KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstinaf Eden
- Esas No
- 2022/1435
- Karar No
- 2024/146
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/06/2022
- Numarası
- Esas Karar
- Davacılar
- 1-.
- 2-... - (T.C Kimlik No
- ...
- Vekili
- Av. ... -
- İstinaf eden davalı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 17/01/2024
- Yazım tarihi
- 18/01/2024
Karar Metni
2.277 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Davacılar tarafından, davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.. Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 16/06/2022 tarihinde tesis edilen karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirketten aldığı mallar karşılığında ... A.Ş.'nin kendisine verdiği çekleri ciro ederek teslim ettiğini, ... A.Ş'nin ekonomik sıkıntıya girmesi nedeniyle çeklerin ödenmemesi üzerine davalı şirket tarafından Bakırköy ..
İcra Dairesi'nin .... sayılı takip dosyasından müvekkilleri aleyhine icra takibi yapıldığını, icra takibinden sonra davalı şirket vekiline 01/12/2012 tarihinde 5.000,00 TL nakit ve 20.000,00 TL'lik ...'ın (....
Hizmetleri) çekinin teslim edildiğini ve çekin de 02/03/2013 tarihinde ödendiğini, bu tahsilatın bugüne kadar icra dosyasına bildirilmediğini, ayrıca müvekkillerinden ...'in icra tehdidi altında emekli maaşının tamamına muvafakat etmesi nedeniyle bugüne kadar dosyaya 17.745,19 TL ödendiğini, dosya borcuna mahsup edilmek üzere ayrıca iki adet toplam değeri 10.000,00 TL olan bononun ve toplam değeri 16.000,00 TL olan 3 adet çekin de teslim edildiğini ve ödendiğini, bu ödemelerin de dosyaya bildirilmediğini,
ödemelerin borcun çok üzerinde olmasına rağmen davalının kötüniyetle hareket ederek müvekkillerinden ...'in gayrimenkullerine ve başkaca menkul mallarına haciz konulduğunu ve hacizlerin devam ettiğini ve açıkladığı nedenlerle müvekkillerinin borçlu bulunmadığının tespiti ile alacağın %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça ileri sürülen senetlerin ve çeklerin takip dosyasına istinaden ödendiğine dair herhangi bir belge bulunmadığını, yapılan ödemelerin ve verilen çek ile senetlerin davaya konu olan takiple hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacılar hakkında başlatılmış olan ve halen devam eden muhtelif takiplerin alacağın karşılanmaması nedeniyle devam ettiğini, hacizlerin kötüniyetli olarak değil takibe konu alacakların teminatı için konulduğunu, davanın haksız olduğunu ve açıkladığı nedenlerle davanın reddine karar verilmesini ve dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere davacılar aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Taraflar arasındaki ihtilaf; davacıların Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyasında konu borcun 36.000,00 TL'lik kısmının bu tutarda çek verilmek suretiyle, 10.000,00 TL'lik kısmının bono verilmek suretiyle, 5.000,00 TL'lik kısmının nakit verilmek suretiyle ve 17.745,19 TL'lik kısmının davacı ...'in maaşından kesinti yapılmak suretiyle takibe konu borcun tamamının dava tarihi itibariyle ödenip ödenmediği ve davalı tarafa verilen kambiyo senedi vasfına haiz senetlerin bu dosya borcuna mahsuben verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.
01/12/2012 tarihinde davacı şirket yetkilisi tarafından davalı/alacaklı vekiline 5.000,00 TL tutarında nakit ödeme yapıldığı ve aynı tarihte alacaklı vekiline 20.000,00 TL bedelli çekin verildiği ve bunların Bakırköy.. İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyasına konu borca mahsuben verildiği alacaklı vekilinin imzasını taşıyan evraktan anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı tarafından takibe konu borca mahsuben 25.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacılar 2 adet 5.000,00'er TL bedelli bono ve 2 adet 6.000,00'er bedelli çek ile 4.000,00 TL bedelli çekin davaya konu borca mahsuben davalıya verildiğini iddia etmiş ve senet suretlerini dosyaya sunmuştur. Davalı belirtilen bu senetlerin kendisine verildiğini kabul etmiş ancak bu senetlerin davaya konu icra takibi ile bir bağlantısının bulunmadığı savunmasında bulunmuştur.
Bu aşamada ispat yükü davacılarda olup bu senetlerin davaya konu borca mahsuben verildiğini ispatlamaları gerekmektedir. Ancak davacı taraf bu hususun ispatına yarayan bir delil sunamamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından, bu senetlerin davaya konu borca mahsuben verildiği iddiasının ispatı yönünle yemin delili hatırlatılmış; ancak kesin süre içinde davalıya yemin teklifinde bulunulmamıştır.
Anılan durum karşısında Mahkememizce bu senetlerin borca mahsuben verildiği kabul edilmemiştir.
Mevcut dosya kapsamına ve takip dosyasını içeriğine uygun ve denetime elverişli olduğu kabul edilen 11/09/2017 tarihli bilirkişi raporu ile dava tarihine kadar davacı ...'in maaş hesabından toplam 17.736,08 TL kesinti yapılmak suretiyle dosya borcunun bu tutarda tahsil edildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliler bir bütün halinde değerlendirildiğinde; dava tarihi itibariyle Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyası nedeniyle davacıların davalıya (17.736,08+25.000,00) 42.736,08 TL tutarında borçlu olmadıkları anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İ.İ.K.'nın 72. Maddesinin 5. Fıkrasına göre; ''Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.'' Eldeki dava yönünden; takibin haksız ve kötü niyetli olduğununun kabulü mümkün olmadığından davacıların tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İ.İ.K.'nın 72. Maddesinin 4. Fıkrasına göre;Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Somut olayda mahkememizce verilen bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün ....
E. Sayılı takibi nedeniyle ve dava tarihi itibariyle davacıların davalıya 42.736,08 TL tutarında borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin borcu ödemelerine rağmen yapılan ödemeler icra dosyasına bildirilmediği gibi icra işlemlerine de haksız ve yasaya aykırı şekilde devam edildiğini, davalı taraf, cevap dilekçesinde de, işbu davaya konu icra takibine istinaden ödeme yapıldığı son derece açık olan bizzat davalı vekilinin imzasıyla onaylanan ödemeye ilişkin de bir açıklama yapmaktan özellikle kaçındığını, bu husus bile tek başına davalının kötü niyetini ortaya koymak açısından yeterli olduğunu, yine müvekkili ...,
haciz tehdidi altında maaşının tamamına muvafakat etmek zorunda kaldığını ve müvekkilinin maaşından dava tarihinde kadar 14.745,19 TL dosyaya ödendiğini, ... A.Ş yetkili .... tarafından, davalı şirket yetkilisi.....'e kendisine ciro yoluyla geçen lehdarı .... Ltd. Şti. Olan 15.10.2012 tarihli 5.000 TL bedelli (2 adet) toplamda 10.000,00 TL bedelli bonoyu ciro ederek teslim etmiş ve bu bonolar da gününde ödendiğini, ayrıca 22.09.2013 keşide tarihli 4.000 TL bedelli ...... San.
Ltd. Şti tarafından keşide edilmiş çek ile 20.07.2013 keşide tarihli 6.000,00 TLbedelli keşidecisi...San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Olan çek ile aynı şirketin 05.10.2013 keşide tarhili 6.000,00 TL bedelli çek olmak üzere toplamda 16.000,00 TL değerindeki üç adet çek teslim edilmiş ve bu çekler de ödenmesine rağmen dosyaya bildirilmediğini, mahkemece bu husus hiçbir şekilde dikkate alınmadan tazminat taleplerini reddederek hüküm tesis etmesinin yerinde olmadığını, 17.02.2017 tarihli bilirkişi raporunun 4-5 sayfasında gösterilen müvekkili ...’e ait muavin defterlerinin incelemesinde ....
E. sayılı icra takibinden önce 02.03.2012 tarihli 34.000,00-TL tutarında 2 adet çek ödemesi. 26.06.2012 tarihli 48.000,00-TL tutarında 3 adet çek ödemesi. 12.11.2012 tarihli 10.000,00-TL tutarında 2 adet senet ödemesi. 12.11.2012 tarihli 16.000,00-TL tutarında 3 adet çek ödemesi.
27.09.2012 tarih ve 025568 nolu fatura ile 55.719,60 TL’lik malları müvekkilinden malları teslim almış olduğunu kabul ettiğinin açıkça belli olduğunu, ödemesi yapılan bu çekler ve senetlerin tarihleri söz konusu icra takibinden sonra olup taraflar arasında da icra takibinden sonra herhangi bir alışveriş veya ticaret olmadığı ticari defterler ile sabit olduğunu, mahkemece bu husus göz önüne alınmayarak hüküm tesis edildiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalarının tümden kabulü ile davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf aleyhine inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının borcuna karşılık verdiği çekler karşılıksız çıktığından yasal takibe girişildiğini, Bakırköy.. İcra Müdürlüğü ....
