KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/17
- Karar No
- 2024/755
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2024
- T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- —
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 17/10/2023
- Numarası
- Esas Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 25/04/2024
- İstinaf karar yazım tarihi
- 25/04/2024
Karar Metni
1.152 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili 24.12.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı .... adına kayıtlı olan .... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalandığını, davalı ....'in oğlu olan ....'nın sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı aracın 14/09/2012 tarihinde karışmış olduğu trafik kazasında yaya olan .....'in yaralanmasına neden olduğunu, kazanın oluşumunda ....'nın kusurlu ve alkollü olduğunu, kaza neticesinde yaralanan .....tarafından müvekkil şirkete karşı tazminat davası açıldığını, neticede 235.739,26 TL ödeme yapıldığını,
kazada alkollü araç kullanan davalının oğlunun kusurlu olduğunu ve sigorta hukuku kapsamında rücu sebebi bulunduğunu, Konya .. İcra Müdürlüğünün ...
Esas Sayılı icra dosyasından takibe geçildiğini, davalı tarafça itiraza uğradığından esasa ilişkin itirazların iptali ile davalı borçlu adına takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, davalı adına kayıtlı gayrimenkul var ise üzerine tedbir konulmasına ya da alacak miktarı kadar ihtiyati haciz haciz konulmasına karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Dosya kapsamında 14.09.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında her ne kadar davalı borçlunun oğlu olan ....'nın kusuru var olup aynı zamanda anılan alkollü araç kullandığı sabit ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.12.2014 tarihli ve 2013/1199 Esas ve 2014/1018 sayılı kararında "taraflar arasındaki Poliçenin Genel Şartlarına göre sigortacının rücu hakkının doğumu için kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekmektedir; tek başına sürücünün alkollü olması sigortacıya rücu hakkı vermez." şeklide vurgulandığı üzere ve bilirkişi raporunda yukarıda yazılı olduğu şekilde tespit olunduğu üzere somut olayda davacının rücuen tazminat hakkının bulunmadığı anlaşıldığından;
Davanın Reddine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda sürücü ....'nın kusurlu ve alkollü olduğunu, araç sahibi olan davalı ....'in, müvekkili şirket tarafından yaralanan şahsa ödenen tazminatlardan, araç sürücüsü olan oğlu ....’nın alkollü olması sebebi ile sorumlu olduğunu, sigorta hukuku kapsamında alkollü araç kullanmanın çok açık ve net bir rücu sebebi olduğunu, yargılamaya konu olay değerlendirildiğinde, sürücünün alkollü olduğu ve bu nedenle manevra kabiliyetini yitirmesi neticesinde kazanın meydana geldiğinin çok açık ve net bir şekilde anlaşıldığını,
bilirkişi raporunda sadece soyut varsayımlar üzerinden gidilerek ve hiçbir somut ve net bir gerekçe ortaya konulmadan kazanın alkolün etkisi altında gerçekleşmediği yönünde mütalaa verilmesinin kabul edilemeyeceğini, sürücünün alkollü olmasının ve kaza saatinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususların kazanın oluşumunda temel faktör olduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayıp hüküm kurmada yetersiz kaldığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerine yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava trafik kazasından kaynaklanan 3. kişiye ödenen tazminatın itirazın iptali yoluyla sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen karar davacı taraf vekilince istinaf edilmiştir.
-Kamu düzeni yönünden;
Dava, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
21.05.2014 dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.
Kamu düzeninden olan göreve ilişkin kurallar yürürlüğe girdiği tarihten itibaren re'sen nazara alınarak uygulanması gerekip, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır.
Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Tekrar etmek gerekirse, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun geçici 73. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmıştır. Aynı yasanın 3/l maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda; davacı sigorta ile davalı arasında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinin düzenlenmiş bulunduğu, sigortacı tarafından poliçenin diğer tarafı aleyhine bu rücu davasının açılmış bulunduğu anlaşılmaktadır. Davanın dayanağı sigorta sözleşmesi olup davalı taraf tüketici konumunda bulunmaktadır.
Bu nedenle, davalı tüketici olup, davacı sigorta şirketi ile arasındaki sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, 6502 sayılı yasa kapsamında kalan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekirken, ticaret mahkemesi olarak bakılması usul ve yasaya aykırı olup, bu sebeple kararın kaldırılması gerekmiştir. (bkz. dava tarihindeki yürürlükte olan kanuna göre tüketici kanunun görevli olacağına dair YARGITAY 13. Hukuk Dairesi 2016/3093 Esas, 2018/9838 KARAR sayılı ilamı ile;
ayrıca bkz. poliçenin düzenlendiği tarihteki 4077 Sayılı Tüketici Kanuna göre de davalının tüketici kabul edildiğine dair YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2019/2026 ESAS, 2020/4442 KARAR sayılı ilamı)
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/17, K. 2024/755, 25 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama