KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/777
- Karar No
- 2024/404
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- —
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/03/2023
- Numarası
- Esas Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- İstinaf eden davalı
- —
- Vekilleri
- Av.
- Dava
- Menfi Tespit
- İstinaf kararının karar tarihi
- 14/02/2024
- Yazım tarihi
- 15/02/2024
Karar Metni
1.474 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 15/03/2023 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine Kulu İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, 08.04.2016 tarihinde müvekkili ile .... tarafından ..... .. İhr. Tic. Ltd.
Şti.'ni kurduklarını, bu şirket adına 07.10.2016 tarihinde müvekkilinin imzası bulunduğu .. nolu sözleşme ile davalı bankadan kredi çektiklerini, 04.12.2017 tarihinde müvekkilinin Ankara ..
Noterliği 04.12.2017 tarih ve ... yevmiye nolu pay devir sözleşmesi ile şirket paylarını şirketin diğer ortağı ....'a devrettiğini, bu devirden sonra 20.02.2018 tarihinde adı geçen şirketin .. nolu sözleşme ile ikinci bir kredi çektiğini, bu kredilerin ödenmediği gerekçesiyle müvekkili adına icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin imzasının bulunduğu .... nolu kredi sözleşmesi kapsamında borç bulunmadığını, takibe dayanak gösterilen ... nolu kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, ilgili icra takibine dayanak teşkil eden 07.10.2016 tarih ve .... numaralı sözleşmeye dair müvekkilinin borcunun olmadığını,
borcun dayanağı olan kefalet sözleşmesinin bir süreye bağlanmadığını, şekil şartlarının taşımadığını, sözleşmenin kesin olarak hükümsüz olduğunu, icra takibine dayanak teşkil edilen 20.02.2018 tarih ve 2343 numaralı kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin bahsi geçen şirketteki paylarını devrettiğini, şirket ile herhangi bir bağı kalmayan ve sözleşmede imzası bulunmayan müvekkilinin bu borçtan sorumlu tutulamayacağını, davalı bankanın krediler arasında bağ kurarak bu ikinci krediden de müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, ilk imzanın ikincisini bağlamadığını ve müvekkiliyle hukuki ilişki olmadığını,
müvekkilinin kefil olarak imzalamadığı sözleşme nedeniyle sorumluluk altına sokulmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve Kulu İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin müvekkili yönünden iptaline, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, müvekkili banka ile ..... .. Tic. Ltd.
Şti. arasında 07.10.2016 tarihli kredi sözleşmesi ile 20.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeler gereğince krediler kullandırıldığını, davacı ...07.10.2016 tarihli sözleşmeye kefalet verdiğini, kefalet tarihinde davacının, asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, sözleşme borçlusu şirketin sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi ve borçlarını ödememesi nedeniyle hesap kat ihtarnamesi asıl borçlu şirkete ve kefillere gönderildiğini, borçların ödenmemesi nedeniyle Kulu İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ödeme emrini tebliğ alan davacının takibe ve borca herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacı tarafın hisselerini devretmiş olsa dahi davacının kredi sözleşmesi gereği sorumluluğunun devam ettiğini, davaya konu kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmelerinin yasada belirlenen bütün şartlara havi olduğunu, davacı tarafından kefalet limitleri doğrultusunda müvekkili bankaya ödenen herhangi bir tutar olmadığını, kredi sözleşmesi gereği sorumluluğun devam ettiğini, davacının borcunun banka kayıtları ile sabit olduğunu, bu nedenlerle davacının davasının usulden ve esastan reddine,
davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; ".....Mahkememizce toplanan deliller ve bankacı bilirkişiden alınan 17/02/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 20/02/2018 tarihli GKS'de imzasının bulunmaması nedeniyle bu sözleşme nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, ancak davacının kefil olarak imzası bulunan 07/10/2016 tarihli sözleşmeye istinaden dava dışı ..... ...İTH. İHR. TİC. LTD. Şirketine 06/07/2017 tarihinde Spot BCH kredisi verildiği ve bu borcun tamamının ödenmediği bu sebeple davacının takip tarihi itibarıyla davalı bankaya 655.828,80 TL asıl alacak, 17.134,00 TL işlemiş temerrüt faizi, 1.790,52 TL faizin % 5 BSMV'si olmak üzere toplamda 674.753,32 TL borçlu olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar duruşma tutanağına kısa karar yazılırken bir (0) eksik yazılması suretiyle asıl borç 655.828,80 yerine sehven 65.582,28 TL olarak yazılmış ise de; bu yanlışlık davacı vekilinin13.05.2023 tarihli dilekçesi üzerine farkedilip, HMK 305/A maddesi gereğince düzeltme yapılarak hüküm kurulmuştur.
Davacı vekilince Kulu İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipten dolayı yapılan ödemelerin bu dosyadan mahsubu talep edilmiş ise de; celbedilip incelenen Kulu İcra Müdürlüğü'nün ... Esas saylılı takip dosyasında asıl borçlu ..... ..İTH. İHR. TİC. LTD.ŞTİ yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiği, takibe konu ipotek borçlusunun adı geçen şirket olması nedeniyle davada mahsup koşullarının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilince kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de; takibin kötü niyetli yapıldığı ispatlanamadığından bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilince de tazminat talep edilmiş ise de; tedbir harcı yatmadığından icra takibinin durdurulması yönünden infaz edilmiş bir ihtiyati tedbir bulunmadığından şartları bulunmayan bu tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir...." gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; davacının Kulu İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından.
655.828,80 TL asıl alacak, 17.134,00 TL işlemiş temerrüt faizi 1.790,52 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 674.753,32 TL borçlu olmadığının tespiti ile takibin bu miktar üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ve davalı vekillerinin şartları bulunmayan tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme her ne kadar yapmış olduğu yargılama neticesinde bankacı bilirkişiden alınan 17/02/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 20/02/2018 tarihli GKS'de imzasının bulunmaması nedeniyle bu sözleşme nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde bir değerlendirme ile kısmen kabul şeklinde hüküm kurmuşsa da bahse konu hüküm hukuka aykırı olup müvekkili bankanın büyük bir zarara uğramasına neden olduğunu, asıl borçlu şirketin 06.04.2018 tarihinde kullanmış olduğu 780.000,00 TL bedelli kredi de ilk genel kredi sözleşmesine istinaden kullanılmış olup,
dolayısıyla davacı/ kefilin kefaletinin anılan kredi için de devam ettiğini, nitekim 07.10.2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin kredi limiti 2.000.000,00 TL olup, asıl borçlu şirket kullanmış olduğu ilk kredi ile bahse konu sözleşmede kararlaştırılan limiti henüz tüketmemiş olduğundan kullanılan ilk kredi itibariyle hala halihazırda kullanılabilecek olan 1.280.000,00 TL kredi limiti bulunduğunu, dolayısıyla asıl borçlu şirketin kullanmış olduğu ikinci kredi de ilk kredi sözleşmesine istinaden kullanıldığını, aksi halde, aynı sözleşmeye dayanılarak yapılacak müteakip kredi işlemlerinde kefaletinin devam ettiğinin kabul edilmiş sayılacağını,
davacı taraf ise 2.500.000,00 TL ve işbu bedele işleyen tüm faizlerle sınırlı olmak üzere güncel borç miktarından sorumlu olduğundan, borçlular hakkında başlatılan icra takibinden kül olarak sorumlu olduklarını, nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/4619 Esas 2016/379 Karar sayılı ilamınında bu yönde olduğunu, ayrıca 20/02/2018 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 07/10/2016 tarihli birinci Genel Kredi Sözleşmesinin eki niteliğinde olup, bağımsız veyahut taraflar arasında akdedilen ilk genel kredi sözleşmesinden tamamen farklı yeni bir sözleşme olmadığını, dolayısıyla birbirinden tamamen farklı iki sözleşme gibi değerlendirerek,
davacı kefilin ikinci genel kredi sözleşmesinde imzası olmadığından bahisle sorumluluğu cihetine gidilemeyeceği hükmünün kanuna aykırı olduğunu, mahkemece yapılan yargılama esnasında, bahse konu borç ilişkisinin varlığının veyahut yokluğunun tespiti amacı ile dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişinin, davacının 20.02.2018 tarihli sözleşmede kefil olmadığı,
kefil olduğu 07.10.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 20.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi arasında bir bağlantı kurulmadığı dolayısıyla 20.02.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu tutulamayacağı yönünde tespitlerde bulunulduğunu, bu rapora itiraz ettiklerini ancak mahkemece itirazları doğrultusunda hiçbir değerlendirmede bulunulmadığını, ayrıca her ne kadar yerel mahkeme tarafından tarafları lehine icra inkar tazminatına hükmetmeye yer olmadığı şeklinde hüküm kurulmuş olsa da, borçlu olduğu halde,
haksız bir biçimde yargılamaya konu işbu menfi tespit davasını ikame eden ve en nihayetinde borçlu olduğuna hükmedilen davalı tarafın alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla eksik ve hatalı incelemeye dayanak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Bankacı bilirkişi .... tarafından düzenlenen raporda .... nolu spot BCH kredisinin davacının imzasının bulunduğu 07/10/2016 tarihli kredi sözleşmesine istinaden diğer tüm kredilerin ise davacının imzasının bulunmadığı, 20/02/2018 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/10/2022 tarih 2021/2937 Esas 2022/7037 Karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 17/12/2018 tarih 2017/1029 Esas 2018/6660 Karar ve 05/02/2018 tarih 2016/15353 Esas 2018/405 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi davacının imzası bulunmayan sonraki tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden sorumlu olmayacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/777, K. 2024/404, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama