KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/223
- Karar No
- 2024/682
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2024
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/11/2022
- Numarası
- Esas- Karar
- İstinaf eden davacı
- ... - T.C Kimlik No: ...
- Vekilleri
- Av. ... & Av. ...
- Davalı
- ... - T.C Kimlik No: ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Menfi Tespit
- İstinaf kararının karar tarihi
- 17/04/2024
- Yazım tarihi
- 17/04/2024
Karar Metni
1.395 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -.... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili, davalının oğlu ile birlikte oto alım satım işiyle uğraştığını, müvekkilinin, davalı ve oğlunun birçok suç teşkil eden eylemine maruz kaldığını, Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasıyla 05/09/2010 tanzim tarihli senedi miktarda ekleme yapmak suretiyle takibe koyduğunu, takibe konu bonoda miktarda sahtecilik yapıldığını, yapılan şikayet üzerine Konya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ....Esas sayılı dosyası ile sahtecilikten yargılandığını, müvekkilinin sahtecilik yapılan bono nedeniyle bir borcunun bulunmadığını, senetteki tahrifatın sadece miktarda olmayıp, tanzim tarihinde de yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davaya konu bonoya ilişkin başlatılan icra takibinde ödeme emrine itiraz edilmediğini, herhangi bir dava açılmadığını, bahsi geçen icra takip dosyasında satış aşamasına geçilip satış gününün dahi tayin edildiği aşamada menfi tespit davası açan davacının kötüniyetli olduğunu, davalı hakkında Konya ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ...
Esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda senet metninin ... tarafından kaleme alındığının açık bir şekilde ispatlandığını, davacının bonoyu 80.000,00 TL olarak düzenlediği ve ödediğini iddia etmesine karşın bedelsizlik iddiasını ispatlayacak herhangi bir yazılı delil bulunmadığını, oysa kambiyo senedine karşı bedelsizlik iddiasının yazılı belge ile kanıtlanmasının gerektiğini, dava sebebi ile müvekkilinin alacağının gecikmesine sebebiyet vermesi dolayısıyla İİK m.72/4 uyarınca tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunarak,
davanın reddine, İİK'nın m. 72/4 uyarınca davalı müvekkilin zararlarının karşılanması ve alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "....Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; Konya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile girişilen icra takibinde davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususları olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda davacı dava dilekçesi ile Konya .. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus takipte 180.000,00 TL bedelli bir adet çek yönünden davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespitini talep etmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.
Her ne kadar menfî tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı (alacaklı) tarafa ait ise de, davaya konu bonoda davacının keşideci, davalının ise lehtar konumunda oldukları, taraflar arasında sadece kambiyo ilişkisi bulunduğu bu hususta ispat yükünün davacıda olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ...'nün Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ....soruşturma sayılı dosyası ile imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıkması hem de mahkememizce yapılan imza incelemesi neticesinde Ankara Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğü 19/02/2022 tarih ve .... sayılı raporu ile inceleme konusu senedin rakamla ve yazıyla değer gösteren hanelerinin 80.000 (seksen)'den 180.000 (yüzseksenbin)'e yükseltilerek tahrifat yapılmış olması ihtimal dahilinde değerlendirilmiş ise de, mevcut bulgular doğrultusunda ve daha belirleyici kesin bulgular tespit edilemediği görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Mahkememizce Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığının 02/11/2022 tarihli adli tıp raporunda ise inceleme konusu Alacaklısı ...; borçlusu ... olan 05/09/2010 okunur düzenleme, 05/09/2010 ödeme tarihli 180.000 TL bedelli senette rakamla ve yazıyla miktar belirtir bölümlerde istem doğrultusunda yeniden yapılan incelemede iddia doğrultusunda tahrifat yapıldığını gösterir yeterlik ve nitelikte bir bulgu saptanamadığı görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacının, dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığı iddiasını ispatlar mahiyette muteber herhangi bir delil bulunmadığından ve davalının kötü niyet tazminat talebinin. İİK 72. Madde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır.
Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." hükmü gereğince mahkememizce tedbir kararı uygulandığından ve tedbir nedeniyle davalının alacağını geç almış bulunacağı ve zarara uğrayacağı anlaşılmakla kabulüne karar verilerek hüküm altına alınan 140.000,00 TL üzerinden % 20 oranında hesaplanan 28.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davacı vekilinin 29/11/2022 tarihli celsede tahkikat bittiğinin taraflara bildirilmesi ve son sözlerinin sorulması aşamasında yazılı beyanda bulunmak ve ıslah dilekçesi sunmak üzere süre verilmesi talep edilmiş ise de; HMK'nun 6100 sayılı 177. maddesi uyarınca ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği belirlendiğinden davacının tahkikat bittikten sonra ıslah talebi reddedilmiş..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, davalı tarafından senet metninde yer alan borç ilişkisinin talil edildiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu ayrıca, davalının sanık olarak verdiği ifadesinin içeriği nedeniyle davaya konu senedin kambiyo vasfı bulunmadığının anlaşılacağını, bu hususun re’sen gözetilmesi gerektiğini, senet metninden 1 rakamının eklenerek senet miktarının değiştirildiğinin çıplak gözle de anlaşıldığını, bu hususun Konya 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın soruşturma aşamasında bulunan kriminal raporuyla da görüleceğini,
ceza davasındaki ifadesiyle de senedin kambiyo senedi vasfının kalmadığının gözetilmesi gerekirken aksi yönde karar verildiğini, HMK gereğince ıslah talebinde bulunmak için süre istenildiğini ancak taleplerinin mahkemece haksız olarak reddedildiğini ayrıca, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, kötüniyet tazminatı için gerekli ve yeterli koşulların oluşmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı tarafça dava konusu 05.09.2020 tanzim, 05.09.2015 vade tarihli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 180.000,00 TL bedelli, nakden kaydı bulunan bono nedeniyle borçlu olmadığı, senedin sahte olup, tahrifat bulunduğu, tahrifatın da miktar ve tanzim tarihinde olduğu, bu hususta şikayetçi de olunduğu iddia edilmiş, davalı tarafça, davacının iddialarının yerinde olmadığı savunularak, davanın reddi istenmiştir.
Davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nden alınan uzmanlık raporunda; İnceleme konusu senedin rakamla ve yazıyla değer gösteren hanelerinin 80.000,00 TL'den 180.000,00 TL'ne yükseltilerek tahrifat yapılmış olması ihtimal dahilinde değerlendirilmiş ise de, mevcut bulgular doğrultusunda ve daha belirleyici kesin bulgular tespit edilememesi sebebiyle daha ileri derecede bir kanaat beyanında bulunabilmenin mümkün olmadığı,
Açılan ceza davasında ATK'dan alınan raporda; İnceleme konusu senette rakamla ve yazıyla miktar belirtir bölümlerde iddia doğrultusunda tahrifat yapıldığını gösterir yeterlilik ve nitelikte bulgu saptanamadığı,
ATK'dan mahkemece alınan raporda; İddia doğrultusunda tahrifat yapıldığını gösterir yeterlik ve nitelikte bir bulgu saptanamadığı hususunun bildirildiği,
Davacının şikayeti üzerine resmi belgede sahtecilik suçundan başlatılan soruşturma sonucu açılan ceza davasında beraat kararı verildiği ve kararın istinaf incelemesinden de geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddi ile davalı lehine tazminata hükmedilmiş olmakla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/223, K. 2024/682, 17 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama