haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye usule uygun olarak tebliğ edilmiş olması ve haciz ihbarnamesinin usulüne uygun olarak düzenlenmesidir.

İİK'nun Maaş ve Ücretlerin Kesilmesinde Usul başlıklı 355.maddesinde “(1) Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti miktarını nihayet bir hafta içinde bildirmeğe ve borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı mucibince haczolunan miktarı tevkif edip hemen daireye göndermeğe mecburdurlar.

(2) Memurun maaş, ücret veya memuriyetinde yahut başka bir şubeden maaş almağı mucip olacak surette vukubulacak tebeddülleri ve hizmetine nihayet verildiği takdirde bu keyfiyeti de malmemuru veya daire amiri yahut hususi müesseselerin kanuni muhatapları derhal icra dairesine bildirmeğe ve ikinci halde haciz muamelesinden o şube veya amirini haberdar etmeğe mecburdur.” hükmü yer almakta olup,

aynı Kanunun 356. maddesinde ise “(1) Yukardaki madde hükümlerine riayet etmemiş olanların kesmedikleri veya ilk vasıta ile göndermedikleri para ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına hacet kalmaksızın icra dairesince maaşlarından veya sair mallarından alınır.(2)Bunların borçluya kanun hükümleri dairesinde rücu hakkı vardır.

(3)Yukarki madde hükümlerine riayet etmiyen her hangi bir memur veya amir hakkında istenecek malümatın icra dairesine hemen verilmesi bunların mensup olduğu dairenin vazifesidir.” şeklinde hükmedilmiştir.

Somut olayda, davalı borçlunun davacı borçlu şirkette asgari ücretle çalışan işçi (büro memuru) olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı alacaklı tarafından davalı borçlunun muvazaalı olarak hareket ederek, kendi adına şirket kurmadığı, formalite icabı yeğeni adına kurulmuş ve devralınmış şirketlerde gizli ortak olduğunu iddia etmiş ise, iş bu iddialarının ispatlanamadığı dosya kapsamı ile sabittir.

Buna göre, yukarıdaki yasal mevzuata göre üçüncü kişi yedinde bulunan borçluya ait taşınır mallar ve alacaklar İİK m.89’a göre haczedilebilir. Borçlunun maaş ve ücreti de üçüncü kişideki bir alacağı niteliğindedir. Ancak borçlunun maaşı ve ücretinin haczedilmesi İİK'nun 89. maddesi kapsamında gerçekleşmemektedir. İcra İflas Kanununda, maaş ve ücret haczi, 355 ve 356. maddelerde düzenlenmiş olup, maaş ve ücret haczi için farklı bir usul öngörülmüştür. Anılan düzenleme, 89. maddeye göre özel bir düzenleme olduğundan maaş haczi konusunda 89. madde hükümleri uygulanamaz.

Şu durumda, davanın borçlunun davacı şirket nezdinde hak kazandığı maaşın haczine ilişkin olmasına göre somut olayda, davacı açısından İİK’nın 89. maddesinin uygulanmasına teknik olarak da imkan ve gereklilik bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı takip borçlusunun işvereni olup, takip borçlusuna bir borcu olduğu düşünülse dahi belirtilen Kanun’un 355 ve 356. maddelerinde bu duruma ilişkin daha özel ve daha kolay bir prosedür düzenlenmiştir.

Buna göre, takip borçlusunu çalıştıran kurum veya işverene takip borçlusunun maaş veya ücretinden kesinti yapılması yönünde bir müzekkere yazılması, akabinde kesinti yapılmayınca kesilmeyen para tutarının işveren veya kurumun maaş veya sair mallarından alınması mümkün olduğundan, davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı -... VE ... LİMİTED ŞİRKETİ vekilinin yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/265 Esas 2025/426 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı -... VE ... LİMİTED ŞİRKETİ vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 4.044,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı -... VE ... LİMİTED ŞİRKETİ tarafından peşin yatırılmış 1.012,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.032,00 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalı -... VE ... LİMİTED ŞİRKETİ nden alınarak Hazineye Gelir kaydına,

3-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,

4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı -... VE ... LİMİTED ŞİRKETİ tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1- a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 22/10/2025

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1684, K. 2025/1897, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1684
Karar No
2025/1897
Tarih
22 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2025/1688 K.2025/1558
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1689 K.2025/1865
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/1690 K.2025/2124
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/1690 K.2025/1647
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2025/1691 K.2025/1631
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1691 K.2025/1858

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.