Esas sayılı dosyası ile yürütülen yasal bir icra takibi olduğu için dava tarihi itibariyle borç miktarı olarak, icra takibindeki kapak hesabı dikkate alınması gerektiğini, nitekim 14.03.2019 tarihli 16 nolu celsede, dava tarihi itibariyle kapak hesabının/borcun 61.216,08 TL olduğu tespit edilmiş ve davacı tarafa eksik harç bu miktar üzerinden tamamlattırıldığını, istirdat talebinin kabulü için davacı tarafın haksız bir borca karşılık ödeme yapmış olması veya borcundan fazla ödeme yapmış olması gerektiği herkesin kabulünde olduğunu, davacının borcun esasına ilişkin bir itirazı olmadığı, dava dilekçesinde;
müvekkilinin ekonomik sıkıntıya girmesi sebebiyle vermiş olduğu çeklerin karşılıksız kaldığına ve taraflarının bu nedenle icra takibi başlattığına ilişkin beyanı ile açıkça ortada olduğunu, işbu sebeple, borcun esası yönünden herhangi bir itiraz söz konusu olmadığından haksız bir ödemeden bahsedilemeyeceğini, dosyada mevcut bilirkişi raporları ile sabit olduğu ve taraflarınca da kabul ve beyan edildiği üzere davacı taraf, dava tarihinden önce toplamda 42.736,08 TL ödeme yaptığını, nitekim bu ödemelerin 20.000,00 TL + 5.000,00 TL'si haricen olup taraflarınca da beyan edildiğini,
kalan 17.736,08 TL ise maaş haczi kesintisinden yasal olarak icra dosyasına geldiğini, zaten icra dosyasına yasal olarak gelen bu ödeme için ayrıca bir tespit talebinde bulunulmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu durum davacı lehine haksız olarak vekalet ücreti ile yargılama gideri hükmedilmesine neden olduğunu, işbu dosya borcuna karşılık yapmış olduğunu iddia ettiği diğer ödemeleri ise bu dosyaya ilişkin olarak yaptığını ispat edemediğini, dava tarihi itibariyle 61.216,08 TL borcu bulunan davacının yine dava tarihi itibariyle yapmış olduğu toplam ödeme 42.736,08 TL olduğunu, yani fazla ödeme söz konusu olmadığını,
davacılar borçlu oldukları miktarı ödemiş olduklarından, borç ödemesinin istirdadının talebi mümkün olmadığını, takip konusu borcun tamamını hatta fazlasını ödediğini iddia eden davacı, bu iddiasını ispatlamayamadığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddi ile davacıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar Bakırköy ..İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı icra dosya borcunun icra takibinden sonra ödendiğini iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuşlardır.
Dava konusu icra dosya borcuna mahsuben 01/12/2012 tarihinde 5.000,00 TL nakit ve 02/03/2013 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çekin alacaklı vekili tarafından alındığı ve buna ilişkin alacaklı vekili tarafından yazılı belge verildiği ve çekin de gününde tahsil edildiği sabit olup, davalı tarafından bu ödemeler icra dosyasına bildirilmemiştir.
Bu 25.000,00 TL miktarla ilgili davacıların dava açmakta hukuki yararları bulunmakta olup, ancak davacı ...'in emekli maaşından kesilerek icra dosyasına giren paralar zaten icra dosyasında ödeme olarak göründüğünden emekli maaşından gelen paralarla ilgili davacıların dava açmakta hukuki yararları bulunmamaktadır.
Ayrıca davacılar icra dosya borcu için toplam bedelleri 16.000,00 TL olan üç adet çek ve toplam bedelleri 10.000,00 TL olan 2 adet bono ile 26.000,00 TL daha ödeme yaptıklarını iddia etmişler ise de davacıların dava konusu icra dosyasından daha önce başlatılan başka icra dosyalarından dolayı da davalıya borçları olduğundan bu çek ve bonoları dava konusu icra dosya borcu için verdiklerini ispat edememişlerdir.
Bu sebeple davacıların 01/12/2012 tarihinde yapılan 5.000,00 TL ödeme ve 02/03/2013 tarihinde yapılan 20.000,00 TL ödeme nedeniyle davalıya 25.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin 17.736,08 TL'lik kısmı yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, 7.729,28 TL'lik kısmı yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Her iki tarafın tazminat talepleri açısından ise tazminat şartları oluşmadığından tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde ise bir isabetsizlik yoktur.
Yukarıda açıklanan sebepler doğrultusunda davacıların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği, davalının istinaf başvuru talebinin ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/1435, K. 2024/146, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama